Haftanın okunması gereken 10 kitabı

Eleştirmen Ahmet Yıldız haftanın 10 kitabını yazdı

Haftanın okunması gereken 10 kitabı

1-Köpek Kalbi / Mihail Bulgakov

Bilgi Yayınevi çev. Ayşe Kadriye Şener Şat

Usta ile Margarita kitabıyla ülkemizde tanınan Sovyet yazarı Mihayl Afanasyeviç Bulgakov Köpek Kalbi‘ni1925’te yazdı. Ancak kitap SSCB dışında 1968’de, SSCB’de ise 1987’de yayınlanabildi. Yüzyılların birikimi alışkanlıklarla oluşmuş bir topluma birden bir devrimle yeni bir davranış/yaşama kültürü şırınga etmenin yarattığı sancıları, şaşkınlıkları bir sokak köpeği deneyi üzerinden ironik bir dille anlatıyor Bulgakov. Tüm zamanların en iyi kitaplarından biridir benim için.

Ünlü bir operatör doktor (cerrah) Filipoviç, Şarik adlı bir sokak köpeğine bir adi suçlunun hipofizini (beynin organizasyonunu sağlayan bez) ve testislerini nakleder. Başta her şey gayet iyi giderken, köpek yine de köpek davranışlarını bırakmamakta, giderek arsız, yüzsüz, şehvet düşkünü ve kaba saba bir insana dönüşmektedir.

2-Sergüzeşt / Samipaşazade Sezai

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Türk Edebiyatı Klasikleri

Yayınevlerimizin son yirmi yılda bir türlü, şöyle ağız tadıyla okunacak gerçek edebiyat yeteneğine sahip üç beş kişiden fazla yazar yaratamadılar. Hemen hemen tüm yayınevlerinin Kürk Mantolu Madonna‘ya sarılmaları, Stefan Zweig‘in kitaplarını basması edebiyat bürokrasisinin bağımsızlığını kendi elleriyle yok etmelerinin dolaysıyla iyi “yerli” yazar/lar/la kontak kuramamalarının sonucu biraz da.

Ancak bu açığı edebiyat tarihimizin yüz akı kitaplarıyla kapatmaya çalışmaları övgüye değer.

Samipaşazade Sezai’nin ilk ve tek romanı olan Sergüzeşt, gerek kurgusu gerekse anlatımıyla edebiyat tarihimizde bir dönüşümün habercisi kabul edilir. Henüz çocuk yaşta Kafkasya’dan getirilip İstanbul’da satılan Dilber’in macerasını XIX. yüzyıl sonu Osmanlı’sında hâlâ sürmekte olan insan ticaretinin birey ve toplum hayatında yol açtığı yıkım üzerinden ustaca anlatan yazar, devrinin sosyo-kültürel yapısına da ışık tutar. Günümüz okuruna yüz elli yıl öncesinden etkileyici sahneler sunan Sergüzeşt’in, yıllar geçtikçe daha çok okunup beğenileceğini umuyoruz.

3-Mavi Vatan İçin Jeopolitik Rota (Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Ege’deki Kavgayı Anlatan Tespitler ve Öneriler) / Soner Polat

Kaynak Yayınları

Komutanlarımızı, “Ergenekon” kumpasına kadar açık söylemek gerekirse tanımıyorduk. Onları strateji bilmeyen, kültürsüz, “asker kafalı” Amerikancı darbeciler olarak bilirdik. Son on yılda birbirinden değerli şaşırtıcı entelektüel donanımda yurtsever, anti-Amerikancı, bağımsız Türkiye’den en az bir Dev-Gençli kadar taraf müthiş insanları tanıdık. Kitapları ise Türkiye’nin temel sorunlarına değinen bizleri aydınlatan birikimle dolu.

Edebiyat bilgisinin de müthiş olduğunu yakından bildiğim Amiral Soner Polat, Temmuz ayı içinde yayınlanan kitabında, Türkiye’nin hayat memat önemde Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Ege sorunlarını, Türkiye’yi kimlerin ve neden kuşatmak istediğini ayrıntılarıyla açıklıyor.

4-Gökteki Çakıl Taşı (Pebble in the Sky) / Isaac Asimov

İthaki Yayınları çev. M. İhsan Tatari

Kuşkusuz bilim kurgu denince akla İsaac Asimov gelir. Türkiye’de ise Çağlayan Yayınevi’nin yayınladığı Robert Heinlein’in Merihten Saldıranlar (The Puppet Masters), Edmond Hamilton’ın Seyyareler Çarpışıyor (The King of the Stars) gibi kitaplar.

Çağlayan Yayınevi’nde Refik Erduran’ın bastığı 16 kitaplık seride 5. sırada yayınlanan Dünya Batıyor (Mavi Ölüm) kitabıyla Türk okurları Asimov’la ilk kez tanışmışlardı. (Türkiye’de “bilim” ve “kurgu”nun yan yana ya da bir arada anılmasını sağlayan kişi Orhan Duru’dur. Kelimeye kaynaklık eden Science-Fiction kelimesi ise, 20. yüzyılın başında ilk kez 1927 yılında Lüksemburg asıllı Amerikalı yazar ve yayıncı Hugo Gernsback tarafından kullanılmaya başlanmıştır.)

İthaki Yayınevi Metis Yayınlarıyla birlikte ülkemizi bilim-kurguyla tanıştıran, bu edebiyat türünü sevdiren ve bunda ısrar eden yayınevlerindendir.

Isaac Asimov, 1950’li yılların başında, daha sonra en şöhretli serileri Vakıf ve Robot’a öncülük edecek “Gelecek Tarihi” öykülerini yazdıktan hemen sonra ilk roman/lar/ını yazmaya başladı. Artık hem okurlara hem de yayıncılık dünyasına kendini kabul ettirmiş büyük ustanın neredeyse tüm külliyatına egemen olan “Galaktik İmparatorluk Evreni”nin ilk uzun kurguları da böylece ortaya çıktı. Nükleer felaketin Dünya’yı yerle bir etmesinden binlerce yıl sonrasını anlatan “Galaktik İmparatorluk Serisi”, insanlığın galaktik medeniyet ve ilk “Galaktik İmparatorluk”un doğuşuna uzanan yolculuğunun başlangıcı. Sıradan bir terzinin nükleer felaket yaşamış bir dünyaya zaman ötesine sürüklenip yaşadığı maceralar bir ibret belgesi aynı zamanda.

5- Yurtdışı Sevdası (oyun) / Hikmet Temel Akarsu

Küçük Şeyler Yayıncılık

Oyun kitabı okunur mu diyeceksiniz; evet yaşayan en önemli yazarlarımızdan Hikmet Temel Akarsu’nun  oyunları roman gibi okunur.

Kitap yayınlamanın çok zor olduğu bu zamanlarda, “İyi bir yazınsal yapıt gerçek bir sanat eseri formunda çoğaltılmazsa milyonlarca melek gökyüzünde ağlar” anlayışıyla yayın yapan ve bu anlayışı doğrultusunda tiyatro oyunu kitabı yayınlayan Küçük Şeyler yayıncılığa bu cesareti için teşekkür ediyoruz.

Kitaba başlık olarak seçilen “Yurtdışı Sevdası” oyunu, adından da anlaşılacağı gibi toplumumuzun bazı kesimlerini saran yabancı hayranlığı sonucu yurtdışı sevdasının yol açtığı hazin ve ibret verici sonuçları konu edinen müthiş finalde (sahnelenmeyi bekleyen) bir eser.

“Taş Han”, İstanbul’a yerleşmiş ve tüketim toplumunun tutsağı haline gelmiş olsa da bir türlü arzuladığı başarıya ulaşamamış taşralı bir eşraf mensubu ile taşranın değerlerine yabancı eşinin yeni gelişen olaylar karşısında içine düştükleri çelişkileri ele alıyor.

“Özgürlük Başka Yerde” ise çağın yakıcı sorunu göç olgusunu, kaçak mülteci tacirlerinin vahşi edimleri ve insanlık dışı hırsları çerçevesinde irdeliyor. Güncel bir konu: Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya geçmek için sahilde yaşadığı korkunç felaketler toplamı. İnsanlığın zifti bir oyun.

6-Kültür / Terry Eagleton

Can Yayınları çev. Berrak Göçer

Terry Eagleton İrlanda kökenli bir eleştirmen. Bu yüzden sert, anlaşılır, net cümleleri var. Fransız düşünürleri gibi sağ kulağını sol eliyle tutan bir yazar değil. İngiltere’nin en önemli entelektüellerinden. Yıllar önce ilk Kuramdan Sonra kitabıyla tanımıştık. Başkent Üniversitesi’nde bir konferansını da bizzat izlemiştim. Orada adeta bir Nato kültürünü savunması bizim gibi ülkelerin kültürünü önemsememesi bende soru işaretleri yaratmış, dergimde yayınladığım konuşma metnini de Muzaffer İlhan Erdost sert bir şekilde eleştirmişti.

Bu kitabında da kültüre ve postmodernizmin eleştirilerine epey yer ayırmış. Yıllardır bizim de yatıp kalktığımız “kültürel çeşitlilik”i artık bir fetişizm olarak aşağılıyor ve eleştiriyor. Kültür, doğrudan karşı karşıya olduğumuz sorunları çözmekten çok uzak ve aslında siyasetin alanında oyalayıcı bir olgu yazara göre.

Sömürgecilikten ve onun neredeyse ideolojik kılıfı olarak ortaya çıkan antropolojiden sanayi Avrupa’sına, Alman Romantiklerinden Britanya işçi sınıfına, İrlandalı devrimcilerden kültür endüstrisine, Jakobenlerden 11 Eylül’e ve neoliberal üniversitenin postmodern kültür kuramcılarına uzanan geniş bir yelpazede, modernliğin başlangıcından günümüze uzanan dönemde, kültürün serüvenini kapsamlı bir yaklaşımla ele alıyor.

7-Diri Aşk / Tahir Musa Ceylan

Doğan Kitapçılık

Edebiyat ve Eleştiri dergisinde epey şiirini yayınladığım dostum Tahir Musa Ceylan’ın bu ay yayınlanan yeni kitabı sevindirdi, şaşırttı beni. Tahir Musa’nın yıllar önce çıkan (2007) Aylak Düşünce kitabını okumuştum. Nuri Bilge Ceylan’ın kardeşi olduğunu ise kimse bilmez.

Romanında adli tıp daire başkanı olan Kâmil’in, insanların aşk uğruna işlediği cinayetlere ve bin bir çeşit şehvet suçlarına şahit olmasını ve “aşık olma” “hissetme” özürlü halinden kurtulma mücadelesinin yarattığı olayları, kalıplaşmış edebiyat dilinin dışında bir dille anlatılıyor.

8-Çürümenin Estetiği / Mehmet Ulusoy

Berfin Yayınları

Mehmet Ulusoy yeni kitabında kırk yıllık küreselci karşıdevrim yıllarının en önemli olgusu olan kültürel yaşamda, sanat ve edebiyatta yaşanan büyük başkalaşım ve yabancılaşmanın kökenlerine iniyor. Sanat ve edebiyattaki toplumsal ve ulusal içeriğe, yüksek estetiksel niteliğe ve anlam kaygısına karşı açılan küreselci postmodernizmin içeriksizleştirme, kitschleştirme, bayağılaştırma saldırısına karşı savaşıyor.

Her yönüyle çok ağır konulara değinmesine karşın yazarının konusuna hakim olması nedeniyle kolay okunan bir kitap. Mutlaka okunmalı.

9- Dar Sokaklarda Duman (roman) / Muzaffer Buyrukçu

Kırmızı Kedi Yayınevi

Muzaffer Buyrukçu Türk Edebiyatının yetiştirdiği büyük yazarlarımızdan. Özellikle ciltler dolusu günlükleri, edebiyat sosyolojisi açısından yıllar geçtikçe değerlenen eserlerdendir.

Uzun cümlelerle mükemmel gözlem gücüyle yapılmış betimlemeleri yazmaya yeni başlamış yazar adayları için birinci önerimdir. Okurlar ise onun anlatımıyla kendilerini bir sinema salonunda hissedebilirler.

Kırmızı Kedi Yayınevinin bu değerli yazarın tüm yapıtlarını yayınlaması edebiyatımız için büyük bir kazanç. Okurlarımız nerede Muzaffer Buyrukçu adını görseler hemen o kitabı almaları gerekir düşüncesindeyim. Evine gitmiş, masasına konuk olmuşluğum, dostluğuna nail olmam övünç kaynaklarımdandır. (Hazin ölümü üzerine yazdığım “Muzaffer Buyrukçu’nun Ölmeden Önce Gördüğü Son Düş” adlı öyküm bile vardır.)

Dar Sokaklardaki Duman’da Muzaffer Buyrukçu, o kıvrak kaleminden yine kan damlatıyor ve kahramanların tüm canlılığıyla resmini çiziyor. Bedensel arzularla dolu soluk soluğa aşkları anlatıyor ve hiçbir detayın atlanmadığı dev sahneler kuruyor. Buyrukçu, ruhsal ve bedensel depremlerin ustalıklı yazarı olduğunu her kelimesinde ispat ediyor.

10-İmparatorluk Çağı 1875-1914 / Eric Hobsbawm

Dost Yayınları

İngiliz tarihçiler Avrupa’nın en önemli tarihçileri olarak ünlüdürler. Dürüstlükte biraz daha iyidirler çünkü. (Steven Runciman örneğin.)

Eric John Ernest Hobsbawm (9 Haziran 1917-1 Ekim 2012) İngiliz Marksist tarihçi ve yazar olarak en dürüstlerindendir. Uzun süre İngiltere Komünist Partisi’nin üyeliğini yapmıştır.   

Kitabı İmparatorluk Çağı 1875-1914 yılları arasını benzersiz bir barış çağı olarak değerlendirirken dünya savaşları çağına yol açan bir dönem olarak da değerlendiriyor. 50 yıl içinde iki büyük savaşın adeta kuluçka dönemidir bu yıllar. Lenin’den Roosevelt’e, Keynes’ten Adenauer’a kadar yirminci yüzyılın şekillenmesinde büyük payları olan simaların yetiştiği, yüzyılımızın en azından üçte ikilik bölümüne damgasını vurmuş, bir alaca karanlık dönemin tarihi.

 

Ahmet Yıldız

Veryansintv.com