Erken uyarıya kapatılmış muhalefet

Nihat Genç yazdı...

Erken uyarıya kapatılmış muhalefet

BİR

      Dünkü yazımda sahte Kemalistlerin liberalleşme sürecini kısmen çıtlattım, ve, yeni bir 'yetmez ama evet' kazığı/aldatmacısının arifesinde bu sefer Fetö liberalleri değil sözde Kemalistleri kullanıyor, dedim.

      “Yetmez Ama Evet” anayasasında kullanılan liberallerin insan içine çıkamaz hali ortada, aynı kazığı gönüllü yemeye paketlenmiş kuyruk olmuş sahte Kemalistlerden ise henüz ses yok.

      Ancak Gazete Duvar ve Birikim yazarı Kemal Can, ki, muhalif kanallarda sık sık boy gösterir, bugünkü 'ehveni şer cumhuriyeti' başlıklı yazısında daha önce feci kazık yemiş arkadaş çevresine ilk uyarı fişeğini atıverdi.

      Yahu, bu sefer de bizi 'parlamentoyu değiştireceğiz' ayağına aynı/taklit Yetmez ama Evet felaketine yeniden sürüyorlar, argosu, Fetöcüler yine bizi düdüklüyor, demeye getiriyor!

      Evet Kemal Can, yüzde yüz haklısın, Fetöcüler diyemiyorsun ama kurulan Babacan'lı Davutoğlu'lu İyi Partili ittifak bu sefer liberalleri değil sahte Kemalistleri ve sizleri 'kullanıyor'.

      Tabii ki sahte Kemalistlerin önüne kırmızı halılar döşemişler, spot ışıklarından göz gözü görmüyor.

      Sahi siz kırmızı halıda yürüyen insanların önlerine/ayaklarına/adımlarına/yere bakarak yürüdüklerini hiç gördünüz mü? Ben görmedim. Üstelik etrafta yüzlerce kamera. Ve ama kafan havalarda... Kırmızı Halı üstünde kimse bastığı yere görmez, yani bastığı yerden o kadar emindir!

      Küçük bir 'körlük' denemesini siz de evinizde yapın ve beyninizin nasıl çalıştığını görün, evin koridorunda yürürken gözlerinizi kapatın ve kapanmış gözlerle yürüyün. Gözlerinizi kapadığınızda birden kulaklarınız/duyduğunuz sesler devreye girecektir. Gözler açıkken beyin gözden gelen sinyallerle/emirlerle yürür, ancak gözleri kapattığınızda beyin 'seslere' kulak verir!

      Yani tufaya mı geldiniz çukura mı bastınız kuyuya mı düşüyorsunuz duvara mı tosluyorsunuz, artık size bu bilgileri açık gözleriniz değil karanlıktan gelecek sesler söyleyecektir!

      Önünüze muhalif ekranlarda kırmızı halılar döşendi ve artık önüne bakan yok, herkes artık, karanlıktan gelen seslerle yolunu bulmaya çalışıyor!

      Yani 'yetmez ama evet'de olduğu gibi Fetöcüler bu sefer sahte/sözde Kemalistleri düdüklüyor!

      Karanlıktan size verdikleri ses şu kadar: Parlamentoyu değiştireceğiz, hukuku çalıştıracağız, vs., ki, ‘yetmez ama evet'te de karanlıktan size gönderilen sesler bu şirin sloganlar kadarcıktı.

      Kemal Can'ı kutlarız, mevzuya yine de arkadaşlarından çok erken uyanmış, hatta kör göze parmak muhalefette yeni bir 'öförü', yani, manik/delilik sevinçleri yaşandığını söylüyor.

      Ancak bu saatten sonra sahte/sözde Kemalistleri uyandıracak bir güç'ün olduğuna asla inanmıyorum, çünkü, tıpkı liberaller gibi sahte Kemalistler de kendilerini fasulyeden nimet sayıyor ve burunları epeyi havada... Acemilik işte, Fetö'yü henüz tanımıyorlar!

     Çünkü nasıl bir ego krizine girmişlerse kendilerini fazla önemsiyorlar!

      Bizim Karadeniz'de nineler/halalar hamsi mevsimi kilolarca hamsi ayıklar. Hamsileri ayıklarken aralara kaçmış çok küçük hamsileri ya da ezik çürükleri ya da yenilmeyecek olanları ya da başka tür küçük balıkları ayıklar hamsi kafalarıyla çöpe atarlar. Ve küçücük ya da ezik balık ellerine geldiğinde tenezzül edip o balığın kafasını dahi kopartmaz ve nineler kendi kendine o küçük balıkla şöyle konuşur:

      -'Sen de kendini hamsi gibi nimetten mi sayıyorsun, geç bu tarafa...'

      Büyük küresel güçler dün liberalleri bugün sözde Kemalistleri leziz afiyetle yenilen hamsi gibi nimetten olduklarına bir kere inandırmış, geriye dönüş artık çok zor!

      İKİ

      Bugünlerde Karar Gazetesi'nde yazan dünün kumpasçı Taraf Gazetesi'nin meşhur kullanışlı aptalı Yıldıray Oğur, kendi gibi Fetö'nün kucağına oturmuş liberalleri temize çekmek için yapmadığı numara kalmadı.

      Şimdi de Humeyni'yle İran'a uçakla inip devrimin ilk cumhurbaşkanı olan ve sonra İran rejimine sıkı bir düşman olan Beni Sadr'ı diline dolamış. Bakın, diyor, Beni Sadr bile aldandı, yani, biz de aldanabiliriz.

      Ve ama aldanma ve kullanılmayı da şu cümlelerle bakın nasıl hafifletiyor, Beni Sadr’ınki de bir fikirdi, bizimki de bir fikirdi, insanlar fikirlerini söyler ve yanılırlar, ne var bunda!

      Vay be aslanım, fikirmiş... Tabii fikir olunca demokrasi de oluyor.. Böylelikle 'fikir' canım ne var deyip başından kırk tas su boşaltıp kırklanmış arınmış yıkanmış kabul ediyorlar kendilerini!

      Be terbiyesiz, çocuk mu kandırıyorsun, Taraf Gazetesi fikir miydi?

      Yoksa 'operasyon' ve 'kumpas' ve 'tezgah' gazetesi mi?

      Operasyon, kumpas, tezgah, fiil demektir, yapmak etmek, gerçekleştirmek demek...

      İddialar var efendim iftiralarıyla Türk Ordusu'nu tasfiye eden operasyonların merkezinde görev almış casuslar hainler gibi çalıştırılmışsınız, şimdi, Karar okuyucusu, yerse, fikirmiş efendim!

      Ve henüz sizden ve şürekanızdan hesap da sorulmadı.

      Mustafa Kemal ve arkadaşları Cumhuriyet'ten önce ilk işleri teslim olan ve dağılan Osmanlı Ordusu'ndan isyanlar iç karışıklıklar iç savaşlara göğüs geren ve büyük bir istiklal savaşı verecek olan yepyeni bir Türk Ordusu kurdu.

      Cumhuriyet'ten önce Türk Ordusu vardı!

      Sayenizde hem Cumhuriyet hem Türk Ordusu'nun yerinde yeller esiyor, Türk Ordusu nerede diye arıyorsan, zikir çeken sarıklı generallerden Fetö'nün donunu koklayanlara... Alayı, acaba, masum bir fikrin sonucu mu?

      Yoksa, küresel sömürgeci işgalci güçlerin sizleri ajan diye kullandığı bir işgal mi?

ÜÇ

      Bu son haftaki Youtube konuşmam ve son yazım çok büyük ilgi gördü. Kısaca bir 'milli muhalefet' olmadığını tertemiz Atatürkçü kitlelerin yine kandırılıp tezgaha getirildiğini anlattım.

      Tabii ayrıntılara da girmek lazım, kardeşlerim, bugünkü medya düzeninde bir milli muhalefet inşa edilemez bir milli muhalefet yaşatılmaz önü açılmaz...

      Çünkü bugünkü medya düzeni patronların düzeni.

      Kapitalizmin ve paraların düzeni, yani, küresel sermayenin düzeni!

      Habertürk'ü, CNN'i, NTV'si, Şahenk'i Ciner'i, Halk TV'si, Fox TV'si.. alayı, temsil ettikleri küresel güçlerin siyasetlerini/aktörlerini size dayatırlar!

      İşte Fox TV ve muhalif kanallar ve zımnen KRT'si ve Halk TV'si sizi hiç akıllanmamışlar gibi yeniden Fetö'nün ve Nato'nun ve küresel güçlerin tezgahına çektiler!

      Bir güzel beyinleriniz yıkanır, Babacan gibi AKP malları Davutoğlu gibi Suriye canavarları ve Nato'nun kurduğu İyi Parti ve Süleymancılar/Fetöcülerin tıka baka doldurduğu kadroları dönüp dönüp süsleyip püsleyip yine size 'kakalarlar'...

       Alayı cumhuriyet düşmanı, anayasayı değiştirmek istiyor ve alayı toprak bütünlüğümüzü peşkeş masasına yatırmak için and içmiş, deklare etmiş, ittifak mutabakatı haline getirmiş!

       Ne bekliyordunuz?

       Ha, üzülmeyin, aynı küresel patronlar 10 Kasım'ınızı anar, Cumhuriyet Bayramı'nızda da coşkulu marşlar çalar... Ama bu kadar.

       Basın İlan Kurumu'nun yerel basına desteğiyle yerel medyada ancak bir kaç kişi çalıştıracak siteler gazeteler kurabilirsiniz, ama bu desteğin de gücü ancak bu kadarcık ve o destek de siyasetin kurbanı oluyor!

       Özal'la birlikte dev kooperatifler küçültülüp işlevsiz bırakıldı ve Özal'dan beri şirketlerin önü açıldı, ülkenin, bütün büyük hazineleri/fabrikaları/imkanları/teşvikleri/ihaleleri kırk uzun yıldır şirketlerin elinde... Yani beş/on zenginin elinde! Atatürk'ü kullanarak büyüyen Aydın Doğan'ın sonunda Atatürk logosunu kaldırttığını unutmayın!

       Kendinize şu soruyu sorun, şirketler öyle büyüdü ki her birinin nerdeyse büyük bir televizyonu/medyası var.. Ve o kadar büyükler ki 'sanatçılara/sanat organizasyonlarına' büyük desteklerde/hamilikte bulunuyorlar. Ve o kadar büyüdüler ki 'spor takımları' dahi satın alıyorlar ve spor takımları dahi kuruyorlar....

      Soru şu!

      Hem sanat organizasyonlarına hem spora milyonlarca dolar aktaran bu küresel ortaklı şirketler/ya da paraları İngiliz borsasında garanti patronlar, neden cumhuriyete ve anayasaya ve toprak bütünlüğüne bağlı partilere/sitelere/gazetelere tek kuruş finans/reklam desteği çıkmazlar!

      Yani, neden bu küresel şirketler, cumhuriyete ve anayasaya ve toprak bütünlüğüne bağlı siyasileri ekranlarına çıkarmazlar!

      Bu küresel çark kırılmadıktan kooperatifler güçlenip servetler el değiştirmekten sonra milli muhalefet yapabilecek yer/mekan/ekran/gazete bulabilmeniz mümkün değildir!

      Bu küresel patron düzeni yaşadığı müddetçe Fetö gider Menzil gelir, Fetöcüler İyi Partiyle yeniden bir daha gelir, döner dolaşır Babacanlar Davutoğulları yine gelir, aynı tarih bölününceye parçalanıncaya kadar tekrar eder, ki, ilk etapta Türk Ordusunu dağıttılar, şimdi sıra ikinci kez 'açılımlarda'.

      Ve küresel çarkın ilk görevi ülkenin enerjisini bitirmek yormak gençlerini çaresiz bırakıp kitleleri kendi dayatmalarına mecbur kılmak!

      Yani milli muhalefetin elini kolunu bağlamak!

      Milli muhalefetin omurgasını kırmak!

      Milli yerli olan ne varsa un ufak edip tozu dumana katmak ve insanları 'sığıntı' 'muhtaç' dilenci haline getirmek!

     Kendine güvenini kaybetmiş iradesiz inisiyatif almaya korkan insanlarla da köleci sömürgeci ihaleci çarkını sonsuza dek sürdürmek!

      Düşman güçleri zafer kazanıp bilfiil memleketi işgal etseydi, düşman da yine aynı şeyi yapardı, yapıyor zaten!