Karadeniz gazıyla ilgili 12 yıl önce verilen bilgi notu nasıl kayboldu? Çakabey'in başına neler geldi?

Salih Ertan yazdı...

Karadeniz gazıyla ilgili 12 yıl önce verilen bilgi notu nasıl kayboldu? Çakabey'in başına neler geldi?

"Post-Corona ve Sanayi 4.0" ile "Thucydides Tuzağı Savuşturulabilir mi?" başlıklı esintilere, gündemde öne çıkan "Karadeniz'de Doğal Gaz" konusu nedeniyle ara vermek gereği duydum. Gündelik pılı pırtı işlerin yoğunluğu yüzünden, bunların devamı zaten gecikmişti. Biraz daha beklesinler, diyorum.

Türkiye'nin sıcak gündem maddesi olarak liste başına çıkan Karadeniz'deki hidrokarbon kaynakları, Karadeniz Görev Grubumuzun uzun yıllardır ve her dem öncelikli konusu olagelmiştir.

Cumhurbaşkanı'nın "müjdesi", bizim 1998 yılından beri Karadeniz hakkında bildiklerimizin çok küçük bir bölümüdür. Cumhurbaşkanı ve geçmişteki AKP Hükümetleri, Karadeniz'in, içerdiği hidrokarbon rezervleri bakımından adeta "İkinci Orta Doğu" konumunda olduğunu bizden öğrendiler. Nasıl mı?

Yanıtın bir bölümü olarak konuya ortadan giriyor ve ekteki belgeleri bilgi ve dikkatinize sunuyorum. Bir sonraki notta en başa 1983-84 yıllarına döneceğim.

Aşağıdaki "Sayın Başbakanım" başlıklı dilekçe, 2008 yılı Temmuz ayı içerisinde tarafımca kaleme alınarak, aralarında AKP İzmir milletvekilleri Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu, Nükhet Hotar, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün öz dayısı Prof. Dr. Ahmed Sadoğlu ve Başbakanlık Basın Başmüşavirinin de aralarında bulunduğu, başbakan ve dönemin hükümetine yakın kişilerce başbakanlık makamına ulaştırılmıştı.

Bunun ardından, dilekçenin okunduğu ve kayda alınmış olduğuna dair tarafımıza onay bilgisi de iletilmiştir. Kısacası, daha önce değilse, bu dilekçenin içeriği dolayısıyla kritik nitelikteki bilgi makama iletilmiş oluyordu.

Aralıksız temas ve uğraşlarımız esnasında, çok sayıda bilgi notu, ısrarla ve defalarca ilgili üst makamlara tarafımızdan iletilmiş bulunuyor. Bunlardan biri de Ekim 2008'de yine benim tarafımdan kaleme alınmış bulunan bir durum raporudur. Bu da ekli ikinci belge oluyor.

Arşivime bir göz atınca, bir tek kitaba sığmayacak kadar bilgi ve belge toplamış olduğumu fark ettim. Bu yazı dizisi uzayıp gidecektir. Fasikülleri kısa aralıklarla tarafınıza iletmeye çalışacağım. Süreç boyunca ve hala Türkiye'ye kazandırmak için yoğun çaba harcadığımız, aramızda adı "Çakabey" olan "genel amaçlı" araştırma gemisi ekteki fotoğraflarda yer alan görünümde (çift gövdeli "swath" tipi) olacaktı. 2006 yılında DPT tarafından sari bütçeli bir proje olarak onaylandıktan sonra, Çakabey Projesi bürokrasinin koridorlarında ve karanlık güçlerin el çabukluğuyla berhava oldu. Proje bedeli? Sadece 8,5 milyon Euro... Peki 3B Sismik (üç boyutlu sismik) donanımlı devşirme Barbaros Hayrettin Paşa araştırma gemisinin maliyeti nedir?

130+83 milyon = 2130 milyon Euro! 130 milyon platform 83 milyon da "yabancı personele"(!) 5 yıl boyunca ödenecek ücret olarak... Dubai'de mukim Norveç firmasının yapımcısı ve sahibi olduğu Polarcus Samur'un Barbaros Hayrettin Paşa adını alarak devşirilmesi nasıl bir karardı? İlgili sektörlerde ve bütün dünyada Karadeniz Fıkrası kıymetinde anılmıştır bu devşirme öyküsü. Bunları sırasıyla anlatacağım.

Son söz olarak; Necdet Pamir dostumuzun geçen gece bir TV kanalında değindiği üzere, yabancı personel konusu, Oruç Reis ve diğer platformlarda da bugün hala geçerlidir. Bir miktar Türk personelin de yabancı araştırma personelinin yanı sıra görevli olduğunu (doğal olarak) bu arada belirteyim. Uzun yıllar boyunca, birikimli personelin ya görevden alınmaları, ya da ayrılmak zorunda kalmaları nedeniyle TPAO'nun içinin boşaltılması bir diğer hazin öyküdür. Peki bu neden yapıldı? Anahtar sözcükler: Özelleştirme ve peşkeş... İleride bunu da ele alacağım.

Bu notun devamı çok uzun ve çok zaman da hayli şaşırtıcı olacaktır.

Beni izlemeye lütfen devam ediniz.

Vesselam!

İşte 12 yıl önce Ankara'ya sunduğumuz iki dilekçe...

********

RECEP TAYYİP ERDOĞAN

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANI

ANKARA

26 Temmuz 2008

"SAYIN BAŞBAKANIM,

Bilim adamlarımız ile gerçekleştirdiğimiz bilgilendirme toplantısı esnasında ülkemizin bir petrol, doğalgaz ve geleceğin enerji kaynağı olan Gaz Hidratları denizi ile çevrili olduğuna dair güçlü bulguların son yıllarda yapılan deniz çalışmalarının sonucunda elde edildiği bilgisini edindik. Ülke ve milletimizin aydınlık geleceğini müjdeleyen bu haber, hepimiz için coşkulu bir sevinç ve heyecan kaynağı olmuştur.

Toplantı boyunca, bilhassa Orta Karadeniz’in Sinop ve Samsun arasında kalan bölümünde, deniz tabanı altında büyük bir petrol, doğalgaz ve Gaz Hidratı rezervinin mevcut olabileceğine işaret edilmiştir. Bu alanda yapılan çalışmaları yöneten değerli bilim adamlarımız, 2006 yılı sonunda, DEÜ ne bağlı Piri Reis araştırma gemisi ile yapılan sismik araştırmalar sonunda çok önemli bulgular elde edildiğini ifade etmektedirler.

Hâlihazırda, söz konusu sahada TPAO ile Brezilya Ulusal Petrol Şirketi’nin ortak çalışmalar yürüttüğü de tarafımızca öğrenilmiştir.

Yukarıda anılan 2006 yılı çalışmalarının, aslında açık deniz için tasarlanmamış Piri Reis gemisi ile çok olumsuz hava ve deniz koşullarına rağmen, gemi ve bilimsel personelin özverili çabaları ile tamamlanabildiği belirtilmektedir.

Bu ve benzeri çalışmalarda kullanılmak üzere çok daha gelişmiş bir gemiye olan ihtiyacın zaten daha önce ortaya çıkması üzerine, DBTE tarafından bu yönde hazırlanan bir rapor 2006 yılında DPT’ye bir proje olarak sunulmuş ve Çakabey olarak adlandırılan yeni gemi projesi için DPT onayı alınmıştır. Üç yıl süreli ve sâri bütçeli proje kapsamında, DEÜ tarafından 2007 yılında iki ihale düzenlenmiş ancak gemi yapımını üstlenecek bir kuruluş olmamıştır.

Daha sonra, DEÜ ve DBTE yetkililerince yürütülen temaslar sonucunda, Çin’de mevcut bir devlet şirketi Çakabey’i inşa etmeye razı edilmiştir. Gemi inşa sektöründe gözlenen talep patlaması dolayısıyla, yurt içi ve yurt dışında temas sağlanan bütün tersanelerin, iş yükü ve doluluk nedeniyle ilgisiz kaldığı ve Çakabey gemisinin yapımı için Çin’den olumlu cevap alınması kuşkusuz önemli bir şans olmuştur.

Çakabey Projesi’nin Türkiye için önemi aşağıdaki başlıklarla özetlenmektedir:

  • Etrafı bir petrol denizi ile çevrili Türkiye için Çakabey’ in ülkemize kazandırılması bir zorunluluk haline gelmiştir.

  • Çakabey sayesinde,  ülkemizin geleceği için son derece önemli enerji kaynakları hakkındaki bilgi ve bulguları yabancı bir desteğe gerek olmaksızın bizzat kendimiz edineceğiz. Kuşkusuz ki, bu şekilde, enerji kaynaklarına ilişkin ülke ve milletimizin en üst çıkarları gözetilmiş olacaktır.

  • Bilindiği gibi, bu gibi konularda yapılan saha çalışmalarında, yabancı gemiler ve kuruluşlara başvurmak zorunda oluşumuz nedeniyle büyük döviz kaybı ve değerli bilgilerin yurt dışına çıkması gibi olumsuz bir durum ile karşılaşılmaktadır. Bu bağlamda:

  • Yine Çakabey sayesinde, bundan böyle Karadeniz ve Akdeniz’de yapılacak deniz çalışmalarında, bugüne kadar olduğu gibi, yabancı araştırma gemilerine gerek kalmayacaktır.

  • Çakabey, 30 yaşına gelmiş ve açık deniz çalışmaları için yetersiz mevcut Piri Reis araştırma gemisinin yerini doldurmaktan çok öte bir rol ve işleve de sahip olacaktır.

  • Çakabey,  Türkiye’nin etki sınırlarını açık denizlere ve ötesine taşıyacaktır.

  • İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi ülkelerin toplam kıyı uzunluğu dünyanın en uzun kıyı çizgisini oluşturmaktadır. İKÖ üyesi ülkelerin toplam Kıta Sahanlığı alanı 12 milyon km2 dolayındadır. Bu alanlar petrol ve doğalgaz kaynakları bakımından olduğu kadar, balıkçılık ve açık deniz maden kaynakları bakımından da çok zengin olup, büyük bir ekonomik potansiyele sahiptirler. Çakabey sayesinde Türkiye, İKÖ üyesi ülkeler ile yaygın ve etkili işbirliği yapma imkânına sahip olacaktır.

  • Çakabey’i işleteceğini öngördüğümüz DBTE, kurulduğu günden itibaren “İslam Ülkeleri Oşinografi Bilim ve Teknoloji Ağı Merkezi”, INOC’a ev sahipliği yapmaktadır. Bu ise, kuşkusuz ki, büyük çoğunluğu INOC üyesi olan İLÖ ülkeleri için başlı başına bir çekim merkezi, güçlü bir avantaj oluşturmaktadır.

  • Esasen, Türkiye’nin bir araştırma gemileri filosuna, sahip olduğu görüşü benimsenmelidir.

  • Çakabey’in önümüzdeki en az birkaç yıllık süre boyunca kullanılacağı projeler bellidir. Çakabey’in hemen ardından filoya eklenecek yeni araştırma gemilerine sahip olması gerektiği düşünülmektedir.

  • Türkiye, oluşturulacak araştırma gemileri filosu sayesinde, bütün dünya denizlerinde yürütülen çalışmalara aktif olarak katılacak, bilgi edinecek ve etki ve güç anlamına gelen bu bilgi vasıtayla sınırlarını çok ötesindeki zenginliklerden pay alabilecektir.

  • Edindiği bilgi ve deneyim sayesinde Brezilya’nın etki alanını Karadeniz ‘e ulaştıran Brezilya Ulusal Petrol Şirketi, Türkiye için amaçlanacak milli hedefin en güncel ve canlı bir örneğini oluşturmaktadır.

Henüz fikir planında mevcut, Çakabey’in boşluğunu dolduran yabancı gemilerin bilhassa Karadeniz’de faaliyetlerine de toplantıda değinilmiştir. Sadece bir örnek olarak, Bremen Üniversitesi profesörlerinden Gerhard Bohrmann liderliğinde Alman bandıralı METEOR araştırma gemisi ile Karadeniz’de yürütülen Gaz Hidratları konusundaki araştırmaya Alman hükümeti tarafından ayrılan bir yıllık bütçe 15 milyon EURO dur.

Sayın Başbakanımız,  Çakabey Projesi’nin gerçekleşmesi yolunda DPT bünyesinde yapılması gereken bürokratik işlemlerin çok uzun zaman aldığı ve arzu edilen sonuca bir türlü ulaşılamadığı anlaşılmaktadır.

Bu yılın başında bugüne kadar DEÜ yetkilileri ile DPT’nin ilgili birimleri arasında aralıksız sürdürülen görüşmeler ve yapılan girişimlere karşın, izlenen bürokratik işlemlerin tıkanmış olduğu gibi bir izlenim doğmaktadır.

İzmir milletvekilimiz Sayın Mehmet Tekelioğlu’nun projeden haberdar edildiği ve projenin değerli vekilimizin yakın ilgi ve takibine mahzar olduğu da bizi memnun etmekle birlikte, konuyu ve taşıdığı önemi bizzat şahsınıza iletmeyi gerekli gördük.

Bu bilgi notunun amacı, Çakabey Projesi için, çok değerli katkı ve himayenizin sağlanmasıdır.

Durumu ve keyfiyeti bilgi ve dikkatinize sunuyoruz.

İçten Saygılarımızla.

Salih Ertan"

***********

ŞAHSA ÖZEL BİLGİ NOTU (2008)

ÇAKABEY-TÜRKİYE’NİN ETKİ ALANI – INOC

"Türkiye’nin öncelikli bir projesi olduğuna inandığımız ÇAKABEY PROJESİ’ ne (kısaca ÇAKABEY olarak anılacaktır) ilişkin bir bilgi notu aşağıdaki satırlarda dikkat ve değerlendirmenize sunulmaktadır. Bu notun amacı, daha önce, benzer bilgi notlarına konu olan ÇAKABEY’e farklı bir bakış açısı getirmektir.

Öncelikle ve bilhassa vurgulanması gereken husus, ÇAKABEY ve MTA tarafından projesi / fikir planı DPT’ na sunulmuş olup, son günlerde edinilen bilgiler ışığında, ilgili mercilerce onaylandığı bilinen yeni bir araştırma gemisi (kısaca MTAG olarak anılacaktır) arasında bir ilinti bulunmamaktadır.

ÇAKABEY sismik araştırma yetenekleri ile de donatımlı genel amaçlı ve çoklu-işlevli bir açık deniz araştırma gemisi olarak tasarlanırken MTAG, üç boyutlu sismik modelleme yapmaya elverecek özelliklerle donatımlı özel amaçlı bir sismik araştırma gemisi olarak düşünülmektedir. Sadece bu temel fark nedeniyle dahi, MTAG ve ÇAKABEY tek bir kalemde birleştirilebilecek mükerrer iki proje olarak değerlendirilmemelidir.

ÇAKABEY, 30 yaşını doldurmuş bulunan Piri Reis araştırma gemisinin yerini alacak bir platform olmanın ötesinde, Gelecekteki Türkiye tasarısının bir bileşenidir.

ÇAKABEY bir misyondur. Bu misyon kısaca, Türkiye’nin etki sınırları Cebelitarık’ın ötesine taşınmalıdır, şeklinde ifade edilebilir.

Denizlerdeki ulusal çıkarlarımız sadece etrafımızı çevreleyen denizler ile sınırlı olarak düşünülmemelidir. Oluşturulacak bir Araştırma Gemileri Filosu vasıtasıyla Türkiye’nin etki alanı uzak denizlere, okyanuslara doğru genişletilebilir. Yapılacak muhtelif deniz araştırmaları yoluyla, gerçek etkinlik ve gerçek güç anlamına gelen bilgiler elde edilecek ve bilgi sayesinde Türkiye uzak denizlerdeki projelere ortak olabilecektir.

Dünya denizlerinde yürütülecek uygulama ve araştırma çalışmalarında etkin görevler üstlenecek Türk bilim adamları da bu süreçte yetiştirilecektir.

Etki Alanı / Etki Sınırları anlayışına en canlı ve güncel örnek, Brezilya ulusal petrol şirketi olan Petrobras ile TPAO arasında sürdürülen işbirliğinde görülebilir. Petrobras, derin denizlerde petrol çıkarma konusunda edindiği bilgi ve deneyimi Orta Karadeniz’e taşıyarak, Brezilya’nın etki alanını Karadeniz’e ulaştırmış bulunuyor.

Benzer şekilde, Bremen Üniversitesi’nde Gaz Hidratları üzerinde başarılı çalışmalar yürüten Prof. Gerhard Bohrmann liderliğinde METEOR araştırma gemisi tarafından Karadeniz’de sürdürülen çalışmalar sayesinde, burası aynı zamanda Almanya’nın etki alanı haline gelmiş bulunuyor. Söz konusu proje, Alman hükümetince etkin olarak desteklenmektedir. Prof. Bohrmann’ın çalışmalarına sağlanan finansal destek sadece 2007 yılı için 15 milyon EURO (!) düzeyindedir. 2006 yılında DPT tarafından onaylanmış ÇAKABEY bütçesinin toplam 14,5 milyon YTL olduğu hatırlandığında ortaya çarpıcı bir karşıtlık çıkmaktadır.

Türkiye’nin denizlerdeki stratejisi ne olmalıdır? ÇAKABEY’in bu kapsamda yeri nedir? ÇAKABEY, bu bağlamda bir tercihten öte neden bir zorunluluk olmaktadır?

Afrika ve Asya’da yer alan İslam Ülkeleri’nin üç büyük okyanusta kıyıları bulunmaktadır. İslam Ülkeleri, toplamda, dünyanın en uzun deniz kıyısına sahip bir ülkeler bloğudur.

Birleşmiş Milletler tarafından 1982’de kabul edilen Deniz Kanunu’ a göre (UNCLOS), İslam Konferansı Örgütü’ne üye olan İslam Ülkeleri’nin denizlerdeki toplam Ekonomik Alanı 10 milyon km2’nin üzerindedir. Bu alan, petrol ve doğalgaz kaynakları bakımından zengin olduğu gibi, maden yatakları ve balıkçılık potansiyeli gibi diğer doğal kaynaklar bakımından da çok zengin rezervlere sahip bulunmaktadır.

ÇAKABEY’in misyonunu, genelleştirmek suretiyle, sadece Türkiye’yi çevreleyen denizlerdeki petrol, doğalgaz ve Gaz Hidratları gibi fosil kökenli kaynakların araştırılması ile sınırlamaksızın, daha genel bir perspektifte, dünya denizlerine ilişkin stratejik bir hedef olarak, Akdeniz ve Cebelitarık’ın ötesinde yer alan İslam Ülkeleri’nin, Birleşmiş Milletler konvansiyonu ile tanımlı ekonomik alanlarında etkinlik kazanmak şeklinde tanımlıyoruz. Bu alanların Türkiye’nin Etki Alanı olarak benimsenmesini öngörüyoruz.

Bu alanlarda İslam Kalkınma Örgütü üyesi ve diğer İslam Ülkeleri ile deniz kaynaklarının araştırılması, bu alanlardan ekonomik yarar elde etmek üzere etkin işbirliği gerçekleştirilmesi hedefi güdülmesi Ali çıkarlarımız bakımından isabetli olacaktır.

Etkin ve uzun erimli bir işbirliğinin ilk adımı ortak deniz araştırmaları olacaktır. Bu amaçla, genel amaçlı açık deniz tipi araştırma gemilerine ihtiyaç duyulacaktır. ÇAKABEY ve bunu izleyecek araştırma gemileri bu amaca uygun özelliklerde tasarlanmalıdır. Nitekim ÇAKABEY, gerekli işlevselliğe sahip genel amaçlı bir platform olarak öngörülmüştür..

Türkiye bu hedefe ulaşmak için gerekli örgütsel / kurumsal enstrümanlara sahiptir. Bunların başında INOC (İslam Ülkeleri Oşinografi ve Teknoloji Ağı Merkezi – The Inter-Islamic Network on Oceanography and Technology) geliyor.

INOC merkezi İzmir’de ve Dokuz Eylül Üniversitesi’ne (DEÜ) bağlı Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü (DBTE) bünyesinde bulunan uluslararası bir kuruluştur. INOC’un kurulmasında Türkiye adına DBTE’nin belirleyici ve merkezi bir rolü olmuştur.

INOC’un kuruluş ve tarihçesi hakkında bilgiler bu notun ekindeki dosyada yer almaktadır.

Öz olarak; INOC, 1988 yılında T.C Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmuş ve Cumhurbaşkanlığı Makamı’nca onaylanmış uluslar arası bir yapıdır. İslam Ülkeleri Örgütü’ne bağlı dokuz ülke ve bunu izleyen diğer ülkeler, Türkiye öncülüğünde başlatılan bu girişime katılmış ve kuruluşunda rol almışlardır.

Öncü girişimleri gerçekleştiren ve odak ülke konumunda yer alarak, INOC’a ev sahipliği görevini üstlenen Türkiye adına, o dönemde DBTE ve yöneticileri tam bir uz görü örneği sergileyerek belirleyici rol oynamışlardır.

Ne var ki, “bir elimizle yapılanı diğeriyle bozmak” şeklinde özetle ifade edilebilecek illetli bir alışkanlıkla, 1998 yılında INOC, o dönemin hükümetinde yer alan karar verici unsurların olumsuz yöndeki tasarruflarıyla kadük edilmenin eşiğinden dönmüştür.

Dönemin Dış İşleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Tübitak gibi kurumlarımızın yöneticileri tarafından INOC, adeta “irticai faaliyetlerde bulunan” zararlı bir kuruluş olarak değerlendirilerek yok edilmeye çalışılmıştır. Neyse ki, bu badire atlatılmış ve INOC günümüze kadar varlığını sürdürebilmiştir.

INOC, Türkiye ve İslam Konferansı’na üye diğer ülkeler arasında oşinografi alanındaki bilimsel ve teknolojik işbirliğinin temel platformu olarak canlandırılmalı ve yeniden işlevselliğe kavuşturulmalıdır.

Bu hedefin benimsenmesi ve hayat geçirilmesi ile birlikte, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile bütünleşmesi sürecinde elini güçlendirecek, manevra yeteneğini büyük ölçüde arttıracaktır.

İslam Kalkınma Bankası (İKB, INOC merkezli projelerde güçlü bir finansal kaynak olma konumundadır. INOC’un ÇAKABEY projesine dâhil edilmesi durumunda İKB’dan finansal destek de sağlanabilecektir. Nitekim kuruluşundan günümüze kadar geçen zaman diliminde INOC etkinlikleri İKB’dan sağlanan kaynaklarla da desteklenmiş bulunuyor.

DBTE, geçmişte oynadığı kilit rolün devamı olarak, İslam Ülkeleri’nde muhatabı olan akademik kuruluşlar ile geliştirilecek ilişkilerde bir odak noktası / merkez konumunda olmaya doğal olarak adaydır. ÇAKABEY’in ülkemize kazandırılması sayesinde DBTE ve diğer akademik kuruluşlarımız daha güçlü aktörler / determinantlar haline gelebilecektir.

Esasen, dünyadaki örnekler incelendiğinde, ÇAKABEY niteliğindeki araştırma gemilerinin üçte iki çoğunlukla, sınır – ötesi ilişkilerin geliştirilmesinde köprü görevi gören üniversite ve bağlı kuruluşlarının yönetim ve tasarrufunda bulunduğu görülmektedir.

Yukarıdaki satırlar, DBTE’nin ÇAKABEY ve devamındaki projelerin sahibi olması gerektiği anlamı taşımıyor. ÇAKABEY’in başını çekeceği Araştırma Gemisi Filosu, önümüzdeki kısa dönem içerisinde oluşturulmasını öngördüğümüz bir mekanizma tarafından yönetilmelidir. Bu yapı içerisinde, kendi alanında tartışmasız en deneyimli kuruluş olarak DBTE ile Deniz Ticaret Odası, Deniz Müsteşarlığı ve SHOD’un yer alması düşünülebilir. Geminin inşası esnasında, yönetici mekanizmanın inşası da kotarılmalıdır.

Bu noktada önemli bir gerçeğin altını çizmemiz de gerekiyor.

Bağlı bulunduğu yasal mevzuat ve bundan doğmuş yapısı gereği MTA, yukarıda ana hatları çizilmiş planın yöneticisi hatta bir aktörü olamaz. Bu çerçevede MTAG, Karadeniz’de METEOR gemisinin yerini alamayacağı gibi, yabancı sularda petrol arama çalışmalarında da kullanılamaz.

MTAG, özel amaçlı olarak tasarlandığı için petrol ve doğalgaz arama çalışmaları dışında da (balıkçılık, oşinografik araştırma vs.) kullanılabilecek donanım özelliklerinden esasen yoksundur.

Ancak, bu belirlemeden MTAG’ın gerekli olmadığı gibi bir sonuca da varılmamalıdır. Notumuzun ana vurgularından birinin, Türkiye’nin aralarında MTAG ve ÇAKABEY’in yer aldığı bir araştırma gemisi filosu gereği olduğuna, bilhassa işaret etmek isteriz.

Yukarıda çerçevesi kabataslak ifade edilmiş olan kapsamda genel amaçlı olarak düşünülmüş ÇAKABEY gibi uzun menzilli ve genel amaçlı platformlara gerek olduğu açıktır.

ÇAKABEY ve MTAG’ın ayrı ancak birbirini bütünleyici iki proje olarak bu bakış açısından tekrar değerlendirilmesinde büyük yarar görüyoruz.

Keyfiyeti bilgi ve değerlendirmenize sunuyoruz.

Saygılarımızla.

KARADENİZ GÖREV GRUBU adına:

Salih Ertan"

SALİH ERTAN KİMDİR?

Doğum Yeri ve Yılı: İstanbul, 1954

Öğrenim Durumu: İzmir Atatürk Lisesi-Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü.

Mesleki Deneyimi:

  • 1981-1986 - DEÜ Deniz Bilimleri Ve Teknolojisi Enstitüsü’ne bağlı Piri Reis araştırma gemisinde elektronik mühendisi ve araştırmacı olarak görev yaptı. Bu süre zarfında, Türkiye denizleri ve uluslararası sularda 30’un üzerinde projede aktif olarak görev aldı. Bu projeler arasında, sismik araştırmalar, güzergâh etütleri, deniz ortamındaki kirlilik ölçme ve gözlem çalışmaları (UNEP – MEDPOL) vs. başlıca örnekler olarak sıralanabilir.

  • 1987 – 1998 – Bilişim sektöründe Unix işletim sistemine dayalı çok kullanıcılı bilgisayar sistemlerinin kurulmasında şirket ortağı ve yöneticisi konumunda etkinliklerde bulundu. Bu dönemin kayda değer projeleri arasında İzmir Büyükşehir Belediyesi ve DEÜ Araştırma Hastanesi’nde kurulan sistemler ve dördüncü kuşak bilgisayar dillerinin Türkiye’de ilk defa geniş ölçekte yazılım geliştirme amacıyla kullanıldığı uygulamalar yer almıştır.

  • 1993 – 1995 – BOTAŞ doğalgaz boru hatlarının (Marmara Denizi geçişi) muayenesi projesinde proje koordinatörlüğü görevini yerine getirdi.

  • 1995 – 1998 – Kurucu ortakları arasında yer aldığı Ünitek LTD. ile AT&T ve Nortel arasında bağıtlanan bir işbirliği çerçevesinde Rusya Merkez Bankası’nın büyük ölçekli bir bilgisayar ağının kurulmasında proje yöneticisi konumunda görev yaptı.

  • 1998 – Genetik Mühendisliği ve Bitki Biyoteknolojisi alanlarında etkinlik göstermesi öngörülen Teknogen A.Ş.’nin kurulmasında ön planda rol oynadı.

  • 1998 – 1999 -  Marmara Denizi’nde Piri Reis Vakfı adına muhtelif deniz çalışmalarında aktif rol aldı.

  • 1999 – 2001 – Çin’de bulunan uzman kişi ve kuruluşlar ile işbirliği çerçevesinde Hızlı Gelişen Bitki/Ağaç Türleri ve Enerji Bitkileri (biyokütle) konularında yoğun çalışmalar yaptı.

  • 2002 – Bulgaristan’da bitki genetiği ve genetik ıslah alanlarında etkinlik göstermesi amaçlanan bir doku kültürü laboratuarının kurulmasına öncülük etti.

  • 2003 – 2004 – Teknogen A.Ş. çatısı altında yöneticilik çalışmalarını sürdürmenin yanı sıra Piri Reis LTD. adına Mavi Akım doğalgaz boru hattının muayene edilmesi çalışmalarını yürüttü.

  • 2005 – 2006 – Piri Reis LTD ve T.C. Dışişleri Bakanlığı adına Mavi Akım boru hattı güzergâhı boyunca yürütülen açık deniz çalışmalarına katıldı. Karadeniz’de zengin Gaz Hidratları bulunduğuna dair bulguların edinildiği deniz çalışmalarına katıldı.

  • 2007 – Ege Turizm Derneği üyeliği… Üyelik faaliyetleri halen sürmektedir.

  • 2007 – 2008 – Yukarıda anılan konularda çalışmalarını sürdürdü. Bu konularda Çin ve AB kökenli kuruluşlar ile işbirliği ortamının sağlanması amacıyla çalışmalar yaptı.

  • 2009 - Biyokütle ve kentsel atıklardan enerji elde edilmesi konusunda Alman kökenli KSW Bioenergie GmbH ve MAN Ferrostaal şirketlerinin Türkiye temsilciliği görevini üstlendi.

  • 2009 – 2010 – Ortağı olduğu şirketlerdeki etkinliklerinin yanı sıra EMO merkez Enerji Komitesi ve EBSO (Ege Bölgesi Sanayi Odası) Enerji Komisyonu’nda üyelik görevlerini de halen sürdürmektedir.

  • 2010 – Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanlığına bağlı olarak kurulan “Bilim Yönetim ve Kültür Platformunda” (BYKP), Enerji ve Çevre Çalışma Gruplarında 2016 yılı başına kadar başkanlık görevini sürdürmüştür.

  • 2012 – Mavi Akım doğal gaz boru hattının muayene çalışmasında, teknik danışmanlık ve organizasyonun yürütülmesi…

  • 2014 – “Türk-Çin İş Geliştirme ve Dostluk Derneğinin” (Dernek) Ege Bölgesi temsilciliği görevini üstlenmiş olup, Dernek çatısı altındaki çalışmaları devam etmektedir.

  • 2014 – 2018 - Dernek çalışmaları kapsamında, Xiamen ve İzmir kentleri arasında kardeş kent ilişkisinin kurulması; iki kentin liman kuruluşları arasında “kardeş liman” bağının tesis edilmesi, Xiamen Üniversitesi ile Yaşar Üniversitesi arasında kardeş üniversite ilişkisinin kurulması ve geliştirilmesinde çaba sarf etmiştir. Bu yöndeki çabalar sürüyor.

  • Dünya Enerji Konseyi (WEC) üyesi olarak, muhtelif dergi ve gazetelerde, özellikle “Yenilenebilir Enerji Kaynakları” konusunda köşe yazısı ve makaleleri yayınlanmaktadır.

  • Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve özellikle Biokütle, Biokütleden Enerji Biokütleden Akaryakıt konularına odaklı çalışmaları sürmektedir.

  • Çin kaynaklı alternatif yem ve enerji bitkilerinin Türkiye’ye getirilerek, bölgesel ve ulusal ölçekte bunların uyum ve gelişme performansı yönünden denemeye tabi tutulması konusunda çalışmaları halen devam etmektedir.

  • Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneğinin (ESİAD) kuruluş ve yönetiminde yer aldı. Yönetimdeki görevleri halen sürüyor.

  • 2018 – 2019 – Güncel - EMO, EBSO, ESİAD, Dünya Enerji Konseyi, BYKP bünyesindeki etkinlikler devam etmektedir.