Fatih Altaylı’dan ‘kılıç hakkı’ eleştirisi: Yarın aynı gerekçeyle camileri…

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Danıştay'ın Ayasofya'nın cami olarak kullanılmasını izin veren kararının ardından bir yazı kaleme aldı.

Fatih Altaylı’dan ‘kılıç hakkı’ eleştirisi: Yarın aynı gerekçeyle camileri…

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Ayasofya tartışmalarına katılarak, “kılıç hakkı” meselesine değindi. Altaylı, “Yarın öbür gün İsrail devleti de aynı gerekçe ile ülke toprakları içinde bulunan tüm Müslüman ibadethanelerini “Biz buraları savaşarak aldık. Bu da bizim kılıç hakkımız” diyerek kapatmaya kalkışabilir.” yorumunda bulundu.

Fatih Altaylı, Habertürk gazetesi yazarı Murat Bardakçı’nın yazısını değerlendirerek; “Cumhuriyet kurulduğu günden beri karşı çıkan örgütlü muhafazakar camia üç şeyi hasretle beklerdi.Murat ikisini yazmış. Üçüncüsünü siz tahmin edin” ifadelerini kullandı.

İşte Altaylı’nın yazısı:

Ayasofya’nın açılması iyi oldu.
Bir yılan hikayesinin sonu geldi.
Kendimi bildim bileli “Açılsın, açılmasın” diye konuşulurdu.
Tüm muhafazakar iktidarların yıllardır arzusuydu Ayasofya’yı ibadete açmak.
18 yılın sonunda AK Parti iktidarına nasip oldu.

Murat Bardakçı dostum yazmış zaten “1930’lu senelerden beri muhafazakar camianın iki büyük hasreti vardı. Biri ezanın Türkçe okunması, diğeri Ayasofya’nın ibadete açılması” diye.
Aslında Murat’ın da bildiği gibi “muhafazakar” dediği camianın iki değil 3 mefkuresi vardı.
“Yeni muhafazakarları” kastetmiyorum.

Cumhuriyet kurulduğu günden beri karşı çıkan örgütlü muhafazakar camia üç şeyi hasretle beklerdi.
Murat ikisini yazmış.

Üçüncüyü yazmamayı tercih etmiş anlaşılan.
Şimdi Murat’ın yazmadığı üçüncü mefkureyi ben yazarsam ayıp olur.
En iyisi siz tahmin edin!

“Kılıç hakkı” yerine

Murat Bardakçı dostum, Ayasofya ile ilgili uzun müddettir yazdığı tüm yazılarda “kılıç hakkı” meselesini öne çıkarır.
Haklıdır da.
Ayasofya, Türkiye’nin toprakları içindedir, bize Osmanlı’dan kalmıştır ve Osmanlı tarafından camiye çevrilmiş, 481 yıl cami olarak hizmet etmiştir.

Kiliseden çevrilmiş de olsa, İstanbul’daki en eski İslam mabedidir.
Ancak yine de “kılıç hakkı” söylemine fazlaca sarılmamak gerekir.

Çünkü yarın öbür gün İsrail devleti de aynı gerekçe ile ülke toprakları içinde bulunan tüm Müslüman ibadethanelerini “Biz buraları savaşarak aldık. Bu da bizim kılıç hakkımız” diyerek kapatmaya kalkışabilir.
O yüzden kılıç hakkı demektense, “Burası zaten 481 sene cami idi kardeşim” demek daha doğru bir gerekçe olabilir.

“Ama orijinali kiliseydi” diyenlere de Kurtuba Camii’nin İspanyollarca katedrale çevrilmesini örnek gösterebiliriz.

Ayasofya’dan yaklaşık 150 yıl sonra inşa edilmiş olan bu camii de yapımından 500 yıl sonra Endülüs Emevi Devleti’ni yıkan İspanyollar tarafından katedrale çevrilmişti.