Bunların hesabı sorulmayacak mı? Bir ihanetin portresi!

Erdem Atay yazdı...

Bunların hesabı sorulmayacak mı?  Bir ihanetin portresi!

James Jeffrey, Eric Edelman, Morton Abramowitz, Francis Ricciardone

ABD’nin Türkiye büyükelçileriydi. Dikkat edin hiçbiri Türkiye’den elini eteğini çekmedi.

Biri AKP’yi kuran elçi olarak anılırken, bir diğeri Türkiye’yi Irak savaşına sokmakla ve FETÖ kumpaslarını hazırlamakla görevliydi, bir diğeri ise PKK açılımı FETÖ kumpaslarının devamı için ülkesi adına ne gerekiyorsa onu yapan bir elçiydi.

Bizim yeni elçilerimiz gibi değil ki…

Mesela Ankara birini elçi olarak atıyor, bir bakıyoruz ki atanan kişi Amerikan vatandaşı. İşte Merve Kavakçı.

Bakıyoruz başkasına… Aaa… En azılı FETÖ’cü ve darbecinin kardeşi. İşte Şaban Dişli.

Yine bir görüyoruz… Cezayir Büyükelçimiz Belçika vatandaşı…

Egemen Bağış’ı Avrupa’nın en güzel kentlerinden biri Prag’a gönderiyoruz mesela.

Bir fark ediyoruz ki, yeni ABD büyükelçimiz cemaatin sevdiği, ABD ve İngilizlerin kendine yakın gördüğü Abdullah Gül’ün adamı çıkıyor.

Amerikalı bir elçi Türkiye’ye gelince, aklımdan “Acaba Amerikan elçisi ABD çıkarlarını savunmamazlık yapar mı, Türkiyeci olur mu” diye hiç geçmiyor. Çünkü imkânı yok. Ama ‘atanan’ elçilerimize bile güvensizlik hat safhada.

***

Neyse konumuz bu değil.

Yukarıda ismini saydıklarım arasından Eric Edelman’dan başlayalım konumuza.

En kritik zamanlarda ortaya çıkar. Bazen bir yazı, bazen bir rapor, bazen bir söyleşiyle karşımızdadır. Genellikle dengelerin değişebileceğini ima eden vurguları vardır.

Mesela 15 Temmuz’dan sadece 4 ay önce Abramowitz ile birlikte bir yazı kaleme almıştı. Erdoğan’a, “Ya şimdiki tutumundan uzaklaş ya da istifa et” demişlerdi. Darbe imasında bulunmuşlardı.

Sonra olanları biliyorsunuz zaten!

Bugün doğal olarak ABD çıkarlarını savunan ve resmen Türkiye’ye düşmanlık yapan Edelman, ABD’deki Yahudi lobisi tarafından desteklenen Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) adlı düşünce kuruluşunda çalışıyor. Eski CIA Başkanı James Woolsey’nin “Liderlik Konseyi Başkanlığını” yaptığı bu düşünce kuruluşunun başkanı Mark Dubowitz yardımcısı ise Jonathan Schanzer.

Hem Dubowitz hem de Schanzer’in ortak bir başka özelliği daha var. İkisi de bilirkişi!

Nerede biliyor musunuz? ABD’de görülen 17 Aralık davasında. Yani Türkiye karşıtı davada…

Bu kuruluş ki, Rıza Zarrab ve Halkbank soruşturmasını yürüten FBI ajanlarına cesaret ödülü bile verdi. Rıza Zarrab ve Hakan Atilla davasının savcılık ekibi de tam kadro bu ödül törenine katıldı, yanlarında da Atilla’yı tutuklayan FBI ajanı Jennifer McReynolds da vardı.

Bu ödül törenini takip edenlerden Amberin Zaman bile şunları yazmıştı:

“Bu konuşma 17-25 Aralık soruşturmasını yürüten ekibin ABD'yle işbirliği yaptığının en net teyidi.”

Mesela şu başkan yardımcısı olan Schanzer öyle bir Türk düşmanı ki, bir yazısında açık açık, “NATO derhal Türkiye’ye tekmeyi vurmalı” diye yazabilmiş.

Hatta bu zat, Türkiye’ye de gelmiş! Getiren kim?

Adnan Oktar.

Tüm masraflarını ödediği gibi, birlikte birçok çalışma da yürütmüşler.

Ekip bu kadar mı?

Mümkün olur mu?

Bu azılı Türkiye düşmanı kuruluşun en önemli isimlerinden biri kim dersiniz?

Aykan Erdemir.

Eski CHP Bursa Milletvekili.

***

Aranıyor Aykan Erdemir. Mallarına el kondu.

FETÖ’cü. Ankara açık açık yurtdışına kaçarken bir sahte belgeyi Halkbankası davasına bakan savcılara teslim ettiğini söyledi.

Yaptıkları saymakla bitmez. ABD’nin Samanyolu Tv’deki temsilciliğini açarken Erdemir orada, CHP temsilcilik açarken yine orada… FETÖ elemanlarıyla mı görüşülecek, Kılıçdaroğlu’nu da alıp gidiyor.

Dedim ya saymakla bitmez diye.

Hani Türkiye karşıtı yazılar yazan Edelman var ya, işte onunla Erdemir birlikte çok rapor çıkardılar.

Birisinde Türkiye’de tutuklanan yabancı ajanlarla ilgili onların serbest bırakılmasını isteyen ve ABD’ye akıl öğreten ikili, açık açık ABD’den ve Avrupa ülkelerinden misilleme yapmasını talep etti. Raporda Edelman ve ErdemirABD’deki ve Avrupa’daki Türkleri tutuklayın” çağrısı yaptı. Rahip Brunson’ın kurtulması için büyük mücadeleler veren Erdemir, daha geçen ay Amerikan ajanı rahiple birlikte konferansa bile katıldı. Konferansın sunucusu da eşi Tuğba Tanyeri Erdemir.

Konferanstaki dertleri de Osman Kavala’yı kurtarmaktı.

PKK açılımı gelsin diye tutuşan yine onlardı.

Artık ihanetin daha ne kadarını yapabilirler diye düşünürken, çok geçmedi, bir rapor daha yazdılar. “ABD’nin Doğu Akdeniz stratejisi ne olmalı” diye soru sorup, Türkiye’ye karşı neler yapılabileceğini madde madde sıraladılar.

Gazi Meclis’imizde görev yapan bir milletvekili ülkesine “Haydut devlet” diyebildi. Türkiye’ye karşı ABD’nin harekete geçmesi gerektiğini yazdı, utanmadı, utanmıyor.

Bu ihanet raporuna CHP’li tek bir yetkiliden en ufak bir tepki gelmedi!

***

Herkes Aykan Erdemir’in FETÖ’cü olduğunu yazdı. Tamam. Ama kimse Erdemir’in nasıl milletvekili yapıldığını yazmadı.

Biz yazalım.

Bu kadar basit olmamalı, bir FETÖ’cünün vekil yapılması. Ama AKP’liler için bu iş ne kadar kolaysa CHP’liler için de o kadar kolaymış!

Hesap verildi mi? Hiç!

Bu ihanetleri yapan birini başımıza getirip bela edenlere iki çift lafımız olmasın mı?

Olsun.

Aykan Erdemir Harvard’da okuduktan sonra Türkiye’ye geliyor. Bir Sünni olarak Alevilik üzerine çalışıyor ve sanki birleştirir gibi yapıp ayrışmayı o kadar güzel planlıyor ki! Anlatmak mümkün değil. Mesela kurduğu Alevilik Enstitüsünün açılışını bile Vatikan temsilcisine yaptırıyor. Bu bile tek başına bir somut örneği oluşturuyor.

Bu büyük başarılarından (!) dolayı kendisine bir el uzanıyor hemen…

O el, Bülent Ecevit’in “Ayşe tatile çıksın” sözündeki Ayşe’nin eşinin ta kendisi! Yani dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı Ayşe Ayata’nın eşi Sencer Ayata.

O keşfediyor Erdemir’i.

Önce ODTÜ’ye alıyor. Asistanı yapıyor. Ardından Sosyal Bilimler Enstitüsünde biri müdür oluyor, diğeri yardımcı oluyor. Ayrılmayan ikili olarak önce Sencer Ayata CHP’ye geliyor.

Ayata’yı CHP’ye getiren kişi ise Kemal Kılıçdaroğlu. Tam da kaset kumpasından hemen sonra, koltuğa oturur oturmaz getiriyor Ayata’yı. Genel Başkan Yardımcılığı makamına oturtuyor.

CHP’de türban, pardon, peçe açılımını başlatan bizzat Ayata oluyor.

CHP’de laiklik tanımını yeniden yapmaya kalkıyor, taban ayağa kalkınca geri adım atıyor.

İyi de bir açılımcı...

Göreve geldiğinde bir kişiyi daha çağırıyor Turan Güneş’in damadı Ayata: Aykan Erdemir’i…

CHP’ye geliyor Erdemir. Hemen seçilecek yere konuluyor ve vekil oluyor. Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi’ni seçerken anahtar listesine Erdemir’in ismini yazmayı unutmuyor.

Ayata ve Erdemir sanırım kendilerini yeterli görmemiş olacak ki, bir kişiyi daha alıyorlar ekibe:

O kişi Selin Sayek Böke!

Böke’yi partiye getiren Aykan Erdemir. Evet yanlış okumadınız. Şu an ABD adına Türkiye düşmanlığı yapan Erdemir, Böke’yi partiye getirdi ve şu an Böke Partinin Genel Sekreteri. Daha önce de sözcüydü.

Böke’nin adı CHP Genel Başkanlığı için geçmişti. İddiaya göre ABD’nin istediği adaydı.

Erdemir, öyle bir koruyor ki Böke’yi… Bir yazar Böke hakkında kötü bir şey mi yazdı, “Aman abi yapmayın” diye telefona sarılıyor Erdemir.

Hatta ABD’de yaptığı görüşmeler sonrasında CHP’nin yeni lider adayının “etekli Kemal Derviş” diye anılan Böke olacağına kanaat getiriyorlar, bunun için parti içinde çalışma bile başlatıyorlar.

Böke ile Erdemir AB uyum komisyon çerçevesinde Türkiye’ye “Âdemi Merkeziyetçilik” getirmek için Fransa, Almanya, Yunanistan gibi ülkelerde incelemelerde bulunuyor. Hedef, “yerel yönetimleri” güçlendirmek.

Alman SDP Genel Merkezini ziyaret ediyorlar ve Türkiye’de aktif çalışmalar yürüten Alman vakfı olan Friederich Ebert Vakfı genel merkezine uğruyorlar…

CHP’nin ekonomi programını çiziyorlar.

Bu süreçte FETÖ’nün dershanelerinin kapatılmasına karşı en yüksek perdeden ses çıkaran CHP’li Erdemir olmuştu mesela.. FETÖ’nün okullarını da korudu hep. CHP’nin “parlayan” vekiliyken, 2015 yılında aday olmamaya karar verdi. Bilkent’le anlaştı ama sonra ne hikmetse Amerika’ya gitti. Gidiş o gidiş.

Giderken yanında neler götürdü bilmiyoruz ama hala oradan Türkiye’ye saldırmaya devam ediyor.

2016’da darbe girişimi sonrası artık hakkında “kaçak FETÖ’cü” tabiri kullanılan Erdemir 2018’de bir daha karşımıza çıkıyor.

Hatırlarsınız, Kemal Kılıçdaroğlu Man Adaları belgeleri açıklamıştı. Bir anda siyaset karışmış, AKP bir kez daha yolsuzlukla anılır olmuştu. Büyük tazminatlar ödedi CHP lideri bu nedenle…

O dönemde kimsenin çok sormadığı bir soru vardı: Bu Man Adaları belgelerini Kılıçdaroğlu’na kim verdi?

Sadece bir yazı çıktı bununla ilgili onun da üzerinde durulmadı. O yazıda, belgeleri Kılıçdaroğlu’na veren kişinin Aykan Erdemir olduğu yazılıyordu.

Kimse yalanlamadı… Hatta Erdemir, bu konu üzerinde çok zıpladı. Çok değil kısa bir süre sonra Erdemir’in Türkiye’deki mal varlığına el koyma kararı geldi.

***

2015 yılında Yeni Arayış diye bir grup da oluşturdu Aykan Erdemir. Sitesine girin bakın, yazarlar kimler?

CHP Genel Sekreteri Böke mi yazmıyor, CHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel mi, eski Taraf yazarı mı, KHK’dan atılan akademisyenler mi, FETÖ’den arananlar mı? Türkiye’nin cumhuriyetçi ve onurlu gazeteci ağabeyimiz Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu Aybars da yazarlar arasında.

Başka kim mi var?

CHP liderinin oğlu Kerem Kılıçdaroğlu.

***

Sormak lazım, acaba Türkiye düşmanı bu kişiyle Kılıçdaroğlu’nun hala bir teması var mı?

Örneğin Sencer Ayata asistanıyla hala görüşüyor mu?

Ya da soruyu şöyle sormak lazım…

Tüm mesaisini şu anda Henri Barkey, Eric Edelman gibi kişilerle geçiren Erdemir’in nasıl CHP’ye sokulduğunun hesabı sorulmayacak mı?

Bu kişinin kimler tarafından desteklendiği, neden bu adama karşı sesin yükselmediğini sormayalım mı mesela?

CHP’nin ikinci adamı Selin Sayek Böke için kendini siper eden Aykan Erdemir’e vefa borcunu ödeyenler var mı? Mesela CHP Genel Sekreteri Böke ile Erdemir hala yakın arkadaş mı?

Ama sanırım asıl soru şu:

Bu ülkede kimse FETÖ’cüleri başımıza getirenlerden hesap sormayacak mı?