Sefa Yürükel yazdı…
Son yıllarda Ortadoğu’nun jeopolitik haritasını yeniden şekillendirmeye çalışan en büyük projelerden biri, kuşkusuz “Büyük Ortadoğu Projesi” (BOP) olarak bilinen ve özellikle ABD merkezli stratejik planlamalarla hayata geçirilmek istenen yapıdır. Bu proje, bölge ülkelerini sınırlarından, etnik ve mezhepsel yapılarından parçalayarak yeni bir düzen kurmayı hedeflemektedir. Ancak İran İslam Cumhuriyeti, bu projeye karşı bölgedeki en sert direnç noktalarından biri olmuştur. Özellikle son dönemde yaşanan gelişmeler, İran milletinin yalnızca dışarıdan gelen bu müdahalelere karşı koymakla kalmayıp, aynı zamanda içerideki etnik çeşitliliği bir zenginliğe dönüştürerek ulusal birliğini pekiştirdiğini göstermektedir.
1. BOP’UN HEDEF TAHTASINDAKİ İRAN: PARÇALAMA STRATEJİSİ
BOP’un temel stratejisi, Ortadoğu’yu etnik ve mezhepsel hatlar üzerinden yeniden yapılandırmaktır. Irak’ın işgali, Suriye’deki iç savaş ve Körfez ülkeleri arasındaki bloklaşmalar bu projenin ürünleridir. Bu bağlamda İran, hem jeopolitik konumu hem de bağımsız duruşu nedeniyle BOP’un en büyük engeli olarak görülmüştür. Projenin İran ayağı, “Fars milliyetçiliği” ile “Türk” ve “Kürt” unsurlar arasında yapay bir ayrışma yaratmayı hedeflemiştir. Özellikle İran Azerbaycan’ı (Güney Azerbaycan) bu stratejinin kilit noktası olarak seçilmiş; dil, kültür ve kimlik üzerinden provokasyonlar finanse edilmiştir. Dış mihrakların amacı, İran’ı içten çökertmek ve enerji koridorlarını kontrol altına almaktır.
Ancak beklenenin aksine, bu saldırılar İran toplumunda bir kırılmaya yol açmamış, bilakis Fars ve Türkler arasında tarihî bir kenetlenmeyi hızlandırmıştır.
2. TARİHSEL BİRLİKTELİK: FARS VE TÜRKLERİN ORTAK HAFIZASI
İran coğrafyası, binlerce yıllık bir medeniyet havzasıdır. Farslar ve Türkler (özellikle Azerbaycan Türkleri, Kaşkaylar, Horasan Türkleri) bu topraklarda yüzyıllardır iç içe yaşamıştır. Safevi Devleti’nin kuruluşundan itibaren Türk ve Fars unsurlar, devletin temel yapı taşları olmuştur. Bu iki unsur, tarih boyunca ortak bir devlet geleneği, ortak bir din (Şiilik) ve ortak bir coğrafi aidiyet etrafında birleşmiştir. İran’da Türkçe konuşan nüfusun (tahminlere göre 28-30 milyon arası) varlığı, İran’ın ayrılmaz bir parçasıdır.
Son yıllarda özellikle sosyal medya ve dış yayın organları aracılığıyla “Güney Azerbaycan” söylemini öne çıkararak bu tarihî birliği bozmaya yönelik yoğun bir propaganda yürütülmüştür. Ancak bu propagandalar, İran Azerbaycan’Inda beklenen karşılığı bulamamıştır. Tam tersine, İran’daki Türkler kendilerini İran’ın vazgeçilmez bir unsuru olarak görmüş ve ülkenin bağımsızlığına sahip çıkmışlardır. Tahran, Tebriz, Urumiye, Erdebil gibi şehirlerde düzenlenen kitlesel gösterilerde Fars ve Türk vatandaşların omuz omuza vererek millî egemenliği savunması, bu kenetlenmenin somut göstergesidir.
3. KENETLENMENİN DİNAMİKLERİ: DİNİ VE ULUSAL BİLİNÇ
İran’daki Fars-Türk kenetlenmesinin ardında yatan en önemli faktörlerden biri, ortak din bilincidir. İran devriminin temel taşı olan Şiilik, bu iki etnik grubu ortak bir ideoloji etrafında birleştirmiştir. Dış müdahalelerin mezhepsel ayrılıkları körükleme çabaları, İran’ın dinî otoriteleri ve halkın dinî duyarlılığı sayesinde etkisiz hale gelmiştir. İran Azerbaycanı’ndaki dinî merkezler, Tahran’daki siyasi otoriteyle uyum içinde hareket ederek dışarıdan gelen etnik ayrılıkçı söylemlere karşı ortak bir duruş sergilemiştir.
İkinci faktör ise ortak ulusal çıkardır. İran halkı, BOP’un aslında ülkenin zenginliklerini yağmalamayı, bağımsız dış politikasını ortadan kaldırmayı ve bölgedeki varlığını sonlandırmayı hedeflediğini görmüştür. Bu tehdit algısı, Fars, Türk, Lur, Beluç ve diğer tüm etnik grupları ortak bir savunma mekanizması etrafında toplamıştır. Özellikle son yıllarda İran’a yönelik yoğun yaptırımlar, suikastler ve askerî tehditler karşısında, İran’ın kuzeybatısındaki Türk şehirleri, ülkenin diğer bölgeleriyle birlikte “direnme ekonomisi” ve millî savunma konularında öncü rol oynamıştır.
4. BOP’UN İFLASI: İRAN’IN DİRENÇ GÖSTERGELERİ
BOP’un mimarları, İran’ı Suriye, Irak ve Lübnan’daki nüfuzundan koparmayı hedeflemişti. Ancak İran, tam tersine, bu ülkelerdeki varlığını pekiştirerek “Direnç Ekseni”ni güçlendirmiştir. İran’daki Fars-Türk kenetlenmesi, bu eksenin en sağlam iç halkasını oluşturmuştur. İran Azerbaycanı’ndan yetişmiş binlerce genç, ülkenin doğu sınırlarında terörle mücadeleden batı sınırlarında güvenliğin sağlanmasına kadar her cephede görev almıştır.
Bunun yanı sıra, İran’ın ulusal medyası ve kültürel kurumları, etnik çeşitliliği bir tehdit değil, bir zenginlik olarak sunan bir politika izlemiştir. Azerbaycan Türkçesinin resmî kurumlarda ve medyada daha görünür hale gelmesi, Farsça ile Türkçe arasındaki kardeşliği pekiştirmiştir. BOP’un planladığı “etnik savaş” senaryosu, bu stratejiler sayesinde tamamen başarısızlığa uğramıştır.
5. SADECE İRAN DEĞİL, BÖLGE DEĞİŞİYOR
İran’ın bu iç direnci, doğrudan bölgesel dengeleri de etkilemektedir. Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da ve Yemen’de ABD ve müttefiklerinin kurmaya çalıştığı düzen, İran’ın istikrarlı yapısı karşısında sürekli geri çekilmektedir. İran’daki Fars ve Türklerin kenetlenmesi, Türkiye-İran ilişkilerine de yansımaktadır. Her ne kadar iki ülke arasında zaman zaman siyasi rekabet olsa da, İran’daki Türk varlığının güçlü olması, iki ülke arasında kopması zor bir kültürel ve toplumsal köprü oluşturmaktadır. Bu durum, bölgede ABD ve İsrail’in kurmaya çalıştığı “Kürt koridoru” veya “Arap-İsrail ittifakı” gibi projelerin önünde önemli bir engeldir.
Ayrıca, İran’ın başarılı direnci, Latin Amerika, Asya, Ortadoğu, Afrika’daki bağımsız devletlere de ilham kaynağı olmaktadır. BOP’un enerji koridorlarını kontrol etme hedefi, İran’ın kararlı duruşu sayesinde sekteye uğramıştır.
6. DÜNYA İÇİN SAVAŞ: BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNİN KÜRESEL ANLAMI
Bu mücadele neden sadece İran için değil, tüm dünya için önemlidir? Çünkü İran, tek kutuplu dünya düzenine karşı çıkan en önemli aktörlerden biridir. İran’ın ABD-İsrail yapımı BOP’u yerle bir etmesi, aslında “emperyalizmin” Ortadoğu’daki hedeflerinin tamamen çöküşüdür. İran’da Fars ve Türklerin kenetlenmesi, ulus-devlet yapısının hâlâ en güçlü direnç mekanizması olduğunu göstermektedir. Bu durum, Batı’nın “etnik çatışma” ve “mezhepsel savaş” üzerine kurulu bölünmüş Ortadoğu senaryosunun iflas ettiğini tüm dünyaya ilan etmektedir.
Ukrayna-Rusya savaşı, Çin-ABD rekabeti ve küresel enerji krizlerinin yaşandığı bir dönemde, İran’ın istikrarlı duruşu, çok kutuplu dünya düzeninin inşasında kilit bir rol oynamaktadır. İran halkının bağımsızlık ve adalet temelinde yürüttüğü bu mücadele, tüm ezilen milletler için bir direnç örneği teşkil etmektedir.
SONUÇ: KENETLENMENİN GELECEĞİ VE ABD-İSRAİL YAPIMI BOP’UN KESİN YENİLGİSİ
İran milleti, Fars ve Türk unsurlarının tarihî kardeşliği ile BOP’u yerle bir etmiştir. Dış müdahalelerin yapay gündemleri, İran’ın derin medeniyet havzasında eriyip gitmiştir. Bugün İran’da ne Fars ne de Türk unsurlar birbirlerine karşı değil; emperyalizmin bölücü planlarına karşı kenetlenmiş durumdadır. Bu kenetlenme, yalnızca İran’ın toprak bütünlüğünü korumakla kalmamış, aynı zamanda tüm bölgenin kaderini değiştirmiştir.
İran, bu mücadeleyi sadece kendi sınırları içinde değil; Filistin’den Yemen’e, Suriye’den Lübnan’a kadar tüm direnç cephelerinde sürdürmektedir. Bu nedenle İran’da yaşanan bu birlik, aslında tüm dünya için adil bir düzen kurma mücadelesinin merkezinde yer almaktadır. BOP’un İran üzerinde oynadığı bütün senaryolar başarısız olmuş, İran milleti bu süreçten çok daha güçlü ve birleşik bir şekilde çıkmıştır. Artık değişen sadece İran değil, tüm bölgenin jeopolitik kodlarıdır ve bu değişimin mimarı, kenetlenmiş İran milletinin azmi ve direncidir.
Kaynakça
Abrahamian, E. (2008). A History of Modern Iran. Cambridge: Cambridge University Press.
Aghaie, K. S. (2004). The Martyrs of Karbala: Shi‘i Symbols and Rituals in Modern Iran. Seattle: University of Washington Press.
Atabaki, T. (2000). Azerbaijan: Ethnicity and the Struggle for Power in Iran. London: I.B. Tauris.
Cordesman, A. H. (2016). The Iranian Sea-Air-Missile Threat to Gulf Shipping. Washington, D.C.: Center for Strategic and International Studies (CSIS).
Ehteshami, A., & Hinnebusch, R. (2002). Syria and Iran: Middle Powers in a Penetrated Regional System. London: Routledge.
International Crisis Group (ICG). (2005). Iran: The Struggle for the Revolution’s Soul. Middle East Report No. 5. Brussels: International Crisis Group.
Kepel, G. (2004). The War for Muslim Minds: Islam and the West. Cambridge, MA: Harvard University Press.
Perthes, V. (2004). America’s “Greater Middle East” Initiative and Europe. Berlin: Stiftung Wissenschaft und Politik (SWP).
Ramazani, R. K. (2004). Iran’s Foreign Policy: From the Persian Gulf to the Greater Middle East. In L. G. Potter (Ed.), Iran’s Foreign Policy: Contending Orientations (pp. 11–26). New York: Palgrave Macmillan.
Rubin, M. (2019). The Great Middle East Project: A Retrospective. Middle East Forum Quarterly, 26(2), 1–12.
Shaffer, B. (2002). Borders and Brethren: Iran and the Challenge of Azerbaijani Identity. Cambridge, MA: MIT Press.