Kalın’dan Kabine toplantısı sonrası açıklamalar

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ABD ve İran arasındaki gerginlik konusunda Türkiye'nin arabuluculuğu üstlenme talebinin olmadığını belirterek, 'Bizim bu noktada arabulucu olalım gibi beklentimiz, talebimiz ve iddiamız yok. Türkiye burada hem ABD ile hem İran ile konuşabilen birkaç ülkeden birisi, belki de en önemlisi. Cumhurbaşkanımızın bu noktada önemli bir rol oynadığı bundan sonra da oynayacağı aşikar' dedi.

2020 yılının ilk Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında yapıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine toplantısının ardından kameraların karşısına geçen İbrahim Kalın, toplantıda ele alınan konular hakkında bilgi verdi. Toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2019 yılıyla ilgili genel değerlendirme yaptığını, ayrıca 2020 yılına ilişkin öngörülerini paylaştığını söyledi. Kalın, “2019 yılı icraat programları ile ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay’ın bir takdimleri oldu. 2019 yılında yapılan icraatlar ile ilgili olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın 16 Ocak’ta kamuoyu ile bir paylaşım toplantısı yapması planlanıyor. 2019 yılının başında hedef olarak koyduğumuz projeleri, faaliyetleri, bunların gerçekleşme oranlarını kamuoyuyla paylaşacaklar, böylece 2019 yılı içerisinde ekonomide, ticarette, savunmada, ulaştırmada, sağlıkta, eğitimde ve diğer alanlarda atılan önemli adımları da vatandaşlarımızla paylaşma imkanları olacak” diye konuştu.

‘POZİSYONLAR GİDEREK KESKİNLEŞİYOR’

İran- ABD geriliminin Kabine toplantısının önemli gündem maddelerinden birisi olduğunu kaydeden Kalın, Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle başlayan süreci yakından takip ettiklerini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürecin başından itibaren yoğun bir diplomasi trafiği başlattığını, Almanya, Fransa, İngiltere, ABD ve Katar ile devlet başkanları ve başbakanlar düzeyinde telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini hatırlatan Kalın, “Atılacak yeni provakatif adımlar, saldırılar bölgedeki gerginliği daha da artıracak, kırılganlıkları daha da derinleştirecektir ve bu savaşın kazananı olmayacaktır. Bölgemiz gerçekten dış müdahalelerden, vekalet savaşlarından yoruldu, artık bu çatışmaların sona ermesi gerekiyor. Ama maalesef şu anda tarafların ABD olsun, İran olsun, pozisyonlarının giderek keskinleştiğini görüyoruz. Bunu milimize etmek için de bizim itidal ve sükunet çağrımız devam edecek. Önümüzdeki günlerde de Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuyla ilgili temas trafiğini yoğunlaştırarak devam edecekler” dedi.

‘LİBYA’DA SALDIRILAR DURMAZSA SİYASİ SÜREÇ İŞLETİLEMEZ’

Suriye’nin kuzeyindeki güvenli bölge konusunda çalışmaların sürdüğünü, ilgili bakanlıkların kabineye bilgi sunduğunu söyleyen Kalın, Afrin bölgesinde de sükunetin hakim olduğunu belirtti. Kalın, Libya’da yaşanan gelişmelere de değinirken, Nisan ayında Trablus ile Bingazi arasında imzalanan anlaşmayı ihlal eden Hafter tarafının saldırılarını pervasız bir şekilde devam ettirdiğini kaydetti. Kalın, “Buna bir ‘dur’ denilmezse Libya’da siyasi sürecin işletilmesi mümkün olmayacak ve daha fazla kan dökülecektir. Türkiye’nin Libya hükümeti ile yaptığı anlaşmaya eleştiri getirenlerin burada saldırgan tarafın kim olduğunu, anlaşmaları kimin ihlal ettiğini, askeri okula saldırarak gencecik 40’a yakın askeri öğrenciyi kimin öldürdüğünü açık bir şekilde ortaya koymaları ve kınamaları gerekir. Türkiye oradaki çatışmaya denge getiren ve siyasi sürecin önünü açan hamleler yapmaktadır. Hafter’in yaptığı her saldırı, ihlal adeta yanına kalmakta, uluslararası toplumdan bir kınama dahi çıkmamakta. Türkiye olarak bizim önceliğimiz çatışmaların durması, bir ateşkes ilan edilmesi ve bütün tarafların Nisan ayındaki pozisyonlarına geri dönmesidir. Taraflar o pozisyonlarına geri çekildikleri zaman siyasi sürecin de önü açılacak, Berlin’de yapılması planlanan liderler düzeyindeki Libya Zirvesi de netice alma imkan ve ihtimaline kavuşacak” ifadelerini kullandı.

‘İHRACAT ARTIŞINDA DÜNYADA 7’NCİ SIRADAYIZ’

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yapacağı ziyarete de değinen Kalın, yarın Türk Akımı’nın fiilen başlatılacağını hatırlattı. Kalın, “Sayın Cumhurbaşkanımızın önce Sayın Putin ile yarın baş başa ve heyetler arası görüşmesi olacak. Ardından Türk Akımı Lansman Programı olacak, ondan sonra da konuk devlet ve hükümet başkanlarına Sayın Cumhurbaşkanımızın bir akşam yemeği ikramı olacak” dedi. Kabinenin önemli başlıklarından bir diğerinin ekonomi olduğunu, Hazine ve Maliye Bakanı ile Ticaret Bakanının kapsamlı sunumlarda bulunduğunu dile getiren Kalın, “Özellikle makroekonomi ve dış ticaret alanında yaşanan gelişmeler, 2019 değerlendirmesi ve 2020 öngörüleri masaya yatırıldı. 2019 yılında ihracat artışında Türkiye dünyada 7’nci sıraya yükseldi. Reel değer, parasal ya da nominal değer anlamında ise 5’inci sırada bulunuyor. Bu tabii Türk ekonomisinin özellikle toparlanma ve artık pozitif bir hamle yapma sürecinin önemli göstergeleri” ifadelerini kullandı.

Kalın, Kabinede yerli otomobil konusunun da ele alındığını belirtirken, “Proje vatandaşlarımızda çok güzel bir karşılık buldu. İnsanımızın bu otomobili sabırsızlıkla beklediğini görüyoruz. Çok uzun bir vadede değil, 2 yıl gibi bir süre içerisinde inşallah Türkiye’de paradigmayı değiştirecek, Türk ekonomisini, teknolojisini, otomotiv sektörünü A’dan Z’ye dönüştürecek devrim niteliğinde bir hayal gerçekleşmiş olacak. Bununla ilgili çalışmalar da yoğun bir şekilde devam ediyor” dedi.

‘PUTİN’İN ZİYARETİ KENDİ TASARRUFU’

Toplantıda soruları da yanıtlayan Kalın, Putin’in Türkiye ziyaretinden önce Suriye’de Esad ile görüşmesi ile ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine şunları söyledi:

“Sayın Putin’in Suriye ziyareti kendi tasarrufudur. Biz ona bir şey diyemeyiz ama kendisinin gözlemleri, bu konuda bazı değerlendirmeleri varsa bunları Sayın Cumhurbaşkanımızla yarın paylaşacaktır. Suriye rejimi, Esed rejimi konusunda bizim pozisyonumuz açık. Biz Esed rejiminin, kendisinin Suriye’yi demokratik, çoğulcu, barışçıl bir geleceğe taşıyacak lider olma vasfını çoktan yitirdiğini görüyoruz. İdlib’de devam eden çalışmaları dikkate aldığımız zaman kendisinin ve ekibinin orada kalıcı bir barış sağlanması konusunda bir niyetinin olmadığı ortada. Bu konuda Rusya ile anlaşamadığımız da bir sır değil. Ama bu görüş ayrılıklarına rağmen Suriye’deki siyasi süreci devam ettirebilmek adına, İdlib Mutabakatı’nı hayata geçirmek, Astana Süreci’ni doğru bir şekilde yönetebilmek adına Rusya ve mevkidaşlarımızla görüşmelerimiz devam ediyor. Yarın Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Putin ile yapacağı görüşmelerde Suriye ve İdlib meselesi, Astana Süreci, İdlib Mutabakatı bunlar da gündemde olacak önemli konular.”

‘ARABULUCULUK TALEBİMİZ, BEKLENTİMİZ YOK’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile yaptığı telefon görüşmesinde, Ruhani’nin ‘ABD’ye karşı beraber duralım’ şeklinde çağrıda bulunduğu iddialarının sorulması üzerine Kalın, şu yanıtı verdi:

“Cumhurbaşkanımız bu hadiseden sonra İran ve Irak Cumhurbaşkanları ile görüştü. Ardından da diğer liderlerle görüşmeleri oldu. Öncelikle bu telefon görüşmesi durumu değerlendirmek, iki liderin görüş alışverişi yapması çerçevesinde gerçekleşen bir telefon görüşmesi. Cumhurbaşkanımız burada Sayın Ruhani’ye de aynı telkinlerde bulundu. Bu saldırının birtakım sonuçlarının olacağını herkes görüyor. Atılacak adımlar, verilecek cevapların orta uzun vadede bütün bölgeyi ateşe verecek adımlar haline gelmesinden herkesin kaçınması gerekir. Kaç gündür birtakım hedefler, rakamlar açıklanıyor, ‘şuraları vuracağız, 35 hedef belirledik, 52 hedef belirledik’ diye. Bunların arasında bir takım kültürel miras eserlerinin olduğundan bahsediliyor. Bunlar kulağa bile korkunç gelen şeyler. Bu adımlardan mutlaka sarfınazar edilmesi gerekir. Bizim bu noktada arabulucu olalım gibi beklentimiz, talebimiz ve iddiamız yok. Türkiye burada hem ABD ile hem İran ile konuşabilen birkaç ülkeden birisi, belki de en önemlisi. Cumhurbaşkanımızın bu noktada önemli bir rol oynadığı bundan sonra da oynayacağı aşikar. Umarız herkes aklıselimle, sağduyuyla hareket eder ve yangını daha fazla derinleştirecek adımlardan kaçınır.”

‘BİRİLERİ SİYASİ POLEMİK PEŞİNDE’

İstanbul Üniversitesi’nde yemekhane ücretlerine yönelik zammı öğrencilerin protesto etmesine ilişkin soruyu yanıtlayan Sözcü Kalın, “Öğrencilerin talebi üzerine üniversite bir düzeltmeye gitti, o arada bir zaman kaybı olduğu anlaşılıyor. Daha erken müdahale edilmesi isabetli olur, o görüntülerin ortaya çıkmaması sağlanabilirdi” dedi. Üniversite öğrencisi Sibel Ünli’nin intihar etmesinin ardından başlayan tartışmaları da değerlendiren Kalın, “Bu konu ile ilişkilendirildi. Ailesi bir açıklama yaptı ve konunun bununla ilgili olmadığını, evveliyatının olduğunu, kızlarının başka sorunlar yaşadığını, kendilerinin ekonomik durumlarının çok iyi olmadığını ama ilgili kurumlarımızdan maddi destek aldıklarını, hatta başka ihtiyaç sahibi aileler bunlardan istifade etsinler diye bir noktada bu yardımları almaya kestiklerini açıkladılar. Hayatını kaybeden kızlarının siyasi polemik konusu haline getirilmesinden üzüntü duyduklarını söylediler. Burada birilerinin siyasi polemik peşinde olduğunu görüyorum. Ama lütfen insan hayatı ve onuru söz konusu olduğunda hiçbir siyasi mülahazanın bunu meşrulaştırmayacağını aklımızdan çıkartmayalım. ‘Buradan bir malzeme çıkartırız, hükümete yükleniriz, karamsar tablo çıkartırız’ saiki ile hareket edenlerin daha sonra nasıl mahcup olduklarını bu olayda da gördük.”

‘LİBYA’NIN TALEPLERİNE GÖRE ASKERİ PLANLAMALAR YAPILIYOR’

Libya’ya Türk askerinin gitmesine ilişkin bir takvimin belirlenip belirlenmediği sorusuna “TBMM’den bir tezkere çıktı. Libya tarafının da talepleri çerçevesinde askeri planlamalar yapılıyor. Detaylarını size vermem uygun olmaz. Prensip olarak Türk ordusunun orada askeri eğitim, iş birliği, teknik ekipman desteği konularında meşru Libya hükümetinin yanında olduğunu ve olmaya devam edeceğini ifade edebilirim” şeklinde cevap veren Kalın, Türkiye-Almanya-İngiltere-Fransa arasındaki dörtlü zirvenin ikincisinin Şubat ayında İstanbul’da yapılacağını, belirterek, “İdlib Mutabakatına ulaşan Türkiye-Almanya-Fransa-Rusya’nın bulunduğu dörtlü zirve vardı. Birde şimdi Rusya’nın olmadığı İngiltere’nin olduğu bir başka dörtlü grup oldu. Konular ortak olduğu için bunu beşli formata çevrilip çevrilmemesi konusunda liderler arasında bir görüş alış verişi yapılıyor” dedi.

Sözcü Kalın, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 17-25 Aralık süreci ile ilgili yaptığı açıklamalara ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:

“17-25 Aralık darbe girişiminin kimler tarafından ne amaçla yapıldığı herkesin malumu. 15 Temmuz’u yapanlar kimlerse 17-25 Aralık’ı da emniyet-yargı darbesi şeklinde yapanlar aynı kişilerdir. Bizim açımızdan 17-25’i yapan irade, kadro neyse, ortaya koydukları iddialar her neyse, 15 Temmuz’da yapılanlar arasında fark yoktur. Burada o döneme ilişkin başka tür manalara gelecek değerlendirmeleri biraz da bu açıdan değerlendirmek, akılda tutmak gerekir. 17-25 başarısızlığa ulaştığı için 15 Temmuz darbe girişimi yapıldı. Bu millet sokaklara çıkarak, 251 şehit vererek bu darbeyi püskürttü. Bu tarihi gerçeği hiçbir zaman akıldan çıkartmamalı.”