İzmir Büyükşehir Belediyesi iştirakleri İZELMAN, İZENERJİ ve Egeşehir’de altı aydır yürütülen toplu iş sözleşmesinde uzlaşı sağlanamaması ile başlayan grev 5. gününe girdi. Yaklaşık 23 bin işçinin iş bıraktığı grev süresince Genel-İş İzmir 1,2,3 ve 9 Nolu Şube ile belediye yetkilileri arasında yapılan toplantılarda da uzlaşı sağlanamazken belediye ve sendika arasındaki ipler gerildi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. Sendika yönetimini sert sözlerle eleştiren Tugay, ”işçilerin tehdit edildiğini” iddia etti. Tugay, şunları söyledi:
‘EN ÇOK RAHATSIZLIK DUYULAN KONU, TEMİZLİK KONUSU’
”Bugün burada CHP’li ilçe belediye başkanları ve büyükşehir meclis üyeleriyle birlikte toplandık. Toplanmamızın nedenlerinden biri, grevle ilgili durum değerlendirmesi yapmak. Süreci konuştuk, görüş alışverişinde bulunduk. Bundan sonrasında ne yapmamız gerektiği konusunda önerilerde bulunduk. İkinci konumuz da… Bu grevin neden olduğu ve rahatsızlık yaratan konular. En çok rahatsızlık duyulan konu, temizlik konusu. Bayram arifesindeyiz. Önümüzde kurban bayramı var. Kurban bayramı döneminde de özel olarak yapılması gereken bazı çalışmalar var. Bunlarla beraber ilaçlama çalışmasının da yapılması lazım. Bunların hepsi belediyelerin görevi. Biz, belediyeler olarak insanlarımızın bu hizmetlerin akmasından kaynaklı mağduriyet yaşamaması için nasıl önlemler alabilirizi konuştuk.
‘SENDİKA KİMSENİN BABASININ ÇİFTLİĞİ DEĞİL’
Devam eden grev sürecinde ”tehdit” iddiasını gündeme getiren Tugay, şöyle devam etti:
“Dün akşam, plansız bir saha temizlik çalışması oldu. Bu planlanmış bir şey değildi. Oradaki görüntünün çok kötü olduğunu görünce bireysel olarak benim hareketim oldu. O esnada şube başkanı ve yanındaki kişiler, gelip ‘bunu yapmazsınız’ deyince bazı hatırlatmalarda bulundum. O da şu: Çalışmama kararı alma hakkı, bütün işçilerde var. Sendika böyle bir karar alabilir. Siz de buna uyabilir ya da uymayabilirsiniz. Sendika grev kararı aldığında buna katılıp katılmama hakkı özgürce kullanılan bir haktır. Eğer ‘ben grev hakkımı kullanıyorum, çalışmayacağım’ derseniz o andan itibaren maaşınız ve sigortanız duruyor. İş yerini terk ediyorsunuz. İş yerini terk etmeniz gerekiyor. Hukuken durum budur. Bu arada da greve katılmama kararı almış çalışanlara da saygı göstermeniz gerekiyor. Onları zorlayamazsınız, sendikadan atmakla tehdit edemezsiniz. Bunların hiçbiri hukuki değil. Hatta çalışmak ve işini yapmak isteyene engel olursanız bu bir suçtur. Bununla ilgili hukuki sonuç işinizi kaybetmeye kadar gidebilir. Ancak bir süredir iyice ortaya çıktı ki burada bir hata yapıyor. İnsanların greve katılma hakkı var, ama katılmama hakkı olduğunu da herkesin kabul etmesi lazım ama herhangi bir sendikanın ‘Greve katılmayanları sendikadan atacağım’ deme hakkı yok. Sendika kimsenin babasının çiftliği değildir. Canlarının istemediğini oradan atamazlar. Yasalarla sendikal hak teminat altıdadır. Eğer bunu diyen varsa bilsin ki olay yargıya gittiğinde karar, çalışanın yanında çıkar. Ancak grev kararı alındığından beri İzmir’de Genel-İş Sendikasının şube yöneticileri ve Ege Bölge Temsilcisi, çalışanları aleni bir şekilde sürekli tehdit ediyorlar. Sizler, yürüyüşlerde toplantılarda insanları görünce yürekten bir katılım var diyorsunuz. Ama bize gelen bilgi öyle değil. Çalışanlar, ‘Neredeyse 2-3 saatte bir yoklama alınıyor. Gelmeseniz sendikal haklardan maruz bırakırız, sizi sendikadan atarız’ diye tehdit ediliyoruz’ diyorlar.”
‘ÇALIŞANIN İŞİNİ YAPMASINA ENGEL OLUYORLAR’
Sendika üyelerinin ilçe belediyelerinin hizmetlerinin yapılmasını engellediğini kaydeden Tugay, ”Kötü bir diğer alışkanlık.. Bunu hak görüyorlar. Çalışanın işini yapmasına engel oluyorlar. Birkaç gün önce park Bahçeler şantiyesini girişine bir sendika yöneticisi sandalye koydu ve orada geçişi engelledi. Bildiğiniz girişi kapattılar. Yol kapattılar. İlçe belediye başkanlarımızdan bazıları, yapmak istedikleri işlere engel olunduğunu anlattılar. Dün akşam bana yönelik olan o muamelenin açıklaması şuydu: ‘Bu çöpü toplayamazsınız, bu bizim ekmeğimizle oynamaktır’ dediler. Ben de ‘Bu çöpleri toplamamak halkın sağlığıyla oynamak değil midir’ dedim. Ben belediye başkanı olarak bu çöpleri toplamaya kendim geldim. Grev yapan hiç kimseyi çağırmadım, zorlamadım. Grevde olmayan birkaç arkadaşımızla beraber çalışmaya başladık. Ama bu duyulunca gelen destekle konu büyüdü. Şunu da gördük: İzmir halkı, bu olayda haklılığımızı anlamış bulunuyor. Yaptığımızı anladılar ve destek oluyorlar” diye konuştu.
‘TÜRKİYE’DE HİÇBİR YERDE DAHA YÜKSEK BİR RAKAM TEKLİF EDİLMEMİŞTİR’
”Tekliflerinin ülke genelinde belediyelerde verilen en yüksek maaş olduğunu” belirten Tugay, şu ifadeleri kullandı:
“Dün de bugün de ondan önceki gün de yarın da… Her zaman görüşme masamız açık. Arkadaşlarımız her türlü görüşme talebine olumlu yanıt veriyorlar. Dün de evvelsi gün de görüşüldü. Biz o masada 6 aydır anlatmaya çalıştığımız şeyi anlatıyoruz. Şu anda Büyükşehir’in masada ortaya koyduğu rakamlar, Türkiye’de belediye çalışanlarına verilen en yüksek rakamlardır. Türkiye’de ilçe ya da büyükşehir belediyeleri dahil hiçbir yerde daha yüksek bir rakam teklif edilmemiştir. Buna rağmen eşit işe eşit ücret söylemiyle referans aldıkları şey… Ben göreve gelmeden önce diğer belediye başkanın başka bir sendikayla yaptığı ölçüsüz anlaşmadır. Biz de onu isteriz diye talepte bulunuyorlar. Onların hakları bizim garantimiz altında. Onların haklarını en üst düzeyde vermek bizi sadece mutlu eder. Ama 23 bin kişiyi kapsayan bir TİS’te biz istedikleri rakamları verirsek, bunu İZBB’nin bütçesinin kaldırması mümkün değil. Aradaki farkın düzeltileceğini ve nasıl yapılacağını defalarca söyledim.
‘NE ÜCRET VERDİKLERİNİ SORDUM VE EN AZ 10-25 BİN ALTI OLDUĞUNU SÖYLEDİLER’
Konuşmadıkları ya da söyledikleri yalanlar var. Ben göreve geldikten sonra aradaki farkı kapatalım diye TİS’te olmayan yüzde 7’lik bir artış yaptık biz. Bunun nedeni şuydu: Diğer sendikayla Genel-İş üyelerinin arasındaki fark kapansındı. Onu yaparken de şunu söyledik ‘Bu yüzde 7’lik artışı gelecek yılın artışına sayın’ dedik. Yani önerilen yüzde 30’luk artış, o yüzde 7 ile birlikte yüzde 37’ye denk geliyor. İki tane büyükşehir belediye başkanımızla görüştüm. Ne ücret verdiklerini sordum ve en az 20-25 bin altı olduğunu söylediler. Türkiye’de en iyi teklifi vermiş bulunmaktayız. Bizim görüşmeler ve uzlaşma açısından kapımız açık. Verebildiğimiz en iyi teklifi verdik. Bundan ötesinde gitmemizin adı sorumsuzluk olur. Bu, İzmir halkına hizmet etmemek, belediyeyi ödeyemeyeceği borçların altına sokmak anlamına gelir. Bu nedenle insanlarımızın yaşayacağı mağduriyet bizim ayıbımız olur. O nedenle bütçemize göre hareket etmemiz gerekiyor. Sendikanın bunu anlaması gerekiyor. Çalışanlar üzerinde baskı kurmayı bırakıp bize gelmesi gerekiyor.”
‘BÜTÇE YETMEDİĞİNDE NEREDEN KISACAĞIZ?’
”Siyasi fırsatçılık” sözleriyle tepki gösteren Başkan Tugay, şunları söyledi:
“Üzülerek izliyorum. Bu maalesef bazılarının siyasi fırsatçılığı durumuna dönüşmüş durumda. İZBB’yi ve beni sendikal haklara karşı olan insanlar olarak göstermeye çalışıyorlar. Siz, CHP’li olmayan belediyelerde olanları görmeyeceksiniz. Türkiye’nin genel ekonomisiyle ilgili, belediyelerimize yapılan ekonomik baskıları kaileye almayacaksınız. Sizin için önemli olmayacak. Türkiye’de herkesin umudu olmuş durumda olan CHP’nin kalesi gibi yıllardır yönettiği İzmir’de CHP’li belediyeyi hedef alacaksınız. Sadece CHP yönettiği için örgütlenebildiğiniz İzmir’de belediyeyi hedef alacaksınız. Halka yalan söylemesinler. Onlar ve bunu siyasi fırsatçılığa dönüştürme çabası içinde olanlara sesleniyorum. Türkiye’de İzmir dışında 80 il var. Milyonlarca haksızlığa uğramış insan var. İzmir’de belediyeler dışında çalışan milyonlarca insan ve memur var. Profesörler, doktorlar, öğretmenler, polisler, ‘Biz bu kadar maaş almıyoruz’ diyorlar. Emekliler, aldıkları maaşla hiçbir şey hayal edemez durumdalar. Ve İZBB, bu bayramda da insanlara sosyal destek sağlamak için mücadele ediyor. Belediyeler kamu kaynağı kullanıyor. O da halkın vergilerinden geliyor. Belediyenin kasasına halkın parası geliyor. Halkın parasını kullanırken şunu mu yapmamızı istiyorlar: Çalışanlarımıza yüksek ücretler verelim ve diğer hizmetleri yapmayalım? Siyaset fırsatçılarına soruyorum. Bütçe yetmediğinde nereden kısacağız? Siyasi fırsatçı durumundalar.
‘KÜÇÜK BİR AZINLIK OLARAK KALMAYA DEVAM EDECEKLER’
Sendika yöneticileri yalan söylüyorlar. Çok fazla yalan söylüyorlar, yalan söylemeye devam ediyorlar. Ama yalan söyleyerek uzlaşmaya varılmaz. ‘Ücretlerimizi açıklayıp bizi zor durumda bırakıyorsunuz deyip kendileri basına bordro paylaşıyorlar. Bulabildikleri en düşük rakamlı bordroları paylaşıyorlar. Ama diğer bordroları paylaşırsak insanlar kimin yalan söylediğini anlayacak. Ama bizim işimiz insanlarla işçileri karşı karşıya getirmek değil. Ama şunu unutmasınlar! Burası bir fabrika değil. Geliri sabit, vatandaşın vergisinden belediyeye düşen pay. Ama hizmet edeceği insanlar bütün İzmir halkı. 4,5 milyon insan. Bunların sadece bir grubunu memnun etmek olmaz, tamamına hizmet götürmek lazım. Bir sürü konuda İzmir’in 30 ilçesine hizmet götürüyoruz. İZBB’yi bu hizmetlerden alıkoymayı öneremezsiniz. Biz bu hizmetleri yapmak zorundayız. Bu anlayış, sendikal haklara karşı çıkmak olarak değerlendirilebilir mi? Birileri işçi düşmanlığı diyor. Lanet olsun onlara. Bunun adı işçi düşmanlığı olabilir mi! Bu kentin insanlarına hizmet etmek için üzerimize düşen neyse yapacağız, çalışanlarımıza hakkını zamanında ödemek için de üzerimize düşeni yapacağız. Böyle bir ortamda, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik olarak burhan yaşadığı bir ortamda İzmir gibi bir şehirde CHP’li belediyeler üzerinde siyaset fırsatçılığı yapanlar halkı ikna edememeye ve küçük bir azınlık olarak kalmaya devam edecekler. Biz iktidara talibiz, bu ülkeyi yönetmek istiyoruz. Onun için ilkemizi, ahlakımızı hem TİS masasında hem de kalktığımız zaman çöpü toplarken göstereceğiz. CHP örgütünden kimse başka bir şey beklemesin. Vatandaşlarımızdan rica ediyorum. İşçileri kışkırtmaya çalışanlara, işçilerin hakları konusunda duyarlı olanları kışkırtmaya çalışanlara dikkat etsinler. Onlara şu soruyu sorsunlar. Neden İzmir? Bu ülkede bunca adaletsizlik ve haksızlık varken dut yemiş bülbül gibisiniz. Ama burada toplu ulaşımı, temizliği aksatmak, çalışmak isteyen işçinin üzerinde baskı kurmak, onları tehdit etmek kimin yaptığı şey, amaçları kime hizmet etmektir buna dikkat etsinler.”
‘SORUMSUZ HİÇBİR KARARIN ALTINA İMZA ATMAYACAĞIZ’
Sendikaya, belediyenin önerdiği teklifin artmayacağı mesajını veren Tugay, şöyle devam etti:
”Ben oyumu Hamza Dağ!a verseydim sen seçilemezdin’ diyorlar. Bu cümle bile işçiye nasıl baktıklarını göstergesidir. Çalışmak isteyene engel olamazsın. Hele hele çöp toplamak istemiş bir belediye başkanına engel olma hadsizliğini gösteremezsin. Yalan söylemeyi bırakın. Biz kimseyi tehdit etmiyoruz. Tehdit eden sizsiniz. Lütfen şehrimiz ve insanlarımız baksın. Bu yalanları herkesin duyması lazım. Bütün yalanlara, şantajlara, iftiralara, her türlü fırsatçılığa karşı biz arkadaşlarımızla dimdik ayaktayız. Bu şehre sahip çıkmaya devam edeceğiz. Şehrimizi ve halkımızı bizimle dayanışma içinde olmaya davet ediyoruz. Bu, yürekten bir çağrıdır. Belediyenin yaptığı çağrı olarak görülmemelidir. Biz, İzmirli olmaktan gurur duyuyoruz. Bu duruşumuzu devam edecek. Mantıksız, ahlaksız, tutarsız hiçbir tutumun içinde olmayacağız. Sorumsuz hiçbir kararın altına imza atmayacağız. Sorumluluk sendikadadır. Şunu da kimse unutmasın. Bir çözümsüzlük noktasına götürmeye çalışan olursa onu hukuk içerisinde çözmek boynumun borcudur.
‘NET 59 BİNDEN BAŞLAYAN 76 BİNE KADAR ARTAN BİR TEKLİFTE BULUNDUK’
Ben kurban pazarlığı yapabilen biri değilim. Arkadaşlarımıza yaptığımız net ölçümlerde net 59 binden başlayan 76 bine kadar artan bir teklifte bulunduk. Dediler ki bu yetmez daha fazla… Arkadaşlarla uzun uzun çalıştık ve çözelim bu işi dedik. Gelebildiğimiz en yüksek rakam net 65 binden başlayan ve 80 bin liraya çıkan ücret oldu. Bundan daha fazlasını bizden kimse istemesin. Valilerin 73 bin lira arası maaş aldığını söyledik. Belediye başkanı arkadaşlarımız bu civarda maaş alıyorlar. Bazı belediye başkanlarımız şu durumda; Şoför neredeyse belediye başkanından daha fazla maaş alıyor. Bunun bir etik sınırı olacak. Bu Genel-İş izBB’Ye gelince aslan kaplan da diğer belediyelere karşı neden böyle değil. Neye imza attığına baksın insanlar. Bu siyaset fırsatçılığı, siyaset fırsatçılığını neden İzmir’de yapıyorlar. CHP’ye burada zarar vererek neyi amaçlıyorlar. Bu sadece İzmir’e değil Türkiye’ye zarar vermektir. Neyin peşindesiniz? Böyle bir dönemde bu mu sizin yapacağınız? Başka yerlerde ağzınızı açmamak, belediye başkanlarının beşi birden hapse atıldığı gün DİSK’in genel başkanıyla Genel-İş’in genel başkanıyla miting yapıp ücret pazarlığı yapmak mı? Bu mu sizin bu ülkeye sahip çıkışınız? Bataklığı böyle mi kurutacaksınız? Sadece bizim belediye çalışanlarımızın iyi ücret alması ile Türkiye’nin sorunu çözülmeyecek. İzmir’in çöpe boğulmasıyla, sağlığının bozulmasıyla Türkiye’nin sorunu çözülemeyecek. Mücadelenizi doğru yöne doğru yapın. Biz sizin dostunuzuz. Bizim sayemizde burada örgütlendiniz. Bunu nasıl istismar edip bu haksızlığı yaparsınız. Bu bana değil, CHP’ye de değil, İzmir’e yaptığınız büyük bir haksızlık ve ayıptır. Siyaset fırsatçılığına sesleniyorum. Anlaşamadık diye sanki siyasi olarak halkta karşılıkları varmış gibi açıklama yapmanızın ne anlamı var niye işçimizle aramıza girmeye çalışıyorsunuz Bu kışkırtmanız ayıp değil mi? Utanmıyor musunuz? İzmir’i de İzBB’yi de önünüze diz çöktürmeyeceğim.”
SENDİKADAN BELEDİYE BAŞKANLARINA ‘GREV KIRICILIK’ TEPKİSİ
Grev süresince yaklaşık 23 bin belediye işçisi iş bıraktı. Kent genelinde özellikle temizlik hizmetlerinde ciddi aksamalar yaşanırken, çöpler sokaklarda birikmeye başladı.
Genel-İş İzmir 1, 2, 3 ve 9 No’lu Şubeleri ile belediye yetkilileri arasında yapılan toplantılarda şu ana kadar herhangi bir uzlaşma sağlanamadı. Sendika temsilcileri, belediyenin tekliflerinin beklentilerin çok uzağında kaldığını belirtiyor.
Konak Pier önünde bir araya gelen işçiler Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Meydanda DİSK aracının üzerinde konuşan Genel-İş İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Ercan Gül, temel taleplerinin “eşit işe eşit ücret” olduğunu yineledi. Gül, “Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay’a açıkça sesleniyoruz: Taleplerimizi karşılayın bu grev bugün biter. Aksi takdirde mücadelemiz sürecek” dedi.
Tugay’ın dün akşam saatlerinde çöp toplama çalışmalarına katılması ise sendika tarafından tepkiyle karşılandı. Gül, bu durumu “grev kırıcılık” olarak değerlendirerek, şu ifadeleri kullandı:
“Çağrı yapıyorlar. Gelin birlikte çöp toplayalım diye. Ya çağrı yapacağına gel masana bu işi çöz. İş bitsin. İzmir’i bu işi tertemiz eder. Tertemiz eder. Bizi aradılar. Dediler ki başkan, Cemil Başkan buraya çöp toplamaya gelecekmiş dediler. Gerçekten şaşırdık. Dedik ki bu kadar da olmaz. Gerçekten beklemediğimiz bir durum. Gerçekten ne yapmaya çalışıyorlar diyorum. Bu greve zarar vermeye çalışıyorlar. Bizi oyuna getirmeye çalışıyorlar. Bizi esnafla karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Biz sabırlı olacağız. Sakin olacağız. Biz sorumluluğumuzu biliyoruz. Öfkemize yenik düşmeyeceğiz. Binlerce emekçinin evine götüreceği, ailesine götüreceği bu toplu sonucu büyük kazanımlara hiçbir şekilde ne şahsım ne şube başkanlarımız ne temsilci, yönetici, ne de hiçbir arkadaşımız zarar vermeyecek dostlar. Onu da anlattık anlamıyorlar. Bu grevlere gelen ilçe belediye başkanların eminim ki kendi belediyelerinde de grev olmuştur. Oralarda biz duymadık bir belediye başkanının bu zamana kadar çıkıp çöp topladığını. Ya yakın zamanda 4-5 ilçede grev oldu. Hangisinde topladın be adam? Hangisinde topladın da geliyorsun burada bize ekmeğe zarar veriyorsun. Hangisinde? Biz adalet istiyoruz ya. Bir gün bu adalet herkese ihtiyaç olacak. Bir kadın arkadaşımız grev kırıcılığı yapıyorsun diyor. Biz ‘Genel-İş’in emekçilerinin yanındayız. Doğru bulmuyoruz’ diyor. Zibidinin birisi kalkmış elinde sopayla kadın arkadaşımıza ‘Senin kafanı patlatırım’ diyor. Yeri geldiğinde kadın haklarını bizden çok savunanlar yanlarında kadınların kafasını patlatacak zibidiler getiriyorlar. Gelin ve patlatın görelim. Evet dün de biz de gördük ki burada grev kırıcı bir belediye başkanımız var. Söylemeden edemeyeceğim 2 dakika gördüğüm için söylüyorum Allah var yukarıda iyi temizlik yapıyor. Allah var. İyi çalışıyor. Gerçekten gördüm. İyi temizlik yapıyor. Evet bir gün bir çöp görürsem burada arayacağım başkanı. Başkanım gel burada çöp var. Temizle diyeceğim bundan sonra.”
‘1 YILDA BUNU YAPAN 4 YILDA NE YAPAR’
Gül, şunları kaydetti:
“Kirli bir siyaset. O kirli siyasette Memiş Başkan’ı hedef almışlar. Neymiş? Hamza Dağ’la arasındaki oy farkını konuşmuşuz. 2011 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan operasyonda haksız, hukuksuz şekilde bürokratlarıyla işçiler gözaltına alınmış ve tutuklanmışlardı. O dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu 397 yılla yargılanıyor. Belediyeye operasyon yapılıyordu. İz Enerji işçileri taşeron çalışıyor. Fakat sokakta da belediye şirketlerine geçmek için mücadelelerini veriyorlardı. 2021 yılı Kasım’da İZELMAN işçileri sendikalı olsun diye mücadele eden Memiş Sarı bedel ödemiş ve gözaltına alınmıştır. 13 yıl önce İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan operasyonda köşelerine çekilip çay içenler bugün sosyal medyadan bizi linç etmeye linç etmeye çalışıyorlar. Bir yılda parmak sallamaya başladılar. İzmir’in parasını kimseye yedirmeyeceğiz. Bir yılda bu olan 4 yılda ne olur acaba hep beraber göreceğiz. Ama şunu bilsinler. Bir gün hesap sorulacak bir gün. Kimse kusura bakmasın. O parmaklar bir gün tam tersine sallanacak.”
TUGAY’A DESTEK VEREN BELEDİYE BAŞKANLARINA TEPKİ GÖSTERDİLER
DİSK/Genel-İş İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Engin Topal da grev süreciyle ilgili yaptığı açıklamada, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek’in Cemil Tugay’a çöp toplama çalışmalarında destek vermesine tepki gösterdi. Topal, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki’ye, “Sizin gücünüz DİSK’e saldırmaya yetmez Sayın Başkan. Ömer Eşki Başkanımız aynı zamanda SODEMSEN yöneticisi tweet atacağına yöneticisi olduğu SODEMSEN’e gel toplu sözleşmeyi yapalım” dedi. Topal, Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek’e, “Düne kadar aramızda işçi olarak çalışıyordu. Şimdi Menderes Belediye Başkanı oldu. Ne oldu? Ne oldu Belediye Başkanı seçildiğin? İşçiliğini unuttun” diye konuştu.
Açıklamaların ardından grev alanında bulunan işçiler, halay çekerek eylemlerine devam etti. Ancak bu sırada alandaki işçilerden biri fenalaştı. Sağlık ekipleri duruma müdahale etti. Öte yandan grev yapılan meydanda bazı kişilerin yerlere bilerek çöp attığı gözlendi. Grev halayının ardından dağılan işçilerin ardında meydan çöp içinde kaldı.
Kaynak: Anka
Şube başkanı ve yanındakilerin hesapları incelenmeli. Bu işin arkasında AKP olabilir. Konuşmaları işçi konuşması değil, siyasetçi konuşması (hem de sağ siyasetçi konuşması).
İstedikleri maaşlar Türkiye için uçuk maaşlar. Bu paraları isterken insan bir Türkiyedeki asgari ücrete, maaşlara bakar ve utanır. Eski maaşlarına bu işi yapacak yüzbinlerce insan var ülkede. Bunlar sendika değil, örgütlü fırsatçılar.