Stefano Mazzoleni’den Anadolu’yu anlatan muhteşem bir kitap

featured

Hayati Asılyazıcı yazdı

“Zamanın Işıkları” film tadında sürükleyici, bir o kadar anlatımı zengin bir hikâye. Renkli bir dille yazılmış, Anadolu’ya has ayrıntıların oya gibi işlendiği, Türkiye üzerinde son zamanlarda yazılmış en güzel romanlardan biri olmaya aday bir kitap.

Bir kitap düşünün; 2007’den beri Türkiye’de neredeyse tüm senfoni orkestralarını yönetmiş, defalarca konser vermek üzere ülkemize davet edilmiş, Türk müzisyenlerin ve dinleyicilerin kalbinde taht kurmuş bir İtalyan Orkestra şefinin yaratıcı kaleminden çıkmış… Ve bir kitap düşünün ki, Türkiye’nin opera alanında yurt dışında ülkemizi temsil eden Burcu Bükem Kuru’nun sesiyle taçlanarak denizler ve kıtalar ötesinde bizi; Anadolu’yu tekrar yaşatıyor. Bizi hiç tanımayan insanların kalbinde müziğimiz, dilimiz ve renklerimiz hayat buluyor.

27 Kasım tarihinde Treviso’lu dünyaca ünlü tenor Mario Del Monaco’nun yeğeni Donella Del Monaco’nun kendi konser salonunda Chez Donella’da düzenlediği kitabın İtalyan dilinde basılmış halinin tanıtım gecesinde tarihimiz, geleneklerimiz, renklerimiz ve dilimiz Treviso şehrinde kültür elçimiz soprano Burcu Kuru’nun verdiği resitalle tekrar hayat buldu. Konserde tanınmış bestecilerimizin yapıtları yanında yeni nesil yetişen Koray Karaca ve Onur Altıparmak gibi değerli müzisyenlerimizin yapıtları da İtalyan sanatseverlerle buluştu. Gecede sopranomuza Venedikli ünlü piyanist Dimitri Romano eşlik etti.

Dimitri Romano: Venedik Müzik Konservatuarı’ndan mezun olur olmaz Fenice Operası orkestrası ile solist-piyanist olarak konserlerle hayatına başlamış; Milano, Treviso, Torino, Bologna orkestraları ile konserler vermiş, Avustralya, Meksika, İngiltere gibi ülkelerin “prestijli” festivallerinde yer almıştır. Besteleri  birçok defa Global Music Awars (San Diego California) ödüllerine  layık görülmüştür. Venedikli sanatçı Romano, eğitmen ve konser piyanisti olarak  çalışmalarına devam etmektedir.

Venedikli ailelerin yoğun ilgi gösterdiği tanıtım gecesinde Stefano Mazzoleni, kızı Sarah ile kitabını ve Türkiye’ye olan sevgisini uzun uzun anlattı. Yedinci yüzyıla kadar Bizans İmparatorluğu’nun bir parçası olan Venedik, bağımsızlığı sonrasında bile Osmanlı İmparatorluğu ile ilişkisini sürdürmüş ve iç içe geçen bu birbirinden etkilenen iki ayrı kültür,  dünya mirasını zenginleştirmiştir.

Zamanın ışıkları/La luce dei tempi romanı işte bu iki kültürün, bir semah ayini gibi dirlik içinde bütünleşen ve bir Sufi ayini gibi dingin seyreden beraberliğine tanıklık ediyor.  Venedik Cumhuriyeti bir zamanlar anıldığı Serenissima – Dingin lakabına yaraşır bir biçimde adeta yeniden başka bir kültürün kollarında huzur buluyor. 

 Padova Üniversitesi’nin Türk arkeologlarla beraber düzenlediği konferans için İstanbul’a gelen Venedikli arkeolog Francesco Orsini,  kendini Boğaziçi’nde başlayan Anadolu’da devam eden,  tatlar, dokular, baharatlar, tarihi eserler, antik hikâyeler arasındaki masalsı bir yolculukta bulur. Orsini’ye bu yolculukta Bin bir gece masallarından çıkmış gibi büyüleyici bir güzelliğe sahip Hanzade Kayı eşlik eder.  İnsan beyninin olağanüstü bir kapasiteye sahip olmasını sağlayan kadim bilgiler içeren Pudahepa isimli antik “textler” İsa’dan sonra üçüncü yüzyılda kaybolmuştur. Bu kadim bilgilerin izini süren Orsini ve Hanzade okuyucuyu ilk satırlarından itibaren gizemli ve masalsı bir dünyanın içine çeker.

Stefano Mazzoleni’yi 2014 yılında İdil Biret‘in solist olarak yer aldığı Idso’nı yönettiği konserde Zorlu Center Performans sanatları Merkezinde izlemiştim. Z. Kodaly’nın Galanta Dansları, Stravinsky‘nin Ateşkuşu ve Rachmaninov’un 3’üncü Piyano Konçertosu’nu yönetirken sergilediği rahatlık, orkestradan çıkardığı renk ve dinamikler hala kulaklarımda. Böylesi değerli bir sanatçının ülkemizi anlatan bir kitap yazması gerçekten övgüye değer.

Ülkemizin bir başka gururu soprano Burcu Kuru ise dünyadaki sesimiz ve elçimiz. Hiç bitmeyen enerjisi ve yaratıcılığı sesi kadar ön planda… Opera eğitimini İtalya’da alan ve Giuseppe di Stefano, Citta’ di Alcamo gibi birçok önemli ses yarışmasında birincilikler alan sopranomuz Venedikli Mario Del Monaco ekolünün de Türkiye’de ki tek temsilcisidir.  Bu iki sanatçının yolu Burcu Bükem Kuru’nun Roma‘da düzenlenen Narni Festivali’nde Suor Angelica rolüyle yaptığı debutta kesişir. Orkestra yönetiminde Mazzoleni vardır ve o tarihten itibaren birçok konserde ve ortak projede beraber yer alırlar. Kuru, ünlü Venedikli besteci Zanon’un eseri Santa Caterina oratoryosunu Treviso katedralinde Finestre sul Novecento festivalinde Mazzoleni yönetiminde seslendirir. Bu dostluk ve işbirliği yıllarca devam eder. Mazzoleni, Burcu Kuru vasıtasıyla tanıştığı Anadolu müziği ve müzisyenlerini hiçbir zaman bırakmaz. Her iki sanatçının birbirlerine bu kadar bağlı olmalarının aslında ortak noktalarının çokluğu ile orantılı olduğunu düşünüyorum.  Her iki sanatçı da kendi dallarında son derece yetkinler, her ikisi de dört dil ve üstünde konuşuyor, ayrıca proje gerçekleştirme ve yaratıcılık konusunda son derece yetenekliler.  Her iki sanatçı da aynı zamanda yazar.  Soprano Burcu Kuru’nun kendi dalında üç değerli yapıtı bulunmakta. Yaptığı çevirilerle şiir dalında ülkemize birçok ödül kazandırmış ve jüri üyesi olarak yarışmalarda yer almaktadır.

Umarım, her iki kültürü ve dünyayı birleştiren bu sanat gücü, gelecek kuşaklara da bir örnek olur ve ülkemizin kültür değerleri kaybolmadan çok sesli bir biçimde dünya mirası içerisinde yerini alır. Bizi dünyaya tanıtan ve anlatan bu seslerin çoğalarak artması diliyorum.

Stefano Mazzoleni’den Anadolu’yu anlatan muhteşem bir kitap

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!