Akşener erken seçim için tarih verdi

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Gördüğüm kadarıyla 2021 Haziran gibi seçim olabilir, olması da gerekir.” ifadelerini kullandı.

Akşener erken seçim için tarih verdi

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener erken seçim için tarih vererek “Göreceksiniz AKP bir sonraki seçimde eski oyunu alamayacak. Gördüğüm kadarıyla 2021 Haziran gibi seçim olabilir. Erdoğan kışı sevmez. Haziran’da seçim bekliyorum, olması da gerekir. Çok feci bir fakirlik var. Vatandaş seçim istiyor kavga istemiyor. Bundan sonra kavga eden kaybedecek. Bu sürekli iltifat etmek anlamına gelmiyor. AKP’ye göz kırptığımız gibi suçlamalarla karşılaşıyoruz. Partili Cumhurbaşkanlığı sistemini Türkiye’yi taşıyamıyor. Mecburen bu seçim 2023’e kalamaz. Fakirliğin yönetildiği bir Türkiye ile karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.

Karar TV’ye konuşan Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle: 

'ÇOK ÇİRKİN BİR DİL'

Cumhur İttifakı’nda Büyük Birlik’i de sayarsanız 4 paydaş var. AKP, MHP, Büyük Birlik ve Doğu Perinçek. Biz Millet İttifakı olarak vatandaşların taleplerine yönelik bir yan yana geliş yaptık. Herkesin çözüm önerileri ve tespitler farklı. Cumhur İttifakı’nda ise müthiş bir duygusal birliktelik var. Ne diyorlar biliyor musunuz? Pazara kadar değil, mezara kadar. Bu duygusal bağ seçmende müthiş bir travma yarattı. Bir ülkede bir siyasi partinin genel başkanı, başka bir siyasi partinin genel başkanına zürriyetsiz dedi. Tüm bu laflar unutuldu ve bir bütün haline geldiler. Sorun burada. Burada özellikle MHP’ye oy verenler açısından çok travmatik bir durum olduğuna inanıyorum. Sonra seçmen bakar der ki bunlar böyle yaptıysa Türkiye’de her şey olabilir. Herkes vatan haini, herkes FETÖ’cü... Bu çok çirkin bir dil. 80’lerin ülkücülerinin böyle bir dili kullandığını hiç bilmiyorum. O dönemin kendini ülkücü olarak tanımlayanların, bir kişisinin ağzından ben defolun Irak’ın kuzeyine diyen birini görmedim. Etnik ve mezhep aidiyeti üzerinden pis bir dil oluşturan yönetici kitle var ve seçmenler bundan çok rahatsız.

'20 OCAK’TAN BERİ SOKAKTAYIM'

20 Ocak’tan beri sokaktayım. İnsanlar çok çaresiz. Seçmenin dirimini anlatmak için ilçeleri geziyoruz. Çiftçiye, köylüye, esnafa, kadına, gençlere yansıyoruz. Artık bunlar kamuoyuna duyurulsun diye anlatılmaya başlandı. Kürsüye çıkanların partili olmamasına özen gösteriyoruz. Türkiye’de STK’ların müthiş bir bilgi birikimi var. Talep ediyoruz biz, partili olmayacak ve sadece o derdi anlatacak. Yapmaya çalıştığımız şey makulun siyaseti. Biz eski siyasetçilerde taban dediğimiz olay siyasetçiyi zapturap altına alırdı. Şimdi o iletişim kotu. Bunun olması gerekiyor ve bu oluşmaya başladı.

'EN FAZLA KOPUŞ AK PARTİ’DE'

Kararsız seçmen kitlesi oluştu. En fazla kopuş AK Parti seçmeninde. AK Parti ağırlıklı seçmenlerle karşılaşıyorum. Diyorlar ki dilini devam ettir, taban siyasetine devam ettir, bu defa sıra senin. Ama biz bunu bilmiyoruz. Bazı yerlerde yüzde 22, bazı yerlerde yüzde 17 gri bir kitle var. Biz geliyoruz diyemiyorum, karşımda 2 ciddi insan var. Bu gri kitlenin taliplisi İYİ Parti olarak biziz. Cumhur İttifakı, AK Parti’ye oy veren makul seçmeni koparıyor.

'İSŞİZLİK FECİ DURUMDA'

En can alıcı noktaların birincisi işsizlik. Damat bey diyordu ya dolara bakmıyorum diye. Onunla bütün esnaf dalga geçti. Bütün her şey dolarla. İş bulma umudunu kaybetmiş insan sayısıyla işsizlik nerdeyse yüzde 30. Eğitimdeki rezalet ekonomiyi etkilemiş durumda. Bu sadece EBA ile alakalı değil. Her yere üniversite açılmalı mı sorusu kadim bir tartışma. Ara eleman sıfır. Bu iktidarın AVM’lerin 3. katlarını gezmesini isterim.

'ASIL BU ZİHNİYET SORUN'

Arkadaşlarımız bir çalışma yaptı asgari ücretle ilgili. 3 bin lira olsun dedik. Kaynak nereden? Bütün bunlar 71 milyar lira tutuyor. Faize ödeyeceğimiz para 144 milyar lira. Kimsenin geçmediği yollar için ödenen para 30 milyar lira. 5 müteahhitin parasından vazgeçilmiyor ama tarıma ödenen para 22 milyar lira. Hangi birini söyleyeyim? Berat beyin ekonominin E’sinden haberi yoktu. Damat gitti, dolar 1 lira düştü. Kayınpeder biraz sussaydı kalıcı olacaktı ama durdu. Asıl bu zihniyet sorun. Mesela reform yapılacak dendi, mümkünatı yok, ekonomide ya da hukukta reform yapılsın. Yetkinin devri esası bu, devretmiyor sayın Erdoğan. Biz dış yatırım almak istiyorsak hukuka güven duymak zorundayız. Bakan değişti ama kök sorun yerinde duruyor.  

'EN BÜYÜK HATA BURADA...'

Sayın Erdoğan başkalarını suçlar ama eğitim felaket. Ben cumhuriyetin en başarılı odluğu alanın eğitim olduğunu düşünüyorum Sınıflar arası geçirgenliği sağlayan eğitimdir. O da sınavla olur. Düzgün sınav sistemiyle olur. Ekonomi için eğitime yatırım yapılmalı. Ben köy okulu bitirdim. Sosyal adalet dediğiniz kavram da eğitimle olur. Bizim okulda asker çocukları da vardı köylüler de vardı. Bugün Yozgat’ın uzak köyünden çocukların bu imkana sahip olamadığını görüyorum, en büyük hata da bu.

'PKK OLUNCA HERKES ALARMA GEÇİYOR'

Bu KHK’nın bir birey üzerinden gideni var. 15 Temmuz’dan sonra ihbar furyası başladı. Gelinine sinir olan kaynana doktor gelinini FETÖ’ cü diye şikayet ediyor, kendisi menzilci. Şöyle bir kriter konmalı. Mahkeme oldu, beraat etti. KHK ile işten atıldı, soruşturma açılmadı. Bunların yerlerine iade edilmesi lazım. Bunu söylediğiniz zaman parmaklar sallanıyor ama sallanırsa sallansın. Hukuk, herkese eşit uygulanmalı. PKK ile ilgili bir şey olunca hemen herkes alarma geçiyor. Aday olunca savcılıktan temiz kağıdı alıyorsunuz. Böyle bir şey vardı, neden aday olmasına seyirci kaldınız? Yani kriterin olması gerektiğini düşüyoruz. Senin kayyumun, benim kayyumum olmaması lazım.

'FETÖ İDDİALARINDAN ÇOK ÇEKTİK'

Sayın Özdağ konusu şu. Bir gün sayın Özdağ benimle görüşmeye geldi. Grup Başkanı olmak istediğini söyledi, ben de hayır demedim. Bu arada Buğra Kavuncu’nun FETÖ’cü olduğunu söyledi ve gitti. Kendisini aradım elinde belgeler varsa getirmesi söyledim. Sonra sayın Özdağ geldi, dinledim. Belge getirmedi, anlattı. Ben de bir A4 kağıt çıkardım not aldım. Nereden aldığını sordum, MİT’ten aldım, jandarmadan aldım, askeriyeden aldım. Daha sonra buraları aradık. Sayın Akar ve sayın Fidan bana döndüler. Ben de sayın Özdağ’ı aradım bildirdim aldığım bilgiyi. Şimdi devlet yalancı mı? Bana İçişleri Bakanlığı’ndan aldığını söyleseydi ben sayın Soylu’yu da arardım. Simdi sonuç, FETÖ suçlaması çok ağır bir suçlama. ‘İspat et’ diyoruz ispat edemiyorsunuz. Bu, demokrasi değildir. Sayın Özdağ o bilgileri mahkemeye vermek zorunda. Devlet ciddiyeti şudur: Vardır elinde belge gidersiniz. Sonra istediğin yerde konuşursun. MDK’dan bu yüzden Özdağ ile ilgili bir ihraç kararı çıktı.

'PARLAMENTER SİSTEME GEÇİŞ İÇİN BİZ BLOK OLDUK'

1 Mart’ta Millet İttifakı 2 partiden oluşuyor. İYİ Parti ve CHP, 24 Haziran’da Demokrat Parti ve Saadet Partisi de oturuyordu. Anayasa görüşmelerinde o masada ana muhalefet partisinin de oturması gerekiyor. 24 Haziran seçimlerine giderken Saadet Partisi’nden Demokrat Parti’den CHP’den ve İYİ Parti’den 2 genel başkan oturdu, 2. tura kalınması durumunda ne kadar sürede parlamenter sisteme geçileceğini ve temel ilkeler üzerinde çalıştı ve bu arkadalar açıklama yaptı. Parlamenter sisteme geçişi talep eden pek çok siyasi parti var. Tek başına orada oturmam diye bir şey yok. Biz bir blok olduk parlamenter sisteme geçilmesi için. Bizde duygusallığa yer yok. Biz İYİ Parti olarak sisteme yönelik çalışmalar yapmış Gelecek Partisi anayasa değişikliği üzerinde çalışmalar yaptık. Bir vesayetin yerine başka bir vesayetin gelmesini istemiyoruz. Erdoğan’ın parlamenter sisteme geçişi çok zor. O gücü bırakmakla ilgili olduğunu düşünüyorum. Askeri vesayeti kaldırmak için daha büyük bir güçle el sıkışmak olduğu için kalıcı olmadı. 2010’dan itibaren, ki 2010’daki referandumdur 15 Temmuz’u getirdi. Yargıyı ele geçirdiler. Sonra AB neymiş, o neymiş, bu neymiş, Erdoğan’ın dostlarına bakın hep gücü tek elde toplamaya çalışan insanlar. Sonra tüm sorunlar bir sisteme fatura edildi. Meclis gücünü itibarını kaybetti. Bir kıymeti kalmadı. Hukukun itibarı yerle bir. Benim hakkımda FETÖ soruşturması açılmış, yahu 4 senedir ifadesi alınmaz mı insanın? 4 senedir HTS kayırları çıkmaz mı? Ayda bir ifademi alın diye dilekçe veriyorum. Bir devirde güçlünün hukuku derdik ya işte aynısı. 

'AŞI SADECE ÇİN’DEN ALINMAMALI'

Çin ile ilişkilerden gidişten rahatsız bir siyasetçi olarak, bi kere aşı hassas bir durum. Şimdi Çin’in yöneticileri dostum olmuş durumda. Aşıyı olumsuz durumlarla karşılaştığımız zaman bıraktık diyelim. Sonra nereden alacağız? Almanya, ABD ve Rusya ile bağlantıların kurulması lazım. Vatandaş korkuyor. Psikolojik olarak o kadar travmatik bir durum var ki Türkiye’de o yüzden bu gidişatı doğru bulmuyorum. Gittikçe Türkiye daha hesap vermekten, şeffaflıktan uzak, otoriter yönetimlerin yoğun olduğu ülkelerle bireysel ilişkiler içine giriyor. Türkiye hızla batı liginden, AB’ye girip girmemenin konuşulmadığı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Katar meselesinin de tartışılmasının nedeni bu. Uygur Türkleri ile ilgili meseleyi de anlıyorum. Sonuçta Doğu Perinçek de iktidarın bir parçası. O konuda Çin’in dokunulmazlığı var arkadaşta. Uygurlar Müslüman değil mi? Bir taraftan yerli ve milli tanımı üzerinden hain gibi tanımların uçuştuğu bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bir yandan kamplarda kampların içinde ve her eve bir Çinli erkeğin yerleştirilmesi söz konusu. Bu çok vahim. Bunlara ağzınızı açmıyorsunuz. Çin’in Türkiye’deki savunucusu Doğu Perinçek ve sizin iktidarınızın bir savunucusu. Hey gidi günler hey, kimler, kimlerle beraber.

'İTİBARI GETİREN HARCAMA DEĞİL'

Uçak konusuna baya kafam takıldı. İtibardan tasarruf olmaz diye bir kavramı doğru bulmuyorum. Medeniyetle ve demokrasiyle bağdaşmıyor. İtibarı getiren harcama değil ki. İtibar, sizin paranızı, pasaportunuzu değerli kılmaktır. Churchill baya kötü giyinen bir adamdı. Ama Churchill’in kazandırdığı itibarın yansımasını düşünün. Çok süper arabalara binmekle, Kıbrıs’a 7 uçakla gitmekle olmaz. Bu, zihniyetle alakalı bir durum. Katar ile ilişkilerin vatandaşa anlatılması gibi bir derdi olmadığı için böyle anlaşılıyor. Türkiye ekonomisini bu paranın rahatlatması mümkün değil. Tank Palet Fabrikası konusunda 50 milyon dolarlık bir eksik sebebiyle verildiğini biliyoruz. Bu rahatlatacak bir yatırımsa 50 milyonu biz getirelim. Bütün mesele Katar ile ilişkilerdeki gizlilik. Ticari sır diye bir kavram var. Neden hukukun üstün olduğu ülkelerde böyle bir şey yok? Katar’ın Katar olması ve Müslüman olmasıyla ilgili değil bu. Bütün mesele gizlilik.