VERYANSIN TV
4 Temmuz 2025’te hayatını kaybeden Veryansın TV kurucusu, yazar Nihat Genç’in aramızdan ayrılışının üzerinden bir yıl geçti.
69 yıllık ömrünü halkın vicdanına yaslamış bir Cumhuriyet sevdalısı olarak geçiren Nihat Genç, son nefesinde “Cumhuriyet’i yaşatın” diyerek ardında yalnızca eserlerini değil, mücadele mirasını da bıraktı.
Yaşamı boyunca hiçbir güce boyun eğmeyen, kimseye eyvallah etmeyen, kalemini hiçbir zaman satmayan, memleketin derdini kendi derdi bilmiş korkusuz-yurtsever yazar Nihat Genç, yazıları ve konuşmalarıyla milyonların hafızasında silinmez bir iz bıraktı.
Nihat Genç, “Eyvallahsız bir Cumhuriyetçiyi teslim almak mümkün değildir!” diyerek düzenin dalkavuklarına karşı dimdik durdu.

Aradan geçen bir yılın ardından onun fikirleri, yazıları ve ortaya koyduğu mücadele anlayışı yaşamaya devam ediyor.
Veryansın TV de Genç’in “Kürklerinizin sıcacıklığıyla değil, pençelerinizle yazın” vasiyetini ilke edinerek yayın hayatını sürdürüyor.
Veryansın TV olarak kendisine söz veriyoruz:
Kutup yıldızımızın bayrağını düşürmeyecek, Cumhuriyet’i ilelebet yaşatacağız.

TÜRKİYE ONU BİR MÜCADELE ADAMI OLARAK UĞURLADI
Nihat Genç’in vefatının ardından Türkiye’nin dört bir yanından duygu dolu mesajlar yükseldi.
Binlerce yurttaş; Cumhuriyet’in değerlerine, halkın onuruna ve bağımsız Türkiye idealine ömrünü adayan Genç’in yalnızca bir yazar değil, aynı zamanda memleket mücadelesinin simge isimlerinden biri olduğunu vurguladı.

TÜRK MİLLETİ ‘CUMHURİYETİ YAŞATACAĞIZ’ DEDİ
Ömrünü adadığı Türk milleti; Karadeniz’in asi çığlığı Nihat Genç’i Gölbaşı Mezarlığı’nda yalnızca toprakla değil, Toroslar’ın ve Kaçkarlar’ın havasıyla, İliç’in yeniden açacak çiçekleriyle, Çukurova’nın isyankar pamuğuyla, Anadolu’nun ladin ağaçları ve çam ormanıyla, Manyas’ın kuşları, İzmir’in yanan dağlarıyla kavuşturdu.
Nihat Genç’in mezarına memleketi Trabzon’dan, Afyonkarahisar’dan, Kayseri’den ve Saraybosna’dan getirilen topraklar serpiştirildi.
Ağabeyimiz Nihat Genç’i uğurladık: Kocatepe Camii doldu taştıhttps://t.co/vVUm5SDgSP pic.twitter.com/1BIrZWuAOs
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) July 6, 2025
Binlerce yurttaş, Genç’i “Cumhuriyeti yaşatacağız” yazılı pankartlar ve Türk bayraklarıyla uğurladı.
Genç, 6 Temmuz 2025’te Gölbaşı Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlandı.

SERKAN ÖZ: İNANÇLA KURDUĞU MEVZİDEN NE BİR SANTİM GERİ DÜŞECEĞİZ NE DE TERK EDECEĞİZ
Nihat Genç’i yol arkadaşları ise Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı bir mücadele adamı olarak anlattı.
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (CVP) Genel Başkanı Serkan Öz şu ifadeleri kullandı:
“Nihat Genç, Kelami Baba’nın söylediği gibi ‘bu meydana canı canana kurban eyleyen…’ bu toprağın ağabeyidir.
Ve bu bereketli vatan toprağının yetiştirdiği Cumhuriyet çocuğudur.
Türk milletinin tertemiz çocuklarına tertemiz yüreğinden çıkan cümlelerle vatan ve Cumhuriyet aşkını nakşetmiş namuslu bir Türk evladıdır.
O İttihat ruhuyla, Mustafa Kemal Atatürk aşkıyla, cumhuriyeti ve Türk milletinin bütünlüğünü ayakta ve hayatta tutmak için teşkilat kurmuş, Türk aydınının namusunu hayat pratiğine gösterebilmiş,Yakup Kadri’ler gibi Ziya Gökalp’ler gibi Türk gençliğine, yol, yöntem ve adres gösterebilmiş Türk yiğitlerinden biridir.
Namık Kemal’lerden bugüne uzanan vatan sevgisini bünyesinde ve zihninde somutlaştırmış bir geleneğin temsilcisidir.
Çukurova‘yı,Sakarya ırmağını,Torosları, Kaçkarları ve Laçin’i kısaca tüm Türk toprağını Türk çocuklarının kalbinin en derine sokmak için tüm hayatını feda eylemiş bir vatan evladıdır.
Onurla ve inançla kurmuş olduğu mevziden ne bir santim geriye düşeceğiz ne de terk edeceğiz.
Burada varolduk burada öleceğiz.
Tanrımıza hamdolsun
Türk milleti var olsun
Aslan abimin mekanı cennet olsun.”
ERAY ÇELEBİ: EĞİLMEDEN, BÜKÜLMEDEN, MİRAS BIRAKTIĞI NAMUSLA, NİHAT GENÇ RUHUYLA…
Veryansın Tv Genel Yayın Yönetmeni Eray Çelebi’nin mesajı da şöyle:
“‘Cumhuriyet’i yaşatın…’
Nihat Genç’in son sözleriydi…
Veryansın Tv’nin biricik görevi oldu.
Daha fazlasını keşfedin
Bilim teknoloji
Döviz kurları
Siyaset haberleri
Sahi… Cumhuriyet’i nasıl yaşatabiliriz?
Bir başka ifadeyle, bize bu mirası bırakan Nihat Genç’i Nihat Genç yapan neydi?
Cevabı izahtan vareste;
Nihat Genç, sarsılmaz bir kararlılıkla, bir santim eğilmeden “bu toprağın dalkavuklarını, Amerikan köpeklerini, Cumhuriyet’in soytarılarını” yazdı. En önemlisi örgütlü mücadeleyi ve millet iradesini yükselttiği bir kavgayı verdi. Popülist söylemin mücadelenin dışında tarif ettiği ”aydın” anlatısının aksine, O’nu Türk aydını yapan bu özelliğiydi.
19 Mayıs 2024 tarihinde Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi’nin kuruluşunu ilan ettiği konuşmada şunu söylemişti;
“Bu topraklar için kan döken, şehit olan o kutsal insanların mübarek insanların evlatlarıyız. Görev bize düşmüştür. Yola çıktık arkadaşlar!”
Aslında ilk adımı Veryansın Tv ile attı.
Kuruluşumuzun hemen ardından, 2019’da kaleme aldığı bir yazıda şöyle diyordu;
“Kardeşlerim, bağımsız insanın muazzam kavgası aydınlanma fırtınası başkaldırıyla başlar.
Bu kördüğümün AKP’sine CHP’sine FETÖ’süne PKK’sına emperyalistine komplosuna bu kördüğümün çürüttüğü köpekleştirdiği müritlerine müdavimlerine şakşakçılarına karşı, içimizde gittikçe gün gün büyüyen bir başkaldırı yola çıktı geliyor.”
Nihat ağabey, “içimizde gün gün büyüyen bir başkaldırıyı” yarattı.
Veryansın Tv, “bağımsız insanın muazzam kavgası”nın adı oldu.
Nihat ağabey, Karadeniz’in hırçın evladıydı, doğru… Ancak “sabır”, hayatının en büyük değerlerinden biriydi.
Veryansın Tv kurulurken “Yeniden bir daha ‘sıfırdan başlamanın’ hüznü. Ancak elimde kalan hayatın en büyük değeri: SABIR!” demişti.
Sıfırdan başlamıştı ancak sabırla günümüzün Hakimiyet’i Milliye’sini yarattı.
Yürüyen öfke, bir deli kandı.
Hani Can Yücel “Küfür burjuvazinin ağzında bir lağım çukuru, işçi sınıfının ağzında açan çiçektir” der ya…
Küfür, Nihat ağabeyin ağzında açan bir çiçek gibiydi;
“Devlet aklını Apo’nun g.tüne soktular!
Sizin alayını ben sapık şizofren Said-i Nursi’nin g.tüne s.kar, iftar yaptırırım, sonra davulcuyla birlikte sümüklü mehdini g.tüne s.kar sahura kaldırırım.”
Her şey bir yana, vatanı saf, tertemiz sevmenin adıydı;
“Bakın hala buradayım, ben Trabzonluyum, Maçkalıyım. Orada kara ormanlar var, o kara ormanların Ladin ağaçları var, toprak bulamıyor, granitin içinden çıkmış. Tam o ağaçların yanında büyüden ben. 30 santimlik bir Ladin fidanını dünyanın en güçlü adamı söküp alamaz, bizi kimse söküp alamaz! Biz o ağaçlarda dik durmayı öğrendik!“
Bir yazısında vatan sevgisini Serkan ağabeyle yaptığı bir konuşma üzerinden anlatmıştı;
“Veryansın TV’de Serkan Öz arkadaşımla kaçtır program yapıyoruz, bazen dayanamıyor program içinde gözyaşlarımı tutamıyorum.
Bu son programda, program bitti, bu sefer Serkan ağlamaya başladı.
Sonra sessizlik.
Sonra bir saat geçti…
Sonra..
‘Ağbi, dedi, nedir bu vatan sevgisi, iki de bir bizi böyle parçalıyor!’
Bilemedim.
Sahi nedir bu vatan sevgisi sebepsiz ağlatan.
Sebepsiz deli eden.
Doyamadığın, neyse. Hırsızının çakalının üstüne puştun köpekleri. Diye ana avrat ağız dolusu saldırtan, neyse.
Anneden babadan evlattan ayrılığa sabır verdiren Allah’ım. Bir gün olsun uzakta kalma korkusuyla seni delirttiren, neyse. Babanın gitme dediğinde, gittiğin. Sevgilin yapma dediğinde yaptığın. Seni yormayan şey, neyse. Herhalde o’nun adıdır vatan sevgisi!”
Evlattan ayrılığa sabır verdiren, seni delirten, aileni karşına alma pahasına çıkarsız, eyvallahsız bir vatan sevgisi…
O “sevgi”, şimdi Serkan ağabeyin cesur yüreğinde…
O “sevgi” şimdi, Veryansın Tv çalışanlarının omuzlarında….
Sorumluluğumuz büyük! Çünkü bıraktığı miras Nihat ağabey gibi harbi, cesur;
“Veryansın Tv’nin editörlerine, burada yazıp çizen arkadaşlarıma bırakacağım tek miras budur, kürklerinizin sıcacıklığıyla değil, pençelerinizle yazın. Tatlı tavşan dostlarınızla değil, köpek dişlerinizle eleştiriniz. Ne kızaktaki arkadaşlarınız, ne dostlarınız ne çadırınız, ne akşamları etrafınızda mışıl mışıl hayaller kurduğunuz ateşinizi takmayın, dinlenmeyin. Halkımızın deyimiyle Allah’ını affetmeyin.“
Allah’ını affetmedik, affetmeyeceğiz!
Kürklerimizin sıcacıklığıyla değil, pençelerimizle yazacağız!
Cumhuriyet’i yaşatacağız!
Hep dediği gibi, “Bu halkın çocukları olarak kimseyi eleştirmekten korkmayacağız!”
Eğilmeden, bükülmeden, miras bıraktığı namusla, Nihat Genç ruhuyla…
Bu çağın soylusuna şeref sözü!”
LÜTFÜ ŞAHSUVAROĞLU: OTORİTEYE BOYUN EĞMEDİ
Lütfü Şahsuvaroğlu ise şu mesajları verdi:
“Nihat Genç’siz bir yıl veryansın edemediğimiz ve boğazın düğümlendiği sıkıcı bir yıl oldu. Annesinin deyimiyle Karadeniz’in bu haşarı çocuğu yani CINIVIZ, benim tam 50 yıllık arkadaşım. 50 yıl içinde çok değişimler gördük geçirdik. Fakat onda değişmeyen bir şey vardı ki otoriteye boyun eğmemek, bağımsızlık, Tevfik Fikret’in ifadesiyle fikri hür, vicdanı hür olmak. Ayakta kalmak, yüksek dorukların ağaçları gibi, Eğin’in suları çağlamak, Fırat’ın neşesi, ümidi olmak. Ve asla, kat’a yurduna, insanına, tarihine, inancına ihanet etmemek…
Sadece Karadenizi değil Akdeniz’i anlamak için bile Nihat’ın duyarlılığına başvurmak gerek. Akdeniz’i anlamak için Braudel’i, Bradford’u, Abulafia’yı okumak iyidir ama Nihat’ın duygu selinin akmadığı bir Akdeniz bile yazlıkçılardan ibarettir. Nihat, 21.yüzyıldaki yurtsever, cumhuriyetçi hiç ihtiyarlamayanların hep genç kalanların sesidir. Sesi ve umudu…
Onunla Gazi yoğun bakımındaki odada son görüşmemizde Abdurrahim abiyi anmıştık. Karakoç da Nihat’ı çok severdi, Nihat da Karakoç’u… Eskileri konuştuk. Aynı hastaneden uğurladık ikisini de. Cennette buluştular.”

ETHEM BÜYÜKIŞIK: TAVİZSİZ BİR ATATÜRK VE CUMHURİYET SEVDALISIYDI
Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık da Nihat Genç’ten şöyle bahsetti:
“Nihat Genç tutkulu bir vatansever, idealist bir Türk aydını idi. Halkını zaaflarıyla, meziyetleriyle çok iyi tanıyordu. Öfkeli söylemlerle bezediği sosyolojik analizleriyle içinden çıktığı toplumu, bu toplumun bireylerini ve hatta zaman zaman kendisini acımasızca eleştirir, uyarmaya ve uyandırmaya çalışırdı. Önemli bir toplum bilimciydi. İnsana, toprağa, suya, ağaca kısaca var olana aşıktı. Modern dönem filozofuydu. Milliyetçiydi ama faşist değildi, toplumcuydu ama sosyalist değildi, hümanist yanı kavramlar arasına aşılmaz bir set çekmesini sağlardı.
Suyu arayan adam Şevket Süreyya Aydemir gibi birbirine uzak düşünce yapıları arasında uzunca bir süre seyahat ettikten sonra fikri olgunlaşmasını tamamladı. Olgunluk dönemine geldiğinde Atatürk’ün fikir dünyasının, Cumhuriyetin kurucu değerlerinin ve felsefesinin Türkiye Cumhuriyeti’ni geleceğe taşıyacak en iyi araç ve varılması gereken en mükemmel amaç olduğuna inandı. Tavizsiz bir Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısıydı. Politikanın ahlaki ve etik değerleri olması gerektiğini, bu değerler olmaksızın yapılacak siyasetin sadece toplumsal yozlaşma ve çürümeye neden olacağını savundu. Bu nedenle siyasilere karşı herkesten daha sert, daha acımasız ve daha öfkeli eleştiriler yöneltti. Türk dili ustasıydı.
Türkçeyi onun kadar mahirce kullanan çok az gazeteci, yazar ve düşünür çıktı. Karizması ve belagati yüksekti, kitleleri etkilerdi. Harama el uzatmadı, çalmadı. Bu dünyaya veda ederken, doğduğu günkü gibi tertemiz ve çırılçıplak gitti. Dürüsttü, namusluydu, cesurdu, korkusuzdu ve yiğitti. Türk Milleti O’nu çok sevdi. Bu sevgisini O’nu sonsuzluğa uğurlarken parti ayrımı gözetmeksizin gösterdi. O’nu toprağa değil, yüreğinin en derin ve en temiz köşesine gömdü. Nihat Genç! İyi ki bu dünyadan geçtin, iyi ki seni tanıdık. Attığın tohumlar her geçen gün daha fazla yeşerecek, daha fazla çoğalacak…”
NİHAT GENÇ’İN VERYANSIN TV ÇALIŞANLARINA BIRAKTIĞI MİRAS
Ağabeyimiz Nihat Genç, arkasında sadece bir medya kuruluşu değil; mücadele manifestosu da bıraktı.
Hayatı boyunca hiçbir gücün karşısında boyun eğmeyen Genç, Veryansın Tv çalışanlarına da 5 sene önce yazdığı yazıyla yol gösterip “Kürklerinizin sıcacıklığıyla değil, pençelerinizle yazın” dedi.
İşte Nihat Genç’in Veryansın Tv çalışanlarına bıraktığı miras:
“Veryansın Tv’nin editörlerine, burada yazıp çizen arkadaşlarıma bırakacağım tek miras budur, kürklerinizin sıcacıklığıyla değil, pençelerinizle yazın. Tatlı tavşan dostlarınızla değil, köpek dişlerinizle eleştiriniz. Ne kızaktaki arkadaşlarınız, ne dostlarınız ne çadırınız, ne akşamları etrafınızda mışıl mışıl hayaller kurduğunuz ateşinizi takmayın, dinlenmeyin. Halkımızın deyimiyle Allah’ını affetmeyin. Nerede hangi yazıyı yazıyor hangi haberi yapıyor olursanız olun, ormandan gelen kurtların sesini hayal edin ve ormanın özgürlüklerinden başka hiçbir şey düşünmeyin. Bu kahpe dostlukların dünyasında başka da hiçbir şeyi ‘ciddiye’ almayın, oymuş buymuş oyalamayın kendinizi.
Hem orayı hem burayı idare eden hem ona hem buna şirin gözüken herkesle şakalı taklalar atan insanları, yazarları, tavşanları kürkü sıcak süs köpeklerini siyasetçileri asla affetmeyin.
Affeden olursa, medeniyetin alçak yüzü nezaketine iltifatına yalandan sarılıp altlı üstlü şakacıktan oynaşmalara kim kanarsa, ‘ya herkesi mi eleştireceğiz’, ‘şimdi onun da sırası mı’, diyen olursa, postasını .kiyim, kızağını .kiyim, koşulacak siyasetini .kiyim.
Vahşetin Çağrısı’nda roman kahramanı Buck, romanın sonunda, bir köpek olmadığını önce kendisini inandırdı ve onu gerçekte medeniyetin köpek yaptığına inandı ve hayalindeki ormana ve seslere doğru kaçarken genlerindeki tarih öncesi özgür tek başına bedenini tanıyarak, gökten de hazır lüp lüp ağzıma düş, üç elma düşmeden, sarhoşluklar içinde tek başına mutlu oldu.
Veryansın, duy ormanın sesini, bu dünyada ‘tek başımıza kendi pençe ve dişlerimizle’ var olacağız, beni herkes sevsin kucağına alsın diyen sıcacık şirin tavşan kürkleriyle değil.”
(“Vahşetin Çağrısı” başlıklı yazısından)

VERYANSIN TV’DEKİ SON KONUŞMASI: ‘KİMSENİN ADAMI OLMADIK, KAVGAYI KAZANDIK’
Ağabeyimiz Nihat Genç, kurucusu olduğu kurtuluş karargahı Veryansın Tv’deki son konuşmasında görevi çok net koymuştu: “Bizim cumhuriyetimiz var. Cumhuriyetimize sahip çıkacağız. Cumhuriyet Meclis’tir, hukuktur, bağımsız adalettir. Her şeyden önce cumhuriyet bağımsız yazarlıktır.”
Kendisini arayıp “Ağabey kendini üzme, moral lazım sana” diyenlere de yanıt veren Nihat Genç, “Kendimi üzmeye çalışıyorum üzemiyorum. Niye üzemiyorum? Bu ülkenin çocuklarını gördüm, çiçeklerini gördüm, tarlalarını gördüm, umudunu gördüm. Ben ölsem de bu tarlalar yeşillenecek” demişti.
Genç, sözlerini şöyle noktalamıştı:
“Biz menfaatimize göre değil, insanlık değerlerine, toprağımızın, geleceğimizin menfaatlerine göre taraf tutmak zorundayız. Aşkın bir yerdeyiz biz. Hepimiz aşkın bir yerdeyiz. Geldik 70’e dayandık. Allah’ım ömür verdikçe yaşadık. Sağ ol, teşekkür ederim ama kimsenin de adamı olmadık. Kavgayı kazandık demektir. Şimdi bu güzelliği de Allah bize vermiş. O halde bunu herkese verebilir kardeşim. Yani satmadan da pekala yaşanabiliyormuş. Sizi seviyorum”

VATAN SEVGİSİ NEYE BENZER?
Nihat Genç, Veryansın Tv’de 2021 yılında “Vatan sevgisi neye benzer” başlıklı yazısında son nefesine kadar kavgasını verdiği Türkiye Cumhuriyeti’ni bu dizelerle anlatmıştı:
“Veryansın TV’de Serkan Öz arkadaşımla kaçtır program yapıyoruz, bazen dayanamıyor program içinde gözyaşlarımı tutamıyorum.
Bu son programda, program bitti, bu sefer Serkan ağlamaya başladı.
Sonra sessizlik.
Sonra bir saat geçti…
Sonra..
‘Ağbi, dedi, nedir bu vatan sevgisi, iki de bir bizi böyle parçalıyor!’
Bilemedim.
Sahi nedir bu vatan sevgisi sebepsiz ağlatan.
Sebepsiz deli eden.
Bir adını biliyoruz, o kadar. Bir metrelik mezar yerimiz yok. Bankada beş liramız yok.
Ve adını duyunca zangır zangır ağlıyoruz.
Bir tılsımı bir büyüsü mü var…
İlahi bir duygusu mu var!
Dedim, git işine Serkan, sırası mı, hırsızına çakalına deliler gibi küfretmekten yorulmuşuz, vallahi bilmiyorum, insanın içinde bir şey işte, ne küsebiliyorsun ne terk edip kaçabiliyorsun, vallahi bilmiyorum, elim kolum gibi beynim kalbim gibi bir şey herhalde…
Mırıldana mırıldana geldim eve. Sahi nedir vatan sevgisi? Ne sevgiliye benzer ne anneye… Anlat deseler anlatamadığın. İçin içine sığmaz tarifini yapamadığın. Dilin dönüp becerip söyleyemediğin.
İçinize, coşkun, bitimsiz neşeyi koyan, neyse… Herhalde o’nun adıdır memleket sevgisi!

Bin kişiye milyon kişiye karşı tek başınıza… Elde yok ayakta yok sizi gözü kara savaştıran. Sıyırmış deliler gibi sizi kılıçsız silahsız meydana süren, neyse.
Bazen bir tepede oturup şöyle ufuklara… Çok güzelmiş aman Allah’ım çok güzelmiş. Dedirten, neyse. Herhalde onun adıdır memleket sevgisi.
Bile bile gönüllü ya Allah deyip ölüme gönderen. Hiç bilmediğin hiç görmediğin hiç öpmediğin. Hiç olmamış hayali bir kıza aşık olmak, neyse. Herhalde o’nun adıdır memleket sevgisi!
Polisini savcısını jandarmasını üstüne salan. Tek başına sana inadım inat geri adım attırmayan. Kahvede oturacak lokantasında yiyecek paran olmasa da… Adım adım sokaklarını sana sevdiren, neyse. Herhalde onun adıdır memleket sevgisi!
Bir haram lokma yiyeni duyduğunda… Seni öfkeden kudurtup ateşlere salan, neyse. Gördüğün dokunduğun her canlıda bir heves… Uçurum kenarında bir ot parçasında dahi. Sonsuz bir irade olduğunu öğreten, neyse. Nefes aldıran sana, neyse…
Dağında köyünde doğmuş her bir insanı… Siyam ikizinmiş gibi bedenine bağlayan sevdiren, neyse. Rüzgarı sürükleyen şey, neyse. Ateşi harlayan… Irmağı coşturan… Koştukça bir daha seni koşturan, neyse. Koştukça sadece senin o an gördüğün. Sadece senin önünde açılan bir kapıdan girdiğin. Kimsenin bilmediği bir bahçe. Çalılıkların dibine seni yapayalnız çöp gibi yığıp bırakan, neyse. Herhalde o’nun adıdır vatan sevgisi!
En ızdıraplı anında dayanma gücü veren, neyse. Ansızın dinlerken bir türkü. Zangır zangır ağlatan, neyse. Herhalde o’nun adıdır memleket sevgisi. Şükretmeye kucaklamaya dağına taşına. Doyamadığın, neyse. Hırsızının çakalının üstüne puştun köpekleri. Diye ana avrat ağız dolusu saldırtan, neyse.
Anneden babadan evlattan ayrılığa sabır verdiren Allah’ım. Bir gün olsun uzakta kalma korkusuyla seni delirttiren, neyse. Babanın gitme dediğinde, gittiğin. Sevgilin yapma dediğinde yaptığın. Seni yormayan şey, neyse. Herhalde o’nun adıdır vatan sevgisi!

Evlattan çok kendini sevdiren. Gözünü tok başını dik tutan. Bu da geçer yahu, sabrını içinize koyan.Lüks israf zenginlik hukuksuzluktan seni iğrendiren. Yokluğuna kılına üç kuruşuna taşına zarar gelmesine..Tahammül edemediğin, neyse. Allah’ını tanımam dedirten. Her bir taşına ağacına kutsal ayetler gibi. Seni tutkal gibi sadakatla imanla bağlayan, neyse. Dokunmaya öpmeye kıyamadığın. Uğruna korku üzülme yorgunluk bilmediğin, neyse. Herhalde onun adıdır vatan sevgisi!
Kimsenin seni kovmaya cesaret edemeyeceği. Kimsenin sana efendilik taslayamayacağı. Narayla efelikle içine koyan, neyse. Kıvılcım kıvılcım beynini ateşleyen. Kalbine hiç sönmeyen mumlar gibi. Neşeyi koyan, neyse. Herhalde onun adıdır memleket sevgisi.
Savaşlarını yorganımmış gibi üstüme çektiğim. Ahh akıp giden yıllarımı helal olsun deyip kurban verdiğim. Durup durup beni kendine aşık eden, neyse? Kaygıyı içimden alan. Fırtınaları üstünde sürükleyen, neyse.
İki arkadaş kahvede oturup. Bölüşerek her bir elmasını, yeter bize. Sade ve güzel insanlar olalım, dediğimiz. Kitaplar yazıp anlatamadığım. Erdem mi onur mu, bilinmez o derin kudreti… İçimize kazıyan… Neyse..
Kaç çayını içtik, kaç dilim ekmeğini yedik? Bin kez gelsek toprağına… Hesabını borcunu ödeyemeyiz duygusunu. İçimize salan, neyse? Herhalde onun adıdır memleket sevgisi.
Saksıda çiçekler de biliyor toprağına saygısını. Kuşlar da biliyor, eğitimle öğrenilecek… Parayla pulla bilinecek şey hiç değil. Çeke çeke sızım sızım acısını. Türküsünü söyleye söyleye direne direne. Tüter tüter ince bir sızıyı kemiklerine kazıyan, neyse. Kemiklerimi bir gün tarlalarına. Korkuluk diye çaktıran, neyse… Herhalde onun adıdır vatan sevgisi.
Hiç zahmet etmeyin, uğraşmayın. Kariyerle adamını bulmayla torpille… Bir mevki kapmakla şöhretle köşeyi dönmekle. Tadılacak bir şey değil, takılacak apoleti. Alınacak madalyası ödülü yoktur!
Doğuştan-kudretten Allah’ın nasip ettiği, ebedi huzurumuz, eziyeti işkencesi!”

NİHAT GENÇ KİMDİR?
15 Eylül 1956 tarihinde Trabzon’da doğan Nihat Genç, Türkiye’ye damgasını vuran eşsiz eserler bıraktı.
Babası Maçka’nın Yeşilyurt köyünden, annesi Erzurum’un Pasinler ilçesindendir. On bir kardeşi olan Nihat Genç, ilköğrenimini İskenderpaşa İlkokulu’nda bitirdikten sonra lise eğitimini Trabzon Ticaret Lisesi’nde 1974 yılında tamamladı. Çocukluğu Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Gülbaharhatun Mahallesi’nde geçti. İlerleyen yıllarda İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi ile Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Bankacılık ve Sigortacılık Yüksekokulu’na kaydoldu; ancak siyasi olaylar nedeniyle bu okullardan ayrıldı.
Yirmili yaşlarının başında Ankara’ya geldi ve hayatının geri kalanını Ankara’da geçirdi. 1983 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık İdaresi Yüksekokulu’ndan mezun oldu. Mezuniyetinin ardından Sağlık Bakanlığı’na bağlı Ankara Rehabilitasyon Merkezi’nde ve ardından Kültür Bakanlığı’nda olmak üzere toplam dokuz yıl memur olarak görev yaptı. Bu süreçte sürekli yazarak edebiyat alanında kendini geliştirmeye çalıştı.
Hızlı daktilo yazma becerisi sayesinde gençlik yıllarında birçok gazete ve dergide teknik eleman olarak çalıştı. Çete, Bağımsız ve Kırmızı-Beyaz gibi siyasi dergilerin yanı sıra kendisini geniş kitlelere ulaştırdığı LeMan dergisinde uzun süre yazıları yayımlandı. Kısa bir süre Akşam gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.
Sky Türk televizyon kanalında Serdar Akinan ile birlikte Eylül 2008’e kadar “Nihat Genç ile Ne Var Ne Yok” adlı programı hazırlayıp sundu. Ardından, 18 Ekim 2008 tarihinde Avrasya TV’de Lale Şıvgın ile birlikte “Nihat Genç ile Veryansın” adlı programı hazırlayıp sundu. 2019 yılında fikir ayrılığı yaşadığı Oda TV’den ayrıldıktan sonra YouTube platformunda yayın yapan ve internet haber sitesi olan Veryansın TV’yi kurdu. Veryansın TV’de “Kurt” ve “Marş” programları yaptı.

ESERLERİ
Nihat Genç, ardında onlarca kitap, yüzlerce köşe yazısı ve milyonlarca kez izlenen konuşmalar bıraktı.
İşte eserleri…
Dün Korkusu (1989)
Bu Çağın Soylusu (1991)
Dar Alanda Tufan (1993)
Soğuk Sabun (1994)
Ofli Hoca / Şeriatta Ayıp Yoktur (1996)
Kompile Hikayeler (1996), Köpekleşmenin Tarihi (1998)
Modern Çağın Canileri (2000)
Memleket Hikayeleri (2000)
Arkası Karanlık Ağaçlar (2001)
İhtiyar Kemancı (2002)
Amerikan Köpekleri (2004)
Edebiyat Dersleri (2004)
Nöbetçi Yazılar (2004)
Hattı Müdafaa (2005)
Karanlığa Okunan Ezanlar (2006)
Aşk Coğrafyasında Konuşmalar (2007)
Kavga Günleri (2007)
Veryansın (2008)
Bir Millet Uyanıyor 17: “Kavga Günleri” (2009)
Sordum Kara Çiçeğe (2009)
Opus 61 (2010)
Yurttaşların Cinlerle Bitmeyen Savaşı (2011)
İşgal Günleri (2011)
Aslanlı Yol’a Doğru (2012)
Bizi Kandırası Umman Bulunmaz (2012)
Direniş Günleri (2013)
İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı? (2015)
Yurduma Alçakları Uğratma! (2016)
Nihat Genç’le Veryansın (2017)
Bizim De Günümüz Gelecek (2020)
Saraya Kılınan Namazlar (2021)
Bu Toprağın Dalkavukları (2022)
Bu Toprağın Dalkavukları II (2023)
Cumhuriyet’in Soytarıları (2024).


