Bülent Orakoğlu Veryansın Tv'yi neden hedef aldı? Arşivleri yeniden açıyoruz!

Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının en hararetli savunucularından eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı ve Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu, Veryansın TV’yi hedef aldı. Peki Orakoğlu’nun rahatsızlığının perde arkasında ne var? Arşivleri açıyoruz…

Bülent Orakoğlu Veryansın Tv'yi neden hedef aldı? Arşivleri yeniden açıyoruz!

VERYANSIN TV 

Veryansın TV, Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının en hararetli savunucularından Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu’na ilişkin 4 Haziran 2020 tarihinde “Yeni Şafak yazarı Taraf gazetesini aratmadı: Yeni bir Ergenekon kumpası mı geliyor?” başlıklı bir haber yayınlamıştı.

‘YENİ ŞAFAK YAZARI TARAF GAZETESİNİ ARATMADI’

Haberimizde şu ifadeler kullanılmıştı: 

“Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) başta Türk ordusu olmak üzere milli güçlere karşı gerçekleştirdiği Ergenekon kumpası bu günlerde tekrar bilindik yazarların diline dolanmaya başladı. Savcılarının firar ettiği, FETÖ’cü yazarların bile adını anmaya utandığı kumpası geçtiğimiz günlerde gazeteci Murat Yetkin köşesine taşımıştı.

Gündemdeki gelişmeleri değerlendiren Yetkin, “Endişe verici gelişmeler: İkinci Ergenekon süreci mi? ” başlıklı bir yazı kaleme almıştı.

FETÖ’nün Ergenekon kumpasında “tanıklık” yapan eski İstihbarat Daire Başkanvekili ve Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu, Yetkin’in iddialarını bir adım öteye götürdü.

“İkinci Ergenekon darbesi mi geliyor?” başlıklı yazıda Ergenekon-Balyoz kumpalarını savunanların sık sık dile getirdiği “FETÖ davayı sulandırdı” iddiası gündeme getirildi.”

İlgili yazı: ‘Ergenekon’ benzetmesi yapan Murat Yetkin ne geveliyor?

Orakoğlu'nun benzer çıkışları üzerine şu haberlere de imza atmıştık:

Sonunda ‘Ergenekon’u buldu… 3’e ayrılır: A-B-C

Orakoğlu’nun ‘Ergenekon’ hezeyanlarına Nurcular sarıldı

Orakoğlu’nun ‘kumpas’ sevdası bitmiyor… Şimdi de 28 Şubat hortlağının peşinde

VERYANSIN TV’Yİ YARGIYA ŞİKAYET ETMİŞ!

Orakoğlu bu haberlerimizden rahatsız oldu. Bugün kaleme aldığı yazısında Veryansın TV’yi “yargıya şikayet ettiğini” belirtti.

"Türkiye’de ve dünyada son yaşanan gelişmeler ışığında ‘’Türkiye’de var olmadığı yönünde yargı kararı olan Ergenekon Terör Örgütü’nü yeniden ele almadan önce daha önce özellikle kendilerini yargıya verdiğim Veryansın T V gibi yayın organları ve onların yazarlarına bir iki mesajım var. ‘Ergenekon’un tartışılmasından neden rahatsız oluyorsunuz? Kamuoyunu doğrular üzerinden bilgilendirmek sizin de göreviniz değil mi? Bu yazıları doğru bulmuyorsanız fikirlerinizi yazdığınız gazete ve köşenizde kendi doğrularınızı delilleri ile savunamayıp hakaretlere başvurmanız sizi asla haklı çıkarmaz. Bilakis millet iradesini destekleyen kamuoyu sizin neden hakaretlere başvurma acizliğinizi bu örgütle bir ilişkiniz var mı yok mu diye sorgular. Sizin ve trollerinizin her türlü hakareti şüphesiz yargı tarafından değerlendirilecektir. 30 yılı aşkın bir süre görev yaptığım Emniyet Teşkilatı’nda yalnız kendisine değil trollere güvenerek saldırmanın anlamını ve tarafımdan verilecek cevabı iyi bildiğinizden şüphem yoktur. 4 Haziran 2020 tarihinde şahsım ile olarak yazdığınız “Ergenekon terör örgütünün var olduğunu ve halen faaliyette bulunduğunu” iddia ederek Zaman ve Taraf gazetesinin bıraktığı yerden kumpasları savunmaya soyunmuştu‘’ yönündeki içi boş iddialarınız iki yönden yanlış. İlki hangi Ergenekon’dan bahsediyorsunuz? ABD’nin yeni Başkanı Biden’in ilk açıklamalarında bahsettiği 1950-60’lı yıllar arasında tüm NATO ülkelerinde kurulan ‘’Gayri Nizami Harp’(Gladyo) kıtalarının 21’inci yüzyıla adapte olarak görevlerinin başında olduğu itirafından mı? Yoksa FETÖ’nün Ergenekon Terör Örgütü’ne yapılacak operasyonları sulandırma amacı ile 1996 yılında Türkiye’de kurduğu Kumpas Ergenekon’dan mı? Gelelim en önemli konuya. Yazınızda şahsımın FETÖ kumpaslarını savunduğumu iddia etmişsiniz. O halde neden hakkımda cumhuriyet savcılarına suç duyurusunda bulunmadınız. Bulunamazsınız, siz okurlarınızı yalan ve iftiralarla kandırabilirsiniz ama yargıyı asla. Ben bildiğiniz gibi sizi ve trollerinizi iftira ve hakaretten yargıya şikayet ettim. Hepiniz hakkında maddi manevi tazminat haklarımı sonuna kadar kullanacağımı da biliyorsunuz herhalde."

NEDEN RAHATSIZ OLDU? 

Peki bu rahatsızlığın nedeni ne? Orakoğlu’nun yazısının firari FETÖ’cülerin o dönemde uzun zamandır sosyal medyada sürdürdükleri “Ergenekon darbe yapacak” söylemiyle benzerlik taşıdığını yazdığımız için mi? Yoksa neden, vatanseverlere yönelik yeni bir operasyonun ön hazırlığı olabileceğine yönelik FETÖ propagandasına alet olduğunu ifşa etmemiz mi? 

‘FETÖ’ geçmişini dile getirdiğimiz için olabilir mi? Ya da Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının sürdüğü dönemde FETÖ'nün yayın organlarına çıkap "Ergenekon'un ne denli tehlikeli bir örgüt olduğunu" anlatıp, operasyonlara destek vermesini yazdığımız için mi?

Bilemediniz…

Ergenekon davalarında tanıklık yapan Orakoğlu, şimdi çıkıp "FETÖ ile mücadele ettiğini" öne sürüyor... 

FETÖ İLE MÜCADELE ETMİŞ…

Orakoğlu bugünkü yazısında şu ifadeleri kullanıyor: 

“Gelelim FETÖ iftiranıza! Bunlar bana sökmez yakında anlayacaksınız bu durumu. 17/25 Aralık ve 15 Temmuz sonrası en az 100’den fazla televizyonlarda FETÖ ile mücadeleye kendi katkılarımı sundum. Yeni Şafak Gazetesi’nde onlarca yazı yazdım. 15 Temmuz gecesi TSK’ya sızmış FETÖ’cü sözde askerlerin iç savaş ve Türkiye’yi işgal planlarının darbe olduğunu A Haber’de gazeteci yazar Cem Küçük’ten sonra açıklayan 2’nci kişiydim. 17/25 Aralık’tan yaklaşık 15/20 gün önce FETÖ’nün finans merkezi ‘’Kaynak Holding’’ hakkında yazdığım iki köşe yazısından dolayı Kaynak Holding ticari itibarları bozulduğu savıyla şahsım hakkında şikayette bulunmuştu. 15-20 gün sonra bu birime MASAK ve Organize Suçlar ile müştereken operasyon yapıldı. Yine 25 Aralık darbe girişiminin savcısı Celal Kara, Zekeriya Öz ile birlikte yurt dışına kaçarken tarafıma suç duyurusunda bulunarak tazminat davası açmıştı.”

Yanlış duymadınız…

Peki gerçekten Orakoğlu mücadele mi ediyor? Arşivleri yeniden açıyoruz… 

ORAKOĞLU KİMDİR? 

Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olduğu dönemde Bülent Orakoğlu, polis memuru Kadir Sarmusak’ı köstebek olarak kullanarak Deniz Kuvvetleri’ne ait bazı belgeleri temin etmekle suçlanmıştı. 1997 yılında Orakoğlu ve Sarmusak, askeri mahkemede birlikte yargılandılar. Orakoğlu tutuklandı. 56 gün Mamak Askeri Cezaevi’nde tutuldu. Sarmusak, belgeleri Emniyet İstihbarat Dairesi’ne sızdırdığını itiraf etmişti. 

Orakoğlu, Deniz Kuvvetleri Askeri Mahkemesi’nde, “Devletin emniyetini veya dahili menfaatlerini taalluk eden evrak veya vesikaları çalmak”tan yargılandı.

Bu davada tanık olarak dinlenen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Dairesi İstihbarata Karşı Koyma Şubesi Müdürü Yarbay Mehmet Aygüner, Orakoğlu’nu casusluk yapmakla suçladı. Aygüner, “Bu olayın, dost bir ülkede yürütülen istihbari faliyetin esaslarını içerdiği tespitini yaptığını” söyledi. Aygüner’e göre olay, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nın TSK’yı hedef alan “planlı operasyonel bir faliyeti” idi.

‘YANLIŞLIKLA BAŞKAN!’

Bülent Orakoğlu, 54 gün tutuklu kaldı, delil yetersizliğinden beraat etti. Hanefi Avcı “Haliç’te yaşayan Simonlar” adlı ünlü kitabında Orakoğlu için “yanlışlıkla ya da tesadüf eseri daire başkanı oldu” ifadelerini kullanıyor!

2004 yılında Cem Uzan’ın Genç Parti’sinden aday olan Orakoğlu seçilemeyince AKP’ye yanaşmıştı.

ORAKOĞLU KUMPASLARI NASIL SAVUNDU? 

Orakoğlu’nun kim olduğunu hatırlattıktan sonra yakın zamanda FETÖ kumpaslarını savunan yazılarından bazılarını yeniden paylaşalım:

Orakoğlu'nun FETÖ'nün tetikçiliğini yapan Taraf ve Samanyolu'na verdiği demeçleri de hatırlatıyoruz:

ORAKOĞLU 28 ŞUBAT HORTLAĞININ PEŞİNDE!

Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu 23 Eylül 2019’da yazdığı yazısında da yeni bir 28 Şubat sürecinin planladığını iddia etti. Yazıda “28 Şubat’ın yargılanamayan sivil ayakları uzun zamandan bu yana faaliyete geçirilmiş görünmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

İSTANBUL 4. AĞIR CEZA MAHKEMESİ: ÖRGÜT VARLIĞINA HÜKMEDİLMEDİ

Orakoğlu, tıpkı FETÖ’cüler gibi “Ergenekon terör örgütü” iddiasında bulunsa da böyle bir örgütün varlığı Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından reddedilmişti.

Ümraniye’deki bir gecekonduda 12 Haziran 2007’de ihbar üzerine 27 el bombasının ele geçirilmesiyle başlayan ve 12 yıl sonra beraatla sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar 3 Eylül 2019’da açıklanmıştı. 739 sayfalık gerekçeli kararda “Ergenekon adı altında suç işlemek için kurulmuş bir örgütün varlığına hükmedilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Örgütün, nerede, ne zaman, kim ya da kimler tarafından ne amaçla kurulduğu somut olarak ortaya konulamamıştır” denildi.

Gerekçeli kararda, “Mahkememizce de Ergenekon soruşturma ve kovuşturmalarında görev yapan kolluk görevlileri savcı ve hakimlerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla yapılan soruşturma ve kovuşturma örnekleri incelenerek bu dosyalarda görev yapanların yaptıkları işlemlere şüpheyle yaklaşılmasına ilişkin örnekler toplanmış bu olgular var kabul edilmiştir. FETÖ, toplumda kabul görebilecek ve destek bulabilecek bazı yanlışların yaşandığı iddia ettiği alanlara el atarak gerçeği aydınlatmak, suçluları yakalayıp cezalandırmak, toplum vicdanını tatmin etmek adına girdiği izlenimi vererek kamuoyu desteği sağlamakta, bu soruşturma ve kovuşturmalarla elediği kişiler yerine kendi üyelerini ve etki alanındaki kişileri yerleştirerek zemin kazanmaktadır” denildi.