Erdoğan: Suriye’de yeni bir dönemin miladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Suriye'de anlaşmalara uyulmuyor. Önceki gün askerlerimize yapılan saldırı Türkiye açısından Suriye'de yeni bir dönemin miladıdır' dedi.

Erdoğan: Suriye’de yeni bir dönemin miladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP Grup Toplantısı’nda İdlib kriziyle ilgili açıklamalarda bulundu. ”Suriye konusunda izleyeceğimiz stratejiyi paylaşmak istiyorum” diyen Erdoğan, ”Askerlerimize yapılan saldırı Türkiye açısından Suriye’de yeni bir dönemin miladıdır” dedi.

Şubat ayında rejimin gözlem noktalarının gerisine çekilmesini umut ettiklerini belirten Erdoğan, ”Rejim bunu yapmazsa Türkiye Cumhuriyeti bu işi bizzat yapmak mecburiyetinde kalacaktır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen Cenevre sürecinden somut neticeler ortaya çıkmaması üzerine 2017 yılında Türkiye, Rusya ve İran’ın Astana görüşmelerini başlattığını anımsatarak, şunları kaydetti:

“Astana’daki kapsamlı görüşmeler sonucunda Suriye’deki İdlib, Humus, Hama, Lazkiye, Dera, Doğu Guta’nın çatışmasızlık alanı olarak belirlenmesi kabul edildi. Peki buna uydular mı? Hayır. Rejim bu mutabakata uymayarak, İdlib dışındaki tüm çatışmasızlık bölgelerini ağır saldırılarla yakarak, yıkarak ve kan dökerek ele geçirdi. Üstelik tüm dünya, çocuk, yaşlı, kadın, erkek demeden oluk oluk sivil kanının döküldüğü bu vahşete seyirci kaldı. Hala da seyirci.”

‘ASLINDA DERT, PETROL KUYULARIYDI’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütlerinin Türkiye’ye karşı saldırı merkezi olarak kullandıkları Afrin bölgesine yöneldiklerini ve Türkiye’nin 2018 yılı Ocak ayında gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekatı ile Afrin’i teröristlerden temizleyip bölge halkını huzura ve güvenliğe kavuşturduğunu vurguladı.

Zeytin Dalı Harekatı’nda etkisiz hale getirilen terörist sayısının 4 bin 500’ü bulduğunu kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rejimin saldırılarının yoğunlaşması üzerine Rusya ile İdlib’de bir gerginliği azaltma bölgesi oluşturulması konusunda  anlaşmaya vardık. Bu çerçevede İdlib’de 12 gözlem noktası kurduk. Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum; tüm bu süreçleri Amerika ve Rusya ile birlikte en üst düzeyde tesis ettiğimiz temaslarla, vardığımız mutabakatlarla, iş birliğiyle yürüttük. DEAŞ’ın Suriye’deki gücü ve varlığı büyük ölçüde kırılmış olmasına rağmen, Fırat’ın doğusundan Irak sınırına kadar olan güney sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturma gayretleri hiç durmadı. Amacın DEAŞ ile mücadele değil bir başka terör örgütü eliyle Suriye’yi bölme olduğu açıkça ortadaydı. Aslında dert, petrol kuyularıydı. Kamışlı’daki, Deyrizor’daki petrol kuyularıydı. Kimin iştahını kabarttığı da ortadaydı. Bunun üzerine 2019 yılı Ekim ayında Amerika ile de gereken mutabakatı sağlayarak Barış Pınarı Harekatı’nı başlattık.”

‘MUTABAKATLARIN İŞLEMEDİĞİNİ GÖRÜYORUZ’

Türkiye’nin, Barış Pınarı Harekatı ile Resulayn ve Tel Abyad arasındaki 145 kilometre genişliğe ve 30 kilometre derinliğe sahip bir bölgeyi teröristlerden temizlediğini anlatan Erdoğan, harekat bölgesinin sağında ve solundaki bölgeler için de yaklaşık 2 hafta sonra Rusya ile Soçi’de varılan mutabakatla 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturma kararı aldıklarını söyledi.

 

SALDIRI YENİ BİR DÖNEMİN MİLADI

Gelinen noktada ne İdlib’deki ne de Barış Pınarı Harekatı bölgesindeki güvenli bölge mutabakatlarının gerçek anlamda işlemediğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Hassasiyetlerimizi ve kararlılığımızı her seviyede, her fırsatta, her platformda belirtmemize rağmen Suriye’de anlaşmalara uyulmuyor. Önceki gün askerlerimize yapılan saldırı, Türkiye açısından Suriye’de yeni bir dönemin miladıdır. Çünkü bu askerlerimize karşı taammüden yapılmış bir saldırıdır. Türk askerinin kanının aktığı bir yerde hiçbir şeyin aynı şekilde devam etmesine izin veremeyiz. Nitekim anında yaptığımız operasyonlarla 76 kişiyi orada etkisiz hale getirdik, fazlası var, azı yok.

ABD VE RUSYA’YA YPG ELEŞTİRİSİ

Şayet taraflardan biri uymayacaksa ve bunun bir müeyyidesi olmayacaksa bu mutabakatlar niçin yapılıyor? Biz Suriye’de rejimin, Rusya olmadan havada, İran olmadan karada tek bir çakıl taşını dahi yerinden oynatacak gücünün bulunmadığını bilmiyor muyuz? Aynı şekilde Fırat’ın doğusunda bölücü terör örgütünün Amerika’nın desteği ve Rusya’nın müsamahası olmadan varlık gösteremeyeceğini bilmiyor muyuz? Türkiye’ye karşı aslan kesilen rejimin, Fırat’ın doğusundaki bölücü terör örgütüne karşı en küçük bir kazanım elde edememesinin gerisindeki sebeplerini görmüyor muyuz? Rejim denilen kuklanın küçük bir hizip dışında kendi ülkesinde herhangi bir karşılığı yokken, suni solunumla yaşatıldığının farkında olmadığımız mı düşünülüyor? Ülkemizde yaşayan Suriyelilerin vatanlarına, şehirlerine, evlerine dönüşlerinin bilinçli olarak engellendiğini bilmediğimiz mi varsayılıyor? Hayır. Biz, tüm bu gerçekleri ve daha fazlasını biliyoruz. Ama bizim karşımızdakilerden bir farkımız var; Türkiye her ne yapacaksa bunu hiçbir masumun canına, malına zarar gelmeden yapma prensibiyle hareket ediyor. Aksi takdirde zalimlerden bir farkımız kalmaz.

ŞUBAT’A KADAR SÜRE YOKSA…

İdlib’den harekete geçen kişi sayısı 1 milyona yaklaştı. Kimsenin böyle bir yükü omuzlarımıza yükleme hakkı yoktur.
Bu çarpık fotoğrafı düzelterek İdlib halkının evinde güvenle yaşatmakta kararlıyız.
Bundan sonra mutabakat ihlallerine göz yummayacağız.
Rejimin gözlem noktası sınırlarına çekilmesini dün akşam Sayın Putin’e ifade ettim.
Şubat ayı içinde rejimin gözlem noktalarımızın gerisine çekilmesi umut ediyoruz.
Rejim bunu yapmazsa Türkiye Cumhuriyeti bu işi bizzat yapmak mecburiyetinde kalacaktır.
Rejimin ihlalleri muhalif grupların ihlallerinden kat ve kat fazladır.
Dost unsurlara havadan ve karadan yapılan her saldırı kaynağına bakılmaksızın misliyle cevaplandırılacaktır.
Madem İdlib’deki askerlerimizin güvenliği sağlanamıyor bunu bizzat yapma hakkımıza kimse itiraz edemez.

PUTİN İLE KAPSAMLI BİR TELEFON GÖRÜŞMESİ YAPTIM

TSK’nın hava ve kara unsurları tüm harekat bölgesinde serbestçe hareket edecek gerektiğinde operasyon yürüteceklerdir.
Tel Rıfat bölgesi derhal teröristlerden temizlenerek Suriye halkına bırakılmalıdır.
Barış Pınarı Harekatı bölgesinde halen terör örgütü kontrolünde olan kısımlar vardır.
Türkiye bu bölgelerle ilgili mutabakatlarında terör örgütünün ülkemize karşı saldırılarının durdurulması şartını ortaya koymuştur. Bu beklentimiz karşılanamadı.
Madem bu saldırılar garantör ülkeler tarafından sağlanamıyor bizim bu işi bizzat kendimizin yapması kaçınılmaz hale gelecektir.
Önümüzdeki günlerde beklediğimiz adımlar atılmadığı takdirde Barış Pınarı Harekat bölgesinden operasyonu sürdürmekten çekinmeyeceğiz.
Suriye’deki krizi sona erene kadar en doğru en sağlıklı en güvenli ve sürdürülebilir çözümü bulmaktır.
Rusya ile dostluğumuzun sürmesine özel önem veriyoruz.
Rusya’dan tek beklentimiz Suriye’deki hassasiyetlerimizi daha iyi anlamasıdır.
Dün akşam Sayın Putin ile verimli ve kapsamlı bir telefon görüşmesi yaptım.
Kendisiyle tekrar bir araya geleceğiz.

KİM SURİYE’DE NE İŞİNİZ VAR DİYORSA…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin medeniyet ve kültürünün gösterdiği yolun, zalimin başını ezip mazluma sahip çıkmak olduğuna dikkati çekerek, bunun için Türkiye’nin maddi ve manevi fedakarlıklarla 3,7 milyon sığınmacıyı barındırdığını ve Suriye’deki milyonlarca insanı canı pahasına savunduğunu vurguladı.

“Bunun için yıkılan her şehrin, ölen her insanın acısını yüreğimizde hissediyoruz.” diyen Erdoğan, “Çözümün masumları zalime teslim etmekten değil, zalimleri yok ederek masumların hayat hakkını korumaktan geçtiğine inandığımız için bunca riski göze alıyoruz. Elbette bunları yaparken vatandaşlarımızın huzurunu, sınırlarımızın güvenliğini, devletimizin bekasını da düşünüyoruz. Bunların birbirleriyle ilişkili bulunduğunu, biri olmadan diğerinin olmayacağını çok çok iyi biliyoruz. Her kim ‘Türkiye’nin Suriye’de ne işi var?’ diye soruyorsa ya gafildir ya da taammüden bu ülkenin ve milletin hasmıdır.” değerlendirmelerinde bulundu.