Demokrat turşu, komünist erişte... İşte Ankara'nın 'Antiemperyalist Tükkan'ı

Ankara Kalesi’nde açılan Anti-emperyalist Tükkan adlı ‘doğal ve organik ürün’ satışında bulunan işletme vatandaşların oldukça ilgisini çekiyor. Adanalı olduğunu belirten işletme sahibi Serhat Çolak ise ‘İnsanlar sağlıklı gıda yesin diye ürünlerimi kendime 1-2 kira kar payı koyup satıyorum, müşteriyle komünist bir ilişki kuruyorum’ diyerek hikayesini Veryansın TV ile paylaştı.

Demokrat turşu, komünist erişte... İşte Ankara'nın 'Antiemperyalist Tükkan'ı

Veryansın TV / Buse ERDEM

Ankara Kalesi’nde farklı ürün isimleri ve el yapımı, doğal organik ürünleriyle vatandaşlara sağlıklı beslenme fırsatı sunan Anti-Emperyalist Tükkan adlı işletmenin Sahibi Serhat Çolak ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Bu işe nasıl başladığını ve ürünlerini hangi titizlikle seçtiğini anlatan Çolak’ın işletmesinin politikası ve seçtiği isimlerin hikayeleri ise oldukça dikkat çekiyor.

-Bu işe nasıl başladınız?

Yerel şeylerle çok uğraşıyordum, çiftçi bir ailenin çocuğuyum, ekolojik çalışmalara da zamanında çok katıldım. Daha önce kafe işletiyordum fakat işimi sağlıklı, yöresel ürünlere çevirme noktasında düşüncem vardı . Bu şekilde bu dükkanı açma kararı aldım.

-Tabela ismi ve sloganları seçmek nerden aklınıza geldi?

Ben daha önce yerel gazozlar satıyordum. Ünlü bir kola markası ile bir sorun yaşadım. Bu yüzden ben de yerli, Türkiye’de üretilen ürünlere yöneldim. Hikayem aslında gazozla başladı. Toprakla uğraşan bir ailenin çocuğu olup, üretime de katılınca kendi değerlerinizi daha çok anlıyorsunuz.

-Üreticiyi de desteklemiş oluyorsunuz böylece…

Kesinlikle…Ankara’da kadın kooperatifleri var ürünlerimin bir kısmını oradan alıyorum, bir kısmını kendim üretiyorum.

Ben kendim şalgamımı, dedemin şalgamını kuruyorum.. Dedem bu işi çok eski yöntemlerle yapıyordu. Hamur fermentesi, sonra şalgamın havuç fermentesi olurdu. Tamamen doğal, hiçbir katkı maddesi, yapay sentetik şeyler kullanmıyorum. Getirilen ürünler de hepsi el, ev yapımı ve kimyasal madde yok. Patent Kurumu coğrafi işaretler diye bölgeleri tescilliyor. Benim de ilk önceliğim bu. Aracı kullanmadan Ankara bölgesindeki üreticiye direk gidiyorum. Örneğin Kalecik’teki kadın kooperatiflerine gidiyorum, kendi ürünlerinin olduğu. Çubuk’taki el yapımı, bahçede yetiştirilen ürünleri alıp kendi dükkanıma toplamaya çalışıyorum.

Peki ürünlerinizin önlerinde yer alan isimlerin hikayeleri var mı?

Her ürünlerin bir hikayesi var aslında. Örneğin Protest şalgam. Şalgam bir canlıdır. Yapay ürünlere raf ömrü artsın diye sodyum benzoat, turşu tozu, limon tozu gibi koruyucu maddeler koyuyorlar. İçindeki canlılığı uzatıp raf ömrünü arttırıyorlar ama insan sağlığına zarar veriyor. Sodyum benzoat insan bedenindeki yararlı bakterileri de öldürüyor. O yüzden bu şalgam doğallığıyla diğer ürünlere karşı protest bir şalgam.

Peki komünist erişte?

Komünist eriştenin hikayesi ise benim eniştem komünist. Erişte- enişte hikayesinden direk öyle çevirdim…

Peki siz dükkanınızın ismi gibi anti-emperyalist misiniz?

Kesinlikle öyleyim. Genelde marka falan da giymiyorum. Yerel üreticiden alıyorum. Saman Pazarı ve İtfaiye meydanından alışveriş yapıyorum.

Bu jargon eşitlikten yana, her müşteriye de eşit şekilde mi ürün vereceksiniz? ( gülerek )

Kesinlikle, ürünlerde de herkese eşit, belli bir standart ölçüde veriyoruz. Müşteri ilişkimiz biraz komünistçe olacak.

Vatandaşın cebini düşünüyor musunuz?

Elbette. Üretimde bana gelen üründeki emeğe saygı duyuyorum. Fabrikada üretilenle el üretimi arasında fiyat farklı oluyor. Ama kendi kar payımı satarken az tutuyorum. Sirkülasyon da pek yok ama hiç olmazsa biraz mesaj verelim, insanlar sağlıklı gıda yesin diye aldığım ürünlerde kendime 1-2 lira kar payı koyup satıyorum

Ürünlerinizi biraz anlatır mısınız?

Şalgam, salça, turşu, sos, erişte, pekmez, tarhana, zeytin, zeytin yağı ürünlerimiz var. Pandemi süresinde sirkülasyon az olduğu için rafta 3-4 ay durabilecek(dondurucu dolap kullanmıyorum) mevsimlik ürünleri ya da yazdan kurutulmalık ürünleri satıyorum.