Başkomutan'ın izinde... Yunan ordusunda çözülme başlıyor

"14. Süvari Tümeni’nin harekâtı esnasında düşmanın 1000 kişilik bir kolu teslim işareti verdi, ama onları teslim alacak olan Yüzbaşı Şekip Bey şehit olunca durum değişti. Bugün ilk kez Trikupis’e astları teslim olmayı önerdi, ancak o kabul etmedi."

Başkomutan'ın izinde... Yunan ordusunda çözülme başlıyor

Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, zafere giden yolda Büyük Taarruz'u yerinde anlatmaya devam ediyor. Destan yazılan mücadelenin her adımını savaşın yaşandığı alanlarda Cumhuriyet'ten İpek Özbey'e anlatan Yavuz, yazı dizisinin 5. bölümünde 30 Ağustos'tan bir günce neler yaşandığını ve askeri stratejileri aktardı.

- Başkomutan Afyon’da kimlerle birlikteydi?

Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile durum değerlendirmesi yapmaktaydı. Sabahki hava keşif sonuçlarını ve birliklerden gelen raporları incelediler. Hava keşfine göre Seyitgazi’den Eskişehir’e doğru yoğun bir nakliyat vardı. Seyitgazi’nin doğusunda iki alay kadar kuvvetin ordugâhta olduğu tespit edildi. Seyitgazi-Döğer yolunda faaliyet saptanmadı. Dumlupınar istikametinde çekilen Yunan tümenlerinin hareket saatleri hem geçti hem de o geç saatlere bile uymayanlar oldu. Üstelik yürüyüş güzergâhları batıya olması gerekirken güneybatıya yönelikti. Bu duruma göre Dumlupınar bölgesine giden ve o bölgede bulunan kuvvetleriyle birleşmek isteyen Yunan kuvvetlerinin önleri kesilmeliydi. Zaten maksat, bir kuşatma manevrası yaparak düşmanı çember içine almak ve imha muharebesi yapmaktı. Buna uygun bir direktif verdi.

- Anlaşılıyor ki Başkomutan, General Trikupis ile Dumlupınar’daki General Frangos’un kuvvetlerinin birleşmesini engellemek amacındaydı.

İşin esası, 1. Ordu ile güneyden, 2. Ordu ve Süvari Kolordusu ile kuzeyden hızla ilerleyerek Yunan kuvvetlerinden önce Dumlupınar bölgesine el atmak ve arada kalan Yunan kuvvetlerini daha sonra yapılacak meydan muharebesiyle imha etmekti. Ancak ilk günden itibaren yaşanan muhabere sorunları bugün de harekâtın sevk ve idaresini olumsuz etkiledi. Telsiz irtibatı kaybedilmişti. Bunun üzerine bir otomobille 2. Ordu’ya bir subay gönderildi. Bu subayın taşıdığı mesaj şuydu: “1. Ordu Dumlupınar’a taarruz etmektedir. 6. Kol-ordu Çalköy istikametinde yürüyüştedir. 61. Tümen Altıntaş-İşören doğrultusunda ilerleyecektir. Mürettep Süvari Tümeni Kütahya’yı işgal edecek, sonra düşmanın Eskişehir’den çekilme yolunu kesmek üzere İnönü doğrultusunda ilerleyecektir.” Bugün 2. Ordu birlikleri 30 km. kadar yürüdü. Ancak Yunan kuvvetleriyle temas yaşamadılar.

BAŞARIDAN FAYDALANMA

- Nasıl bir harekât yürütülüyordu, sahada neler yaşanıyordu?

Bu harekât, askeri literatürde “başarıdan faydalanma” olarak nitelenir. Esas maksat çekilen düşman kuvvetlerinin çekilme yollarının kesilmesi ve onları istemedikleri koşullarda muharebe etmeye zorlamaktır. Bu kavrama uygun olarak, kuzeyde bir an evvel Kütahya ve İnönü bölgesine, güneyde ise Dumlupınar’a el atılmak isteniyordu. Aslında yürütülmesi gereken harekât, büyük bir süratle Kütahya ve ağırlıklı olarak Dumlupınar’a ulaşmak ve Yunan kuvvetlerinin önünü keserek imha edilmelerini sağlayacak çatışmaya sürüklemekti. Yapılmak istenen buydu. 2. Ordu’nun Mürettep Süvari Tümeni, emrine Meclis Muhafız Taburu da verilerek Kütahya’ya yollandı. Diğer birlikleri batıya doğru yürütüldü. Yukarıda belirttiğimiz gibi 1. Ordu birlikleri de Dumlupınar istikametine sevk edildi. Ama harekâtın maksadına uygun seyri için en önemli üç birlik vardı. Bunlardan biri olan, kuzeyde bulunan Süvari Kolordusu aşırı yorgunluk içindeydi. Ancak bir tümeni düşmanla temas halindeydi. Batıya doğru hızla gitmesi gereken 4. Kolordu da oyalandı. Bu nedenle Süvari Kolordusu ve 4. Kolordu arzu edilen düzeyde bekleneni yerine getiremedi. Harekât istendiği düzeyde yürütülemedi. Muharebede genel olarak planlanan uygulanamaz. Mutlaka çeldiriciler planın değişmesine yol açar. Bugün de böyle olmuştu. Esas başarı kriteri, günün sonunda beklentinin karşılanmasıydı. Bu sağlandı. En güneyde 1. Kolordu, Dumlupınar bölgesinin güneyine zamanında el atabildi.

- Bu arada 1. Kolordu cephesinde iki önemli gelişme vardı..

Birincisi, Kolordu Komutanı Dumlupınar mevzilerine taarruz etmesi gereken 57. Tümen’ini 26 Ağustos’tan beri Toklusivrisi’ni ele geçirmek için taarruz eden 6. Tümen’e yardım etmesi için görevlendirdi. Bu tepe ele geçirildi. Harekâtın geleceği açısından önemliydi. Ancak kolordunun harekâtı ister istemez yavaşladı. İkincisi, 1. Kolordu’nun 23. Tümen’i sabahın erken saatlerinde geceyi geçirdiği Düzağaç mevkiinde hava saldırısına uğradı. Bu yüzden planlanandan daha erken olacak şekilde hedefine yöneldi. Tümenin erken hareketi Batı Cephesi’nin harekâtı açısından çok belirleyici bir rol oynadı. İsterseniz buna daha geniş değiniriz.

GECE YÜRÜTMEDİ...

- Peki, ona daha sonra dönelim, çünkü önce benim iki sorum olacak: Bu arada Yunan ordusu ne yapmaktaydı? 4. Kolordu neden yavaş hareket etmek durumunda kaldı?

Bu iki soru birbiriyle bağlantılı olduğu için birlikte cevaplandırmak uygun olur. Hatta 23. Tümen ile de bağlantılı olduğu için hepsini birlikte cevaplandıralım. Dün akşama dönelim. Birliklerinin Türk ordusu tarafından kuşatıldığını hisseden Trikupis, 28 Ağustos akşamı, 29 Ağustos günü için birliklerine yürüyüş hedefi olarak Küçük Aslıhanlar-Büyük Aslıhanlar bölgesini verdiği halde, 29 Ağustos sabah saatlerinde gelen uçak keşif raporu kararını değiştirmesine yol açtı. Rapora göre Altıntaş istikametinde bir Türk tümeninin (61. Tümen) batıya doğru yürüdüğünü öğrendi. Bunun üzerine çekilme istikametini Dumlupınar olarak değiştirdi. İmha olmamanın yolunu, daha evvel Dumlupınar mevzilerine çekilmeyi başaran General Frangos grubuyla birleşmek olarak belirledi. Oysa birliklerini Murat Dağı’nın kuzeyinden doğrudan Gediz istikametinde yürütmesi gerekirdi. Çok hızlı hareket etmesi gerekirken de birliklerini gece yürütmedi. Yelgediği’nden geçen birliklerin bir kısmı 4. Kolordu’nun 5. Kafkas Tümeni tarafından tespit edildi. Bu birlikler muharebeye tutuştu. Dolayısıyla Trikupis kuvvetlerinin çekilmesi gecikmiş oldu. Tümen komutanının abartılı raporunun bir sonucu olarak 4. Kolordu’nun bütün tümenleri batıya doğru gitmeleri gerekirken kuzeye doğru döndüler ve çatışmaya girdiler. Yunan kuvvetleri yavaşlatılmış oldu ama Dumlupınar’a da zamanında gidilemedi. Kolordu’nun en batısında bulunan 3. Kafkas Tümeni, saat 09.50’de Selkisaray’da çekilen 4. ve 9. Tümen birliklerine taarruz etti. Bölgedeki Yunan kuvvetlerinin tamamı 4. Kolordu ile çatışma durumuna girdi. Birliklerin bir kısmı batıya çekilmeye başladı. Bunun üzerine Trikupis, gece karanlık basar basmaz birliklerinin bir kısmına Dumlupınar, bir kısmına Küçük Aslıhanlar bölgesine çekilmesini emretti. Çal istikametine yönelen birlikler kuzeyde bulunan 14. Süvari Tümeni’nin ateşine maruz kaldılar. Süvari tümeni ayrıca 12. Yunan Tümeni’ne gece 22.00 sularında taarruz etti. Bu birlikler dağıldı. Bir kısmı Çal köyü istikametinde çekildi. Dumlupınar istikametine yönelen birliklerin önünü de 23. Tümen kesti. Esasında 23. Tümen, 1. Kolordu’nun birliğiydi ve Arpa gediği bölgesine taarruz etmekle yükümlüydü. Ancak gelişen durum üzerine öğleden sonra tümen, taarruz istikametini kuzeye çevirmek durumunda kaldı. Haliyle 1. Kolordu Komutanı Kurmay Başkanı olan binbaşıyı tümen bölgesine gönderdi. Gece olduğunda Yunan birlikleri büyük bir kargaşa yaşadı. Batı tarafı hariç çevreleri kapatılmıştı.

DEDELERİNDEN DİNLEDİLER...

Ayvalı’nın batısında geceyi geçiren 4. Kolordu birlikleri, 29 Ağustos sabahı 5. Kafkas Tümen Komutanı’nın kuzeyde gördüğü birliklerin sayısına ilişkin abartılı bir rapor vermesi sonucu, Dumlupınar istikametinde batıya doğru giderken bu birliklerin imhasına yöneldi. Bu tercih, 4. Kolordu’yu Dumlupınar’daki görevi için geciktirdi. Aynı zamanda çekilmekte olan Yunan birliklerini de kısmen engellemiş oldu. Fotoğraftaki emekli Astsubay Mehmet Zeki Obuz (solda) ve Ahmet Ay’ın (sağda) dedeleri de burada şehit olmuştu. Bölgedeki köylerin tamamının, çekilen Yunan birliklerince yakıldığını dedelerinden dinlediğini aktardılar.

SADECE ASKERLER DEĞİLDİ

Selkisaray’da yöre halkının “Gazi Ağaçlar” olarak tanımladığı karakavakları görüyorsunuz. 3. Kafkas Tümeni’yle 4. Yunan Tümeni’nin kalıntıları arasında ve 9. Yunan Tümeni arasında şiddetli çarpışmalar yaşandı. Karşılıklı atışlardan etkilenenler sadece askerler değil, gövdelerine yüzlerce mermi ve şarapnel parçası saplanan Selkisaray’ın karakavak ağaçlarıydı.

EN İYİ ANLATAN ANIT

Arkamızda gördüğünüz Büyük Utku Anıtı, Afyonkarahisar’da kentin Yunan işgalinden kurtarılışı ve Büyük Taarruz anısına dikilen bir zafer anıtı. Heykeltıraş Heinrich Krippel tarafından 1934-1936 yılları arasında yapılmış ve 24 Mart 1936’da İsmet İnönü tarafından açılmış. 6 Kasım 1937’deyse Afyonkarahisar ziyareti sırasında anıtı inceleyen Atatürk, “Büyük utkuyu en iyi anlatan anıt” demiş. Büyük Utku Anıtı, önden bakıldığında arkasında görünen Afyonkarahisar Kalesi’yle birlikte kentin simgelerinden biri.

DÜŞMAN CEPHESİ İKİ GÜNDE YARILDI

- Yunan tümenlerinde telsiz var, bizde ne telsiz var ne telgraf sistemi. Mücadele olumsuz etkilenmiyor muydu?

Çok olumsuz hem de, çünkü muhaberesiz muharebe olmaz. Gerçi Yunan birlikleri de yoğun irtibat sorunu yaşadı. Telsizleri her zaman çalışmadı.

- Düşman teslim işareti veriyordu, sonra...

  1. Süvari Tümeni’nin harekâtı esnasında düşmanın 1000 kişilik bir kolu teslim işareti verdi, ama onları teslim alacak olan Yüzbaşı Şekip Bey şehit olunca durum değişti. Bugün Trikupis’e de astları teslim olmayı önerdi, ancak o kabul etmedi.

TUTUNAMADILAR...

- Yarın büyük gün... Şu ana kadar izlenen stratejiyi değerlendirir misiniz?

Şu ana kadar uygulanan strateji çok başarılıydı. Genel olarak irtibat sorunları, özel olarak kimi yorgunluklar bazı fırsatların kaçırılmasına yol açsa da düşman cephesi iki günde yarıldı. İki gündür devam eden başarıdan faydalanma harekâtının da sonuna gelinmiş oldu. Bugünün verili değerleriyle eleştirilecek birçok şey bulmak mümkün. Ama gerçekçi değerlendirme, ancak o günün koşulları içinde yapılabilir. Görece zayıf bir ordunun zaferinden bahsediyoruz... Sonuç olarak General Frangos grubu Dumlupınar’da tutunamadı. Küçük bir birlik bırakarak Uşak istikametinde Kaplangı mevzilerine çekildi. Trikupis’in emrindeki kuvvetler ise Adatepe bölgesinde toplandı. Bu kuvvetlerin kuzeyinde 2. Ordu, kuzeybatısında süvari kolordusu, güneybatısı ve güneyinde 1. Ordu birlikleri tarafından kuşatılmış durumdaydı. Batısında Kızıltaş Deresi tek açık kapıydı. Ama tam bir kuşatma için hem birliklerin batıya doğru 20 km. kadar yürütülmesi hem de Kızıltaş Deresi’nin kapatılması gerekecekti.

KUZEY KAÇINILMAZDI

- 23. Tümen cephesi de çok hareketliydi... 1. Kolordu Komutanı Kurmay Başkanı, binbaşıyı 23. Tümen bölgesine gönderdi. Kimdi bu kurmay binbaşı?

  1. Kolordu Komutanı’nın dikkati 23. Tümen bölgesine yoğunlaştı. Kaygısı, tümenin bir an önce Arpagediği’ne hâkim olmasıydı. Tümen bölgesinde bir olağandışılık sezdi. Bu maksatla kurmay başkanı, Binbaşı Muharrem Mazlum Bey’i 23. Tümen bölgesine gönderdi. Bunun sebebi, 23. Tümen’in taarruz cephesini batıdan kuzeye çevirmiş olmasıydı.

- Bu arada Yunan ordusu güneye doğru ilerlemeye başlamıştı...

Tümenin kurmay başkanı Yüzbaşı Fahri Belen’den öğrendiğimize göre, tümenin 68. Alay’ı Arpagediği’ne taarruz ederken kuzeyden iki düşman kolunun Çalköy ve Hamurköy üzerinden güneye doğru ilerlediği haberi alındı. Durumu araştırmak üzere ileri yanaştı. Aslıhanlar’ın doğusundaki tepelerin düşman tarafından tutulduğunu fark etti. Yakındaki 69. Alay’ı derhal taarruza geçirdi. Tümen komutanı Halis Bey at sırtındaydı. Hemen geldi. Durumu gördü. Yapılanı uygun buldu. Bunun üzerine tümen hücum taburu ve süvari bölüğü de Büyük Aslıhanlar’a sevk edildi. 69. Alay da 31. Alay’ın bir taburuyla takviye edildi. Kolordu kurmay başkanı da durumu yakından görünce müdahale etmedi. Tümen için taarruz cephesinin batı yerine kuzeye dönmesi bir zorunluluk ve gereklilikti. Kaçınılmazdı. 23. Tümen saat 16.30’da düşmanın Dumlupınar yönünde geri çekilme hattının kesildiğini rapor etti. Tutunduğu mevzilerden atılır atılmaz Arpagediği’ne doğru taarruz edeceğini de bildirdi.

Önceki 3 bölüm için tıklayınız:

Kocatepe'de Başkomutan'ın izinde... Ahmet Yavuz, Büyük Taarruz'u anlattı