Kılıçdaroğlu’ndan deprem sorusu: Nereye gitti 36 milyar dolar

AKP döneminde İstanbul'un depreme dayanıklı hale gelmesi için 36 milyar dolar harcandığını söyleyen Kıılıçdaroğlu, hasar gören okulları hatırlatarak 'Nereye gitti bu paralar?' diye sordu.

Kılıçdaroğlu’ndan deprem sorusu: Nereye gitti 36 milyar dolar

Geçen hafta İstanbul’da muhalefette olan bir siyasal parti olarak Uluslararası Suriye Konferansı düzenlediklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, Orta Doğu’nun alev alev yandığını, Suriye, Yemen ve Irak’ın ateş içinde olduğunu söyledi.

Türkiye’de iktidarın yapması gereken bu toplantıyı, sorumluluklarının bilinciyle CHP’nin gerçekleştirdiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, böyle bir konferansı, 2013’te iktidardan istemelerine rağmen bunun kabul görmediğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, toplantıya 100’ün üzerinde yabancı gazeteci ile 22 ülkeden gözlemci ve konuşmacının katıldığını belirterek, “Eğer bir uluslararası konferansa 22 ülkeden gözlemci ve konuşmacı katılıyorsa düzenlediğimiz konferansın tarihsel önemi açıkça ortaya çıkıyor. 100’ün üzerinde yabancı gazeteci böyle uluslararası bir konferansı izlemek istiyorsa bu da yaptığımız çalışmanın ne kadar değerli olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.

Bu çalışmada beş ana noktaya dikkati çektiklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

SURİYE YÖNETİMİYLE DİPLOMATİK İLİŞKİ KURULMALI

“Birincisi şuydu, Ankara ile Şam arasındaki yolun barışa giden en kestirme yol olduğunu ifade ettik. Suriye’de barış istiyorsanız, kan akmasın istiyorsanız Ankara ile Şam arasındaki yol barışa giden en kestirme yoldur dedik. Suriye’nin geleceğine, ancak Suriye halkı karar verir dedik. Başka bir ülkenin içişlerine karışmamanın altını özenle çizdik. İkincisi şuydu; ABD ile Rusya’nın çıkarları arasında savrulmamak için toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlık, egemenlik ve iyi komşuluk ilkelerine dayanan bütünlüklü ve uyumlu tek bir Suriye politikası izlemeliyiz. Suriye’nin bütünlüğünü korumalıyız, egemenliğini sağlamalıyız, demokratik süreç içinde demokrasinin gelişmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstermeliyiz ama sakın ola ki iki egemen güç arasında savrulmamalıyız. Yani Rusya ile ABD arasında savrulmamalıyız.”

Kılıçdaroğlu, Suriye yönetimi başta olmak üzere, uluslararası hukuka ve ilişkilere dayalı, meşruluğu bütün aktörlerce kabul edilmiş kişilerle diplomatik süreçlerin etkin kılınması gerektiğine işaret ederek, Türkiye’nin uluslararası hukuk ve meşruiyete dayalı bütün hamlelerini yeniden gözden geçirmesinin öneminin altını çizdi.
Suriye’nin yeniden güvenlikli bir ülke olduktan sonra Türkiye’ye sığınanların kendi ülkelerine dönüşlerinin teşvik edilip, bu konuda politikalar geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapan Kılıçdaroğlu, bütün bunları Türkiye’nin, bölgenin esenliği için söylediklerini dile getirdi.

“Normalde bunu yapması gereken iktidar ama iktidar ABD ile Rusya arasında savrulan bir görüntü veriyor. ABD’ye gidiyor ayrı telden, Rusya’ya gidiyor ayrı telden ve dolayısıyla Suriye’de kan akıyor, en büyük bedeli de Türkiye ödüyor.” diyen Kılıçdaroğlu, bugüne kadar Türkiye’nin 40 milyar dolar harcadığını aktardı.

‘NEREYE GİTTİ BU PARALAR’

İstanbul’da meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki depremi hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin yüreği ağzına geldi, eyvah dedik. Telefonlar çalışmadı, iletişim kurmakta zorlandık. 21. yüzyıldayız, sözde bilmem kaç G ile konuşuyoruz ama baktık ki her şey çöktü.” dedi.

Kılıçdaroğlu, İstanbul’da yapılması gereken çok iş olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

“İstanbul’da yaşayıp, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veren kardeşlerime seslenmek isterim; kaç lira para toplandı sadece AK Parti iktidarları döneminde? İstanbul’un depreme dayanıklı hale gelmesi için kaç lira para toplandı? 36 milyar dolar. İlk deprem yaşındı, 1999 depremi, o depremden sonra İstanbul’un, Marmara’nın yenilenmesi, depreme dayanıklı hale gelmesi gerekiyordu, ek kaynaklara ihtiyaç vardı, TBMM’ye o dönemin hükümeti rahmetli Ecevit kanun getirdi, ek vergiler getirdi, ‘biz bununla ancak İstanbul’da yaraları sarabiliriz ve İstanbul’u depreme dayanıklı bir kent haline getirebiliriz’ diye. Onlar bir süre yönettiler, 2002- 2019 Erdoğan hükümetleri ve Erdoğan yönetiyor. 17 yılda 36 milyar dolar para toplandı. Depremden sonra ben bu soruyu sordum, ‘deprem vergileri nereye harcandı’ diye sordum. Neden İstanbul bu halde? Bana tepki gösterdiler, ‘Vay efendim bu soruyu sormanın zamanı mı’ ne zaman soracağız? Her zaman soruyoruz.”

Sadece deprem vergilerini değil, şehir hastanelerini de havalimanlarını da sorduklarını belirten Kılıçdaroğlu, “Ama kulaklarını tıkıyorlar. Biz dile getirdiğimiz zaman da ‘efendim şimdi sırası mı bu sorunun’ diyorlar. Evet, tam sırası. Nereye gitti bu paralar?” dedi.

İstanbul’da 29 okulda, çocukların başka okullara gönderildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Sen, kendi okullarını, 29 okulu dahi depreme dayanıklı hale getirememişsin. Ben bu soruyu sormayacak mıyım? Bu milletin hakkını, hukukunu savunmayacak mıyım? Tüyü bitmemiş yetim vergi verirken bunu sormayacak mıyım?” diye konuştu.

Vatandaşın “depreme dayanıklı konutlar, hastaneler, yollar yapın” diye vergi ödediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, bunların hiçbirinin ortada olmadığını savundu.

YENİ EKONOMİ PROGRAMI IMF PROGRAMIDIR

Toplanan paranın yenip bitirildiğini, üstüne borçlanıldığını, askeri fabrikalar dahil her şeyin satıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Ben bu soruyu sormayacağım, peki o zaman ben ne yapacağım? Bu memleketin, vatandaşın hakkına hukukuna sahip çıkmayacak mıyım? Özellikle bütün bunları AK Partili ve ülkücü kardeşlerime anlatıyorum. Bizler biliyoruz, bizler hakkı, hukuku ve adaleti savunuyoruz. Bizler, mazlumdan yanayız. Bizler, hakkı yenmiş insanların hakkını aramaktan yanayız ama sizler de bizim gibi olun. Sizler de yetim hakkından yana, fakir fukaradan yana olun, ödenen vergilerin hesabının verilmesinden yana olun. Memlekette demokrasi böyle olur. Kafamızı, beynimizi, aklımızı birilerine kiraya veremeyiz.”

Yeni Ekonomi Programı’nın açıklandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Kaçıncı program? Neredeyse ayda bir program açıklanıyor. Her programdan sonra fiyatlar yükseliyor, işsizlik artıyor, yeni zamlar kapıya dayanıyor. Ne programı Allah aşkına? Damada vermişler bir metin, ‘çık bunu anlat’ diye. Damat ne anlar işsizlikten ne anlar yoksulluktan, ne anlar fakir fukaralıktan. Damadın bir eli yağda, bir eli balda. Damat bir kibir abidesi kayınpederi gibi. Herkesi küçük gören bir adam.” diye konuştu.

Yeni Ekonomik Programı eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Yeni program, bir IMF programıdır. Eski programlar işe yaramadı, hiçbirisi tutmadı, IMF heyeti geldi, günlerce oturup konuştular ve yeni bir programı yaptılar, damadın eline verdiler, ‘çık bunu anlat’ dediler. Yeni program, bir IMF programıdır, bu kadar açık, net. Bereket versin IMF heyeti, bizim arkadaşlarla görüşünce gerçek ortaya çıktı. Yoksa kimse IMF’nin geldiğini bile duymayacaktı. Heyet geliyor, hesabını veriyorlar. Neydi daha önce McKinsey’i araya koymuşlardı, onunla anlaşıp, oradan IMF’ye gideriz diye. Biz tepki gösterince o sözleşmeyi bıraktılar, şimdi gizli gizli görüşüyorlar IMF heyetiyle. Geçen yıl hedefledikleri büyüme oranı yüzde 2,3’tü, yeni açıkladıkları büyüme oranı binde 5. Daha bir yıl geçti aradan. Çünkü IMF ‘böyle yapacaksın’ diyor.”

Genç işsizliğin yüzde 25’e dayandığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “IMF için kişinin işsiz olup olmamasının hiçbir önemi yok. Bunlar için de hiçbir önemi yok. Çünkü bakıyor sarayda hiç kimse işsiz değil, herkesin 2-3 işi var, hem maaş alıyor, yönetim kurulu üyeliklerinden paralar alıyor, bir elleri yağda, bir elleri balda, vatandaş işsiz hiç umurlarında değil.” dedi.

Kılıçdaroğlu, kişi başına milli gelir hedefinin 10 bin doların üstündeyken, şimdi 9 bin 993 dolara düşürüldüğünü, öngörülen bütçe açığının 98 milyar lirayken, 138 milyar liraya çıkarıldığını söyledi.

IMF AYNI ŞEYİ DAYATIYOR

Yüzde 8,5 öngörülen enflasyonda hedefin yüzde 12’nin üzerine çıkarıldığını aktaran Kılıçdaroğlu, “Öngördükleri toplam milli gelir 795 milyar dolardı, şimdi 740 milyar dolar. 46 milyar dolar düşük. Yani 920 tank palet fabrikası 50 milyon dolara.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, IMF daha önce neyi dayattıysa aynı şeyin dayatıldığını, elektrik ve doğal gaza zamlar yapılmasının, memur, işçi ve emekli aylıklarının hedeflenen enflasyona endekslenmesinin, kıdem tazminatının sınırlandırılmasının, batan şirketlerin kurtarılmasının, vergilerin artırılmasının, sosyal güvenliğin düzeltilmesinin istendiğini iddia etti.

Sosyal güvenliğin Türkiye’nin en büyük kara deliklerinden birisi haline dönüştüğünü, emeklilik yaşının 65’e, pirim ödeme gün sayısının 7 bin 200 güne çıkarıldığını, emekli aylıklarının bin lira azaldığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Açık giderek büyüdü, şimdi ‘kapatacağız’ diyorlar. Biz de merak ediyoruz nasıl kapatacaklar.” dedi.

IMF’nin çiftçiye düşük fiyat vererek, bütçedeki açığın kapatılmasını istediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, iktidarın da bunu yerine getirdiğini savundu.

MECLİS’İN YETKİLERİ ELİNDEN ALINDI

Yeni yasama yılını dün açtıklarını, TBMM’nin 100. yılını kutlayacaklarını anımsatan Kılıçdaroğlu, “Bizim Meclisimizin bir özelliği var; milli kurtuluş savaşını yöneten Meclistir. O nedenle ‘gazi’ unvanı sadece bizim Meclisimize özgüdür.” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, her milletvekilinin halkın çıkarlarını, Türkiye’nin çıkarlarını savunmak, kimseyi ötekileştirmeden halkın tümünü kucaklamak, vatandaşın ödediği paraların nerelere harcandığının hesabını sormak, vatandaşın hakkını, hukukunu korumak, savunmak zorunda olduğunu vurguladı.

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki hain darbe girişimi sırasında Meclis bombalanırken milletvekillerinin parlamentoda görev yaptığını, milli iradeyi savunduğunu, darbeye karşı durduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, “Ancak 20 Temmuzda Türkiye sivil darbe yaşadı. Parlamentonun yetkileri büyük ölçüde elinden alındı, Meclisin gazi unvanı şaibeli hale geldi.” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Anayasa’nın 80. maddesinde, milletvekillerinin, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil bütün milleti temsil ettiğinin yer aldığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Milli iradeyi temsil edenlere cevap vermiyorsun, dikkate almıyorsun. Milli iradeye karşı çıkıyorsun, ‘ben seni tanımam’ diyorsun. Meclise gelip konuşma yapıyorsun, ‘Milletimizin ve onların temsilcileri olan siz milletvekillerinin sesine hiçbir zaman kulağımızı, yüreğimizi kapatmadık, kapatmayacağız.’ diyorsun. Baştan kapatmışsın. Doğruyu söyle bari. Hadi bana inanmayabilirsin. TBMM Başkanı’na, ‘Bu sorulara cevap verildi mi verilmedi mi?’ dersin. Bir insan neden yalan söylemeye ihtiyaç hisseder, doğruları söylemek varken.

TBMM’nin itibarıyla oynuyorlar. Kim? Atamayla gelen bakanlar. Hiçbir milletvekilini, parlamentoyu, TBMM’yi ciddiye almıyorlar. TBMM bir itibar erozyonu yaşıyor. Millet adına, seçilen bir milletvekilinin sorduğu soruya Anayasa’ya göre 15 gün içinde cevap vermesi gereken bir bakan, hiç cevap vermiyorsa, ‘ben parlamentoyu tanımıyorum’ demektir. AK Parti’li ve ülkücü kardeşlerime sesleniyorum; sizin de milletvekilleriniz var burada, onlar sizin milletvekillerinizi de tanımıyorlar. Siz hala onları desteklemeye devam ediyorsunuz. Bu yanlıştır. Ahlaki, hukuki değildir, adalete aykırıdır. 15 gün içinde cevap vereceksin. Vermiyorsan sorun var.”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, cevaplanan önergelerinin çoğunun da “uyduruk” olduğunu, usulen cevaplandığını öne sürdü.

“Özgür Suriye Ordusu’na aylık veriyor musunuz?” sorusuna, “Türk Silahlı Kuvvetleri, Cerablus ve Afrin’de istikrar ve huzurun sağlanmasına yönelik görev yapmaya devam etmektedir.” yanıtı geldiğini anlatan Kılıçdaroğlu, “Biz diyoruz bayram haftası, o diyor mangal tahtası. Ne ilgisi var? Bu, ‘Ben TBMM’yi tanımıyorum, TBMM’yi, milletin iradesini temsil eden milletvekilini adam yerine koymuyorum’ demektir.” değerlendirmesinde bulundu.