FETÖ ile mücadele ediliyor mu?

Turgay Erdağ yazdı:

FETÖ ile mücadele ediliyor mu?

17 Ekim 2019 günü “Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter FETÖ üyeliğine dair yeterli delil olmadığı gerekçesiyle beraat etti” haberini okuduğumda bir kez daha dudaklarımda acı bir gülümseme belirdi.

Haberi okuduktan sonra belli belirsiz bir sesle “FETÖ ile mücadele ediliyor ha!” dedim. Bu kaçıncıydı?

Habere göre Ekrem Yeter, 17/25 Aralık öncesi dini duygularla bu yapıyla irtibatı bulunduğunu; ancak o tarihten sonra milletin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında yer aldığını ifade etmiş.

FETÖ’nün 17/25 Aralık’a kadar ülkemize ve ülkemizin güzel insanlarına verdiği zarar başka bir değerde, 17/25 Aralık’tan itibaren gerçekleştirdiği hainlikler başka bir değerde olmalı ki saygıdeğer mahkememiz de beraata karar vermiş.

Ekrem Yeter FETÖ üyeliği suçlamasıyla 5 Haziran 2017’de tutuklanmış ve dört gün sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış. Bülent Arınç, Habertürk televizyonunda Veyis Ateş’in sunduğu ‘Akılda Kalan’ programında Yener’in yargılanması hakkında açıklamada bulunmuş:

“Neden tutuklandı diye hesap soracaklarına neden tahliye edildi diye soruyorlar? Onun tahliyesinden bu kadar çok gocunuyorlar… Adam mı öldürmüş hayır, neymiş FETÖ’ye sempati duymuş. Damadım olmasaydı elbette yine hızlı tahliye edilirdi. Benim damadım ne suç işlemişti onun tahliyesinden bu kadar çok gocunuyorlar? Neden tutuklandı diye hesap soracaklarına neden tahliye edildi diye soruyorlar. Damadım olduğu için cezaevinde çürümesi mi gerekiyor?”

Şimdi de size geçtiğimiz haftalarda sonuçlanan ikinci bir yargılamayı anımsatmak istiyorum.

Gelecekte çağdaş Türk hukukçularının anımsamak bile istemeyecekleri Balyoz kumpası hükümlerini onaylayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul, FETÖ üyeliği suçlamasıyla yaklaşık iki yıl tutuklu kalmış ve tahliye edilmişti. İtiraz üzerine yeniden tutuklanmış ve dört ay sonra serbest bırakılmıştı. Ertuğrul, tutuksuz yargılandığı süreç sonunda örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmekten 3 yıl 9 ay hapis cezası aldı ve evine gitti. Balyoz kararını birlikte onayladıkları diğer sözde yargıçlar 8, 11, 14 yıl hapis cezaları alırken kararı veren heyetin başkanına sadece 3 yıl 9 ay ceza verildi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanının FETÖ’ye yardım etmesinin karşılığı 3 yıl 9 ay hapis cezası olabilir mi? Balyoz kumpasını onaylayan makam olan Yargıtay’dan söz ediyoruz. Ölüm cezası olsa ve verilseydi (ki yasalar uygun olsa verilecekti), Yargıtay da bu kararı onaylayacak, iş sadece infaz tarihinin belirlenmesine kalacaktı.

Yargıtay bu rezil kararı onaylayarak Türkiye’de hukukun kırıntısının bile kalmadığını, koskoca Yargıtay’ın FETÖ’ye biat ettiğini tüm dünyaya ilan etmişti. Bu, basit bir hata değildir. Bu, çok ciddi bir kasıttır. Bir ülkeyi yıkmak istiyorsanız sistemin dayandığı evrensel hukuk zeminini yıkın, gerisi zaten gelecektir. Ekrem Ertuğrul’un bunu bilmemesi olası mı? Bugün FETÖ ile mücadele edenlerin bunu bilmemesi olası mı?

Damat Ekrem Yeter’in beraat ettiğini okuduğumda neden acı acı gülümsedim ve neden bu iki yargılamayı anlatmak istedim biliyor musunuz?

Damadı Ekrem Yeter’i savunan Bülent Arınç, Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul’u da aynı şekilde savunmuştu da ondan.

Yargıtay’ın Balyoz kumpas kararını onaylamasından sonra, 12 Ekim 2013 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre, Bülent Arınç “Karara mesnet teşkil eden gerekçelerin hukuksal açıdan çok yeterli ve doyurucu olduğunu görüyorum. (…) Tarafları dinleyerek, avukatları dinleyerek bir karar verdi. Bence Yargıtay iyi bir inceleme yaptı.” demiştir.

Tekrar söylüyorum, gelecekte çağdaş Türk hukukçularının anımsamak bile istemeyecekleri Balyoz kararının -bilimsel olarak sahteliği kanıtlanmış- gerekçelerini hukuksal açıdan çok yeterli ve doyurucu bulan Arınç, damadı ile ilgili suçlamanın somut delilleri ile ilgili olarak ‘Ne var yani, FETÖ’ye sempati duymuş, suç mu?’ anlamına gelecek şeyler söylüyor. ‘Damadım adam mı öldürmüş?’ diyor.

Arınç bu karanlık süreç içerisinde hayatlarını kaybeden Yarbay Ali Tatar, Amiral Cem Çakmak, Albay Murat Özenalp, Albay Berk Erden, Amiral Soner Polat gibi güzel insanların ölümlerinden kimlerin sorumlu olduklarını hiç mi düşünmüyor acaba?

Gerek 17/25 Aralık gerekse 15 Temmuz’dan çok önceleri, FETÖ’nün amacının ne olduğu ile ilgili hem devletin kurumları hem de kamuoyunda bireyler tarafından sayısız uyarılar yapıldığını bilmezden mi geleceğiz? Bütün bunları bilerek FETÖ’nün faaliyetlerinin desteklenmesini ne ile açıklayacağız?

Bülent Arınç’ın bugüne kadar izlediği politikaların, bugünün FETÖ’yle mücadele politikalarına tam uygun olduğu değerlendirilmiş olmalı ki kendisi Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğine layık görüldü.

FETÖ Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef aldığında, yüzlerce vatansever cezaevlerinde çile çekerken, onur intiharları yaşanırken, babasız kalan çocuklar ağlarken, TSK moral açısından paralize edilirken, Türkiye tarihinde görülmedik en aşağılık saldırıları yaşarken her şeyi mükemmel ve hukuka uygun bulan kişinin, damadı -hem de- o dönemde FETÖ ile işbirliği yapmakla suçlanınca “Benim damadım ne yapmış, adam mı öldürmüş?” demesi aklımızla alay edilmesi değil midir?

Ortaya çıkan tabloda FETÖ ile değil de “bazı FETÖ’cülerle mücadele edildiği” algısının her geçen gün derinleşerek kamuoyuna yayıldığı ortadadır. Bu uygulamanın şartlar uygun olduğunda çıkarılacak bir affın altyapısını oluşturacağı söylentisi de zaman geçtikçe inandırıcılığını artıracaktır.

FETÖ ile mücadelenin, hukuka ve hakka uygun bir şekilde, partiler ve siyaset üstü bir anlayışla, gerektiği gibi yapılıp yapılmadığı ciddi olarak sorgulanmalıdır. Ciddi bir devlet politikası ile FETÖ olgusundan arınamazsak ülkemizin aydınlık bir geleceği de olmayacaktır.

Sevgiyle kalın.

Not: Bu yazı yazıldığı zaman Arınç’ın KHK açıklaması, Nazlı Ilıcak ile Altan’ların tahliyesi gerçekleşmemişti.