İngiliz düşünce kuruluşları Karadeniz ve ötesini tartışıyor

Yunus Soner yazdı...

İngiliz düşünce kuruluşları Karadeniz ve ötesini tartışıyor
İngiliz düşünce kuruluşları Karadeniz ve ötesini tartışıyor

Karadeniz, küresel gerilim bölgelerinden biri olarak giderek daha fazla öne çıkıyor. Ukrayna'daki renkli devrim ve Kırım'ın Rusya Federasyonu'na katılmasının ardından NATO, 2014'ten bu yana Karadeniz'deki varlığını artırmaya çalışıyor. Bu çerçevede İngiliz hükümeti, Mart 2021 tarihli ‘Bütünlüklü Değerlendirme: Rekabet Çağında İngiltere’ başlıklı strateji belgesinde Karadeniz'i, artan askeri ve siyasi müdahale alanlarından biri olarak ilan etti.

Karadeniz 2021’de, Defender Europe21 ve Sea Breeze21 ile Rusya Federasyonu'nu hedef alan iki büyük ölçekli NATO askeri tatbikatına sahne oldu.

İngiliz Donanması'na bağlı Defender gemisinin Kırım kıyılarına girmesiyle gerginlik yeni bir boyuta ulaştı. Önemli ve etkili İngiliz düşünce kuruluşları, İngiltere'nin Karadeniz ile ilgili hamle ve stratejilerini tartışıyor.

Danışma Kurulu’nda başkalarının yanında iktidardaki Muhafazakar Partinin Başkan Yardımcısı Andrew Bowie de bulunan Council on Geostrategy şu soruyu soruyor:

'İNGİLTERE: DOĞU AVRUPA'NIN YENİ GARANTÖRÜ MÜ?'

8 Temmuz'da yayınlanan bir makalede yazarlar Richard Whitman ve James Rogers Birleşik Krallık'ın politikasını Avrupa ile karşılaştırıyor ve “İngilizlerin Rusya konusundaki tutumu, Fransız ve Alman hükümetlerinin yaklaşımıyla belirgin bir şekilde çelişiyor” sonucuna varıyor. Yazarlar Avrupa’nın “Kremlin ile ilişkilerin 'normalleştirilebileceği' fantezisi etrafında dolaşan pozisyonlara” sahip olduğunu belirtiyor.

Bu nedenle yazarlar, “İngiltere'nin Doğu Avrupa'daki garantör rolü daha da artabilir” diyor. Whitman ve Rogers, İngiltere’nin Doğu Avrupa’da NATO'nun Gelişmiş İleri Varlığına (EFP) en fazla sayıda asker sağladığına, NATO'nun Baltık Hava polisi misyonlarını desteklediğine ve ORBITAL operasyonu aracılığıyla Ukrayna ile ileri düzey savunma işbirliğine işaret ediyor.

Biden yönetiminin “Çin’e karşı Rus desteği karşılığında Doğu Avrupa'da uzlaşmalar kabul edebileceğini” belirten yazarlar şu sonuca varıyor:

“İngiltere, Avrupa güvenliğinin yeni ekseni olarak Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Baltık Denizi’ne daha fazla eğilmeye hazırlanmalı. Rusya'yı dışarıda tutmak ve diğer büyük Avrupa ülkelerinin Rusya'yı davet etmesini engellemek, yirmi birinci yüzyılda Avrupa barışının anahtarıdır."

Grafik: Council on Geostrategy

Mark Galeotti tarafından14 Haziran'da yayınlanan başka bir makale, HMS Defender'ın Karadeniz'deki görevini - Kırım çevresindeki gerginlik meydana gelmeden önce - tartışıyor. Galeotti'ye göre, "gücü hem görmezden gelinmeye izin vermeyen, hem de tehdit olarak algılanmayacak” İngiliz muhribinin önemli bir misyonu var:

“HMS Defender (…), Moskova'nın İngiltere'yi marjinal bir güç olarak konumlandırma çabalarına karşı çıkıyor. İngiltere'nin bağımsız, küresel bir aktör olarak devam eden statüsünü teyit ediyor. ABD ve - ne yazık ki daha az derecede - Avrupa Birliği (AB) ile birlikte Karadeniz bölgesinde güvenliğin sağlanmasına yardımcı oluyor. Son olarak, Rusya'nın Karadeniz'in kendi meşru topraklarından uzak bölgelerine dışlayıcı erişim girişimleriyle yüzleşerek, ulusal çıkar için uluslararası kuralları bozmaya çalışan tehlikeli "yasalara" yönelik girişimleri geriletiyor."

KARADENİZ'İN KONTROLÜ VE HAKİMİYETİ

Maryna Vorotnyuk'u 24 Haziran'da Royal United Service Institute (RUSI) tarafından yayınlanan makalesinde endişelendiren mesele. RUSI, başkanlığı bizzat Kraliçe, yöneticiliği Kent Dükü tarafından yürütülen ve birkaç İngiliz hükümet dairesi tarafından finanse edilen bir kurum. RUSI ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı, Katar hükümeti ve Avrupa Komisyonu'ndan da mali katkı destek alıyor.

Vorotnyuk, Rusya Savunma Bakanlığı'nın "Karadeniz'in çeşitli bölgelerinin Ekim 2021'e kadar yabancı askeri ve diğer devlet gemilerine kapatıldığını" ilan ettiğini kınayarak aktarıyor. Yazara göre Rusya, Kırım'ın “militarizasyonunu” ile “Karadeniz ve Azak Denizi üzerinde tek taraflı kontrol sağladı ve Doğu Akdeniz'deki güç yansıtma yeteneklerini artırdı”.

Yazar ayrıca, kıyıdaş NATO üyeleri Romanya, Bulgaristan ve Türkiye'nin Karadeniz'deki farklı tutumlarını, Baltık Denizi ile Karadeniz'e konuşlandırılan NATO güçleri arasındaki “farkı” ve son olarak ittifakın Ukrayna ve Gürcistan'ın üyeliklerini hazırlamaktaki çekingenliğini eleştiriyor.

Özetle yazar, Rusya'nın Kırım ve bölge üzerindeki egemenliğine meydan okumak için NATO'yu Karadeniz'deki varlığını güçlendirmeye davet ediyor.

Karadeniz'de hakimiyet ve Defender olayı ile ilgili olarak ünlü ve etkili

CHATHAM HOUSE İNGİLİZ SAVUNMA BAKANLIĞI'NI ELEŞTİRİYOR

Yazar Keir Giles, 24 Haziran'da yayınlanan bir makalesinde, olayın bakanlık tarafından reddedildiğini belirterek, “Birleşik Krallık silahlı kuvvetlerinin güvenilirliği, faaliyetlerinin dürüst ve doğru bir şekilde bildirilmesine dayanır; Olayların açık ve net gerçekleşmesine rağmen hiçbir şey olmamış gibi davranmak, Savunma Bakanlığı’nın gerçekten Ruslara bırakması gereken bir alışkanlıktır”.

Giles, “'Masum geçiş hakkı’ ifadesinin“- Defender'ın rotası için İngiliz bahanesi, “hangi devletin karasuları söz konusu olursa olsun önümüzdeki birkaç gün içinde çokça duyulacağını” yazıyor.

Chatham House, Türkiye ve Çin'in yanı sıra Rusya’yı hedef aldığı "Küresel Britanya" raporunun ardından 13 Mayıs’ta "Rusya tartışmasında mitler ve yanlış konseptler" başlıklı bir rapor daha yayınladı.

Bu, Rusya ile barışçıl beraberliği savunan çevreleri ve onların ideolojik argümanlarını hedef alıyor.

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde rapor Ukrayna ve Karadeniz’e de odaklanıyor, “NATO’nun güvenlik programlarının buraya genişletilmesi” gerektiğini savunuyor.  Chatham House’a göre bu yaklaşım “Bulgaristan, Macaristan ve Romanya'daki ileri askeri mevcudiyet ve Ukrayna için yeni Gelişmiş Fırsatlar Programını” da içermeli. (Sayfa 11)

Council on Geostrategy gibi Chatham House da, "2018'de Rusya'nın Azak Denizi girişinde üç Ukrayna donanma gemisini ele geçirmesine yanıt olarak Avrupa yaptırımlarının önemli ölçüde genişletilmemesini” eleştiriyor. (82)

Raporda ayrıca Rusya'nın Kırım'ı "Suriye'deki askeri operasyonlar için bir üs" olarak kullandığı ve Sovyet döneminden kalma nükleer altyapının restore edildiğine dair işaretler olduğu iddia ediliyor (82).

Buna yanıt olarak Chatham House, NATO varlığını ve Ukrayna ile işbirliğini ilerletmenin yanı sıra, yaptırım rejiminin güçlendirilmesini ve Ukrayna'nın AB'nin PESCO planına dahil edilmesini önermektedir.

AB'ye yönelik benzer bir eleştiri, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nden (IISS) Nigel Gould-Davies tarafından 9 Nisan'da yayınlanan "Avrupa'nın acilen jeopolitik bir hedefe ihtiyacı var" başlıklı bir makalede dile getirildi.

Ukrayna'daki durumu, Kuzey Akımı ve Sputnik aşısını da tartışan Gould-Davies şu sonuca varıyor:

“Rusya'nın Ukrayna sınırına asker yığması sadece Ukrayna için bir meydan okuma değil. Aynı zamanda AB üzerindeki baskı kampanyasının son aşamasına işaret ediyor. AB'nin zayıf ve çelişkili yanıtı zayıflıkları ve çelişkileri, Rusya'yı şimdi daha ciddi bir sınav vermeye teşvik etti. Bu, Avrupa ve transatlantik ittifak için tehlikeli bir an.”

Dolayısıyla, bu perspektifte, Karadeniz'deki kışkırtıcı politikalar, transatlantik ittifakını Avrasya’daki hasımlarına karşı sağlamlaştırmanın yöntemine dönüşüyor. Aksi takdirde

AVRUPA KITASI 'ANGLO-AMERİKAN DÜNYADAN AYRILMIŞ' OLABİLİR

Gould-Davies, Rusya Ukrayna'nın doğusunda askeri varlığını pekiştirirken, "Şu anda Ukrayna'ya yönelik büyük bir Rus saldırısının kıtayı Anglo-Amerikan dünyasından ayırma riski var" diye yazmıştı.

Özetle, İngiliz Düşünce Kuruluşları Karadeniz'i Rusya'ya baskı yapmak için büyük bir sahne olarak görmeye devam ediyor ve aynı zamanda Avrupa Birliği, birlik içinde özellikle Almanya ve Fransa ile artan anlaşmazlığı kabul ediyor.

IISS ayrıca başka bir raporda modern Rus füze sistemlerini ve İngilizlerin bunlara tepkisini tartışıyor. “Birleşik Krallık'tan silahlı kuvvetlerinin dönüşümüne ilişkin son duyurular, Sea Viper hava savunma füzelerinin stoklarını yükseltme ve artırma planlarını içeriyordu. Bu füzeler İngiltere’nin Type-45 muhriplerine konumlanacak.” Kırım sularında kışkırtmaya araç olan HMS Defender, böyle bir Type-45 muhribidir.

Bu makale ilk olarak İngilizce United World International sitesinde yayımlanmıştır.