İyi Parti mezhepçiliğe başladı bile...

Nihat Genç yazdı...

İyi Parti mezhepçiliğe başladı bile...

BİR

İki küçük notumdan sonra yazıma başlayacağım.

İyi Parti bir 'reklam/tanıtım' filmi çekti ve film Hazreti Ömer'le başlıyor Hazreti Ömer'le bitiyor!

Aleviler'in ünlü bir sözü vardır, Ömer diyeceği, ağzını büzüşünden belliydi, diye.

Bu 'reklam filmi', bir bilirkişi/uzman olarak söylüyor savcılığa suç duyurusunda bulunuyorum açıkça bir 'mezhep ayrımına' girer!

Çünkü Hazreti Ali, sünni ve alevi, ortak saygı duyulan kutsaldır, ancak, bu reklamda, Hazreti Ali'nin adını hiç anmadan Hazreti Ömer'i öne çıkartmak, açıkça, şunu söylemeye çalışıyor, biz 'sünniyiz'.

Muhtemel ki 'ittifak ve CHP' dolayımıyla eleştiri almışlar ve siz ehli sünnet dışına mı taştınız 'alevilerle' ortaklık mı yapıyorsunuz sorularına cevap için hazırlanmış ayrımcılık içeren bir tanıtım!

Dini ve mezhebi ayrımlarla dolu bir yirmi yıl yaşamışken, işte muhalefetinizin karakteri de bu, açıkça 'mezhep' sömürüsü din ve mezhep ayrımcılığı!

Ve Yeniçağ'dan kıymetlimiz olup bizde bolca kredisi olan Selcan Taşçı, ne var bu reklam filminde diye İyi Parti'nin tanıtım videosunu sahiplenmiş.

Selcan kardeş, girme bu işlere, Hristiyanlıkta ve İslam'da yüzyıllarca süren iç savaşlara konu olan mezhep savaşları senin azizin benim azizim senin kutsalın benim kutsalım ayrımlarıyla ve her mezhebin ayrı bir azizi-evliyayı/sahabeyi-havariyi sahiplenip diğer mezhebin kutsalını dışlayarak oluşmuştur! Bu tanıtım videosunda alevi-sünni ortak değer olan 'Hazreti Ali' anılmamış ve sadece Hazreti Ömer vurgusu yapılarak açıkça 'mezhep' ayrımcılığı ve sömürüsü yapılmış ve kutsallar siyaseten kullanılmıştır!

Reklamcılık teorisi açısından da kenardan ilave edeyim, bir reklam filmi, ne eksikse onu gidermek için hazırlanır, fetöcüler ve Natocularla dolu partilerini temize çekmek için Atatürk ve Cumhuriyet vurgusu yapmışlar ve alevilerle ittifaka mı gidiyorsunuz soruları için de Hazreti Ömer'i öne çıkartmışlar!

Şuraya bak, uluslararası güçlerin Fetöcüler'in Natocular'ın partisi dün bir bugün iki, daha iktidara gelmeden din ve mezhep ayrımcılığı ve sömürüsüne başlamışlar!

Aynı tanıtım videosunda utanmadan bir de 'cumhuriyet' vurgusu yapılıyor, be terbiyesizler, Cumhuriyet tam tersine, din ve mezhep ayrımcılığına karşı demek!

Sinirlerim tepemde, yakalarını bırakmayacağım!

Tekrar ediyorum, Hazreti Ali İslam mezheplerinin ortak değeridir, Hazreti Ömer İslam dini ve kültürünün çok kutsal bir değeridir, adını her yerde her yazıda her okulda her dergahta her vaaz ve sohbette son derece saygı içinde tabii ki kullanırız, ancak siyaseten kullanılması başka bir maksat taşır, çünkü  siyasi partiler mezhep ayrımcılığı yapamaz ve toplumun bütününü kucaklamak  zorundadır.. Hazreti Ali adı hiç kullanılmadan Hazreti Ömer adının bolca kullanılması siyaseten sünni mezhep vurgusuna girer ve buna düpedüz  mezhep ayrımcılığı yapmak denir, sayın yüksek mahkeme!

İKİ

Vahşi kapitalizmin kan emici dandik sanatçıları topluca Diyarbakır'a gidip 'tabutları boyatıp' sergiletmişti. Yüzbinlerce sanatçısı ve binlerce sanat eleştirmeni olan bu ülkede tek bir sanatçı acı ve tradejilerin tabutların yalama şeker gibi boyatılıp insanlık dışı kullanılmasına zırnık laf etmedi/edemedi.

Ancak, Diyarbakır'da HDP'li gençler, siz bizim kanımızı mı içiyorsunuz, tabutlarımızı bonbon şekerler gibi boyayıp ölülerimizle dalga mı geçiyorsunuz diye boyanmış tabutları surların üstünden aşağı attı. Ve ama 'açılımcı' Halk TV'lerden boyanmış tabutlar sergisinde halay çeken Ertuğrul Özkök'den İsmail Saymaz'dan tek laf gelmedi.

Gözlerini tabut boyayacak kadar kan bürümüş, şerefsizler, kendilerine sanatçı diyor, şekil oluyor mankenlerle boyanmış tabutlar önünde poz veriyorlar, yas adına ölü adına o ölülerin aileleri adına acı ve tradejileri yaşayanlar adına tek laf eden yok!

Ve şu pişkinliğe bakın, boyanmış tabutları tek savunan kullanışlı aptal Yıldıray Oğur, yazısını, boyanmış tabutlara karşı çıkanları yumuşatmak için, açılım'ı islamcılar, liberaller başaramadı, bırakın bu sefer de kapitalistler denesin, diyor!

Yani, ölülerinizi artık kapitalist şarlatan dandik sanatçılar boyasın kanından şurup yapsın, mezarlığı manken pistine çevirip bir şekilde 'reklamınızı' yapsın, demek istiyor!

İnsanlık değerleri bu topraklarda tabutları boyatmak kadar aşağılanmadı ve hala bu züppeliği ve kan içiciliği savunmaya çalışıyorlar! Pek yakında kürt çocuklarının kanından bir şarap markası yapıverirler ve ilk tanıtan ve halayını çeken yine Ertuğurul Özkökler oluverirse, hiç şaşırmayın!

ÜÇ

Sabah, bismillah yataktan kalktık, gazeteleri açtık, ki, ne görelim, töbe töbe..

Meral Akşener Karar TV'ye söylüyor: 'Ablam, diyor, İmamoğlu'nun yüzünde 'rabbi yessir' görmüş...'

Vallahi çarpılacağız!

Rabbi Yessir, bir hayır duası, daha iki gün önce Fatih Sultan'a benzetmişti, şimdi, yüzünden 'nur akıyor' demeye getiriyor, yüzünde 'ayetler' yazıyor demeye getiriyor.

Çocukluğumda bir gün, annemin çöpe atılmış arapça yazılı çay kutusunu çöpten alıp arapça yazılı paketi yüksek bir yere koymakta olduğunu gördüm, -anne, dedim, bu ayet değil, bir çay paketi...

Annem bana inanmadı, -ben bir hocaya okutayım/göstereyim, dedi.

Akşener hanım, bir hocaya gösterseydiniz, acaba Rabbi Yessir mi yazıyor, Yasin-i Şerif mi yazıyor, yoksa?

Ey Diyanet, sizin de artık hafızlarınız Ayasofya Camii'nde değil İmamoğlu'nun suratında çalışsın, bakalım, onlar İmamoğlu'nun yüzünden hangi ayeti okuyor!

Tarihi Eserler ve Müzeler Müdürlüğü, siz de boş durmayın, derhal İmamoğlu'nun suratını tarihi eser envanterine geçirin ve el koyun! Yani, pek yakında, Londra müzadeye salonlarında bir de İmamoğlu'nun ayetli dualı suratına milyon dolar verip geri almak zorunda kalmayalım.

Belki de makara-bakara yazıyordur, iyice bakmak lazım.

Kemalistler de aynı İmamoğlu suratında Amasya genelgesi okuyordu, vallahi işler fena karıştı, ey İmamoğlu'nun kankisi Soner Yalçın bir açıklık getir, İmamoğlu'nun suratında Nutuk mu yazıyor Rabbi Yessir mi, yoksa her ikisi mi?

Belki de dua çok uzun, suratından aşağı boynuna oradan göbeğe, dua sığmamıştır, muskacı hocalar gibi mahrem yerlere kadar uzamış, ve bizler, görememiş olabiliriz, yakından bir tanıyan olarak vücudunun hangi bölümlerinde hangi dua yazıyor acilen okuyup üfleyip bir söyleyiverin!

Mesela, İmamoğlu'nun başka yerlerine, kalçalarına avret yerlerine iyice baktınız mı?

Meğer İmamoğlu bir kutsal hazineymiş, seçilmiş, müjdelenmiş, bir Allah dostuymuş, işte Allah'ın işareti suratında, tıpkı Almanlar'ın Enver Paşa'yı kaşının üstündeki beyaz tüylerden dolayı peygamberliğe yükseltmesi gibi. Yoksa İmamoğlu, şu Barış Manço'nun ağaç kerestesinde bulup ekranlarda yıllarca gösterdiği 'bismillah' yazan ağacın başka bir dalı mı? Hani bu işleri çok iyi bilip kullanan AKP'yle aynı fidanın iki dalı mıyız?

Arapça dua olduğu doğruysa, ki, Akşener'in ablası ve kendisi yalan mı söyleyecek, İmamoğlu'nun suratını Camilere mescitlere dergahlara her tarafa asalım! Hatta kemalist kardeşler, Türk Bayrağı'na İmamoğlu'nun ilahi işaretli suratının baskısını yapalım!

İmamoğlu da Ertuğul Özkök'le Diyarbakır'a gidip boyanmış tabutlara biri halay çekip diğeri fatiha okuduğuna göre, bence İmamoğlu'nun suratında Fatiha yazıyor! Bakın, hem Fatih'e benziyor hem Fatiha duasına!

Akşener, aslında İmamoğlu'nun suratında 'rabbi yesir' yazıyor derken ey millet sizin yüzünüzde 'enayi' yazıyor demek istiyor, mesela başka kimin yüzünde enayi yazıyor, acaba, Akşener'i köşesinden habire nara ata ata destekleyen Uğur Dündar'ın suratında ne yazıyor!

Akşener, İmamoğlu'nun yüzünü kutsal bir duaya benzetince, artık biz de İmamoğlu'na karşı hukuken laf edemeyiz, yoksa, haşa, kutsala ayete Kur'an'a hakaretten hapsi boylarız!

Hepsi 'açılımcı' hepsi Fetöcü hepsi Natocu ve hepsi mezhepçi ve ama hepsinin yüzünden ayetler dualar nurlar akıyor!

İmamoğlu'nun suratının hassas kameralarla röntgenini çekmek lazım, belki de yazıyor ve biz şeytan yüzlüler biz nursuzlar görmüyoruzdur, kimbilir, muskacıların çoğu ne yazıldığı anlaşılmadığı için kendileri bazen müşteriyle dalga geçen Arapça küfürler yazıyor, videoları var, belki de o suratta, .iktir .it .bne yazıyordur!

Belki de 'yeme bizi Akşener abla' yazıyordur!

Belki de hakikaten dua yazıyor ve ülkemizin bu en çaresiz umutsuz karanlık günlerinde Allah işaretini göstermiş ayetini canlı canlı İstanbul belediye başkanının suratına indirmiş!

Belki de Akşener'in ablası biz fanilerin görmediği duaları ayetleri görüyor ve biliyor, o halde, şimdi İmamoğlu'nun suratındaki duayı kendi sırtına göğsüne dövme yaptırma modası başlayabilir, ilk sırada Soner Yalçın, Uğur Dündar, Cumhuriyet ve Sözcü ve Halk TV yazarları... Mesela, aynı duanın dövmesini Halk TV'nin ünlü bal yanaklı al yanaklı ablası Ayşenur Arslan'ın ve Şirin Payzın'ın yüzüne de yapabiliriz!

Ey millet, yarından tezi yok, İmamoğlu'nun dua yazan ayet inmiş suratının çok büyükçe posterini Fatih Sultan Mehmet köprüsünden aşağı asalım, rahmeti rahmanı bereketi hayrı bir İstanbul görsün!