'İlişkimi saklayacak halim yok... Sezgin Baran Korkmaz bana hep abla dedi...'

Haber Türk yazarı Sevilay Yılman, SBK Holding'in patronu Sezgin Baran Korkmaz'ı tanıdığını ve çok sevdiğini duyurdu.

'İlişkimi saklayacak halim yok... Sezgin Baran Korkmaz bana hep abla dedi...'

Kara para aklama suçundan aranan, SBK Holding'in sahibi firari iş adamı Sezgin Baran Korkmaz'ın ilişkide olduğu gazeteci ve iş adamlarıyla ilgili tartışma gündemdeki yerini koruyor.

Suç örgütü lideri Sedat Peker, Korkmaz'ın bazı gazeteci ve siyasetçileri Bodrum'daki lüks otelinde bedava ağırladığını ve o kişilerin Korkmaz'a bazı "çökme" işlerinde yardımcı olduğunu öne sürmüştü.

Tartışma konusu gazetecilerden biri Haber Türk programcısı Veyis Ateş'ti. Kanal yönetimi iddiaların ardından Ateş'i izne gönderdi.

Öte yandan Haber Türk'ten bir başka isim Sevilay Yılman, Sezgin Baran Korkmaz ile arkadaşlık ilikisi olduğunu duyurdu ve Korkmaz'ı iyi tanıdığını söyledi.

Yılman "Şunun altını önemle çizmek istiyorum; Ben Sezgin Baran Korkmaz’ı tanıdığımda vergisini tıkır tıkır ödeyen ve devletin en yüksek katlarında dahi saygın bir yeri olan ve fakire, fukaraya deli gibi yardım eden hayırsever bir işadamıydı" dedi.

"Bir başka deyişle dolandırıldığı iddia edilen hazine Türkiye hazinesi değil ABD hazinesi. Yani esas suçun işlendiği yer Türkiye değil ABD, paraların getirildiği ve yatırıma dönüştüğü ülke ise Türkiye!" ifadelerini kullanan Yılman'ın yazısının satır başları şöyle:

"Sezgin Baran Korkmaz bana hep 'abla' dedi…

Ben de aynı duyguyla yaklaştım.

Özetle…

Bugün hakkında; “Kara para aklayıcısı, şöyle yapmış, böyle yapmış” iddiaları olan Korkmaz’ı tanırım ve çok da severim.

Bunu niye yazdım peki?

Çünkü bazıları sanki aramızda gazeteci/işadamı dostluğundan farklı bir bağlantı varmış gibi algı yaratmaya çalışıyor.

Peki nasıl?

Neredeyse 1 yıl evvel…

Twitter’da İstanbul Sözleşmesi ile ilgili kadının gücüne vurgu yapmak amacıyla bir meydan okuma (challenge) başlatılmıştı. Ben de dahil olduğumu gösteren bir tweet atmıştım.

Efendim Sezgin Baran Korkmaz benim o tweet'imi alıntılamış da demiş ki; “Tanıdığım en yürekli, mert, lafını esirgemeyen cesur insanlardansın abla!”

Eee ne olmuş yani?

Ne demiş?

Beni övmüş ve sağ olsun pek de güzel sözler etmiş.

Şimdi ne bekleniyor benden?

Bugün yaşadıkları dolayısı ile benim korkup, sinip; “Vallahi billahi bir bağım, bağlantım filan yok” deyip tanışıklığımızı, arkadaşlığımızı inkar etmemi falan mı?

Çok beklerler…

Boşuna beklerler…

Çünkü mesele bir gazetecinin ister işadamı olsun ister siyasi ister bürokrat ister yargı mensubu…

Önemli olan tanıyıp tanımaması değildir…

Ne tür bir ilişki kurduğudur.

Eğer bir gazeteci kimliğini, nüfuzunu kullanarak devletle bağlantılı kurum, kuruluş ya da bakanlıklarda bir işadamı hakkında lobi yapıp ve bu yaptığı lobiden ceplerini dolduruyor ya da doldurmaya çalışıyorsa…

Ya da bir işadamının gayri meşru işleri için kalemini, gazeteciliğini tetikçilik ya da şantaj amacıyla kullanıyorsa bu düpedüz namussuzluktur, ahlaksızlıktır!

Umarım doğru değildir ama doğruysa eğer maalesef iddialara göre bazı arkadaşlarımız bu işlere tevessül etmiş gibi görünüyor.

Meslek adına çok üzücü bir durum bu.

Bakın…

Gazetecilik riskli bir meslektir.

Bu mesleği yaparken siyasette, devlette ya da iş dünyasında tanışıklıklar, ilişkiler ister istemez oluyor.

25 yılı devirdiğim bu meslek dolayısıyla değişik alanlardan, değişik pozisyonlarda, kritik görevlerde bulunan çok sayıda insanla tanıştım.

Bunların içinden çok azı ama gerçekten ağabey, kardeş, arkadaş yerine koyacak kadar kıymetli bir yere oturmuştur nazarımda.

Çünkü hepsiyle aynı bağı kurabilmek mümkün de değil, doğru da…

Özellikle de siyasilerle…

Çok ahbabım yok o cenahtan.

Hatta ve hatta galiba hiç yok çünkü siyaset yazarken bir siyasi ile ters düşmek her zaman büyük olasılıktır.

Kendi adıma söylüyorum; Kurduğum ilişkileri elimden geldiğince belli bir seviyede tutmaya özen gösterdim.

Sezgin Baran Korkmaz da benim için öyle bir ilişkidir.

Şunun altını önemle çizmek istiyorum; Ben Sezgin Baran Korkmaz’ı tanıdığımda vergisini tıkır tıkır ödeyen ve devletin en yüksek katlarında dahi saygın bir yeri olan ve fakire, fukaraya deli gibi yardım eden hayırsever bir işadamıydı.

Hakkındaki iddianameyi medyadan okudum..

Uyuşturucu suçlaması yok!

Terör suçlaması yok!

İhale yolsuzluğu yok!

Kamuyu dolandırmak yok!

Vergi kaçakçılığı yok!

FETÖ suçlaması yok!

Ajanlık, casusluk suçlaması yok!

Ya ne var?

ABD'deki bir mahkemede ABD hazinesinden hileli yollarla ihracatta vergi iadesi alan ABD’li bir şirketin Türkiye’ye fon aktarmasına ve Türkiye’deki şirketlere yatırım yapmak suretiyle kara para aklanmasına aracılık ettiği iddiası var.

Bir başka deyişle dolandırıldığı iddia edilen hazine Türkiye hazinesi değil ABD hazinesi.

Yani esas suçun işlendiği yer Türkiye değil ABD, paraların getirildiği ve yatırıma dönüştüğü ülke ise Türkiye!

Elbette kimseye avukatlık yapacak halim yok.

Kimsenin herhangi bir yerde suç işlemesini de savunacak değilim.

Ama ABD hazinesinin dolandırılma hikayesinde yer aldığı iddiasıyla soruşturulan bir vatandaşımızdan da durduk yerde nefret edecek veya vebalı gibi muamele çekecek halim de yok!"