Öğretmen skandalı anlattı... Milli Eğitim'deki tayin düzenbazları!

Ankara’da görev yapan bir müdür yardımcısı, bipolar bozukluğu nedeniyle kendisiyle çalışmak istemeyen diğer okul idarecilerinin çabasıyla ‘eşinden şiddet gördüğü’ gerekçesiyle şehir dışına tayin ediliyor. Aynı tayini yapanlar şiddet uyguladığını iddia ettikleri eşe de ‘isterseniz sizi de eşinizin yanına tayin edelim’ diyorlar. Bu yöntemle birçok öğretmen çifti istediklere yere tayin ettiklerini belirten bürokratlar, kadına yönelik şiddete karşı çıkarılan yasaları istismar ettiklerini itiraf ediyorlar. Düzeni bozulan öğretmenin tek isteği kendisine atılan iftiranın temizlenmesi ve Milli Eğitim’deki ‘tayin düzenbazlarının’ temizlenmesi.

Öğretmen skandalı anlattı... Milli Eğitim'deki tayin düzenbazları!

VERYANSIN TV 

Ankara’da görev yapan öğretmen çiftin hayatı üç yıl önce yaşanan bir olaydan sonra paramparça oldu.

Bir ilköğretim okulunda görev yapan müdür yardımcısı N. K., bipolar bozukluk hastalığı nedeniyle bazı dönemler farklı davranışlar sergiliyor, kendisine ve çevresine zarar veriyordu. 2017 yılında ağır bir kriz geçiren N.K, kendisi gibi öğretmen olan eşi C. K. tarafından hastaneye kaldırıldı.

Fakat okuldaki diğer müdür yardımcılarının müdahalesi sonrası N. K hastaneden çıkarılarak ‘can güvenliği yok’ denilerek il dışına tayin edilir.

MEB'de nokta atışı tayin için bunu usulsüz yol edinenler tayininin çıkması içinse eşinden şiddet gördüğünü söylemesi gerektiğini belirttiler.

Eşinin tedavisi yarım kaldığı ve ailesi dağıldığı yetmiyormuş gibi bir de eşine şiddet uygulamakla suçlanan öğretmen C. K. durumu Milli Eğitim Bakanı'na kadar taşır. Ancak yıllar süren mücadelesinde bir sonuç alamaz. C.K’nın tek derdi eşinin tedavisinin sürmesi ve kendisine atılan iftiranın ortadan kalkması.

İşte C.K’nin dilinden yaşadığı süreç:

“Kriz geçirdiği bir dönemde eşimi hastaneden kaçırır gibi çıkararak, Ankara'da zorunlu tedavi görmesine dair hakim kararını çiğneyerek, resmi evrakta sahtecilik yaparak, aile birliğimizi paramparça ederek ve benim üzerime tamamen haksız leke atarak yarım gün içinde sözde can güvenliği yok gerekçesiyle il dışına tayin ettiler.

Aradan bir süre geçiyor bu işi yaptıran okul müdürü yazılı olarak itiraf ediyor. Atama işlemi öncesinde müfettiş görevlendirilmediğini belirtiyor. Bütün bu belgelerle bakanlığa başvurdum. O dönemin müsteşarı soruşturma açılması emri veriyor ama 8 ay boyunca işlem yapılmıyor. Eş zamanlı olarak Ankara Valiliği’ne başvurdum. Valilik İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne talimat veriyor ve müdürlük soruşturma başlatmıyor. Daha sonra bakan değişti Ziya Selçuk bakan oldu, İl Milli Eğitim kadrosu değişince tekrar başvurdum.

‘TEFTİŞ KURULU BAŞKANI ATIF ALA İZİN VERMİYOR’

Eşim sinir krizi geçiriyor alıp hastaneye götürüyorum ve sonrasında ben suçlu ilan ediliyorum. Bakan değişince ‘soruşturma açılsın’ talimatı veriyor. Onu da dinlemiyorlar. Bütün bilgilere, itiraflara rağmen masa başında işlemlerle soruşturmayı örtbas ediyorlar. Soruşturma rapor sonucunu istiyorum, yine oyalıyorlar. Ben itiraz etmek için, belgeler dosyaya girsin diye bakanlığa gidiyorum. Anayasal dilekçe hakkımı engellemeye çalışıp Teftiş Kurulu Başkanı Atıf Ala'nın talimatıyla benim Bakanlık binasına girişimi ve dilekçe vermemi engelliyorlar. Yirmi yıldan fazla bu kurumun personeliyim ama dilekçe vermek için gittiğim kuruma alınmıyorum. Anayasal hakkım engelleniyor. Bunun üzerine polis çağırıp polis zoruyla bakanlığa girdim.

Bunun üzerine güvenlik görevlileri geri adım atarak kendilerine emri Atıf Ala’nın verdiğini söylediler. Atıf Ala Teftiş Kurulu Başkanı. Eski İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın kardeşi.

Yanlışları çözmesi gereken kurumun başındaki adam bu işte...

Daha sonra bir başvuru daha yaptım, yine soruşturma emri verildi. Soruşturma açıldı ve ‘yapılan işlem valilik oluruna istinaden yapılmıştır’ denildi. Bu soruşturma raporunu vermemek için yine uğraştırdılar.

Müfettişler gidiyor atamayı yapan daire başkanına soruyorlar, ‘Atamayı neden yaptınız?’. Daire başkanı da Ankara Valiliği’nin talimatı üzerine yaptığını iddia ediyor. “Ankara 3. Aile Mahkemesi’nin kararına istinaden Valilik olarak il dışına atanması uygun görülmüştür” dediler. Oysa böyle bir mahkeme kararı yok. Hiç yok. Yani resmi evrakta sahtecilik yapmak suretiyle olmayan mahkeme kararı ilgi tutularak yapılmış ve 3 yıldır örtbas edilen bir sahte tayin bu.

‘BÜROKRASİDE ÇETELEŞMİŞLER’

Bu belgelerle tekrar başvurdum. ‘Resmi evrakta sahtecilik de var, bu tayini iptal edin, sorumlular hakkında gerekli incelemeyi yapın’ dedim.

Ben meseleyi idari açıdan Bakanlık içinde çözmeye çalıştıkça usulsüzlükte sınır tanımayanlar örtbas etti.

Bu işleri yapanlar bürokraside çeteleşmiş. Bunlar bütün başvuruları kilitleyebilen kişiler. Benim verdiğim evrakları soruşturma raporuna tam tersi yazabilen, her yere eli kolu uzanan, Bakanlık için paralel Bakanlık gibi davranan kişiler.

Eşimin çalıştığı okulun müdürü atama daire başkanını tanıyor. Atama yapılması için benim üzerime suçu atıyorlar. Bir kriz oluyor ve eşimi göndermek için böyle bir yola başvuruyorlar. Eşimin problemli olduğunu düşünüyorlar ve müdür yardımcılığı koltuğunu boşaltmak için bu yola başvuruyorlar.

Eşim hastalık kaynaklı atak döneminde eli kolu bağlı hastaneye kapatılacağı korkusuna kapılıyor. Bu vaziyetteyken tayin etmek için bu şekilde eşimin adına düzenlenmiş tayin talep dilekçesi oluşturuyorlar.

Devletin ilgili bütün birimlerine başvurdum. Sonuç örtbas, haksızlık, hukuksuzluk, kanunsuzluk, resmi evrakta sahtecilik, küstahlık... Milli Eğitim Bakanı'na sesleniyorum! Bu tayini iptal ediniz ve paralel yapı haline gelmiş bu bürokrat çetesini dağıtıp bizzat Bakanlık olarak bu şahıslar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunup meselenin de takipçisi olarak cezalandırılmalarını sağlayınız.

 OKUL MÜDÜRÜNDEN İTİRAF GİBİ AÇIKLAMA

Okul müdürünün dilekçesinden:

“…. İlkokul müdürü olarak görev yaptığım dönemde N. K. Müdür yardımcısıydı. Bir buçuk yıl kadar beraber görev yaptık. Bazı dönemler aşırı sinirli, bazı dönemler aşırı neşeli ve hareketli, bazı dönemler stabil davranışları olmuştur. Herhangi bir can güvenliği sorunu yaşadığına hiç şahit olmadım. Herhangi bir darp izi görmedim. Eşinin kendisine şiddet uyguladığına dair hiçbir beyanı olmamıştır. N. Hanım benim eşimle de sohbet ederdi. Ona da bu tür bir beyanda bulunmamıştır. Tersine çok defa eşine saygı duyduğunu ve onun ayrıcalıklı bir insan olduğunu belirtirdi. C. K. Eşiyle her zaman ilgiliydi…

Kasım 2017’de ben Ankara dışında iken N. K. Eşi tarafından ağır bir sinir krizi geçirdiği için hastaneye götürülmüş ve müdür yardımcıları Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak C. K.’yi şikayet etmişlerdir. Yasalardaki boşluk nedeniyle bu şikayet üzerine hastaneden çıkarılmak zorunda kalmıştır.”