Milli mücadelenin en tartışmalı şahsiyeti Topal Osman Ağa hakkında gerçekler

Ali Şükrü Bey’i öldürdü mü? Çankaya Köşkünü bastı mı? Koçgiri’de katliam yaptı mı?

Milli mücadelenin en tartışmalı şahsiyeti Topal Osman Ağa hakkında gerçekler

Karar yazarı Mehmet Doğan, Atatürk heykellerinden duyduğu rahatsızlığı ortaya koyarken tarihi bir çarpıtmaya da imza atmıştı.

Doğan, Topal Osman tarafından 1923’te öldürülen Atatürk muhalifi mebus Ali Şükrü Bey cinayetini Trabzon’daki Atatürk heykelinden yola çıkarak Atatürk’ü cinayetle suçlamıştı.

İlgili haber: Atatürk düşmanlığında ‘zırva’ yaptı…

Mehmet Doğan’a yanıt tarihçi Ümit Doğan’dan geldi. İstiklal Harbi tarihi üzerine bilimsel araştırmalar yapan genç tarihçinin Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman başlıklı kitabı 2014 yılında yayımlanmıştı.

Twitter’dan seri şekilde paylaşım yapan Ümit Doğan, Topan Osman’ı ve Ali Şükrü Bey’in vurulmasının detaylarını paylaştı. İşte o tweet’ler:

Topal Osman adı Atatürk’e saldırmayı yaşam felsefesi haline getirmiş şer odaklarınca sık sık zikredilmektedir. Bu odaklara göre Atatürk, yakın adamı Topal Osman’a muhalif Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey’i öldürtmüş, delil bırakmamak için Topal Osman’ı da ortadan kaldırtmıştır.

Konu yeterince araştırılmamış, benim “Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman” kitabımının yayınlanmasına kadar bu iddianın İFTİRA olduğunu ispatlayacak herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bununla beraber Giresunlu yazarların Topal Osman Ağa ile ilgili kitapları da önemlidir.

Topal Osman meselesi çok karmaşık olduğundan, konunun bu tweet zincirini okuyarak tamamen anlaşılması mümkün değildir. Ancak bu tweet zinciri konu ile ilgili ön bilgi edinilmesi açısından önemlidir.

Topal Osman’ın görevlendirdiği muhafızlar, Atatürk’ü her gittiği yerde bir gölge gibi takip etmişler (kitapta buna dair çok sayıda fotoğraf bulabilirsiniz), ona yapılan bir çok suikastı bertaraf etmişlerdir.

1921 yılında Nurettin Paşa Koçgiri İsyanı’nın bastırılmasında zorluk çekince, Müdafaa-i Millîye Vekaletinden Osman Ağa’ya gizli bir şifre gelmiş ve Giresun Gönüllü Alayının derhal isyan bölgesine hareketi emredilmiştir.

Burada bir yanlışı düzeltmekte fayda var.

Sosyal medyada sıkça karşımıza çıkıyor.

Atatürk’ün Koçgiri isyancılarına karşı “Topal Osman’ı gönderiyorum sizi tanımaya geliyor.” şeklinde bir sözü yoktur.

Topal Osman Koçgiri isyanının bastırılmasını büyük yararlılıklar göstermiştir. Bununla birlikte sivil halkı katlettiği ve isyan bölgesindeki hayvanları Giresun’a götürüp sattırmak suretiyle şahsî kazanç elde ettiği gibi iddialar gündeme gelmiştir.

İnceleleyelim.

Topal Osman öncelikle isyancı reisleri olan Haydar ve Alişan beylere bir mektup gönderip uzlaşma çağrısı yapmıştır:

“Ey din kardeşlerimiz, muhterem arkadaşlar! İçimizdeki Pontusçuları temizledik. Ermenilere terki silah ettirdik. Başka büyük düşmanlarımız var. Yunan ordusu da yurdumuza saldırdı. Kardeş kavgasını bırakalım, bir din kardeşi olarak birleşelim. Yunan ordusunu yurdumuzdan atalım. Davamızın peşi pek büyüktür. Vatanımızı bu felaketten kurtaralım.”

Görülüyor ki Osman Ağa’nın isyancılarla bile savaşma taraftarı değildir.

Uzlaşmak istemeyen isyancılardan Osman Ağa’nın mektubuna şu cevap gelir:

“Osman Ağa, biz senin topunu, tüfeğini elinden alacağız, başka kimse ile işimiz yoktur”

Bu cevap üzerine Osman Ağa askeri harekâta başlamıştır.

Osman Ağa’nın Koçgiri İsyancılarına müdahalesi konusundaki iddiaların başında sivil insanların, köylülerin, kadın ve çocukların kanını akıttığı gelmektedir. Hatta olayları başlatanın Osman Ağa olduğu iddia edilmiştir.

Bu iddiaların sahipleri, genellikle Baytar Nuri adıyla da tanınan dönemin bütün aşiret isyanlarında fiilen ve faal olarak görev almış bir zat olan Nuri Dersimi’nin anlattıklarından etkilenmişlerdir.

Kürtçülük akımının önderlerinden Nuri Dersimi, Osman Ağa’dan hakaretlerle dolu şu sözlerle bahsetmektedir:

“Yabancı hesabına av köpeği görevi yapmaktan zevk alan, namus düşmanı bu barbar çete alayları zapt ettikleri köylerde her çeşit zulüm ve melaneti yapmaya başlamışlardır. Masum Kürt çocukları bu canavarlar tarafından ateşe atılıp yakılıyor ve tüyler ürperten bu manzara karşısında Laz Alayı adını taşıyan bu alçaklar zevk ve cümbüş yapıyorlardı.”

Nuri Dersimi’nin ideolojik anlayışını destekleyen bu sözlerinin objektif olmadığı açıktır.

Osman Ağa’nın isyana karışmayan halkla işbirliği içinde olmuştur.

Askeri harekâtta görevli olanlar anlatıyor:

“Ve böylece isyancılar çekilip gittiler. Türk dostu olan Kürtlere bunların ne tarafa gittiklerini sorduk. Çok gitseler Kırıktaş’a kadar giderler diye söylediler”

Harekâtta görevli askerlerin anlatımına devam edelim.

“Tekrar Refahiye’ye döndük(…) Buraya kısa yol neresidir, diye sorduk. Türk dostu bu Kürtler bize ‘Alafranga at nallarını takip edin.’ dediler.”

Bir başka örnek, Osman Ağa ile birlikte isyanı bastırmak üzere Koçgiri bölgesine giden Gümüşresioğlu İshak Efendi, bir derenin kenarında ağlayan öksüz bir çocuk bulmuş ve onu maiyetinden birisi ile Giresun’a göndererek himayesine alıp bakıp büyütmüştür.

Gümüşreisoğlu İshak’ın torunlarından İsmail Altay konu ile bilgili şu bilgileri vermektedir:

“Koçgiri isyanının bastırılması sırasında, milislerimiz bir derenin kenarında ağlayan öksüz küçük bir Kürt çocuğunu getirirler. Dedem çocuğa sahip çıkar ve çocuğu mahiyetinden birinin yanına katarak Giresun’a yollar. Eşi (büyük babaannem) Minire hanıma da haber gönderir ki, bu çocuk bizim himayemizde büyüyecek ve oğullarıma (Ömer, Mustafa ve Bilal Gümüş kardeşler) ağabey olacak Kürt Abdullah dedeme ve kardeşlerine ağabey olur. Güçlü bir delikanlı olarak büyür ve İstanbul’a askere gider. Adı da Kürt Abdullah olarak devam etmiş. Kesinlikle asimile edilmemiştir. Bunu anlatmamın nedeni, Kürtler, Koçgiri isyanını çarpıtarak Kürtlere karşı soykırım yapıldığını ileri sürmeye başladılar. Tarihi çarpıtmak kolaydır. Toplumumuz okumadığı için, bir delinin kuyuya attığı taşı çıkarmak mümkün olmuyor. Koçgiri bir isyandır ve kurtuluş savaşı vermekte olan ordumuza çok zararı olmuştur. Giresun uşakları isyanı bastırmıştır. Ama asla isyancılar haricinde bir operasyon yapılmamıştır.”

Bakınız, çocukları öldürüyor dedikleri adamlar çocuklar ölmesin diye sahip çıkmışlar.

Bir başka iftira, Topal Osman’ın Koçgiri bölgesindeki halkın havyanlarını zorla gasp ederek Giresun’a gönderdiği, burada sattırarak kendisine kazanç sağladığı, mal mülk edindiği yönündedir.

İnceleyelim.

Bu iddiayı yalanlayan en büyük kanıt, cephedeki Osman Ağa, Giresun’a gönderdiği mallarının satılıp ordunun ihtiyacı için kullanılmasını istediği telgraftır.

Telgraf 29 Haziran 1922 tarihli Vakit gazetesinde de yayınlanmıştır.

Buyrun: