Davutoğlu’nun kaleminden AKP’ye ‘Perinçek’ eleştirisi

Ahmet Davutoğlu kontrolündeki Karar gazetesinin yazarı Mehmet Ocaktan, Kılıçdaroğlu'na övgüler yaptığı yazısında AKP'ye 'Devlet Bahçeli-Doğu Perinçek’in yer aldığı ve kendi siyasal genlerine yabancı ulusalcı bir havuzda siyaset yapmaya heveslenmiş bulunmaktadır' eleştirisinde bulundu.

Davutoğlu’nun kaleminden AKP’ye ‘Perinçek’ eleştirisi

Karar gazetesi yazarı Mehmet Ocaktan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “başörtüsü” konusunda yaptığı özeleştiriyi hatırlattı. Kılıçdaroğlu “Bizim de çok kabahatimiz, kusurumuz var. Gerçeği konuşalım. Bir başörtüsü meselesini Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel mesele haline getirdik. Sana ne kardeşim ya. Kadın ister başörtüsü takar, ister takmaz” demişti.

“CHP demokratikleşirken AKP sanki CHP’ nin kuruluş yıllarına doğru yönelim içinde” diyen Ocaktan’ın yazısının satırbaşları şöyle:

“(…) Kaderin cilvesine bakın ki CHP değişim ve demokratikleşme söylemleriyle yeni bir siyaset anlayışına yönelirken, değişim, demokratik değerler ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel söylemlerle yola çıkan AK Parti sanki CHP’nin tek parti yıllarına doğru bir yönelim içindedir.

Maalesef AK Parti yola çıkarken bizzat kendi ortaya koyduğu demokratik değerler temelindeki ilkelerinden feragat ederek, Devlet Bahçeli-Doğu Perinçek’in yer aldığı ve kendi siyasal genlerine yabancı ulusalcı bir havuzda siyaset yapmaya heveslenmiş bulunmaktadır.

Şimdi geldiğimiz noktada bütün siyasi partiler, eğer gerçek manada işleyen bir demokrasinin bu ülkede inşa edilmesini ve kalıcı hale gelmesini istiyorlarsa öncelikle hatalarıyla yüzleşmeli ve toplumla helalleşmelidirler. Kılıçdaroğlu CHP’nin geçmişiyle yüzleşerek cesur bir adım atıyor, peki diğer partiler? Mesela 28 Şubat’ta MHP neredeydi? Şimdiye kadar bu partinin açık yüreklilikle o günlerin muhasebesini yaptığına tanık olmadık.

AK Parti’nin geçmişin yasakları konusunda bir muhasebe yapması gerekmiyor elbette, zira o özgürlükler ve insan hakları konusunda mücadele vererek bugünlere geldi. Ama şu da bir gerçek ki demokrasinin kalitesini yükseltme adına verdiği mücadeleden ve bu konuda gerçekleştirdiği reformlardan vazgeçmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla şimdi geriye dönüp demokrasi, hukuk ve özgürlük vaatlerinden neden feragat ettiğinin muhasebesini yapmalı ve toplumla helalleşmelidir. Aksi taktirde bugün milletle arasındaki bağın neden zayıflamaya başladığını görmesi asla mümkün olmayacaktır.”