'Ankara alarm veriyor' dedi ve tarih verdi

Ankara’da salgının kontrolden çıktığını ve açıklamaları panik havası yaratmak için yapmadıklarını belirten Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Ali Karakoç, “Yaşlı adam evde ama çocuğu işe gidip gelince bunun bir anlamı kalmıyor. Ekim ve kasım aylarında mevsimsel grip salgını olacak, yurttaşlar hastanelere daha hızlı koşacak. Ciddi bir kaygı içindeyim”” dedi.

'Ankara alarm veriyor' dedi ve tarih verdi

Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Ali Karakoç, Ankara’da salgının kontrolden çıktığını belirtirken “Yaptığımız açıklamaları panik havası yaratmak için yapmıyoruz. Ankara’da şu an hastalarımızın önemli bir kısmını ilaç verip evde tedavi ediyoruz ve bu durum, temas sayısını arttırıyor. Yaşlı adam evde ama çocuğu işe gidip gelince bunun bir anlamı kalmıyor. Ekim ve kasım aylarında mevsimsel grip salgını olacak, yurttaşlar hastanelere daha hızlı koşacak. Ciddi bir kaygı içindeyim” ifadelerini kullandı.

Hürriyet Pazar’dan İpek İzci’nin haberine göre, Ankara, salgının çok hızlı bir şekilde ilerlediği, Türkiye’de korona vakalarının en fazla görüldüğü illerden biri. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2 Ağustos’ta yeni hasta sayısının artış eğiliminde olduğu illeri Ankara, Mardin, Diyarbakır, Gaziantep ve Konya şeklinde sıralamış; 9 Ağustos’ta virüsle temaslı kişilerin pozitif vakaya dönüşme oranının mayıs ayına kıyasla Türkiye genelinde 1.3 kat arttığını ama Ankara genelindeyse bu artışın 1.6 katına ulaştığını açıklamıştı.

Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, bu verileri, “Başkent bir süredir alarm veriyor. Vakalar artıyor, ek tedbirler alınıyor. Özellikle kış ayları için çok daha ciddi bir durum var” sözleriyle değerlendirmişti. 2 Eylül’deki Bilim Kurulu toplantısından sonra basın mensuplarıyla bir araya gelen Sağlık Bakanı Koca, bu kez Ankara’dan ‘Türkiye’de vaka sayısının en fazla olduğu il’ olarak söz ediyordu.

“Ankara, İstanbul’u iki kat geçmiş durumda” diyen Koca, konuşmasının devamında “Konya biraz duruldu ancak Kayseri ve Ankara’da artış var. Ankara, İstanbul’dan da öne çıkıyor” diye durumu yineledi. 7 Eylül’de Twitter hesabında bu kez yine günlük en çok hasta görülen ilimizin Ankara olduğunu yazdı.

15 Eylül’deki paylaşımındaysa Ankara, İzmir, Kayseri, Çankırı ve Adıyaman’ın sağlık müdürleriyle ayrı ayrı video konferansta bir araya geldiklerini, vaka artışlarının sebeplerini, yoğun bakım kapasiteleri ve filyasyon oranlarını ele aldıklarını duyurdu.

Peki, ama Ankara’yı diğer kentlerden ayıran ne? Salgın neden bu kadar arttı? Hangi tedbirler alınmalı? İstanbul ve diğer büyük şehirlerin bu artışı yaşamaması için neler yapılmalı? Hürriyet gazetesinden İpek İzci, bu soruları uzmanlara sordu. İşte yanıtlar...

Dr. Ali Karakoç, Ankara Tabip Odası Başkanı: Ankara Tabip Odası tarafından 16 Eylül itibariyle ulaşılan ve teyit edilen COVID-19 tanısı almış sağlık çalışanlarının sayısı 882’ye yükseldi. Pandemi servisinde nöbetçi hekimlerden biriyim. Yaptığımız açıklamaları, panik havası yaratmak için yapmıyoruz. Ankara’da salgın kontrolden çıktı.

Poliklinikler ve filyasyon ekiplerinden aldığımız bilgilere göre, korona pozitif tanısı konmuş hastalarımızın yüzde 60-70’i fabrika ve işyerlerinde çalışanlar ve kamu personeli. Bu nedenle zorunlu olmayan mal ve hizmetlerin üretimi de bir an önce durdurulmalı.

Kamu kuruluşlarının 1 Haziran itibariyle hızlı bir şekilde açılmasından sonra, o dar ortamlarda hastalık yayıldı. Bir diğer önemli etken de şu: Ankara, Anadolu’da bir sağlık üssü. İki aydır, Türkiye’nin dört bir yanından genç öğrenciler Milli Savunma Üniversitesi’ne başvurmak üzere geliyor. Bu çocukların heyet muayenesi sadece Ankara’da yapılıyor. Çevre illerden gelen hastalar da var.

Filyasyon ekipleri tükenmiş durumda. Bu ekiplerin içinde en çok diş hekimleri var ama şu anda İl Sağlık Müdürlüğü ya da Sağlık Bakanlığı’ndaki, kaportacı dahil, bütün çalışanlar da filyasyon ekiplerine dağıtıldı. İstanbul’un bu duruma gelmemesi için filyasyon ekipleri yenilenmeli; bu işin eğitimini almış hekimler, hemşireler, sağlık memurları ekiplere dahil edilmeli.

Ankara’da şu an hastalarımızın önemli bir kısmını ilaç verip evde tedavi ediyoruz ve bu durum, temas sayısını arttırıyor. Yaşlı adam evde ama çocuğu işe gidip gelince bunun bir anlamı kalmıyor. Ekim ve kasım aylarında mevsimsel grip salgını olacak, yurttaşlar hastanelere daha hızlı koşacak. Ciddi bir kaygı içindeyim.

Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi: Ankara’da geçen haftalardaki yükseliş durdu, salgının seyri yatay bir çizgide devam ediyor. Filyasyon ekiplerimiz salgının kaynağına inerek, erken tedavi ve izolasyonla salgının kontrolüne çok büyük katkı sağladı. Ankara Şehir Hastanesi sağlık çalışanlarımız Ankara’da KOVID-19 hastalarının yaklaşık yüzde 60’ını teşhis ve tedavi etme çabasını gösteriyor.

Hiçbir insanımız hastane kapılarından geri çevrilmiyor, ilaçlar hastalarımıza ya hastanede veriliyor ya da evine götürülerek erken tedavi olmaları sağlanıyor. Ortada 1 milyon 100 bin kişilik sağlık ordumuzun büyük emeği söz konusu. Mesai ve toplu taşıma kuralları, HES kodu kullanımı, maske zorunluluğu gibi idari tedbirler alınıyor. Burada insanlarımızın da yapması gereken büyük bir ödev var.

Uzun dönemde, maske kullanımı, el hijyeni, mesafe kuralına uyulması ve sosyal ortamlarda üç kişiden fazla bir araya gelmemek, belirli bir süre için alınacak karantina kararından çok daha değerli. Okullarımızın yarın açılması planlandı. Bunun da bir riski olmakla birlikte bu risk bahçede, sokakta arkadaşlarıyla oynayan çocuklarımız için de var. Tüm önlemlere rağmen vaka sayılarında okul kaynaklı bir artış olup olmayacağı da yakından izlenecektir. Duruma göre ek tedbirler de alınabilir.

Prof. Dr. Sinan Adıyaman, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı: Ankara, Türkiye’nin yeni Vuhan’ı. Şehirde salgın çok hızlı bir şekilde ilerledi. Bunun en önemli nedeni, buranın bir bürokrasi şehri olması. Kamu çalışanlarının çoğu, gökdelen gibi yüksek binalarda dip dibe çalışıyor. İşyerlerine toplu taşımayla gidiyorlar. Şu anda PCR testi pozitif olan ve yatmak zorunda olan hastalarımızın bir kısmı koridorlarda bekliyor.

Orta ve hafif zatürreli hastalar evlerinde tedavi ediliyor ama bazen ilaca ulaşmalarında sıkıntı oluyor. Hastaneye gelip ‘Bize ilaç gelmedi’ deyince de hastalık yayılmaya devam ediyor. Evlerdeki koşulları denetlemek mümkün değil. Bunun için yerel yönetimlerden faydalanıp izolasyon merkezleri kurulmalı. Filyasyon ekiplerinin sayısı arttırılmalı. Ama bu, evde ziyaret ya da ilaç götürmek demek değil; bu kişilerin temaslarının tespit edilmesi çok önemli.

Türkiye’de 39’u hekim, 93 sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Bu sayı hızla artıyor. Şiddete maruz kalan arkadaşlarımızın sayısı da çok... Arkadaşlarımızın bir kısmı depresyonda ve kendilerini değersiz hissediyorlar.

Dr. İbrahim Akkurt Göğüs hastalıkları uzmanı: İlk kez 20 Mart’ta bir hastaya korona pozitif tanısı koydum. Sonrasında sabahlara kadar tüm gücümle çalıştım. Mayıs ayında KOAH hastası bir karı-kocayı muayene ettim.

Bende maske vardı ama onlar düzgün takmıyordu. Bu muayene sırasında enfekte oldum. Benden sonra eşim ve kızım da hastalandı. Salgının başlangıcında, önlemlere uyulduğu için durumu epeyce sınırlamıştık. Ama haziranda AVM ve işyerlerinin, restoran ve kafelerin açılmasının yanı sıra gençlerin taşıyıcı ve bulaştırıcı olması bilançoyu arttırdı.

Ankara’da salgını arttıran en önemli neden, buranın bir memur şehri olması. Pek çok çalışan, tatilden döndü. Ankara çevresinde yaşayan kişilerin katıldığı düğünler de bir diğer etken. Ayrıca kentteki turizmi aktif tutmak için Antalya’daki vakalar, Ankara ve Konya’ya nakledilmişti ve bu da virüsü başka alanlara taşıdı.

Ankara’da salgının artmış olması, Türkiye’nin her tarafında aynısının kısa sürede olacağının göstergesi. Nitekim Malatya, Kayseri, Van, Diyarbakır aynı durumda. İstanbul’da da birkaç gün önce çok ciddi bir kıpırdanma başladı.

Türkiye’nin her tarafı şu an ilk günlere geri döndü. Önümüz sonbahar. Salgının ilk halinin 5-10 mislini yaşayacağımızı tahmin ediyorum. Kamusal önlemler ve sosyal izolasyonu sağlayacak adımları bir an önce atmak zorundayız.