Bu kitap tıp tarihinin en önemli kitabı olma özelliğini hâlâ koruyor

Ahmet Yıldız yazdı

Bu kitap tıp tarihinin en önemli kitabı olma özelliğini hâlâ koruyor

Büyük Türk filozofu, İslam âlimi ve modern tıbbın öncüsü İbn-i Sînâ’’nın 6 ciltlik “tıbbın İncil’i” kabul edilen muhteşem eseri El-Kânûn Fi’t-Tıbb, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından yeni baskısıyla satışta.

Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve becerinin muhtelif alanlarında seçkinleşmiş olan İbn-i Sînâ, Batı’da ‘Avicenna’ adıyla tanınır.

İbn-i Sînâ, çoğu fizik, astronomi ve felsefeyle ilgili olarak 150 civarında eser yazdı. Baş yapıtlarından biri ise  El-Kânûn Fi’t-Tıbb oldu. Eser, yüzlerce yıl Asya’da, Avrupa’da tıp fakültelerinin tek ders kitabı olarak okutuldu. Bu yönüyle her doktorun ve tıbba meraklı her okurun kütüphanesinde yer alan temel bir kitap oldu.

Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından İbn-i Sînâ’nın birinci kitabı, ikinci kitabı ve beşinci kitabı 1995’te basıldı.  Eserin temel kitabı niteliğini taşıyan ve en hacimli olan üçüncü kitabın çevirisi daha uzun bir zaman aldı ve 2 cilt halinde yayımlandı. Son olarak çevrilen dördüncü kitapla birlikte eserin Türkçeye çevirisi 2014’te tamamlandı.

Birinci kitap anatomi, çocuk bakımı ve eğitimi; ikinci kitap basit ilaçlar; üçüncü kitap iç hastalıkları; dördüncü kitap bulaşıcı hastalıklar ve kozmetikler; beşinci kitap ise reçeteleri içeriyor.

Kitapseverler, Tıp tarihi hocası Prof. Dr. Esin Kâhya’nın günümüz Türkçesine ilk kez tam metin hâlinde Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı için çevirdiği esere e-mağazalardan da ulaşabilirler.

M. S. 980 yılında doğan ve Türk asıllı olduğu kanıtlanan İbn-i Sina’nın Avrupa dünyasını da etkileyen 1025 yılında tamamladığı eser Latinceye çevrildi ve 17. Yüzyıla dek Avrupa üniversitelerinde verilen tıp eğitiminin temelini oluşturdu.

İBNİ SİNA TÜRK MÜDÜR?

Veryansıntv’nin de yazarlarından Profesör Dr. Gülümser Heper, İbni Sina’nın hayatını Ben İbni Sina adıyla geçen yıl romanlaştırdı. Kitapta ünlü Türk doktoru İbni Sina’nın yaşadığı tarihi kesitle bir tıpçı olarak mesleğini seçme aşaması, mesleğini sevip ilerlemesine etken olan olaylar soluk kesici biçimde anlatılıyor.

Biyografik romanın tüm özellikleri başarıyla yansıtan kitap, bir roman olmanın özelliklerini de başarıyla taşıyor.

Tarih, tıp, Müslümanlık, İslamiyet üzerine tartışmalara da neden olan romanın yazarı Gülümser Heper, kendisiyle yapılan bir söyleşide bu büyük emek gerektiren kitabı kendisine yazdıran en önemli güCün “hekimlerin efendisi” İbni Sina’ya biz Türk hekimlerinin borcunu ödemek olduğunu açıklamıştı.

Prof. Dr. Gülümser Heper, “İbni Sina Türk müdür” sorusunu şöyle yanıtlamıştı:

“İbni Sina’nın Arap olmadığı mutlak. O dönemin yazılı iletişim geleneği üzerinden eserlerinin çoğunu Farsça yazması sosyolojik bir gereklilik. Türkçe eserleri bilinmekte. Doğru bir mantık silsilesi yürüttüğümüzde, dil üzerinden yapılan onca kavgaya rağmen saf bir Türkçeyle eser çıkarabilmek için Türk olmak bir zorunluluk. Ancak benim dikkat ettiğim en önemli şey şu: O’nun hekimliği Uygur Türklerinin asırlardır devam eden hekimlik uygulamasının bizatihi kendisi.

Zira iletişimin son derece sınırlı olduğu bir dönemde tıbbıyla bir halkın içerisinde erimek için onlardan olmak gereklidir.

Tabii ki Türk olduğunu düşündüren bir diğer faktör onun yaşam şeklidir. Klasik Arap ve Fars yaşam kültürüyle barışık değildir. Babasının İslam’ın yayılması döneminde diğer Türkler gibi İslam’ın içerisinde muhalif olan İsmaililik’i seçmesi bu yüzdendir.”

İBNİ SİNA 21. YÜZYILDA DA ÖNEMİNİ KORUYOR

Tıbbın Kanunu kitabındaki pratik bilgiler ise temelini yüzyıllarca kullanılmış olmasından alıyor. Testlerin insanlarda yapılması gerektiğini söyleyen, vakalar arasında tutarlı sonuçlar alınması için birden fazla deney yapmanın önemini belirten ilaç testi kuralları da kitapta mevcut.

Kayıp Rıhtım’da Melin Arda‘nın yaptığı değerlendirmeye göre Journal of the Royal Society of Medicine, kitabın tıp ve cerrahiyi bir arada incelediği ve bin yıl önce yazılmış olmasına rağmen 21.yüzyılda da saygı duyulan bir eser olarak İbn-i Sina’nın başarısını gösteriyor.

İlaçların etkilerini değerlendirmek için yazdığı rehbere ek olarak İbn-i Sina, herhangi bir uzuv kesme işlemi yapmadan sağlıklı bir dokunun sınırına nasıl karar verileceğini ilk saptamış bilgin. Bu yöntemi, o günden bu güne sayısız hayat kurtardı.