Jeopolitik perspektifte Kore ve Vietnam savaşları ve Ukrayna krizi

Cem Gürdeniz yazdı...

featured
service

İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra Avrupa’da Yalta ve Potsdam sonrası Atlantik ve SSCB arasında denge kuruldu. Avrasya adasının batısındaki Avrupa yarımadası yüzlerce yıl süren kanlı savaşlar sonrası nükleer caydırıcılığın gölgesinde dehşet dengesi içinde başlayacak Soğuk Savaş ile istikrar ve dengeye kavuştu. Bu dengeye iki istisna oluştu. Birincisi 1956 Macaristan’da ikincisi 1968’de Çekoslovakya’daki rejim değişikliğine SSCB’nin müdahalesi ile sonuçlandı. Her iki müdahale uzun süreli bir savaş veya iç savaşa neden olmadı, komünist rejimler konsolide edildi. Diğer bir müdahale de Avrupa’ya komşu Ortadoğu’da İsrail, İngiltere ve Fransa üçlüsünün Süveyş Kanalını millileştiren Mısır lideri Nasır’a karşı yapıldı. ABD’nin çok sert tepkisi ile karşılaştı. Diğer yandan İsrail’in Arap alemi ile 1948, 1967 ve 1973 savaşları küresel jeopolitik denklemde yepyeni bir pencere açtı. Bu pencerenin adı İsrail’in güvenlik jeopolitiğiydi. Bu alan, ABD’nin kendi lehinde kullandığı bir stratejik manivelaya dönüştü. Zira İsrail üzerinden ABD, 1973 OPEC krizinde başına çok ciddi dert açan petrol zengini Arap ülkelerini Körfezde kontrol ve denge içinde tutabiliyordu. Kısıtlı nüfusuna rağmen İsrail, savaşçı halkı, sürekli seferberlik halini koruyabilmesi ve en önemlisi başta ABD’de çok güçlü olan küresel Judeo-Hıristiyan çevrimi sayesinde bölgenin tüm Arap ülkelerinin yaratabileceği jeopolitik etkinliğin üzerinde bir askeri etkinlik sağlıyordu. Böylece, Avrasya adasının batısında NATO, güney batısındaki kritik Ortadoğu’da İsrail üzerinden 1990’lara kadar süren bir denge sağlanmış oldu. Soğuk savaş Amerikan galibiyeti ile bitince Avrupa’daki denge önce Sovyetlerin sonra da Yugoslavya’nın dağılması ve sonra NATO’nun Rusya sınırlarına kadar genişlemesi ile alt üst oldu.

DENGE KURULAMAYAN ASYA PASİFİK

İkinci Dünya Savaşı sonrası Pasifik’te Avrupa’dakine benzer bir denge kurulamadı. Halbuki ABD için küresel hegemonyanın anahtarı Pasifik havzası idi. Zira Avrasya adasının en uzun kıyıları, en zengin doğal kaynakları ve dünyanın en kalabalık devletleri bu havzada idi. Avrasya’ya hâkim olmadan dünya hakimiyeti olmazdı. Bölgenin son 50 yıllık hegemonu Japonya, onur kırıcı nükleer bir yenilgi ile teslim alınmıştı. Bir ada devleti idi. Yeniden hegemon olma şansını yenilen bir ada devleti olarak tamamen yitirmişti. Kıta devletleri olan Hindistan, Çin ve Rusya, Avrasya Adasının kuzey, güney ve doğu kıyılarının hâkimi, yüksek nüfusa ve aynı zamanda olağanüstü değerli kaynaklara sahip devletlerdi. Bu devletler okyanusa çıkarsa ABD’nin küresel liderliği büyük yara alırdı. Bu devletler ya ABD müttefiki yapılmalı ya da denize çıkmadan tarafsız kalmaları sağlanmalıydı. Ancak çok zordu. Zira Sovyetler savaştan çok güçlü çıkmış ve 1949 yılında İngiliz komünistlerin de yardımıyla nükleer bombayı yapmışlardı. Japonya’dan Kuril Adalarını savaşmadan almışlar ve Sakhalin Adası ile Kamçatka Yarımadasının deniz tarafında derinliğine savunma için stratejik bütünlüğü sağlamışlardı. Bu durum Amerikan hegemonyası için büyük bir kayıptı.

EN BÜYÜK KAYIP: BAĞIMSIZ ÇİN

Ancak en az bu kayıp kadar önemli bir sorun 1949 yılında büyük ve uzun bir iç savaş sonrası ilan edilen Çin Halk Cumhuriyeti’ydi. Komünist rejime sahip Çin, Washington konsensüsüne büyük bir tehdit idi. Ne var ki bu tehdit iki kıyı devleti olan Kore ve Vietnam’da da büyüyordu. En tehlikelisi Mao ile Stalin arasında iş birliği nükleer silah geliştirmeye kadar varmıştı. Ünlü Amerikan Çevreleme (containment) doktrini mimarı George Kennan şöyle diyordu: ‘’ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonundaki muhteşem zaferi, Pasifik’te 1949 yılında Çin’in bağımsız ve komünist bir devlet olmasıyla en büyük yarayı aldı.’’

MANİFEST DESTİNY

Evet kendini 1845’ten bu yana dünyanın kaderini şekillendirmekle Tanrı tarafından görevlendirildiğine inanan Manifest Destiny (Açık Kader) devleti ABD, kendi iradesi dışında küresel jeopolitik değişime izin veremezdi. Küresel üretim ve finans gücü elindeydi. Savaşta çamurda askerlerini savaştırmış sadece ikinci dünya savaşında 292,000 kayıp vermişti. Anglosakson Protestan, liberal demokrasi tüm dünyaya örnek olmalı ve yayılmalıydı. Bugün bile aynı görüş geçerli değil mi? Bu satırlar yazılırken Amerikan Genelkurmay Başkanı “Küresel Güvenlik mimarisi tehlikede” diyebiliyor. Kimin mimarisi? Kim inşa etmiş bu yapıyı? Libya, Irak Afganistan ve Suriye’de bu mimar neredeymiş?

ASYA’NIN KURTULUŞU KOMÜNİST REJİMLER

İşte İkinci Dünya Savaşı bittiğinde ezilen eski sömürge halkları Komünist Sovyetlerin Avrupa’yı Hitler faşizminden ve sömürüsünden kurtarmasının ve geri kalmış işçi köylü halkların bir nevi yeni kurtuluş reçetesi aramasının da etkisi ile komünizme destek veren liderlere yöneldiler. Ancak büyük bir engel vardı. Yeni sömürgeci ABD’nin ideolojik düşmanı komünizm olmuş, ve jeopolitik ile ilişkilendirilmişti. Artık kenar kuşak jeopolitiği ve çevreleme devreye girmişti. Kenar kuşak üzerinde İngiltere, İspanya, Portekiz, Fransa, İtalya, Yunanistan, Türkiye, İran, Afganistan, Filipinler Endonezya dahil hiçbir ülkede komünizmin değil gelişmesi yeşermesine bile izin verilemezdi. BU ideolojiye yenik düşen ülkelerde Sovyet üsleri kurulabilirdi. Bu felaket demekti. Türkiye 1945-46 Sovyet notaları bahanesi ile Atlantik kampa balıklama atlamış ve İkinci Dünya Savaşında Türk kanı dökülmediği halde sanki savaş kaybetmiş ve ABD tarafından kurtarılmış bir ülke statüsünde yoğun bir anti komünist politika ile en mahrem makamlarını ABD’ye açmış, onlarca üssünü ABD’ye tahsis etmişti. ABD için komünistler ve sosyalistler her yöntemle bastırılmalıydı. Hele bu ülkeler denize veya okyanusa kıyısı olan devletler ise asla tahammül gösterilemezdi. Zira jeopolitik mücadele deniz ile kıta arasındaydı. Düşman cephe her koşulda kıtaya doğru itilmeli deniz ile irtibat her durumda kesilmeliydi. Avrupa’da pek çok ülkede bu iş iç tasfiyeler, darbeler, hükümet değişiklikleri ile halledilirken, Çin’de mümkün olamadı. Sadece Tayvan Adasına (Formoza’ya) iç savaş sonunda kaçan ABD yanlısı General Çan Kay Şek, Milliyetçi Çin’i kurabildi. Donanması olmayan Mao bu gelişmeyi durduramadı. Benzer müdahaleler Filipinler ve Endonezya’da da yaşandı. Ancak ABD kanla bastırdı.

KORE SAVAŞI BAŞLIYOR

Diğer taraftan acımasız Japon işgalinden kurtulan Kore, kuzeyinde başlayan komünist rejimi tüm yarımadaya yayma aşamasına geçti. Çin ve Sovyetler Birliği tarafından desteklenen Komünist Kuzey Koreliler ABD tarafından desteklenen antikomünist Güney Korelilerle 1950 ile 1953 arasında savaştı. Tarihin en güçlü anti komünist ABD Başkanı Truman bu savaşa yalnızca Güney’i kendi doktrini ile tutarlı şekilde savunmak için değil, Güney Korelileri komünizmden kurtarmak için katıldı. Bu savaşta en büyük rakibi komünistler değildi. Aynı zamanda siyasi rakibi olacak Japonya Fatihi General Mac Arthur idi. ABD’nin, Türk tugayı dahil küresel bir koalisyon kurarak BM çatısı altında Kuzey Korelileri, 38. paralelin kuzeyine itmesiyle birlikte ABD’nin Kuzey Kore tarafına geçmesinden rahatsız olan Çin, savaşa dahil oldu. Truman, aynı zamanda siyasi rakibi olan Mac Arthur’un nükleer silah kullanımı konusunu da gündeme getirmesi ile karışan iç siyasi konjonktürde Temmuz 1951’de Kuzey Korelilerle barış görüşmelerine başladı. Temmuz 1953’teki ateşkes sonucu 38. paralel sınır olmak üzere Kore bölündü. Komünist kuzey ezilememişti. Savaşta yaklaşık beş milyon insan öldü. Amerikan kayıpları 30.000’den fazlaydı. Burada dikkat çeken husus, Amerikan jeopolitiğine aykırı bir gelişmenin BM kullanılarak ve küresel bir müdahale gücü oluşturularak durdurulmaya çalışılmasıdır.

NÜKLEER BOMBA MERAKLISI MAC ARTHUR

ABD iradesi esas alınmış, komünist Kore düşmanlaştırılmış ve yok edilmeye çalışılmıştır. Halbuki Kuzey Kore halkının da kendi iradesi vardı. Komünist bir hükümeti destekliyorlardı. ABD’nin gözü o kadar dönmüştü ki, o yıllarda 20 milyar dolar milli geliri olan Çin sadece insan gücü ile Kore yanında yer alınca Amerikalı General Mac Arthur 40 noktaya nükleer silahla müdahale etmeyi düşünecek kadar ileri gitmiş ve bu durum görevden alınmasını tetikleyecek süreci başlatmıştı. (1982’de Falklands Savaşında HMS Sheffield firkateyni Arjantin uçağı tarafından vurulunca İngiltere’de bazı parlamenterler başkent Buenos Aries’e nükleer bomba atalım demişti.)

VİETNAM FACİASI

Vietnam Savaşı da Fransa’nın İlk Hindi Çin savaşı olarak 1954’te başladı ve Amerikan Başkanı Nixon’ın 1973 yılında ABD birliklerinin geri çekilmesini emretmesinden iki yıl sonra, 1975’te sona erdi. Vietnam, 1887’den beri Fransızlar tarafından sömürgeleştirilmişti. Kore gibi, Vietnam da II. Dünya Savaşı öncesinde Japonlar tarafından işgal edilmiş, savaş sonrası Komünist siyasi lider olan Ho Chi Minh ve Viet Minh birlikleri Kuzey Vietnam’da hızla kontrolü ele geçirmişti. Fransız kuklası İmparator Bao Dai Güney’e çekildikten sonra taraflar 21 Temmuz 1954’te Cenevre’de Vietnam’ı 17. paralel boyunca bölen bir anlaşma imzaladı ve Fransa çekildi. Daha sonra Viet Cong olarak bilinen Güney Vietnamlı komünistler, Güney hükümetine saldırmaya başladı. ABD, Güneydoğu Asya’da kıyısı olan bir devletin komünist olması durumunda diğerlerinin domino etkisiyle etkileneceği endişesi ile Başkan Kennedy ve Başkan Johnson 1959’dan 1964 yılına kadar güneye danışmanlar ve askeri yardım göndermeye başladı. 1964’te ülkede 23,000 Amerikalı danışman vardı. Ancak 1964 Ağustos’unda, Kuzey Vietnamlıların Tonkin Körfezi’ndeki iki ABD savaş gemisine saldırısı false flag (Yalancı Bayrak) operasyonuna dönüştürülerek ABD, Kuzey Vietnam ile doğrudan savaşa girdi. Amerikan silah endüstrisini kendi gençlerinin kanı üzerinden ihya eden bu savaş, 1973 yılına kadar sürdü. Ancak bu savaş Kore’den farklıydı. Vietnam Savaşı Amerikan medyasında çok yer aldı. Savaş karşıtı protestolar başladı ve Başkan Johnson’ı savaşı sona erdirmek için barış görüşmelerini başlatmaya zorladı. 1968 seçimlerinden sonra, Başkan Nixon barış görüşmelerini devraldı ve savaşı “Vietnamlılaştırma” yı hedefledi. Böylece komünizme karşı Güney Vietnamlıların kanı döküldü. Ancak ABD yine başaramadı ve 1973’te Vietnam’dan çekildiler. 1975 yılında Güney Vietnam, Kuzey Vietnam’la komünist kontrol altında birleştirildi. Savaşın sonunda yaklaşık iki milyon Vietnamlıya karşılık 60 bin Amerikalı ölmüştü. Bu savaştan sonra ABD kamuoyu dış müdahalelerde Amerikan askeri ölümlerine izin vermeyecekti. Kısa süre sonra da ABD askerlik sisteminde zorunlu askerlik hizmeti kaldırıldı. ABD, Vietnam’da kaybettiği jeopolitik hamleyi Çin ile yakınlaşarak ve onu 1973 yılında kenar kuşak denklemine dahil ederek telafi etti.

UKRAYNA; MİCRO COSMOS

21. yüzyılda bugün 70 yıl önce Asya Pasifik’te yaşanan sürecin bir benzerini Ukrayna üzerinde yaşıyoruz. Tek fark ideolojik kamplaşma yerine jeopolitik kamplaşma söz konusu. Kore ve Vietnam savaşlarının Ukrayna ile benzerlikleri içinde en çok dikkat çeken ortaklık şüphesiz Rusya’nın çevrelenme ihtiyacı ile Amerikan askeri endüstrisinin sipariş açlığının Ukrayna ve NATO üzerinden giderilmesidir. Öncelikle ABD soğuk savaşın galibi olarak Rusya’nın yeniden şekillenerek neoliberal Washington konsensüsü paralelinde küçülmüş ve parçalanmış bir ülkeye dönüşmesini ister. Bunun için okyanus ve denizlerden soyutlanmalıdır. Arktik, Baltık, Adriyatik ve Karadeniz’den koparılmalı ve çevrelenmelidir. Polonya’nın intermarium (üç deniz girişimi) işte burada önemlidir. Fikir Polonya’dan uygulama ABD’dendir.

ÇİN KITAYA İTİLMELİDİR

Aynı durum Çin için de geçerlidir. ABD’ye göre Güney/Doğu Çin Denizi ve Malakka Boğazı civarındaki tüm ülkeler ile ABD ile stratejik işbirliğini geliştirmelidir. Böylece her iki ülkenin okyanus ve denizlerden soyutlanmasını sağlayarak kıtaya/karaya itilmesini gerçekleştirecek kenar kuşak duvarının güçlendirilmesi hedeflenmelidir. Nasıl ki kayıtsız şartsız en güçlü olduğu dönemde ABD, karşısında üretim ve ekonomik gücü olmayan Çin, Kore ve Vietnam’ın rakip komünist rejimlere dönüşmesini önlemek için savaşı göze aldıysa bugün de rakipleri Rusya ve Çin’i önce çevreleyip, daha sonra etrafında istikrarsızlık kuşağı yaratmayı ve en son tahlilde savaşı hedefler. Ancak bugün önemli farklar var. Birincisi karşısında üretim gücü ikincisi gelişmiş askeri tehditler mevcuttur. En kötüsü savaşın kanı petrol bu kez ezilmek istenenlerin elindedir. Bir de çamurda savaşacak Amerikalı yoktur. İş çok ama çok zordur. O halde hibrid savaş tercih edilmelidir. Eğer ortada azınlıklar, polarize olmuş toplumlar, dini ve etnik bölünme şartları varsa ABD ve ayrılmaz ortağı İngiltere için bundan daha kolay bir istikrarsızlık ortamı yaratma şartları bulunamaz. Son kertede askeri müdahale için cephane ve paralı savaşçı desteği sağlarken, bir yandan NATO ve gönüllü askeri koalisyonlar üzerinden gerektiğinde fiili askeri müdahaleyi başlatır.

UKRAYNA DERSLERİ

Rusya gerek Kırım gerekse Donbas ile Transdinyester’da yaşayan Rus azınlıkların can ve mal güvenliğini korumak bahanesi ile ABD’nin grand stratejik tasarımına müdahale etmektedir. Bu durum Kore ve Vietnam’da güneyde yaşayan komünistlerin, kuzeydeki komünist rejimden yardım istemesine benzetilebilir. Neticede önce kriz, sonra savaş yaratılır ve güç mücadelesi başlar. Bu mücadeleyi herkes bir iç savaş veya güçlü bir ülkenin zayıf bir ülkeyi işgali olarak görür. Halbuki olay tamamen jeopolitiktir. Ukrayna’da Donbas’ta yaşayan Ruslar, Güney Vietnam veya Güney Kore’de yaşayan ve Kuzeydeki komünist rejimlerden yardım isteyenler gibidir. Kuzeydeki güç yardıma gelir ancak durumu kendi jeopolitik çıkarları ile uyumlu hale getirir. Coğrafya yeniden şekillendirilir. ABD’den ve NATO’dan yardım isteyen Ukraynalılar ise komünist tehlikeye karşı koyan Güney Kore veya Güney Vietnamlıların durumundadırlar. ABD ve NATO masif askeri yardımın yanısıra bölgeye savaşacak vekillerini gönderir. Kendi savaşmaz. Zira hem Fransa hem ABD ve vekilleri bu hatayı Vietnam’da yapmıştır. Diğer yandan Vietnamlılaştırma süreci gibi Ukraynalılaştırma süreci başlatılır. Amerikan kanı yerine yerli kan veya kiralanmış kan kullanılır.

LOJİSTİK ESASTIR

ABD’nin gerek Kore gerekse Vietnam’da karşılaştığı en büyük zorluk, Çin ve Sovyetlerin Kore ve Vietnam’daki komünistlere verdiği kısıtlı da olsa askeri desteği kesememiş olmasıydı. Savaşın özü demir ve kandır. Sonuçta daima kan, yani çamurda savaşan kazanır. Gerek Kore gerekse Vietnam’da komünistler çok büyük zayiata rağmen savaşı ölerek kazandılar. Eğer ABD, her iki komünist rejimin Çin ve Sovyetlerden askeri malzeme ve cephane yardımını kesebilmiş olsaydı kazanabilirdi. Bugün Donbas bölgesi Rusya’ya; Batı Ukrayna Amerikan vekili Polonya’ya mücavir olduğu sürece savaş devam edecektir. Her ikisi de hem kana hem demire sahiptir. Burada belirleyici olacak faktör, tarafların harbe devam azim ve iradesinin, temelde kana sahipliğinin fonksiyonu olacaktır. Rusya jeopolitik hedeflerini başarmadan geri çekilmez. ABD ise Rusya’nın bu hedeflere erişimini engellemek ve savaşı uzatmak için savaşçı ve ısrarcı bir ulus olan batı Ukraynalıların kanını sonuna kadar kullanacaktır. Bu koşullarda Amerikan askeri Kore ve Vietnam savaşları aksine asla Ukrayna topraklarında yer almayacaktır. Zira Amerikan halkı buna izin vermez. Bu süreçte ayrıca ABD’nin ucuz Polonya veya Baltık devletlerinin kanını ve gerekirse büyük bir kumar ile NATO’yu devreye sokabileceği de göz ardı edilemez.

SENARYOLAR

Savaşın sonu için üç ayrı senaryo düşünülebilir: Birincisi Kore modeline benzer doğu ve batı olarak ikiye bölünmüş Ukrayna. İkincisi Rusya’nın Ukrayna üzerindeki coğrafi, ekonomik ve sosyolojik üstünlüğü sonucu ortaya çıkacak Vietnam modeli. Üçüncüsü uzun yıllar devam edecek Ukrayna İç Savaşı. Rusya ve ABD arasındaki mücadelenin uzantısı olarak devam edecek ve geri çekilmeyecek Rusya’nın kan kaybına neden olacak bir Ukrayna iç savaşı şu anda ABD jeopolitik hedefleri ile örtüşüyor. Amerikan Genelkurmay Başkanı zaten amaçlarının bu savaş üzerinden Rusya’yı zayıflatmak olduğunu defaten söylüyor. Her üç senaryonun sonucunu AB ve NATO ülkelerinin uzun sürecek çatışmanın kendi ülkelerinde ve kamuoylarında yaratacağı ekonomik, sosyal ve psikolojik yansımaların belirleyeceğini de söyleyebiliriz.

PASİFİK SAVAŞINA ETKİ

Krizin uzaması ABD’nin Pasifik savaşına hazırlığını müspet etkileyecektir. Rusya’nın Avrupa cephesinde oyalanırken Çin’e yardım etmesi kolay olmayacaktır. Ancak eğer NATO savaşa girer ve kriz küresel boyuta erişerek okyanus alanlarına sıçrarsa bu kez durum ABD ve Atlantik cephenin aleyhinde tecelli edecektir. Öncelikle petrol kaynakları Avrasya’da, ABD rakiplerinin topraklarındadır. ABD’den gerek Avrupa gerekse Pasifik cephesine tankerler ile getirilecek petrol ürünleri denizaltı baskısı ile varış limanlarına erişemeyecektir. Bugün Rus gazına bağımlılığı önlemek için çok ağırlık verilen LNG Tanker filoları da limanları terk ettikten kısa süre sonra batırılacaktır. Bugünün koşulları İkinci Dünya Savaşının kurt sürüleri ve U botların çizdiği tabloya benzemiyor. Ateş gücü küresel erişim içinde hem suyun üzerinde hem de altında her yere erişiyor.

TÜRKİYE MACERAYA GİRMEMELİDİR

Türkiye her tip senaryoda mutlaka aktif tarafsızlığını korumalıdır. Rusya’ya karşı sıradan bir NATO ülkesi olarak davranması ulusal çıkarlarımıza uyumlu değildir. Yaşanan savaş Türkiye’nin savaşı değildir. Her hafta PKK terörüne şehit verdiğimiz bir ortamda Amerikan çıkarları için yen bir düşmanlık cephesi açmaya lüksümüz yoktur. Medyaya sızan bilgiler doğru ise NATO uçaklarının Türk üslerini kullanarak istihbarat toplamak için Rusya’ya karşı kullanılması Menderes zamanı 1960 baharında İncirlik’ten kalkan ve Rusya üzerinde düşürülen U2 uçağının durumuyla aynıdır. Suriye’ye yönelik Rus hava ulaştırmasına izin verilmemesi de güneyimizde NATO/AB baskısını dengeleyen basıncın azalması demektir. Tarih boyunca Osmanlıdan bu yana sürekli kendi kalemize gol atmayı artık bırakma zamanımız geldi geçiyor.

 

(Kitap Tavsiyesi; Sinan Onuş: Teşkilatı Mahsusa’dan Kurtuluş Savaşına; Kızılca Kıyamet, Kopernik Yayınları.

Film Tehlike İkazı: Netflix’de 20 Nisan’dan bu yana yayınlanan Yakamoz S 245 isimli dizi, Türk donanması ve denizaltıcılığının geçmişine, örf ve adetlerine saldırı içermektedir. Emperyalizme adeta tepside altın sunar gibi köklü değerlerimizi çarpıtan ve kötüleyen, bir nevi donanma düşmanlığı yapan kurgu ve kasti hatalar içeren bu diziyi şiddetle kınıyorum. Ne yazıktır ki dizi devam ediyor ve yapımcı ekip bu garabet dizi ile gurur duyuyor. Halkımızın bu diziden uzak durması şiddetle tavsiye edilir.

 

Jeopolitik perspektifte Kore ve Vietnam savaşları ve Ukrayna krizi

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

6 Yorum

  1. 2 hafta önce

    Emperyalistlerin oyununa gelmemeli; George Soros’un, “Türkiye’nin en iyi ihracat ürünü ordusudur” sözünü hatırlamakta fayda var.

  2. 2 hafta önce

    Teşekkürler, keyifle okudum ve bilgilendim.

  3. 2 hafta önce

    Çevremizdeki olayların hiç biri tesadüfen olmuyor. Bu vizyonu topluma yaymak ve toplumun bakışını geliştirmek için önemli bir yazı. Yukarıdan aşağıya bakan buyurganlar ve aşağıdan yukarıya bakan piyonları, ancak çevresini görebilen yığınları güdüyor.

  4. Soylu
    2 hafta önce

    Bu yazılar kitap olmayı hakkediyor.

  5. 1 hafta önce

    Orhan Gokdemir in yazısını dikkate alarak konuyu takip edebilirsiniz

    Cevapla
  6. 1 hafta önce

    Var olun Komutanım.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!