NATO'nun Ukrayna ve Gürcistan planı bizi de mi tehdit ediyor?

'Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyesi olmaları durumunda, Karadeniz NATO kontrolünde bir denize dönüşürken, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin önemi ve değeri daha da artacaktır. Türkiye’nin güvenliğine yönelmiş tehditler Atlantik kaynaklıdır.'

NATO'nun Ukrayna ve Gürcistan planı bizi de mi tehdit ediyor?

Veryansın Tv yazarı Nejat Eslen, "Türkiye, Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO Üyeliğini Desteklemeli midir?" sorusu üzerine değerlendirmelerde bulundu. Eslen, Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazısında, ABD'nin bir çevreleme hattı kurmaya çalıştığını belirtti.

"Atlantik yapısı (ABD, AB), Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Ege Denizi’nde Türkiye’nin meşru hakları ve çıkarları karşısındadır" diyen Eslen, "Atlantik yapısı ile ilişkileri iyi olmayan ve zaten günümüzde Ortadoğu’daki, Irak’taki, Suriye’deki, Yunanistan’daki, Bulgaristan’daki, Romanya’daki ABD askeri varlığı ile çevrelenmiş olan Türkiye, Ukrayna ve Gürcistan’ın da NATO üyesi olması ile birlikte, ABD askeri varlığı ile güneyden, batıdan, kuzeyden ve doğudan çevrelenmiş olacaktır" ifadelerini kullandı.

Eslen'in değerlendirmelerinin satır başları şöyle:

"ABD, küresel liderliğini sürdürmek istemektedir.

Amerika’yı yönetenler, bu ülkenin küresel liderliğinin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurumları ile birlikte kurdukları, kurallara dayalı, serbest ticareti ve liberal ekonomik sistemi esas alan dünya düzeninin sürdürülebilmesine bağlı olduğunu düşünmektedirler.

NATO ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin kurduğu bu dünya düzeninin kurumlarından birisidir, öncelikle ve mutlaka Amerikan çıkarlarına hizmet etmektedir.

BİDEN'LA HIZ VERİLDİ

Amerikan yönetimi, Çin ve Rusya’yı mevcut dünya düzenini değiştirmek isteyen revizyonist güçler olarak tanımlamakta ve tehdit olarak değerlendirmektedir.

Çin, yaptığı hamlelerle küresel liderliğe aday olmuştur.

Çin’in küresel  liderliğe yükselmesi, başlattığı mega proje Kuşak Yol İnisiyatifi’nin başarısına bağlıdır.

21. yüzyılın küresel güç mücadelesi, ABD ile Çin-Rusya arasında gelişmektedir.

Kendilerini ABD tehdidi karşısında gören Çin ve Rusya giderek yakınlaşmaktadır. Zaman içinde ABD’nin karşısında Çin-Rusya bloğunun oluşması ile dünya düzeni iki kutupluya dönüşebilecektir.

Amerikada Biden’ın başkan seçilmesi ile birlikte bu ülkenin Çin ve Rusya’ya karşı jeostratejik hamleleri yoğunluk kazanmaya başlamıştır.

ABD'NİN KURDUĞU ÇEVRELEME HATTI

ABD, Çin’in dünyaya açılımını sağlayan ve aynı zamanda Kuşak Yol İnisiyatifi’nin iki ana açılış eksenini oluşturan doğuda Güney Çin Denizi’nde ve Asya-Pasifik’te, batıda ise karadan açılım sağlayan Doğu Türkistan ve Türkistan’da (Orta Asya) Çin’i çevrelemeye ve engellemeye çalışmaktadır.

Pentagon’un Kazakistan’da, Özbekistan’da, Tacikistan’da ve Türkmenistan’da askeri tesisler kurmak istemesi, Çin’in Kuşak Yol İnisiyatifi’ni, kara ekseninde engelleme amacı gütmektedir.

Orta Asya’ya kuracağı askeri tesislere yerleşecek olan ABD, Kuşak Yol İnisiyatifi’nin Doğu Türkistan çıkış kapısını, bu bölgeden geçen orta kuşağı, orta kuşağın güneye bağlantısını ve Rusya’dan geçen kuzey kuşağı etkileme imkânları elde edebilecektir.

ABD’nin Rusya’yı çevreleme gayretleri ise Baltık ülkeleri, Polonya, Romanya ve Karadeniz hattında devam etmektedir.

ABD, bu çevreleme hattını Beyaz Rusya’yı düşürerek Ukrayna’yı ve Gürcistan’ı NATO’ya dahil ederek derinleştirmek, Karadeniz’i kontrol etmek, NATO’yu Rusya’ya doğrudan komşu yapmak istemektedir.

ABD’nin Orta Asya ülkelerine kuracağı askeri tesislerle Rusya’yı çevreleme hattı, Baltık ülkeleri, Ukrayna, Karadeniz, Gürcistan ve Orta Asya olarak genişleyebilecektir.

KUZEYDEN ÇEVRELEME

Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyesi olmaları durumunda, Karadeniz NATO kontrolünde bir denize dönüşürken, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin önemi ve değeri daha da artacaktır.

Türkiye’nin güvenliğine yönelmiş tehditler Atlantik kaynaklıdır.

ABD-İsrail projesi olan PKK devletini kurma gayretlerinde öncelik Suriye coğrafyasına kaymıştır. Bu nedenle PKK’nın belini kırdık sözü beyhudedir. PKK, PYD adı ile ve Amerikan desteği ile Suriye’de adım adım hedefine ulaşmaktadır.

Günümüzde PKK ile mücadele alanı Suriye coğrafyasıdır. PKK ile mücadelede asıl muhatap Amerika, perde arkasındaki muhatap ise İsrail’dir. PKK ile mücadele terörle mücadele boyutunu çoktan aşmıştır. Bu mesele, bel kırma, etkisiz hale getirme meselesi değil, Ortadoğu boyutunda jeopolitik değişim projesidir. PKK’yı görmek isteyen Suriye coğrafyasına bakmalıdır.

Atlantik yapısı (ABD, AB), Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Ege Denizi’nde Türkiye’nin meşru hakları ve çıkarları karşısındadır.

Atlantik yapısı ile ilişkileri iyi olmayan ve zaten günümüzde Ortadoğu’daki, Irak’taki, Suriye’deki, Yunanistan’daki, Bulgaristan’daki, Romanya’daki ABD askeri varlığı ile çevrelenmiş olan Türkiye, Ukrayna ve Gürcistan’ın da NATO üyesi olması ile birlikte, ABD askeri varlığı ile güneyden, batıdan, kuzeyden ve doğudan çevrelenmiş olacaktır.

SON SÖZ

O halde kritik soru şudur:

Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyeliği Türkiye’nin güvenlik çıkarlarına uygun mudur?

Türkiye, bu iki ülkenin NATO üyeliğini desteklemeli midir?

Türkiye’nin öncelikli iki stratejik meselesi vardır: Birincisi “aslolan iç cepheyi” mutlaka sağlam tutmak, ikincisi ise gerçekçi tehdit değerlendirmeleri yaparak kurulmakta olan yeni dünya düzenine uyum sağlamaktır.

Akil adam, sadece bu günü değil, yarını da düşünendir!"