Okay Deprem yazdı…
2015 yılında Vladimir Putin, uluslararası ticaret ve yatırım anlaşmaları, ekonomik koridorlar, lojistik, enerji, finans ve teknolojik gelişmeleri temel alan bir ağ temelinde “Büyük Avrasya Ortaklığı” (BAO) adlı oluşumun kurulduğunu duyurmuştu. Çin ile ilgili projenin en önemli ortaklarından birisi olarak gösteriliyordu. Rusyalı yetkililer her ne kadar Türkiye’nin adını BAO’a potansiyel katılımcı olarak açıktan zikretmiş olmasalar da, Ankara’nın ilgili projeye katılımından fayda sağlayabileceği değerlendiriliyor.
TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLER?
Türkiye’nin Avrasya’ya yönelmesinin, yalnızca Batı ile ortaklıkta yaşanan hayal kırıklığıyla değil, aynı zamanda “Batı liberalizminden” farklı olduğu belirtilen ortak kültürel değerlerle de bağlantılı olduğu ifade ediliyor. “Büyük Avrasya Ortaklığı”nın, Avrasya Ekonomik Birliği (AEB), Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), ASEAN ve kıtanın Çin, Hindistan ve Pakistan diğer büyük ülkelerinin potansiyelini birleştirerek ortak bir ekonomik bölge oluşturmak ve bağları güçlendirmek amacıyla kurulmasının planlandığı belirtiliyor. İlk bakışta, BAO’a katılım Türkiye’ye çok mühim iktisadi faydalar vaat etmiyor gibi görünse de, bu ortaklık sayesinde Ankara’nın, iki kilit ortağı Rusya ve Çin ile ilişkilerini daha da güçlendirebileceği ve diğer Asya ülkeleriyle iş birliğini geliştirebileceği değerlendiriliyor.
BAO İÇİN SOMUT ADIMLAR
14 Mayıs tarihinde Kazan’da düzenlenen “2026 – 17. Uluslararası Rusya–İslam Dünyası Ekonomik Forumu”nda BAO’nun oluşturulmasına yönelik somut adımlar ele alındı. Etkinliğe Türkiye’den de bazı temsilciler katıldı. Söz konusu etkinliğin düzenleyicilerinden birisi “Uluslararası Avrasya İşbirliği Örgütü”ydü (UAİÖ). Adı geçen kuruluşun, bu çapta uluslararası buluşmalara katılanlar arasındaki diyaloğu desteklemesi ve taraflara ilişkilerini geliştirmeleri hususunda platform sağlaması, çok kutuplu dünya düzeni tartışmaları bağlamında önemli görülüyor.
STASYULİS’TEN ÖNERİLER
UAİÖ Başkanı Dimitri Stasyulis’in Kazan’daki forumda, BAO’u bir fikirden bir dizi projeye dönüştürmek için bir takım somut mekanizmalar önerdiği aktarıldı. Stasyulis’in önerisinin; tek bir mega projenin daha küçük bileşenlere bölünmesini, yeni bir tüzel kişilik oluşturmadan sektör diyalogları ve uzman grupları aracılığıyla biçim esnekliğini, tek tip kalite standartlarını, çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılmasını ve yargı kararlarının karşılıklı tanınmasını kapsadığı belirtildi.
Foruma iştirak eden bazı uzman ve ilgililer; birleşik teknolojik platformların, BAO katılımcı ülkelerinin teknolojik bağımsızlığını sağlaması ve muhtemel anlaşmazlıkların bir “İhtilaf Yönetim Sistemi”yle çözülmesi gerektiğini ifade ettiler. Örneğin uzmanlardan birisinin, “Avrasya Diyalogu” dergisi de dâhil olmak üzere ortak kitle iletişim araçları ve deneyim alışverişi yoluyla birleşik bir enformasyon alanı oluşturulmasını teklif ettiği kaydedildi.
BAO’nun hayata geçirilmesinde atılacak önemli adımlardan birisinin, projenin temel unsurlarından biri olarak görülen insan sermayesine yapılacak yatırımlar olacağı ifade ediliyor. Akademik programları genişletmenin, “Rusya Ulusal Ekonomi ve Kamu Yönetimi Akademisi” benzeri yüksek öğretim kurumlarında yüksek lisans programları oluşturmanın ve yetenekli gençlere dönük Avrasya burs programları teşkil edilmesinin gerekliliğine işaret eden Dmitry Stasyulis, “Bütün bunlar, ortak Avrasya değerlerine odaklanan sorumlu bir profesyoneller neslinin şekillenmesine yardımcı olacaktır” ifadelerini kullandı.
BAO projesinin hayata geçirilebilmesi amacıyla önerilen son adımlardan birisinin de, Avrasya halkları arasındaki karşılıklı güveni ve medeniyetler arasındaki uyumu geliştirmek üzere uzmanların ve kamuoyuna mal olmuş kişilerin katılımıyla insani bir çerçeve oluşturulması olduğu belirtildi. Kazan Forumu’nun; diplomatlar, politikacılar ve diğer uzmanlar arasında diyalog platformu sağlamasının yanı sıra, genel söylemlerden somut çözümlere geçişe yönelik pratik adımların tartışıldığı bir etkinlik olduğu ifade edildi. Buluşmaya; aralarında Endonezya, Mali, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın da bulunduğu toplam 130 ülkeden heyetin katıldığı bildirildi.