Avrupa'nın 'Sevilla' sahtekarlığı!

Türkiye'yi Akdeniz'de Antalya Körfezi'ne hapseden Sevilla haritasıyla ilgili ABD ve AB'nin iki yüzlülüğünü ortaya koyan Cihat Yaycı, "AB ‘benim resmi belgem değil’ diyor ama Avrupa Denizler Petrol Kirliliği Uydu Kaplama Haritası’nda Sevilla Haritasını kullanıyor" dedi.

Avrupa'nın 'Sevilla' sahtekarlığı!

Yunanistan ve GKRY'nin Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarının belirlenmesi için dayattığı ve Türkiye'yi Antalya Körfezi'ne hapseden Sevilla haritasıyla ilgili ABD'den dikkat çeken bir açıklama gelmişti.

ABD'nin Ankara Büyükelçiliği, Türkiye ve Yunanistan arasında Doğu Akdeniz'de yaşanan gerilime konu olan Sevilla Haritası için "hukuki bir önemi olmadığını" belirterek şu açıklamayı yaptı:

"Sevilla Haritası'nın 'hukuki statüsü' hususunda ABD, Sevilla Haritası'nın hukuki bir öneme sahip olduğunu düşünmemektedir. Avrupa Birliği'nin de Sevilla Haritası'nı hukuki bağlayıcılığı olan bir belge olarak değerlendirmediğini görmekteyiz."

İsmi açıklanmayan Avrupa Birliği (AB) yetkilileri de eylül ayının başında AB'nin isteği üzerine Sevilla Üniversitesi'nde hazırlandığı öne sürülen Sevilla Haritası'nın AB tarafından hazırlatılmadığını duyurmuştu.

Bu açıklamalara rağmen Avrupa'nın tüm resmi kurumlarında Sevilla haritasını kabul ettiği öğreneildi. Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, Yaycı “AB ‘benim resmi belgem değil’ diyor ama Avrupa Denizler Petrol Kirliliği Uydu Kaplama Haritası’nda Sevilla Haritasını kullanıyor. Enerji Ajansında Sevilla Haritasını kullanıyor. Elektrik Ajansında Sevilla Haritasını kullanıyor. .. Bunları da geçtik. (Türkiye) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Sevilla Haritasında kendine ait olarak gösterdiği yerde faaliyet yaptığı zaman, AB İlerleme Raporlarında neden Türkiye’yi kınıyorsun?” ifadelerini kullandı.

NEYİ MÜZAKERE EDECEĞİZ?

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (BAUDEGS) Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı, dün Haber Global televizyonunda yayınlanan “Neden?” adlı programa konuk oldu ve Senem Toluay Ilgaz’ın sorularını yanıtladı.

NATO çatısı altında askeri görüşmeler devam ederken, Türkiye ile Yunanistan'ın resmi görüşmesi gündeme gelmişti. Diplomasinin önemli olduğunu belirten Yaycı, “Ancak masaya oturduğunuzda neyi müzakere edeceğiniz önemli” dedi.

Doç. Dr. Yaycı şöyle devam etti:

Talepleri müzakere ederseniz, kaybedersiniz ama karşılıklı talepler müzakere edilirse o zaman diplomasiye her zaman yer var.”

'TÜRKİYE-LİBYA ANLAŞMASI ORTADAN KALKAR'

Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türkiye açısından ciddi bir tehlikeye dikkat çekti:

Şimdi Doğu Akdeniz meselesinde ben hep şunu söylüyorum: Doğu Akdeniz’de eğer şu konu görüşülecekse, çok büyük hata olur. Yunanistan’ın Rodos, Kerpe, Kaşot adalarına -Meis’e zaten verilmez, Girit’e zaten şu anda zaten bir kısım deniz yetki alanı bırakılmış durumda- bu adalara herhangi bir deniz yetki alanı verilmesi hususu eğer konuşulursa herkesin şunu bilmesi lâzım, Libya-Türkiye Anlaşması ortadan kalkar. Neden kalkar? Çok basit çünkü deniz hukukundan kaynaklanan durum itibariyle. Türkiye-Libya Anlaşması Rodos, Kerpe, Kaşot adalarının karasularının hemen dışından geçer. Dışından geçer ama o şerit ne kadardır? Biraz daha dışından geçsin diyemezsiniz. Neden? Çünkü dışından geçen şerit 18,5 mildir yani siz 18 mil daha geriye çektiğiniz an Türkiye-Libya Anlaşması ortadan kalkar. Türkiye-Libya Anlaşması ortadan kalkarsa o zaman Türkiye’nin Libya politikası çöker. Türkiye’nin Libya’ya denizden komşuluğu ortadan kalkar. Doğu Akdeniz politikası çöker.”

Doç. Dr. Cihat Yaycı, “Ama Doğu Akdeniz’de şunlar müzakere edilebilir: Meis adasını neden silahlandırdın? Niye askerileştirdin?” dedi.

Libya’da hükümet değişse bile devletlerin sürekliliği dolayısıyla anlaşmanın ortadan kalkmayacağını vurgulayan Yaycı, Türkiye’nin Libya’ya 4 Kıbrıs büyüklüğünde alan verdiğini, yeni hükümetin vatan haini olmadığı sürece bu anlaşmayı rafa kaldıramayacağını ifade etti.

ORUÇ REİS ÇEKİLMEMELİYDİ

Oruç Reis konusunda Türkiye’nin bir algı operasyonu ile karşı karşıya bulunduğunu belirten Yaycı, “Hemen adaların yanı başında faaliyet yapıyor dolayısıyla Yunanlılar itiraz ediyor, AB de ‘burada faaliyet yapılır mı?’ diyor şeklinde bir algı yönetimi oluşturulmuş. Oruç Reis adalardan 300 kilometre uzaklıkta bir alanda faaliyet yaparken, Yunanistan ve AB itiraz etti” dedi.

Oruç Reis’in Antalya Limanı’na çekilmesinin doğru bir hareket olmadığını kaydeden Yaycı, “Buradan çekilirse Sevilla Haritası’nı kabul etmiş oluyorsun. Buradan geri adım atmanız, birkaç asırlık kayıp olur” diye uyardı.

AB SEVİLLA'YI TEMEL ALIYOR

Sevilla Haritası’nın Yunan ve Rum tezlerine göre yapıldığını, Türkiye’nin Antalya’ya hapsedildiğini vurgulayan Emekli Tümamiral Cihat Yaycı, Avrupa Birliği’nin Sevilla haritasını kabul etmediğini söylemesine rağmen, fiiliyatta bu haritayı temel aldığını belirtti.

Yaycı “AB ‘benim resmi belgem değil’ diyor ama Avrupa Denizler Petrol Kirliliği Uydu Kaplama Haritası’nda Sevilla Haritasını kullanıyor. Enerji Ajansında Sevilla Haritasını kullanıyor. Elektrik Ajansında Sevilla Haritasını kullanıyor. .. Bunları da geçtik. (Türkiye) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Sevilla Haritasında kendine ait olarak gösterdiği yerde faaliyet yaptığı zaman, AB İlerleme Raporlarında neden Türkiye’yi kınıyorsun?” sorusunu yöneltti.

NEDEN MEB İLAN EDİLMİYOR?

Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölge MEB ilanını hala neden yapmadığına anlam veremediğini kaydeden Doç. Dr. Cihat Yaycı, MEB ilan edilmediği için İtalyan, Rum ve Yunan balıkçıların Türk kıyılarında rahatça avlanabildiğini, Türkiye’nin bundan doğan kaybının yılda 400 milyon dolar olduğunu söyledi.

Yaycı, Akdeniz’de şimdiye kadar 7 ülkenin MEB ilan ettiğini de hatırlattı.

Emekli Tümamiral Yaycı, Yunanistan ile İstikşafi görüşmelerde de Doğu Akdeniz’de Meis’in silahlandırılması dışında görüşülecek bir şey olmadığını, Yunanistan’ın Meis’e, adanın büyüklüğünün 4 bin katı deniz alanı istediğini anımsattı.

Yaycı, Yunanistan için “hırslı, açgözlü, pişkin bir devlet” ifadesini de kullandı; 5 savaşta cephede değil, masada kazandığına dikkat çekti.

Yunanistan’ın Akdeniz’e kıyısının, Türkiye’nin 11’de 1’i olduğunu hatırlatan Yaycı, ancak göz koyduğu alanın, Türkiye’nin hak ettiği deniz alanının 3 katı, kendi hak ettiği alanın da 33 katı olduğuna da dikkat çekti.