1. Haberler
  2. Analiz
  3. Sinan Ateş’e yapılan siyasi suikast ve sessizlik ülkücüler içinde kabul görmüyor

Sinan Ateş’e yapılan siyasi suikast ve sessizlik ülkücüler içinde kabul görmüyor

Sefa Yürükel yazdı...

featured

Bildiğiniz gibi Başkent Ankara, üç gün önce ülkücü kimliği ile öne çıkan Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’e yapılan siyasi suikast ve onun katledilmesi ile titredi.

Bu olayın duyulmasından sonra bu siyasi suikaste karşı çıkma eğilimi, tüm ülkücü ve diğer siyasi kesimler içinde de bir söylem olarak dalga dalga tüm Türkiye’ye yayıldı.

Ve çeşitli ülkücü kesimler tarafından suikaste ilişkin olarak yapılan çeşitli açıklamalardan da görüyoruz ki, bu dehşet verici olay, ülkücü harekette ve onun gönüllü mensupları içinde “teşkilat, doktrin ve lider sorgulanamaz, itaat edilir” retoriği çerçevesinde oluşan kimliğin sorgulanmasına da yol açmıştır.

Bugün Sinan Ateş’e yapılan suikaste yönelik olarak MHP liderinin Meclis Grup toplantısında yaptığı açıklama, MHP ve Ülkü Ocakları’ndaki genel sessizlik, AKP’nin bu konuda yaptığı klasik açıklama ve genel sessizliği, BBP’nin konuya ilişkin genel sessizliği, Hacettepe Üniversitesi’nin kendi mensubunun katledilmesine karşı olan sessizliği, İYİ Parti’nin genel sessizliği dışında, BBP’nin Erzincan İl Başkanı, CHP Genel Başkanı, Zafer Partisi, Bursaspor’un olayın aydınlatılması ve adalet isteği ile ilgili yaptıkları açıklamalar ve Sinan Ateş gibi bir siyasi kişiliğe sahip çıkmaları ve kamuoyunun gündemine taşımaları hariç, olayın Sinan Ateş’in hala içinde bulunduğu aynı siyasi yelpazedekilerce sıradan bir olay gibi gösterilmeye çalışılması, geniş bir biçimde, hem özel olarak ülkücü hareket içinde ve hem de genel olarak kamuoyunda tatmin edici ve saygın bulunmamaktadır.

Ve bunu biz Sinan Ateş’in cenazesine katılan 70 bin kişi ve cenazesine katılmak isteyen ama gelemeyen binlerce kişinin de kendi sosyal medya hesaplarından olaya yönelik olarak yaptıkları açıklamalardan da, olayın ülkücüler içinde ve kamuoyunda çok büyük bir infiale yol açtığını görmekteyiz.

Şimdiye kadar suikastten sonra, olaya ilişkin olarak MHP’deki ve Ülkü Ocakları’ndaki sessizlik ya da buralardan verilen kaçamak cevaplar, olayın üstünü örten ve olayla ilgili başkalarını suçlayıcı ve ön yargılı olarak kabul edilebilecek slogancı açıklamalar, buna karşın MHP’den çok sayıda yapılan istifalar, olayın ülkücüler açısından ülkücü harekette ne kadar ciddi bir kırılma olduğunu ve MHP’ye ne kadar zarar verdiğini de göstermektedir.

Artık bu suikastten sonra, gelişmelerde gösteriyor ki bildiğimiz ülkücü hareket aynı ülkücü hareket olmayacaktır.

Bu konuda, eski ve şimdiki lider ve mensup düzeyindeki ülkücülerden gelen tepkiler de bize bu saptamayı doğrulamaktadır.

Bu da bize gösteriyor ki, bu olay bundan sonra ülkücü hareket içinde ciddi bir tartışmayı veya bir çeşit hesaplaşmayı da tetikleyecektir.

Ve bu hesaplaşma ve tartışmanın temasının da, büyük bir ihtimalle, olayın yarattığı etkiden kaynaklanarak adının da “Yeni Tanımlamayla Ülkücülük ve Ülkücü Hareket”, “Türkeş’ten sonra” ve “Sinan Ateş’ten sonra” diye bir eksende veya muhtevada olacağı açıktır.

Ayrıca, bu suikastin bir başka boyutu da tüm Türk kamuoyunu doğrudan ilgilendirmektedir.

Örneğin olayla ilgili yakalanan kişiler, gözaltılar ve olaya karışan bir kişinin de şimdi MHP’li bir milletvekili ve eski ÜO Genel Başkanı olan bir şahsın evinde polis tarafından takip edilerek gözaltına alınması, diğer bir kişinin de MHP İstanbul İl yöneticisi olması, özel olarak ülkücü hareket içinde de büyük bir olay gibi görülen Sinan Ateş’e karşı yapılan suikastin, bu sırada olayla ilgili olarak da bir TBMM mensubunun da ilişkilendirilmesi, bu olayı ve olayın sonuçlarını doğrudan Türk Milleti’nin içine de taşımaktadır.

Çünkü suikast bir kere Mars’ta değil T.C. Devleti’nin bir vatandaşına karşı Ankara’da olmuştur.

Ve bu siyasi suikast birilerinin tehditkar söylemleri veya sessizliği ile örtülecek bir olay değildir.

Bir kere suikaste uğrayan kişi kamuoyunun da tanıdığı siyasi bir kişiliktir.

Suikastle katledilen kişi, Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı ve Hacettepe Üniversitesinde akademisyen ve çok geniş ilişki ağları bulunan ve çok tanınmış bir siyasi sima olan Doç. Dr. Sinan Ateş’tir.

Bu durum her insanım ve vatandaşım diyen kişiyi de doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir ve ilgilendirmektedir.

Türkiye, bu tür suikastlerden 70-80-90 ve 2000’lerde çok çekmiştir.

Çünkü bu tür suikastlerle bazı güç eksenlerinin geçmişte, devleti, örgütleri ve kamuoyunu nasıl terörize ederek dizayn ettiğini, tüm Türk kamuoyu çok iyi bilmektedir.

Kamuoyu bu olaydan dolayı, “suikastler yine mi başlayacak ve gizli servisler yine mi işbaşında” diye ve önümüzdeki çok sıra dışı da olacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yılında yapılacak genel ve CB’lığı seçimlerine giden bir süreçten dolayı, yeniden bir tedirginlik içine girmiştir.

Bu konudaki kamuoyu içindeki tedirginlikte yabana atılacak sanal bir tedirginlik değildir.

Bu olayın bu boyutunun da iyi analiz edilmesi Türkiye Cumhuriyeti’nin dirliği ve birliği içinde yerinde bir yaklaşım olacaktır.

Olayın ülkücüler açısından boyutunda ise, yukarıda da değinildiği gibi, olay ülkücüler arasında bir kırılma, bölünme, yol ayrımı ve yeni bir harmanlanmaya yol açabilecek ve çok boyutlar içerebilecek ve çok ciddiye alınan bir olaydır.

Bu anlamda bu olaydan sonra ülkücüyüm diyenler arasında bugüne kadar bilindiğiyle var olan ülkücülük kavramı ve uygulama biçiminde, yeni bir tartışmanın boyutunu oluşturacaktır ve bunun genel olarak her kesim için ama özellikle MHP ve ülkücüler için siyasi sonuçları da olacaktır.

Bu olayın ülkücülere getirdiği veya getirebileceği sonuçların ülkücü harekete etkisi doğrudan olsa da, dolaylı olarak bu tartışmanın sonuçlarının tüm Türkiye’yi de dolaylı olarak etkileyeceği de dolaylı olarak aşikardır.

Çünkü ülkücüler objektif olarak Türk siyaseti, ekonomisi, sosyal ve kültürel yaşamında aktif ve hatırı sayılır bir güçtür.

Yani denilebilir ki, bu suikastin etkisi bir başka boyutu ile önümüzdeki CB ve Genel seçimlerini de etkileyebilecek bir konumundadır.

Son tüm gelişmeler de bunu göstermektedir.

Bu duruma ilişkin gelen duyumlara göre, ülkücüler içinde, MHP, BBP ve Ülkü Ocaklarına da bir tepki olarak, aktif olan eski ülkücü liderler ve ülkücüler içinde, eğer kabul edilebilecek ve saf ülkücü bir CB aday adayı, bir ülkücü aday olarak ortaya çıkmaz ise önümüzdeki altı ay içinde yapılacak olan CB’lığı ve genel seçimleri de boykot etme eğilimi geliştiği yayılmaktadır.

Böyle bir durumun Cumhur İttifakı’nın bileşenlerini doğrudan ilgilendireceği ve etkileyeceği de açıktır.

Dahası bu olayın sonuçları Türkiye’deki seçimleri etkileyeceği için, bu boyutuyla da suikastin etkisi ve sonuçları, tüm Türk kamuoyunu da hem doğrudan hem de dolaylı olarak ilgilendirmektedir.

Her zaman olduğu gibi bağımsızlıkçılar:

Atatürk ile kalın.

Cumhuriyet ile kalın,

Bilimle kalın

Akılla kalın

Hoşçakalın.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!