İznik'in kapılarından turizmin maskelerine

Dr. Ceyhun Balcı yazdı...

İznik'in kapılarından turizmin maskelerine

15 Temmuz 1935

Atatürk hemen her fırsatta çıktığı yurt gezilerinden birinde İznik’tedir.

Pek çok konuda olduğu gibi tarih ve coğrafya konusunda özellikle bilgi küpüdür Atatürk. Kütüphanesinde bulunan ve okuduğu sayfalarına düştüğü notlardan belli olan kitapların önemli bölümü tarih ve coğrafya ile ilgilidir. Tam bir kültür insanıdır çok iyi bir asker, devlet adamı ve devrimci olmasının yanı sıra.

Top sesleri Ankara’dan duyulurken savaşı yöneten BMM’de müzecilik yasasını çıkartmış olmasından bellidir uzak olmayan geleceğe hazırlanmakta olduğu.

Yine otuzlu yıllarda Zübeyir Hamit Koşay önderliğinde sürdürülen Alacahöyük kazılarına eşlik ettiğini öğreniriz Atatürk’ün buradaki müzenin girişindeki bilgilerden.

İznik’e dönersek!

Yanı başında Vasıf Çınar, Afet İnan, Celâl Bayar ve Kılıç Ali olduğu halde çevresindekilerle söyleşmeye başlar.

“İznik’in kaç kapısı vardır?” sorusu “üç”le karşılık bulur. Hatta, yanıtı veren kapıların adlarını da sayar : Lefke, Yenişehir ve İstanbul.

Atatürk, bu yanıtı soruyla karşılıklandırır ve Kılıç Aslan’ın girdiği kapı nerede diyerek sorusunun yanıtını alamadığını belli eder.

“Bizim böyle bir kapıdan haberimiz yok” yanıtıyla canı sıkılsa da uzatmaz Gazi.

Gazi’nin önemli özelliklerinden birisidir kendisini de bir parçası saydığı toplumun bireylerinin başını öne eğdirmemek. Bu nedenle olmalı ki, “nasıl bilmezsiniz, okuyun da öğrenin” türünden büyüklenmelerden uzak durur.

Bu olaydan yıllar sonra biriken suların İznik gölüne kavuşması için kazı yapılırken yıllar önce alınamayan yanıt tüm görkemiyle gün yüzüne çıkar : Kılıç Aslan ya da Batı Kapısı.

Milletini karanlıktan kurtaran ve ona çağ atlatan bilge bildiklerini her zaman ve her yerde söylememesini, yeri geldiğinde susmasını öğrenmiştir. Gerçeklerin mutlaka ortaya çıkmak gibi bir huyu olduğuna göre aceleye de gerek yoktur. Hele hele milleti incitmek söz konusuysa!

Sözü bugüne bağlayalım!

Mayıs 2021

Top sesleri eşliğinde müzeciliği düşünebilen bilgenin ülkesinde adında kültür olan bakanlığın hazırladığı görselleri hemen herkes duymuş, görmüş olmalı!

Salgınla birlikte iyice kırılganlaşan ekonominin can simidi olarak görülen turizmin geçen yıla benzememesi telaşıyla hazırlanan görseldeki maskenin üzerinde şöyle yazılıdır :

“Keyfini çıkar. Aşılıyım”

Hiç kuşkusuz Dışişleri Bakanı’nın Avrupa’nın göbeğinde söylemekte sakınca görmediği “Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız!” sözleriyle uyumludur maskelerle paylaşılan bu sözler.

İlk bakışta konuklara güven vermeyi amaçladığı düşünülebilecek bu bir çift sözün Türkçe’ye çevirisi şu şekilde de yapılabilir :

“Biz bir hiçiz. Yeter ki siz iyi ve sağlıklı olun! Ülkemize gelin ve para harcayın!”

Bir yanda milletini incitmekten kaçınan derinlikli kültür insanı Atatürk.

Diğer yanda, para kazanma tutkusuyla devleti şirket gibi yönetmekte sakınca görmeyen sıradanlık ve düşüncesizlik. Bu arada, kendi insanını değersizleştirmekte sakınca görmeyen hoyratlık.

Her iki davranış da tarihe geçti.

Birisi bilgelik diğeri de milletini gözünü kırpmadan aşağılayabilme listesinde…

Yazık ki ne yazık!