Tarikat ve cemaatlere 'kulak çekme' operasyonu mu gelecek?

"İktidar bloğunda ise bir süredir, yeterli oy desteği alınamayan tarikatlar ve cemaatlerin durumunun tartışıldığı sözleri, kulislerde konuşuluyor."

Tarikat ve cemaatlere 'kulak çekme' operasyonu mu gelecek?

Önce Uşşaki tarikatı lideri Fatih Nurullah'ın 12 yaşındaki kız çocuğuna tacizi, ardından eski GATA'nın Başhekim Yardımcısı Ali Edizer'in skandal videoları... İki olay da Türkiye'nin gündemine yeniden "tarikatlar sorunu"nu getirmişti. Menzil grubundan olduğu bilinen Ali Edizer görevden alındı ancak devlet içinde örgütlenen tarikatlar tartışması bitmedi.

Öte yandan hükümet desteğiyle devlet kadroları içinde yer bulan tarikat ve tarikatların son dönemdeki durumu iktidar tarafından da ele alındığı iddia edildi.

Tolga Şardan, T24'teki yazısında "İktidar bloğunda ise bir süredir, yeterli oy desteği alınamayan tarikatlar ve cemaatlerin durumunun tartışıldığı sözleri, kulislerde konuşuluyor" ifadelerini kullandı.

"İktidar / devlet, tarikat ve cemaatlere karşı bir 'kulak çekme' girişiminde bulunabilir" diyen Şardan'ın yazısının satır başları şöyle:

"Önceleri tek bir grup olarak faaliyetlerini yürüten Menzil tarikatı, şimdilerde kendi içindeki iktidar mücadeleleri sonrasında Adıyaman Kâhta'daki Semerkant Grubu ve Eskişehir'deki Buhara Grubu olarak ikiye bölündü.

Şu anda devlette etkin olan grup, Adıyaman'daki Semerkant Grubu.

Semerkant Grubu'nun ismini özellikle, merkez üs olarak gördüğü Sağlık Bakanlığı kadrolarında görüyorduk. Şimdi ise sadece Sağlık Bakanlığı değil, pek çok kamu kurumunda izini görmek mümkün.

Diğer orta ve küçük ölçekli Nurcu ve Nakşi dini gruplar ise, Menzil cemaatinden kalanlarla yetinmeye başladılar.

Süleymancılar, İsmailağa Grubu, İskenderpaşa Grubu, Hakyolcular, Okuyucular, Yazıcılar, Meşveretçiler, Kurtoğlu Grubu, Erzincan Grubu, Cihannüma Grubu, Işıkçılar Grubu, Kırkıncı Hoca Grubu, Bitlis'in Güroymak ilçesindeki Nakşiliği benimseyen Norşin Medresesi, bu gruplardan öne çıkanlar.

Az-çok demeden devlet kadrolarında temsil ediliyorlar.

SİYASETTE TARİKAT VE CEMAATLERİN SON DURUMU

İktidar bloğunda ise bir süredir, yeterli oy desteği alınamayan tarikatlar ve cemaatlerin durumunun tartışıldığı sözleri, kulislerde konuşuluyor.

Örneğin, Menzil tarikatının faaliyet gösterdiği Kâhta'nın belediye başkanlığını son seçimde SP'nin adayı İbrahim Yusuf Turanlı'nın kazanması.

AKP'nin adayı Engin Akel, AKP'nin Adıyaman'daki iki ağır topu Ahmet Aydın ve Mehmet Metiner'in desteğine rağmen kaybetti.

Kulislere yansıyan bilgilere göre, AKP yönetimi bu olayı sürekli değerlendirmede tutuyor.

Keza, yenilenen İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminde cemaat ve tarikatların desteğinin sınırlı kalması ve AKP'nin kalesinin CHP'ye geçmesi, cemaat ve tarikatlardan gelen desteğin sürekli masaya yatırılmasına neden oluyor.

Yine hatırlayalım… Gülen cemaatinin tasfiyesinin ardından yer bulan Süleymancılar tarikatı son genel seçimlerde AKP'ye yeterli desteği vermediği gerekçesiyle bürokrasiden tasfiye edildi.

Sonrasında kamuoyuna dini grup ve cemaatlere yönelik soruşturmalar başlatılacağı bilgisi yayıldı.

Menzilciler ne yapıyor?

Geçen yılki seçimlerde ortaya çıkan siyasi tablodan sonra bir yılı aşkın süredir bu bilgi zaman zaman siyaset kulislerinde ısıtılıyor.

Bu çerçevede tartışılan tarikatların başında Menzilciler geliyor.

Özellikle GATA Başhekim yardımcısı olan Dr. Ali Edizer'in sosyal medya paylaşımı sonrasında yaşananların, "yeni gelişmelerin fitilini ateşlediği" yorumlarına neden oluyor.

Edizer olayının ardından Menzil'le bağlantısı olan bürokratlarda son dönemde bir geri çekilme görülüyor.

Zira Türkiye'de devlet yönetiminde ya da siyasette bir değişim yaşanmaya başlandığında duruma en çabuk reaksiyon gösteren ve kendilerini sağlama alan bürokrasi olur. Bürokrasideki istikamet değişimini takip edenler, yaşanacak gelişmeleri ve sonuçları daha rahat yakalayabilirler.

Şimdi de böyle oluyor. Menzil tarikatıyla doğrudan veya dolaylı bağı olan bürokratlar, devlet görevlileri yavaş yavaş yön değiştirmeye başladılar.

Sosyal medya hesaplarındaki tarikat bağlantılı yapılan paylaşımlar sessiz sedasız siliniyor.

Kimi makam odalarında Menzil tarikatının can damarını oluşturan Semerkant Vakfı'nın yayınları masalardan kaldırılıp çekmecelere konuluyor.

Tayin, atama veya görev değişiminde geri durmaya başladılar.

Aslına bakılırsa şunu da belirtmek gerekir ki, 15 Temmuz sonrasında bürokraside görülen Menzilci kadrolarda artış, kimi soru işaretlerini beraberinde getirdi.

FETÖ RENKLENEREK SIZDI

Bir anda Menzil başta olmak üzere diğer dini grupların bürokraside sayıca yükselmesini iki şekilde açıklamak mümkün:

Birincisi, FETÖ'nün "renklendirme" yöntemini uygulanmaya başlandığının belirlenmesi. 15 Temmuz sonrasında başlayan yoğun tasfiye sürecinde hemen reaksiyon gösteren ve kimlikleri deşifre edilmeyen/edilemeyen pek çok Gülen cemaati mensubu, Menzil ve diğer tarikatlara geçiş yaptı. Ve "kripto FETÖ'cü" olarak bu cemaat üzerinden devlette görev aldılar.

Meselâ emniyet teşkilatında halen bu durum mevcut.

Buna bir örnek vereyim. FETÖ'nün henüz güçlü dönem olan 2013'te H.T.Y. adlı emniyet müdürü aynı zamanda Menzilci olduğu bilinen dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın memleketi Erzurum'a il emniyet müdürü olarak görevlendirildi. Üstelik Ankara Pursaklar'daki Menzil tarikatının kolunun kontenjanından. Sonrasında aynı emniyet müdürü FETÖ'cü olduğu gerekçesiyle görevden alınıp ihraç edildi!

İkincisi, doğrudan cemaatler ile tarikatlar içinde yer almayan ve mevcut iktidarın siyasi görüşündeki kimi devlet görevlileri, son dönemde Menzil ve diğer tarikatların yükselişinden kişisel ikballeri çerçevesinde "dolaylı faydalanmak" amacıyla tarikat ve cemaatlere alan açtılar.

Bunun örnekleri çok ama şimdilik saklı tutuyorum.

Sonuç olarak, bu tarikat ve cemaatler konusu bir süre daha gündemimizde kalacak.

İktidar / devlet, tarikat ve cemaatlere karşı bir "kulak çekme" girişiminde bulunabilir."