Enver Altaylı'nın 'Sevgili Mike'ı kim?

CIA bağlantılı FETÖ tutuklusu eski MİT'çi Enver Altaylı'nın dosyadan, “Sevgili Mike” hitabıyla Amerikalı bir istihbaratçıya yazdığı mektup çıktı.

Enver Altaylı'nın 'Sevgili Mike'ı kim?

İYİ Parti Milletvekili Ümit Özdağ’ın, partisinin İstanbul İl başkanı Buğra Kavuncu’ya yönelik FETÖ’cü suçlaması ve ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddialar hakkında soruşturma başlatması, 2017’den beri tutuklu olan eski MİT mensubu, Amerikan CIA ve Alman istihbaratıyla ilişkili Enver Altaylı ismini yeniden gündeme taşıdı.

Enver Altaylı’nın Ankara’da tutuklu yargılandığı dava dosyasında yer alan bilgiler, Amerika çıkarları için çalışan CIA’in hizmetinde bir ajan profilini ortaya koyuyor.

Hürriyet yazarı Nedim Şener, bugünkü köşesinde Enver Altaylı hakkındaki polis fezlekesinden çarpıcı bilgiler aktardı.

Şener'in yazısının satır başları şöyle:

"Dava dosyasında yer alan, 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişimi sonrası Amerika’da CIA ile ilişkili birine “Sevgili Mike” hitabıyla gönderdiği 4 Ekim 2016 tarihli bir e-postada kendisini Amerikan çıkarlarına nasıl adadığını şöyle anlatıyor:

“Biz şimdi Türkiye’de güvenilmez, çoğulcu, demokratik hukuk devletine ve hukukun üstünlüğüne düşman bir diktatör tarafından yönetiliyoruz. Gözaltına alınan ve tutuklanan insan sayısı yüz bine yakın. Türk milli ordusu sanki yok edilmiş. Kurnazca ve sinsice yürütülen bir plan çerçevesinde Türkiye Batı’dan kopartılarak, Rusya, İran ve Çin ile bir blok oluşturmuş, batıdan kopmuş bir Türkiye, ABD’nin Asya, Avrupa ve Afrika’daki varlığı için felaket olacağını düşünüyorum.

Şahsen ben Türkiye’nin karşı karşıya olduğu felaketin önlenmesi için mücadeleye kararlıyım ve elimden geleni yapacağım. Duane hayatta olsaydı herhalde bu mücadele benim için daha kolay olurdu. Ama o olmasa bile onun sayesinde tanıdığım dostlar var, sizler varsınız. Belfast’da yaşayacağıma göre görüşmemiz daha kolay olur diye düşünüyorum. Ne zaman Londra’da olacağını bilirsem, seni orada ziyaret etmek isterim.”

Dikkat çeken ayrıntı, e-postanın 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yazılması, FETÖ’cü askerler için “milli ordu” demesi. Ayrıca Türkiye’deki durum ile savaşma kararı aldığını yazıyor ve “istihbaratçı Mike”dan yardım istiyor.

Enver Altaylı’nın e-postada “Duane” isimli kişiden söz ediyor.

Kim bu Duane?

Duane Rumsfeld Clarridge, 1955’te CIA’e katılmış, hayatı Türkiye, Latin Amerika ve Avrupa’da uzun yıllar anti-komünist istihbarat operasyonlarını yönetmekle geçmiş bir ajan. 1970’lerde İstanbul’da CIA istasyon şefi oldu. Burada “komünizm karşıtı” örgütlerin arkasında olan kontra-gerilla yapısıyla yakın çalıştı. 12 Eylül 1980 darbesi sonrası 1981’de Latin Amerika istasyon şefi oldu. CIA’in Latin Amerika’daki ünlü anti-komünist operasyonlarını yönetti. Nikaragua’da solcu Sandinista hükümetini devirmek için kontra güçlerini örgütlemede görev aldı. 1984’te CIA Avrupa bölüm şefi oldu. 1990’larda CIA merkezinde görev yaptı.

Enver Altaylı’nın ismini “saygı” ile andığı Duane Rumsfeld Clarridge ile yakın ilişkisi, muhtemelen kendisinin 1970’lerde sola karşı yürüttüğü faaliyetlerle paralellik gösteriyor. Altaylı, muhtemelen o yıllarda sola karşı mücadelede CIA’ci Duane ve diğerleriyle çalıştı.

Amerikan çıkarlarını kendini adamış olan Enver Altaylı’nın kim olduğu ve ne yaptığı, yargılandığı dava ile ilgili Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi tarafından hazırlanan fezlekede şu cümlelerle anlatılıyor:

“Türkiye’nin siyasal tarihinde kanayan yara olan darbeler analiz edildiğinde, yapılan tüm darbelerin Soğuk Savaş etkisinde kalan, yabancı istihbarat servisleri tarafından eğitim gören askerlerin etkili olduğunu ve bu istihbarat servislerinde çalışma hayatlarını bu gelenekle devam ettiren eski ajanların, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi olarak sıkıntı çektiği dönemlerde dış istihbarat birimlerinin kontrolüne girerek, ülkeyi kaosa sürükledikleri darbe planı/muhtıra/post modern darbe hevesleri yıllarca süre gelmiştir.

Günümüzde casusluk eylemi kişilere bağlı olmaktan çıkmıştır. Bu bağlamda Enver Altaylı’nın Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yaklaşık altmış yıldır olduğu gibi ülke aleyhindeki faaliyetlerinin bir bütün olarak değerlendirilerek Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için casusluk/ajanlık kapsamında değerlendirilmesi uygun olacaktır.”