1. Haberler
  2. Gündem
  3. Dorukhan Büyükışık cinayetinde polislerle ilgili yeni karar: Yurt dışı çıkış yasakları kaldırıldı!

Dorukhan Büyükışık cinayetinde polislerle ilgili yeni karar: Yurt dışı çıkış yasakları kaldırıldı!

Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın şüpheli şekilde hayatını kaybeden 26 yaşındaki oğlu Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin 8 polisin 'görevi kötüye kullanmak' suçundan yargılandığı davada ara karar açıklandı. Mahkeme, olay yerindeki delilleri kararttığı iddia edilen polislerin yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı. Duruşma sonrası açıklama yapan baba Büyükışık, "Devlet temizlenene kadar peşlerinde koşacağım. Ben ölmeden, benim arkamda gelenler canlarını vermeden bu dava kapanmayacak" dedi.

featured

MERVE DUMAN / VERYANSIN TV

Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın şüpheli şekilde hayatını kaybeden 26 yaşındaki oğlu Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin 8 polisin “görevi kötüye kullanmak” suçundan yargılandığı davanın duruşması bugün görüldü.

Fransa’da Interpol Genel Sekreterliğinde çalışan A.K., İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nde görev alan D.A., polis memuru D.Ö.Ö., polis memuru H.A., emekli polisler F.S. ve M.E. bugün İzmir 2’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.

Sanıkların iddiaları reddedip birbirlerini suçlaması dikkat çekti.

‘DELİL İNCELEMESİ GÖREV TANIMIMDA YOK’

Duruşma, dönemin olay yeri inceleme büro amiri A.K.’nin savunmasıyla başladı.

Dorukhan Büyükışık’a ait aracın iç ve dış incelemesi esnasında parmak izi ve biyolojik svap çalışması yapmadığı ve Büyükışık’ın yakınında bulunan iki adet sigara izmariti ve sigara paketini biyolojik inceleme yapılmak üzere muhafaza altına almadığı belirlenen A.K., “delil incelemesinin görev tanımında olmadığını, duruma göre yapabileceğini” söyledi.

A.K., İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nde çalışan D.A.’nın olay günü kendisini aradığını ve Karşıyaka’dan Narlıdere’ye tek başına gittiğini söyledi. Cinayet mahaline gittiğinde D.A. ve polis memuru D.Ö.Ö.’nün de orada olduğunu belirten A.K., “olay yerine gidene kadar savcıdan talimat alınıp alınmadığını bilmediğini” ifade etti. A.K., “Gittiğimde olay yerinde savcı ve adli tıp doktoru vardı. 11.30’da gittim” diye konuştu.

‘OLAY YERİ DIŞINDA PERSONELLERE UYARI VERMEK ZORUNDA DEĞİLİZ’

Mahkeme Başkanı’nın “aracını nereye park ettiğini” sorması üzerine A.K., “Hatırlamıyorum” yanıtını verdi. “Normal şartlarda olay yerine gittiğinde kameraları kontrol eder misiniz” sorusu üzerine de “Bakmayız normal şartlarda” dedi. A.K., olay yerine şerit çekilip çekilmediğini ise hatırlamadığını öne sürdü.

Mahkeme Başkanı’nın “Şerit içinde galoş ve eldiven giyildi mi?” sorusuna “Giyilmişti” yanıtını veren A.K., “Olay yeri dışı personellere uyarı vermek zorunda değiliz” diyerek kendini savundu. A.K., olay yerindeki görüntülerin D.Ö.Ö. ve emekli polis M.E. tarafından çekildiğini belirtti.

“Savcıdan izin alınarak Dorukhan’ın yanındaki araba anahtarıyla arabanın kapısı açıldı” diyen A.K., Mahkeme Başkanı’nın “Anahtar tozlandı mı?” sorusunu şöyle cevapladı: “Ekip ön inceleme yapıp anahtarı, ekip aracında tozladı.”

‘TELEFONUN YERİNDEN OYNATILIP OYNATILMADIĞINI BİLMİYORUM’

A.K., Büyükışık’ın yakınında bulunan sigara paketi ve izmaritin sorulması üzerine “Bu söylenenler her yerde çöp olarak bulunuyor” dedi. A.K., sigara paketi ve izmaritlerin delil olarak alınıp alınmadığını bilmediğini iddia etti.

Fıtığı olduğu için İnşaatın çatı katında bulunan telefonu almaya kendisinin değil; D.Ö.Ö., D.A. ve M.E.’nin çıktığını söyleyen A.K., “Telefonun yerinden oynatılıp oynatılmadığını bilmiyorum” ifadelerini kullandı. A.K.’ye “‘Telefonun bir fotoğrafında parmak izi var gibi gözüküyor, bir fotoğrafında gözükmüyor’ şeklinde iddia var, sizin bilginiz var mı?” diye soruldu. A.K., bilmediğini öne sürdü. Sanık, “Bir tane mi telefon vardı?” sorusuna da “Bilmiyorum” cevabını verdi.

“Arabaya D.Ö.Ö. ile saat ilerlediğinde gittim. Arabayı önden fotoğrafladım” diyen A.K, Araç üstünde parmak izi incelemesi yapılmamasının sebebini “olay yerine yalnız gittim” diyerek açıkladı.

‘CÜNEYT DEMEDİM, DENİZ DEDİM’

Polisin olay yerinde çektiği görüntülerdeki konuşmaları değiştirip düzmece bir rapor hazırladıkları iddiasıyla yargılanan 2 jandarma personeli de duruşmada gündeme geldi.

Görüntülerle ilgili bilirkişi raporlarının üçünde “Cüneyt” ve “Emre” isimlerinin geçtiği, ancak bir tek jandarmanın kriminal raporunda “Cüneyt” ve “Emre” isimlerinin geçmediğini hatırlatan Mahkeme Başkanı, “Lakabınız var mı?” sorusunu yöneltti. A.K., “Burada kamera kaydında yanlış anlaşılma var, Cüneyt demedim. Deniz dedim” iddiasında bulundu. A.K., inşaattaki işçilerle konuşmadığını da belirtti.

A.K., hakkındaki bütün suçlamaları reddetti.

SİGARA İZMARİTLERİ HAKKINDA ‘ÇÖP’ SAVUNMASI

Daha sonra İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nde görev alan D.A.’nın savunmasına geçildi.

D.A., savunmasına “Olay yerine ihbardan 20 dakika sonra gittim. Gittiğimde cinayet bürodan polisler vardı” diyerek başladı.

D.Ö.Ö.’nün olay yerinde fotoğraf, M.E.’nin ise video çektiğini belirten D.A., Mahkeme Başkanı’nın “Fotoğraf çekilirken orada mıydınız, yönlendirme yaptınız mı? Anahtarın nasıl çekildiğini hatırlıyor musunuz?” sorusuna “Bana bahsedileni biliyorum” yanıtını verdi.

D.A., delil olarak incelenmeyen sigara izmariti ve sigara paketini görüp görmediğinin sorulması üzerine  “Hatırlamıyorum ama her yerde çöp vardı. D.Ö.Ö. ile ilk geldiğimizde telefonu gördük” diye konuştu.

D.A.’ya yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle oldu:

– Telefon çalışıyor mu diye baktınız mı?

Bakmadım

– Telefonu kim indirdi, poşette miydi?

Poşetteydi. Kim indirdi bilmiyorum.

– Dikkatinizi bir şeyler çekti mi? Sarı çizme söyleniyor…

Birçok yerde vardı. Dikkatimi çekmedi. İnşaat haliydi.

– Gittiğinizde inşaatta çalışma var mıydı?

Hayır etmiyordu.

– Siz aşağı indiğinizde A.K. gelmiş miydi?

Evet gelmişti.

– Tek cep telefonu mu vardı?

Evet.

– Aracı çekerken A.K. ve D.Ö.Ö. var mıydı?

Evet, ikisi yaptı çekimleri. Ben eşlik ettim.

– Fotoğrafların kronolojik olmadığı iddiası var…

Sigara paketi, eski olduğu tespit edildiği için alınmadı. Fotoğrafları da silmedik sigaranın fotoğrafı var. Fotoğraf ve video kamera saati birbirini tutmayabilir.

– Fotoğraf numaralarında eksik olma durumu var mı?

Silmedik eksik yok.

– Parlama karanlık gibi durumlarda silinir mi?

Silinmez.

– Güvenlik kameralarına bakma yetkiniz var mı, baktınız mı?

Yetkimiz yok, bakmadık

– Tek başına geldiğini o halde nasıl tespit ettiniz?

Olay yerindeki memurlar söyledi. İlk gelen ekip söyledi. Kim olduğunu, ismini bilmiyorum.

– Telefonun delil poşetine konulmasını gördünüz mü?

Görmedim ama poşetteydi.

D.A., hakkındaki tüm suçlamaları reddetti.

‘2021 YILINDA TALİMAT ÜZERİNE KROKİ ÇİZİMİNE GİTTİK’

Polis memuru D.Ö.Ö. de savunmasında “Ekip şefim M.E. ön bilgileri almaya gitti. Video çekimlerini ben yaptım, kamera çekimlerini M. E. yaptı. Ölen şahsın etrafında şerit olduğunu, binanın girişinde şerit olup olmadığını hatırlamıyorum. 2018 yılından sonra bir daha olay yerine hiç gitmedim. 2021 yılında talimat üzerine kroki çizimine gittik” diye konuştu.

‘AMİRLERİMİZ VE SAVCI GELMEDEN İŞÇİLERLE GÖRÜŞTÜK’

Dorukhan Büyükışık’ın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntülerini izlediği ancak görüntü kayıtları ile ilgili tutanak tanzim etmediği belirtilen, o dönem Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde o dönem görevli olan F.S., ise kendini şu sözlerle savundu:

“Telsizden anons aldık, H. A. ile olay yerine gittik. Biz oraya gittiğimizde iki ekip vardı ancak kim olduklarını hatırlamıyorum. Ben gittiğimde bizi bekçi karşıladı, rahmetlinin yanına götürdü. Güvenlik tedbirlerini, iki resmi ekiple birlikte çektik. Araç anahtarı ölen şahsın 15 metre gerisindeydi. Amirlerimiz ve savcı gelmeden işçilerle görüştük. Ben aslında olayın şüpheli olduğunu İ. K.’ye söyledim ama o ‘bu yüksekten düşme’ dedi. Aramızda başka bir konuşma geçmedi. Göreve ihmalle ilgili atılı suçlamaları kabul etmiyorum.”

‘TÜM DELİLLERİ ALDIK’

Dönemin olay yeri inceleme ekip şefi M. E., “Olay yerinde çok fazla ekip vardı. Gerekli güvenlik alındıktan sonra bilgi aldık ve çalışmalara başladık. Sigara kutusu ve izmaritleri olayla ilişkili olmadığını düşündüğümüz için almadık. En önemli delilleri; anahtarı, telefonu aldık. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum” diye konuştu.

‘ÖLÜ ŞEKLİNİ BOZMADIK, HİÇBİR EŞYAYA DOKUNMADIK’

Polis memuru H.A., kendini şu sözlerle savundu:

“Haber merkezinden anons geldi, biz de olay yerine gittik. Şeritleri resmi ekipten bir arkadaş ile çektik ve olay yerine hiç kimseyi sokmadık. Ölen kişinin ölü şeklini bozmadık, hiçbir eşyaya dokunmadık. Anahtar maktulün yanındaydı, telefon yukarıda. Anahtardaki amblemden aracın plakasına ulaşarak müşteki Ekrem Büyükışık’ı tespit ettik. Müştekiyi ben mi aradım başkası mı aradı bilmiyorum. İlk olay yerinde biz ve iki tane resmi ekip vardı. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum.”

‘DORUKHAN ÖLDÜRÜLDÜKTEN SONRA POLİSLER TAŞIYOR’

Dorukhan Büyükışık’ın babası Ethem Büyükışık, mahkemede söz aldı.

Davanın ‘şüpheli ölüm’ soruşturmasından çıktığını hatırlatan Büyükışık, şöyle konuştu:

“Olay gününe dönecek olursak beni sabah H. A. aradı. Benim adıma üç numara kayıtlı, tutturma oranı yüzde 33. Olay yeri evime 500-600 metre uzaklıkta. Yürüyerek gittim, arabanın şoför kapısı açıktı. Başında H.A. ve İ.K. vardı. ‘Başınız sağolsun’ dediler.

Olay yerine baktığımda oğlum demirlerin arasında yatıyordu, ağlamış gözlerinde tuz vardı. Başı demirlerin arasındaydı, yüksekten düşen birisi bu şekilde düşmez. Ben hayatım boyunca yüzlerce bilirkişilik yaptım, görür görmez öldürüldüğünü anladım. Sonra gözlem ve keşif yapmaya başladım. 2,5 yıl boyunca elimizde olan olay yeri fotoğrafları kaçırıldı.

Dorukhan’ın 01.30’da öldürüldüğü kesinleşti. Daraltılmış baz kayıtlarının raporunu aldık. O saatlerde kim oraya geldiyse size teslim edeceğiz. Buradaki sanıklardan da kim gelmiş gitmiş hepsini temizleyeceğiz. O gece orada 30’un üstünde polis memuru varmış.

İnşaat sahibi firmasının sahibinin oğlu Taylan Tanyer de sahibi Münir Tanyer de o gece oradaymış. Önümüzdeki günlerde yapacağımız müracat ile onlar da dosyaya dahil edilecek. Dorukhan, öldürüldükten sonra 02.30’da polisler alıyor taşıyor ve çocuğun üstünü başını düzeltiyor.

‘VİDEO İLE OYNANMIŞ’

Arabayı park eden ve yürüyen oğlum ama saat yanlış. Video ile oynanmış. Cinayet mahalinde kameralar en önemli delildir. O an bakılsaydı Dorukhan’ı kimin öldürdüğünü görürlerdi. Oğlumu ya polis öldürdü ya da Münir Tanyer ya da oğlu Taylan Tanyer. İşçilerden biri olsa ilk gün bize teslim ederlerdi. Daraltılmış baz çalışmalarında toplantılar yapıldığını adresleri ile belirledik. Gece olaya şahit olan en az 20 kişi var. Dava değişecek artık buradaki herkesin suçu delilleri karartma.

‘ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ ÇÖZÜLMEYE BAŞLADI’

Devlette bulunan her rapor gerçek dışıdır. Sanıkların hepsi ihbardan önce olay yerindeydi. Gece orası ana baba günüymüş. Bir tanığımız da var. Biyolojik delillerin alındığı söyleniyor ama alınmadı. Suç delillerini karartmanın tek bir yöntemi yok yanlış ışıkla da çekerseniz gizlersiniz. Bu raporlarda her paragraf gerçek dışı. Karıma yalan söyledim, beni affetsin. Ona 3,5 yıl kalp krizi dedim, cinayet desem bu delilleri toplayamazdım.

Biz bugün organize bir suç örgütünün çözülmeye başladığını görüyoruz. Burada da 5 kişilik sanık listesinde de isimler eksik. Artık durum netken bizim talebimiz failin kim olduğu, neden bu delillerin karartılmaya çalışıldığı, hangi organize suç örgütünün olayın içinde olduğunun tespit edilmesidir. Şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum. Buradaki kişilerin de suç delillerini karartmak ve suçluyu kayırmaktan yargılanmasını istiyorum.”

TALEPLER SIRALANDI

Büyükışık’ın müdafisi; mal varlıkları araştırılmasını, İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “kasten öldürme” davasının bu davaya dahil edilmesini, GPS kayıtlarının istenmesini, sanıkların tutuklanması ya da adli kontrol tedbiri uygulanmasını ve o tarihteki Narlıdere İlçe Polis Merkezi’nin telsiz kayıtlarının incelenmesini talep etti.

ARA KARAR AÇIKLANDI

Savunmaların ardından mahkeme ara kararını açıklandı. Sanıkların yurt dışı çıkış yasaklarının kaldırılmasına karar verilirken “tutuklama” talebi reddedildi. Dava, 10 Ekim’e ertelendi.

‘BEN DE NEFES ALAMIYORUM AMA SABIRLA BEKLİYORUM’

Duruşmanın ardından basın mensuplarına açıklama yapan anne Nihal Büyükışık “Dorukhan’ın nefes alamıyor, ben de nefes alamıyorum ama sabırla bekliyorum. Son nefesime kadar bu davanın aydınlanacağına adım gibi eminim. Acım çok büyük” sözleriyle acını dile getirdi.

‘YASA DIŞI SUÇ UNSURLARINI BİRER BİRER AYIKLAYACAĞIZ’

Baba Ethem Büyükışık ise “Oğlum Dorukhan, maalesef 7 yıl önce İzmir’de şehrin göbeğinde katledildi ve bir inşaata bırakıldı. Oğlumuzun telefonu da sanki intihar etmiş gibi telefonu da çatı katına bırakıldı” dedi.

Ethem Büyükışık, tam 4 kez sahte adli tıp raporu düzenlendiğini hatırlatıp sözlerini şöyle sürdürdü:

“Oğlumuzun üzerinde tek bir çizik olmaması, sırtına inşaat demiri izi olmasına rağmen yüksekten düştüğü iddiasıyla Adli Tıp Kurumu tarafından en alt seviyeden en üst kurula kadar dört defa sahte adli tıp raporu üretildi. Yetmedi, sahte olay yeri muayene raporu hazırlandı yetmedi sahte olay yeri inceleme raporu düzenlendi. Bunlar da yetmedi, bu raporların sahteliğini örtmek için bir düzüne daha sahte rapor düzenlendi. Bunların hepsi maalesef kurumlarımız içindeki çeteleşmiş bir avuç suç örgütü tarafından yapıldı. Oğlumuz Dorukhan Büyükışık, bir melekti ve uçtu gitti. Ancak sizlerin evlatları, torunları ve sizler için bu mücadeleyi yürüterek devletin içindeki yozlaşmış, çürümüş ve sadakati başka odaklara olan yasa dışı suç örgütünün unsurlarını birer birer ayıklayacağız.

‘ÇELİŞKİLİ ONLARCA İFADE KULLANDILAR’

Bugün bu örgütün 8 mensubu adalet karşısında hesap verdi. Tümü de verdiği ifadelerde birbiriyle çelişki taşıyacak onlarca ifade kullandı. Önümüzdeki günlerde açılacak olan ‘kasten öldürme’ davasında da bu sanıkların suç delillerini karartma suçluyu kayırma ve kasten öldürme suçlarına iştirak sebebiyle yargılanacakları günü bekliyoruz. ‘Görevi kötüye kullanma’ suçu kendilerinin maske olarak kullandıkları ve gönüllü olarak üstlendikleri suçlardır.

Başlarında ilçe emniyet müdürü İsmail Yalçın ve başkomiser İsmail Köksal olmak üzere büyük bir çetenin faaliyetini deşifre ettik. Bugün bunları mahkeme salonda da haykırdık, yargıçlarımız da bizi dinlemeye başladı. Bu suç örgütü yeniden hesap verecek ama bizim umudumuz buradaki sanıklarla birlikte 30 civarında polis memurunun kasten öldürme soruşturmasında suç delillerini karartma, suçluyu kayırma ve kasten öldürme şüphelileriyle iştirak suçlarından yargılanmasını istiyoruz.

‘DEVLET TEMİZLENENE KADAR PEŞLERİNDE OLACAĞIM’

Kanıtların toplanması çok uzun zaman aldı ama hiçbir sanık sunduğumuz kanıtlara tek kelime laf etmedi. Ama hepsinin peşindeyim. Sadece bu polisler değil oğlumu katlettikten sonra sahte rapor hazırlayan adli tıp doktorlarının da peşindeyim. Yine bunlarla birlikte hareket eden ve Ankara’da bu polisleri korumak için sahte ses çözüm raporu hazırlayan jandarma astsubaylarının da peşindeyim. Yine bunlarla birlikte soruşturmada görevlerini kötüye kullanan, suçluyu kayıran başsavcı vekillerinin de peşlerindeyim. Devlet temizlenene kadar peşlerinde koşacağım. Ben ölmeden benim arkamda gelenler canlarını vermeden bu dava kapanmayacak.”

DORUKHAN’IN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ VE BİR BABANIN MÜCADELESİ

2018 yılında hayatını kaybeden 26 yaşındaki oğlu Dorukhan Büyükışık’ın dosyasının bir türlü aydınlatılmadığını söyleyen Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, oğlunun ölümü araştırılırken delillerin karartıldığını, olayın kapatılmaya çalışıldığını ilk olarak Veryansın Tv Youtube kanalında Erdem Atay’a anlatmıştı.

Büyükışık, olay yerinde parmak ve vücut izi alınmadığı, var olan parmak izlerinin olay yerindeki polisler tarafından silindiğini ve silinmiş yüzeyler üzerinde fotoğraf ve video çekimi yapılarak sahte delil üretildiğini belirtmişti. Olay yerindeki MOBESE kayıtlarının alınmadığını belirten Büyükışık, görevli polisler tarafından oğlunun telefonundaki parmak izlerinin de silindiğini söylemişti.

Olaya adı karışan en üst rütbedeki polis müdürü olan dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail Köksal ile Narlıdere Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amirliği’nde görevli Komiser Yardımcısı Hüseyin Vurucu’nun, Dorukhan Büyükışık’ın şüpheli ölümü ile ilgili, adli amiri konumunda bulunan Cumhuriyet savcısının olayın soruşturmanın amiri olduğu polis merkezine verildiği halde, Cumhuriyet savcısınca talimatlar verilmesine rağmen, olay yerindeki güvenlik kamera kayıtlarının tamamının izlenerek ve kayıt alınarak tutanak düzenletmediği ve Dorukhan Büyükışık’ın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntülerinin olduğunu bildiği halde görüntü kayıtlarını aldırmayarak soruşturma dosyasına eklenmesini sağlamadığı tespit edilmişti.

Ethem Büyükışık’ın, adalet mücadelesini anlattığı yayını izlemek için tıklayın: 

8 POLİS HAKKINDA DAVA AÇILDI

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet’ten ulaşan rapor sonrasında sekiz polis hakkında “görevi kötüye kullanmak” iddiasıyla iddianame hazırlamıştı.

Savcı, iddianamede yer alan sanıklar hakkında TCK’nın 257/2 maddesindeki hüküm gereğince “üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilmesi” talebinde bulunmuştu.

POLİSLERE YÖNELİK SUÇLAMALAR

Savcılığın, sanıklara yönelik suçlamaları iddianamede şöyle yer alıyor:

Emniyet Müdürü İ.K.: Cumhuriyet savcısı tarafından talimatlar verilmesine rağmen olay yerindeki güvenlik kamera kayıtlarının tamamının izlenerek ve kayıt alınarak tutanak düzenletmediği ve ölen şahsın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntülerinin olduğunu bildiği halde görüntü kayıtlarını aldırmayarak tahkikat dosyasına eklenmesini sağlamadığı,

* Komiser H.V.: Olayla ilgili Cumhuriyet savcısının olay yerindeki emri ve talimatları doğrultusunda, tahkikatın Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amirliği’ne verildiği halde, kendisinin de Grup Amiri olması nedeniyle talimatlar doğrultusunda yapılacak çalışmalardan, olay yerindeki güvenlik kamera kayıtlarının tamamının izlenmesi ve kayıt alınarak tutanak düzenlenmesini sağlamadığı ve ölen sahsın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntüleri olduğunu ifadesinde beyan ettiği halde görüntü kayıtlarının alınarak tahkikat dosyasına eklenmesini sağlamadığı,

* Polis Memuru H.A.: Ölen şahsın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntülerinin olduğunu ekip amir vekili olarak bildiği halde görüntü kayıtları ile ilgili tutanak tanzim etmediği ve ettirmediği,

* Polis Memuru F.S.: Olay yerindeki ölen şahsın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntülerini izlediği ancak görüntü kayıtları ile ilgili tutanak tanzim etmediği,

* Komiser A.K. ve Komiser D.A.: Bilirkişi raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere ölen Dorukhan Büyükışık’a ait aracın iç ve dış incelemesi esnasında parmak izi ve biyolojik svap çalısması yapmadıkları ve ölen Dorukhan Büyükışık’ın yakınında bulunan iki adet sigara izmariti ve sigara paketini biyolojik inceleme yapılmak üzere muhafaza altına almadıkları,

* Emekli Polis Memuru M.E. ve Polis Memuru D.Ö.Ö.: Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği’nin 17 Kasım 2021 tarihli yazı ekinde gönderilen Jandarma Parmak İzi İnceleme Şube Müdürlüğü ile Görüntü İnceleme Kısım Amirliği tarafından düzenlenen Uzmanlık Raporlarında yer alan; … üzerinde iz görülebilen DSC 7959 numaralı fotoğraf üzerinde iyileştirme sonucu yapılan incelemede, belirlenen biri parmak izi, ikisi avuç izi olmak üzere toplam 3 adet izin mukayeseye elverişli olmadığı” şeklindeki tespitlere göre çekimleri tekniğine uygun yakınlıkta ve açılardan yapmayarak gereken özen ve hassasiyeti göstermedikleri ve ölen Dorukhan Büyükışık’ın yakınında bulunan iki adet sigara izmariti ve sigara paketini biyolojik inceleme yapılmak üzere muhafaza altına almadıkları (…)”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!