1. Haberler
  2. Analiz
  3. Hamasi, popüler, sloganik milliyetçilik değil bilimsel milliyetçilik

Hamasi, popüler, sloganik milliyetçilik değil bilimsel milliyetçilik

featured

Av. Levent Temiz yazdı…

Milliyetçilik toplumsal reflektif tepkilerin çok ötesinde proaktif kültürel-ekonomik dinamiklere ve kodlara sahip bir ideolojidir.

Reaktif bir düzlemde doğru ve gerçekçi olarak algılanması ve de anlaşılması imkansız olan bir aydın hareketidir.

Milliyetçilik İsmail Gaspıralı’dan, Yusuf Akçura’ya, Mollanur Vahidov’dan, Mir Sultan Galiev’e, Mustafa Kemal‘den, Ziya Gökalp’e Mustafa Suphi’den, Şevket Süreyya’ya Türk Milleti‘nin tam bağımsızlıkçı antiemperyalist cephesidir.

Sömürüyü ve köleliği kutsayan feodalizm ve de onun rahminden düşüp ona karşı düşman olduğu savını ileri sürerek yüzyıllardır feodal sınıfla savaştığını iddia eden; tüketimi, kapitalist sömürüyü kutsayan diğer bir sömürgeci örgütlenme olan burjuvazi…

Ve de bu iki sömürü sisteminin etrafında serseri bir mayın gibi dolaşan bir “MİLLİYETÇİLİK”!

Bir yandan feodalizme öykünen diğer yandan da burjuvaziye öykünen arada kalmış, tarihsel köklerinden koparılmış bir “MİLLİYETÇİLİK”!

Türk Milliyetçiliği feodalizmi de burjuvaziyi de reddeder; çünkü Türk Milliyetçiliği’nin ruhunda ve genetik kodlarında toplumculuk ve antikapitalizm vardır.

Türkiye’deki milliyetçilerin en büyük yanılgısı “MİLLİYETÇİLİK” kavramının toplumculuktan uzak bir kavram olduğu anlayışıdır.

Küresel emperyalizm ile uzlaşan ve işbirliği içerisinde olan”MİLLİYETÇİLİK” emperyalist ve siyonist merkezlerin dayattığı hormonlu bir milliyetçiliktir.

Hegel’in diyalektik (tez- antitez- sentez) felsefesinde dile getirdiği efendi köle önermesine “MİLLİYETÇİLİK” olgusu üzerinden bir katkıda bulunalım:
Efendi ve köle sınıfsal kimliğinin temel ortak yönü her iki kimlikte de vatan bilincinin örselenmiş ve yitirilmiş olmasıdır.

Kapital düzenin inşa ettiği efendi ve köle kimlikleri için vatan ve milliyet mefhumlarının hiçbir önemi yoktur.
Kapital sömürü düzeninin hakim olduğu yani efendi ve kölenin düzenden nemalandığı her bir toprak parçası onların anavatanıdır.

Bu bağlamda bugün Türkiye’de genel manada hakim olan ve sermayeden beslenen milliyetçilik anlayışını kuvvetli suç şüphesi ile sorgulamak zaruridir.

Tarih ve toplum huzurunda şunu yürekten söylemek gerekir ki vahşi liberal kapitalizm karşısında konumlanmayan ya da emperyalizme savaş açmayan bir milliyetçilik algısı sakat ve gerçeklerden uzak bir milliyetçilik anlayışıdır.

Böyle bir milliyetçilik anlayışı toplum içerisinde yaşayan bireylerin tüm çaba ve gayretlerini milletin çıkarlarına doğru değil kendi çıkarlarına doğru evirir.

Kimse kimseyi kandırmasın!!!

Kapitalist emperyal düzene göre kendini konumlandırmış hiçbir düşünce hiçbir ideoloji özgün değildir sadece firavunlaşmış efendilerin kölelerini yönlendirdiği ve şekillendirdiği bir araçtır.

Kapitalist düzenin dayattığı yaşam biçimini benimseyen bir kitle asla ve asla ne milliyetçi ne de milli olabilir çünkü küresel kapitalist emperyal odakların rahminden düşen hiçbir hareket milli olamadığı gibi bu şekilde doğan sözde milliyetçi yapılar sadece milliyetçilik adına milliyetçiliği denetim altına alıp istediği gibi şekillendirir ve gerçek milli hareketlerin doğuşunu ve gelişimini engeller.

Diğer önemli bir konu ise son günlerde Milliyetçilik kavramı ile Monarşinin aynı düzlemde değerlendirilmesi sorunudur:

1-) MİLLİYETÇİLİK bir cumhuriyet ideolojisidir.
2-) Monarşilerde milliyetçilik olamaz çünkü ortada millet olgusu yoktur.
3-)Monarşilerde iradesi ellerinden alınmış teba ve kul kavramları vardır.
4-)Monarşilerde kula kulluk varken cumhuriyette sadece Allah’a kulluk vardır.

Bu bağlamda Allah Resulü’nün Mekke’ de kurduğu İslam Devleti Kuran’ın temel ilkelerinden olan özgür irade ve şûra ilkeleri üzerine inşa edilmiş bir cumhur devletiydi.
Resulün vefatından sonra göreve gelen 4 devlet yöneticisi de bu ilkeler ışığında seçildiler. Ne zamana kadar? Emevilere yani ümmeti Muaviye’ye kadar…
Sonra ise Kuran’ın açık emir ve ilkelerine rağmen cumhuriyetin yerini babadan oğula geçen saltanat ideolojisi yani Monarşiye bıraktı.
Ez cümle bir taraftan milliyetçi olduğunu iddia etmek diğer taraftan insanı kula kul eden monarşiye öykünmek büyük bir çelişki, bilgi kirliliği ve kafa karışıklığının sonucudur.

Saygılarımla…

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 Yorum

  1. 3 Şubat 2021, 13:21

    Hem çok doğru hem de çok gerekli bir yaklaşım tarzı sergilemişsiniz kardeşim, gönülden kutlarım.

  2. Cumhuriyette ne TANRIYA kulluk vardir nede kulsuzluk vardir!

    O zaman ne vardir?

    ” Fikri hür , Vicdani hür, AKLI hür ” insan vardir!!!!!!!

    Cumhuriyette 6 Ok vardir! Gerisi hikaye!!! ( partili degilim!)

    ” istikbal göklerdedir!” vardir. 4 parmak hic yoktur !

    Cumhuriyette devrimler vardir!

    Bagimsizligi feda etmeden “az zamanda cok isler basarmak !” vardir.

    Ülkeyi satisa cikarmamak , Borc batagina batirmamak vardir!

    “Türk Gencligine hitap vardir!

    Kisacasi ;

    ” Ne Mutlu Türküm Diyene ” vardir. Yamukluk hic yoktur !

    Günümüzde nasil?…..

  3. 2 Şubat 2021, 17:01

    Sizi bir süredir izliyor ve olumlu buluyorum ama beşbin şehit söyleminin artık yeniden değerlendirilmesi bence şart. Ben kendi özeleştirimi yaptım ve rahatım, milliyetçi kesimden kimseyle biraraya gelmekte sorunum da yok. Ama aynı tavrı karşımda da görmek isterim. Devrimci yurtseverlerle köprüyü kurabilmek için bence milliyetçi kesimin 70’li yıllara dair iç hesaplaşlaşmasını tamamlamasına ihtiyaç var.
    Kuramsal, felsefi, entellektüel soyut tartışmalar güzel de, somut konuşalım:
    1- devlet’ e tavır: sınıfsal özünü gözardı etmeden, “egemen sınıfın baskı ve zor aygıtı” olan devlet yerine, sadece “kamusal iradenin ifadesi” olan devlete sadakat;
    2- referans noktası: kendi feodalitesine veya burjuvazisine vs karşı konumlanmak yerine, günümüzün başlıca küresel monarkı olan emperyalist- siyonist sisteme, tetikçisi pentagona ve küresel terörizmin anası natoya karşı konumlanmak;
    3- reddi miras: hergün’lerin şefi ruzi nazarlara, e altaylılara, geçmişin cia işbirlikçisi unsurlarına vs karşı reddi miras; vaktiyle güya komünizme karşı küresel siyonizm ile kolkola girilen ve yurtseverlere karşı silah çekilen dönemin özeleştirisi;
    Bunları da duymak isteriz.
    Teşekkür ederiz

  4. 2 Şubat 2021, 16:26

    Türklerin ve türkiyenin geleceği zordur ama karanlık değil, eğer türkiye bu gelecek 8 yılda dayana bilse ve taviz vermese , ab parçalanacak ve abd mali gücünü kaybedecek. O gün türkiye silahlı ve ekonomik yönden hazır olunmalı ki yunanistanı işgal edip batı trakiyayı ana vatana geri getirsin. Ab parçalandığı zaman türkiye, güney azerbaycanı ve batı trakiyayı ve balkanları ve kuzey azerbaycanı bir federal ve ya federasyon halinde birleştirip turan birliğini kurmalıdır. Yeter ki bugün dayansın. Bu 8 yıl çok önemli

  5. Ağzınıza sağlık.

  6. Kilciksiz bir yazi olmus.

  7. 2 Şubat 2021, 14:12

    Türkiye Cumhuriyetine ve Büyük Kahramanımız Atatürke ölümüne bağlı Vatanseverlerin sesi olan Veryansın Tv’ye hoşgeldiniz.Yeni yazılarınızı heyecanla bekliyoruz, Allaha Şükür ki Vatanına ve Cumhuriyetine bağlı Değerlerimiz var ve Türk Milletinin şu zor günlerinde umut oluyorsunuz, Sağolun Varolun….

  8. 2 Şubat 2021, 14:08

    Elinize sağlık…

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!