Erdoğan: Sulh komisyonlarını devreye alıyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Yakında her ilde sulh komisyonlarını devreye alıyoruz. Böylece külfeti azaltan, zahmeti kaldıran, yargının iş yükünü düşüren bir alternatif çözüm yolunu daha hukuk sistemimize kazandırmayı hedefliyoruz’ dedi.

Erdoğan: Sulh komisyonlarını devreye alıyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen '24'üncü Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları Kura Töreni'ne katıldı. Burada konuşan Erdoğan, görevlerine başlayacak 1008 adli yargı hakimi ve cumhuriyet savcısı ile 7 idari yargı hakimini tebrik ederek, "Şu anda ülkemiz genelinde toplam 21 bin 844 hakim ve savcı görev yapmaktadır. Bugünkü kura törenimizle inşallah bu sayı, 22 bin 859'a yükseltmiş olacağız" diye konuştu.

Erdoğan, kura ile atamaları gerçekleştirilen hakim ve savcıların görevlerini en iyi şekilde yapabilmeleri için gereken her türlü desteği vermeye devam edeceklerini söyleyerek, "Son 19 yılda bu amaç doğrultusunda adliye kapısını, adaletin kapısı haline getirmek için tarihi nitelikte birçok adım attık. İktidara geldiğimizde 9 bin 349 olan hakim-savcı sayısını neredeyse 2,5 kat artırarak mahkemelerimizin yükünü hafiflettik. Aynı şekilde mahkeme sayısını adli yargıda yüzde 84, idari yargıda yüzde 38 çoğaltarak yargı süreçlerini hem basitleştirdik hem de hızlandırdık" ifadelerini kullandı.  

SURİYE’Yİ ÖRNEK GÖSTERDİ 

Yargı mensuplarının görevlerini huzur ve güven içinde yapabilmelerini temin etmek için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadıklarını savunan Erdoğan, şunları söyledi:

"Hepimiz şu gerçeği gayet iyi biliyoruz, adalet mülkün temeli olduğu kadar sosyal barışın, refahın, istikrarın, kalkınma ve büyümenin de lokomotifidir. Temel hak ve özgürlüklerin teminat altına alınmadığı, adaletin sağlanmadığı, adalete güvenin zedelendiği bir toplumda siyasi iradenin ekonomik kalkınma ve ilerleme yönünde yapacağı hamleler de eksik kalmaya mahkumdur. Suriye başta olmak üzere; yakın coğrafyamızda yaşanan müessif hadiseler adaleti, temel hak ve özgürlükleri, hukuku ve insani değerleri hiçe sayan ülkelerin ayakta kalamayacaklarını acı bir şekilde göstermiştir. Adalet terazisinin doğru tartması kadar, adaletin gecikmemesi de önemlidir. Hep söylediğimiz gibi 'Geciken adalet, adalet değildir'. Bu ilkeden hareketle, göreve geldiğimizden beri adalet mekanizmalarının etkin çalışması ve adalet sisteminin hızlı işlemesi için çaba harcıyoruz. Adalet kurumlarının modern ve fonksiyonel mekanlara kavuşturulmasına ayrıca önem ve öncelik veriyoruz. Türk adaletine hakimlerimize, savcılarımıza, avukatlarımıza o kurumlarda görev yapan insanlarımıza yakışır adalet sarayları inşa ediyoruz."

'2021 YILI BİTMEDEN TEMELİ ATACAĞIZ' 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002 yılından bu yana inşa ettikleri 275 adalet hizmet binasıyla adliyelerin altyapı eksikliklerini giderdiklerini belirterek, "Hakim ve savcılarımızı merdiven altlarında kurulan masalarda adalet dağıtma gibi utanç sahnelerinden kurtararak adalet hizmetlerinin mehabetine uygun alanlarda yürütülmesini sağladık. Başkentimize de şanıyla ismiyle tarihi ile mütenasip adliye binası kazandırmak için çalışmalarımız devam ediyor. Yaklaşık 700 bin metrekare kapalı alana sahip olacak bu binanın hazırlıkları Adalet Bakanlığı'mız ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'mız tarafından yürütülmektedir. İnşallah 2021 yılı bitmeden, yeni adliye binasının temelini atmayı planlıyoruz" dedi. 

'REFORM İRADEMİZİ DAİMA CANLI TUTTUK'

Türk hukuk sisteminin en büyük açmazının neredeyse her 10 yılda bir antidemokratik müdahaleye maruz kalması olduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Aynı şekilde yargı camiamız, uzun yıllar boyunca ya vesayetçilerin, ya halka rağmen halkçılık yapan jakoben zihniyetin tasallutu altında kalmıştır. Öyle ki bu ülke sadece belli siyasi görüşe ve meşrebe mensup hakim ve savcı almakla övünen adalet bakanları görmüştür. Adaleti tesis etmek adına bir sağdan bir soldan gençlerin darağacına gönderildiği günler yaşandı. Uyduruk davalarla başbakan ve bakanların yargılandığı, asıldığı, şehit edildiği, yüz kızartıcı durumlara şahitlik ettik. Darbeciler karşısında selam duran, darbecileri ayakta alkışlayan, önüne cübbesini seren sözde yargı mensupları gördük. Son 19 yılda bir taraftan mevzuatımızdaki vesayet kalıntılarını temizlerken, diğer taraftan Türk yargısına musallat olan işte bu zihniyete karşı da amansız bir mücadele yürüttük. Haksız ithamlara ve eleştirilere rağmen 2002'den bu yana ülkemizde adaleti hakim kılmak, insan hakları ve demokrasi standartlarını yükseltmek için reform irademizi daima canlı tuttuk. Türkiye'yi sadece ekonomide ve demokraside değil aynı zamanda temel hak ve özgürlükler alanında da büyütmenin çabası içinde olduk."

'YÜK OLAN DEĞİL, YÜK ALAN ROL’

Erdoğan, hukukun, insanların hayatında zorlaştırıcı değil kolaylaştırıcı; yük olan değil yük alan rol üstlenmesini istediklerini dile getirerek, şunları söyledi:

"Reform adımlarımızın gerisindeki temel yaklaşım da çözüm odaklı bir şekilde yargıda iş ve işlem kolaylığı sağlamaktır. Bu bakımdan reform kavramı bizim için siyasetin ve vatandaşımıza hizmet etmenin en önemli araçlarından biridir. Türkiye'nin adalet ve kalkınma başarısının sırrı devletin milletle beraber yol yürümesi, yol boyunca da kendini sürekli olarak yenileyebilmesidir. Dünyada, devlet birey ilişkisi köklü şekilde değişirken ülkemizde de hemen her alanda büyük bir zihniyet devrimi yaşanmaktadır. Elbette siyaset gibi yargının da bu değişime bigane kalması düşünülemez. Adalet sisteminin işleyişini güçlendirmek, yargıya ve kararlarına güveni en üst düzeye çıkarmak önümüzdeki dönemde de önceliğimiz olacaktır. Meclis'imizin iradesine sunacağımız yeni yargı paketlerinde değişen şartlara göre ortaya çıkan ihtiyaçları, talepleri ve beklentileri kolaylaştırıcı bir yaklaşımla karşılamayı esas alacağız. Bu adli yılda, mağdur odaklı adalet hizmetlerinde gerek mevzuat gerekse idari faaliyetler açısından çalışmalarımızı en üst seviyeye çıkaracak bu tür düzenlemeleri hayata geçirmeyi planlıyoruz. Örneğin; icra konularını, aile hukuku alanında çocukla kişisel ilişki kurulmasından tamamen çıkaracağız. Bunun yerine mağdur hizmetleri mekanizmasını teşhis ederek çocuğun üstün yararını hakim kılacağız."

'HER İLDE SULH KOMİSYONLARINI DEVREYE ALIYORUZ' 

Erdoğan, hukuk güvenliğini artıracak yeni adımlar atacaklarını belirterek, "Bu kapsamda idare sulh usulü sistemi rahatlatacak bir yeniliğimiz olacak. Vatandaşımızın kamu ile uyuşmazlıklarında mahkeme mahkeme dolaşmadan; dilekçeler, başvurular, dosyalar arasında vakit kaybetmeden hakkına kavuşmasını istiyoruz. Yakında her ilde sulh komisyonlarını devreye alıyoruz. Böylece külfeti azaltan, zahmeti kaldıran, yargının iş yükünü düşüren bir alternatif çözüm yolunu daha hukuk sisteminize kazandırmayı hedefliyoruz. Bugün bir hakime düşen yıllık dosya sayısı adli yargıda 709, idari yargıda 400 şeklindedir. İş yükünde son 10 yılda yüzde 38'lik bir düşüş sağladığını görüyoruz. Bu oranı daha da aşağılara çekecek alternatifler geliştiriyoruz. Bir başka yenildiğimiz de hakim savcı yardımcılığı müessesedir. Bu kurumu da yeni adli yılda milletimizin hizmetine sunacağız. Böylece yargı mensubunun mesleği daha tecrübeli ve tam anlamıyla hazır başlamasını amaçlıyoruz" dedi. 

Sulh komisyonu nedir? İşlevleri nelerdir?

'ADALETİN ÖLÇÜSÜ SOSYAL MEDYANIN TUTUMU DEĞİL'

Erdoğan, her sosyal uğraş gibi yargılamanın da beşeri zaaf ve hatalarla yüklü kişilerce yapıldığını belirterek, şöyle konuştu: 

"Adil olmak ve adil görünmek sorumluluğumuza gölge düşürmeyen hatalar, mesleki tecrübenize katkı sağlayacak bir ders, yeni bir bakış açısı kazanmak için fırsat olarak da görülebilir. Hukuki ve beşeri hataların geri dönüşü mümkündür fakat adalet hatasının telafisi yoktur. Hayatın her alanındaki tavrınızı duruşunuzu ve sözünüzü bu çerçevede belirlemelisiniz. Hakimin-savcının lisanı, makul sürede vereceği adil karardır. Önümüze gelecek her dosyanın içinde en az bir insanın hikayesi, en az bir insanın istikbali ve kaderi olduğunu asla unutmayın. Vazifenizi icra ederken hukukun üstünlüğü ilkesine ve masumiyet karinesine lütfen leke sürdürmeyin. İnancı, konumu, kökeni, kimliği ne olursa olsun tek bir vatandaşımızın dahi hakkının, hukukunun yenilmesine kesinlikle rıza göstermeyin. Adaleti sağlamanın ölçüsü sosyal medyada atıp tutan, gerçek niyeti ve kimliği meçhul kalabalıkların tutumu değil, kanundur, nizamdır, mahşeri vicdandır. Vicdanınızla kararlarınızın arasına hiçbir gücün, hiçbir maddi değerin girmesine müsaade etmeyin."