Tarih ders almayanlar için acı bir tekerrürdür

Sabahattin İsmail yazdı...

Tarih ders almayanlar için acı bir tekerrürdür
Tarih ders almayanlar için acı bir tekerrürdür

Brüksel'de Türk gazetecilere konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AB'nin gayrı resmi görüşmelere değil ama başladığında resmi görüşmelere GÖZLEMCİ olarak katılabileceğini söyledi.

Demek ki gayrıresmi görüşmeler ardından resmi görüşmeler de gelecek.

Başından beri söylediğim gibi bu bizi yeni bir görüşme sürecine sokacak.

Neticede bu görüşmeler bizi, İngiliz planı temelinde içine şeker Katılmış Annan Planı benzeri bir şekerli planla referanduma götürebilir.

O gün geldiğinde Rumlar Annan Planında olduğu gibi bizi kurtarmazsa yandık demektir

ÇAVUŞOĞLU NE DEDİ?

Haber şöyle :

"TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs’ta kalıcı çözüm için çaba sarf ettiklerini belirterek, Cenevre’de yapılacak 5+BM toplantısına AB’nin gözlemci olarak katılmak istediğini, bunun gayriresmi bir toplantı olduğunu ancak AB’nin, müzakereler başladığında gözlemci olarak katılabileceğini söyledi."

DE SOTO DA SİNEK OLACAKTI

Sorarım, Rum - Yunan cephesinde taraf olan, bize her türlü haksızlık ve düşmanlığı yapan, bize yalan söyleyen, aldatan, sözlerini tutmayan AB'ı vazo olarak mı almayı düşünüyorlar acaba masaya?

Görüş, tavır ortaya koymayacak baskı, tehdit yapmayacak mı?

Zamanında BM özel temsilcisi De Soto da elindeki kalemi göstererek "duvardaki bir sinek olacağım ve sadece gözlem yapacağım" demişti.

Ancak bize Annan Planı ile referandumu dayattı, Rum tarafını AB üyesi yaptı. Toplumu ikiye böldü, çatıştırdı. Sonra da ortadan kayboldu.

 Biz de 17 yıldır verilip de tutulmayan sözlerin hâlâ tutulmasını bekliyoruz.

Yetmedi, ders almayarak yeni bir görüşme sürecine giriyoruz.

Tarihten hiç ders almıyoruz. Ekonomik açıdan en zayıf anımızda, her bakımdan kuşatmaya alındığımız bir ortamda ve yaptırım tehditleri altında emperyalist ülkelerin gözetiminde görüşmeye oturuyoruz.

Akıl kârı değil!

AYLARDIR YAZIYORUM 

Ben daha önce açıklanan doğru politika noktasındayım.

Yani, AB, ne resmi, ne gayrı resmi görüşmelerde gözlemci olmalıdır.

Anımsandığı gibi, Sayın Çavuşoğlu da geçmişte böyle demişti.

İkincisi, gayrı resmi görüşmelerin ortak zemin olup olmadığını araştırmak için yapılacağı açıklanmıştır.

Oysa 50 yıllık görüşme sürecinde zaten ortak zemin olmadığı görülmüştür, daha ne aranacaktır?

Bu görüşmeye, hele bu zor konjonktürde hiç gerek yoktu. Kendimizi baskı, tehdit ve şantaja açık hale getirdik. Nitekim AB ve ABD yaptırım tehditlerini Demokles’in kılıcı gibi ensemize tutuyor. Görüşmeleri kesersek yaptırımları uygulayacağını söylüyor.

5+BM toplantısı önerisiyle 2017'de bavulunu toplayıp kaçan Rumları da rahatlatmış olduk.

Hazır kızgın top onların kucağında iken alıp ortaya attık.

İlaveten Rum ile BM gözetimindeki bir görüşmeden asla iki egemen devlet çözümü çıkmaz.

Federasyonu kabul etmeyen Rum bunu hiç kabul etmez. Ancak bizi masada tutmak için masadan da kalkamayacaklar. Yine görüşme sürecine hapsolmuş, TANINMA yoluna çıkmayı ertelemiş olacağız. İngiliz de ortak zemin diye "egemen toplum devleti" saçmalığını ileri sürecek.

İçine şeker katılmış gevşek federasyon-konfederasyon dayatılacak.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM MASADA ELDE EDİLEMEZ 

Biz "iki devletli ÇÖZÜM" dediğimiz ve bunu masada elde edeceğimiz hayaliyle masaya oturduğumuz anda, zaten Rumlara taviz vermeye, bedel ödemeye hazırız mesajı veriyoruz.

Çünkü onların "çözüm" sorunu var. Sorun onlar açısından çözülmedi. Bizim açımızdan çözüldü.

Rum'un sorunu Türk Askerini, TC kökenli nüfusumuzu adadan çıkarmak, garanti anlaşmasını ve KKTC'yi yok etmek, yüzde 10 toprak almak. Geri dönüp eski mülklerini almak ve içimize yerleşmektir.

Onların sorunu bu.  Çözümden anladıkları da bunları yapmaktır.

Oysa biz kendi açımızdan sorunu 1974'de çözdük.

 Bizim çözüm sorunumuz yok. BİZİM sadece TANINMA veya Anavatan ile bütünleşme ve daha iyi, daha güzel bir KKTC yaratma sorunumuz var.

Yapmamız gereken “TANINMA”yı sağlamak veya TC ile özerk devlet anlaşması yaparak Anavatan ile entegrasyonu ileri götürmektir.

Aslında bunu yapmak için Annan Planı sonrası ve Crans Montana sonrası elimize altın fırsat geçmişti.

2017'de bu gayrı resmi görüşme önerisi ortaya atılmayıp bunlara odaklansaydık şimdiye çok yol alacaktık.

3 buçuk yıl da böyle kaybettik ve artık masadan kalkılamayacak.

 Bu gereksiz toplantı, önce İngiliz planı temelinde yeni bir çerçeve anlaşmasına, ardından o çerçeve anlaşması temelinde resmi görüşmelerin başlamasına ve referanduma kadar gidecektir.

BM, AB, ABD, İngiltere'nin hazırlığı buna yöneliktir.

Türkiye'deki iktidar ise bu ortamda yaptırım sopasını sallayan AB, ABD ve Yunanla ilişkileri düzeltmek için çabalamaktadır.

Bu yanlış ortamda gidişatı görüyorum, aylardır yazıyorum... 5+1 in gereksizliğini 3 buçuk yıldır vurguluyorum.

 Tarih, ders almayanlar için acı tekerrürler yaşatır.

Umarım yeniden 2004 Annan planı referandumu ortamına sürüklenmeyiz.