Kılıçdaroğlu ve partisi iç savaşı tetikliyor

Nihat Genç yazdı...

Kılıçdaroğlu ve partisi iç savaşı tetikliyor

BİR

Etnik bölücüler ve pişpikçileri liberaller kırk uzun yıl şu iddiada bulundu: 'Aman efendim Kürt meselesi bir tartışılsın ne var bunda'...

Neyin tartışılacağı ve tartışılınca ne olacağını hiç söylemediler, tek kelime! (Kırk yıl dağlarda ve sokaklarda kan gövdeyi götürdü..)

Ama onlar sadece 'demokrasi' olacağını söylediler!

Şimdi, ikinci aşamadayız, etnik bölücüler ve pişpikçisi Kılıçdaroğlu'nun yeni projesi: 'Kürt meselesini mecliste tartışmalıyız, ne var bunda!' diyor.

Neyin tartışılacağı ve tartışılınca sonuçların ne olacağını hiç söylemiyorlar, tek kelime.

Sadece şunu söylüyorlar: 'meclis halk iradesinin yeri değil mi?'

Şimdi de etnik sömürü için halk iradesi kavramını katlediyorlar!

Bir önerim var!

Mecliste tartışılsın diyenler, halka açık bir panel konferans toplantıyla, mesele mecliste tartışılıyormuş gibi net-açık isteklerini dile getirsinler!

Yani, HDP ve PKK'nın çok açık bilinen vazgeçilmez şartları şunlar:

'Bayrağı ve askeri olan sınırları çizilmiş ayrı bir devlet!'

Şimdi mecliste tartışılınca HDP ve PKK bayraktan mı vazgeçecek, silahlı kuvvetleri olmasından mı vaz geçecek, yoksa sınırları olan ayrı bir devlet olmaktan mı vazgeçecek!

Gelelim tali konulara, pek tabii, Kürt devletinin meclisi olacak, pek tabii bütün bürokratik kadroyu yargıçtan valiye kendi atayacak, pek tabii kendi vergisini kendisi toplayacak, pek tabii madenleri üstünde hakları olacak ve dış politikada da bağımsızlık istiyorlar!

Bu istekler Açılım Sürecinde net olarak dile getirilmiştir!

Yukarıdaki satırlara itiraz eden ya da yanlış diyen ya da hayır abartıyorsun diyen tek bir kişi yoktur!

Şimdi meclise gelip tartışıldığında ne değişecek?

HDP ve pişpikçisi Kılıçdaroğlu ve liberaller kırk uzun yıl işte bu siyasal isteklerini 'demokrasi' ve şimdi de 'halk iradesinin tecelli etttiği yer Meclis' kamuflajıyla ihanetlerini örtmeye çalışıyor!

 İKİ

Ancak 'meclise getireceğiz' diyerek şunlar olacak, HDP, kitlesini gazlayacak, dağa daha fazla çocuk göndermek için eline fırsat geçecek, kitlesini 'harlayacak' ve etnik tartışma üzerinden 'çatışmaların' yoğunlaşmasını sağlayarak etnik bölücüğüne odun benzin taşıyacak!

Şu anda Halk TV ve Tele 1 ve Fox TV ve KRT TV'yi ele geçiren HDP'nin bu şartları Türkiye'yi yeniden etnik çatışma ve iç savaş şartlarına sokmaya çalışmaktadır.

Ve sonunda fitili ateşlemişlerdir!

ÜÇ

Mesele et tırnak meselesi olsaydı Allah korusun bir iç savaşta ölü sayısı bir kaç milyonla sınırlı kalabilirdi, ama, bu etnik meselede sosyal karışıklık iç içelik aynı beden içinde ciğer ve kalp ve beyin gibidir, yani, Yugoslavya örneği dahi hafif kalır, Allah korusun ölü sayısı beş miyonu geçer Türk Milleti tarihten silinir.

Ülkemizde etnik ve mezhep ve tarikat yapıları kaosu fırsat bilip, yani, selefisi, Menzili, tarikatçısı, ve Arap'ı Laz'ı Çerkes'i Boşnak'ı Ermenisi, yeni gelen göçmenler, hepsi kendini korumak için cesaret bulup kışkırtılacak ve başlarının çaresini arayacaktır!

Ayrı bir bayrağa izin vermenizin ikinci günü, ülkenin sizde kalan tarafında zayıf iradeyi gören etnik ve mezhebi unsurların ayaklanmayacağına kim garanti ediyor?

Bu açık bir istihbarati bilgidir, bu etnik ve mezhebi yapılar zaten şu anda (kritik anlarda kendimizi nasıl savunuruz diye) kendi içlerinde seri toplantılar ve çalışmalar ve yapılanma halindedir!

DÖRT

Etnik ve mezhebi yapıları kışkırtmak yerine ülkeye beş-on tane atom bombası atsanız o ülkeye daha büyük iyilik edersiniz!

Çünkü etnik ve mezhebi iç savaşların bitiş süresi yoktur, üstünlük ve tahakküm yani egemenlik sağlayana kadar birbirlerini son fertlerine kadar kırımdan geçirinceye kadar sürer.

Mesela, hadi ayrı bir bayrak verdiniz, PKK'nın ilk işi, doğu bölgesindeki vatandaş Araplar'ı sonradan gelen göçmen Araplar'ı, kendine muhalif aşiretleri, kendine muhalif siyasi yapıları, kendine muhalif tarikatları cemaatleri, anında 'soykırımdan' geçirecek! Sadece doğu bölgesini üç-beş milyonluk bir etnik ve mezhebi imha bekliyor!

Ve bu kırımın Batı'da akisleri iç savaşı daha da alevleyecek ve karşılıklı imha ve kırıma dönüşecek!

Bu sonuçlar öngörü değildir, yakın tarih bilgisinin acı gerçekleridir, Balkan ve Kafkasya coğrafyası ve Orta-doğu coğrafyası zibil gibi çok örnekleriyle ortadadır!

Fitil ateşlendikten sonra istediğiniz kadar 'haklı' olun, geri dönüşü yoktur!

Yani etnik ve mezhebi bir müzakere sonucu 'elinizde bir ülke' kalma ihtimali hiç yoktur!

BEŞ

Tarihte hiç bir devlet kendi meclisinde kendi toprakları üzerinde başka bir 'devlet' kurma hakkına sahip olmamıştır!

Ne meclis, ne Cumhurbaşkanı, ne genelkurmay başkanı, ne de başka güçlerin ya da referanduma dahi sunularak, ülkenin içinde ikinci bir askere ve bayrağa izin verdiği görülmemiştir!

Ülke içinde ikinci bir devlet kurma kimsenin hakkı değildir!

Ancak, düşman kuvvetler savaşta sizi yener ve önünüze dayarsa, mecburen katlanırsınız, başka hiçbir şart içinde kendi toprağında ikinci bir bayrak ve orduya izin verilmedi, verilemez, olmamış görülmemiş duyulmamış bir ihanettir!

Hiçbir devlet düşmana yenilmedikten sonra toprağını ve egemenlik haklarını kendi meclisinde asla tartışmamıştır, tartışamaz, böyle bir alçaklığı tarih yazmamıştır!

Toprak ve egemenlik hakları tartışmaya açılamaz!

Açıldığı yerde toprak ve egemenlik haklarınız un ufak olur bin parçaya dağılırsınız!

İskoçya ve İrlanda vb. tarihte bağımsızlığı olan ayrı bir devletti, gargaraya getirmeyin, hiç alakası yoktur! Ayrıca Roma ve Kutsal Roma İmparatorlukları döneminde Avrupa Devletleri ayrı krallıkları ve bayrakları olan şehir devletlerinin toplamıydı, yani, Avrupa dediğiniz yer 'kent devletleri' konfederasyonu tarafından yönetildi. Anadolu topraklarının yekpareliğinin Batı coğrafyasında karşılığı yoktur! 

ALTI

Ülkenin toprak bütünlüğünün bir etnik yapıyla müzakereye başlanması anayasaya aykırıdır ve toprak bütünlüğünün tartışılmaya başlanmasıyla anayasaya bağlı yurttaşların herkesin silah kullanma yani meşru müdafaa hakkı doğar!

Her toplumda ağır şizofrenler deliler paranoyaklar tımarhanelikler sapıklar boldur ve panik ve kaos anlarının karambolünü fırsat bilirler ve iç savaş koşullarında en gaddar vahşi liderler kendilerine büyük kitleler bulurlar.

YEDİ

Mecliste tartışılması demek daha kafadan PKK'ya Kürt halkının meşru siyasal temsilcisi unvanı vermek demek.

Yani tartışma mecliste sonuçlansın sonuçlanmasın PKK muhatap alınarak PKK büyük bir zafer kazanacak!

Bu meşruluğunu uluslararası kurumlarda 'resmi' olarak temsil hakkını PKK'ya Türkiye Cumhuriyeti Devleti vermiş olacak!

Etnik ve mezhebi müzakereyi tartışmak meclisin konusu değil 'vatana ihanetin' konusudur!

PKK'yı Oslo'da el altından meşru muhatap gören Tayyip iktidarı ileride yargılanacak çok büyük divanı harplik yüce divanlık suç işlemiştir, halk iradesi kamufle edilip meclise taşıyıp PKK'yı HDP üzerinden dolaylı olarak muhatap alanlar da aynı şekilde vatana ihanetten yargılanacaktır!   

SEKİZ

Kürt meselesinin mecliste tartışılması Yeni CHP ve ittifak ortaklarının 'ortak' teklifidir!

Bu proje batı dayatması tam bir ihanet projesidir!

Hiçbir parti Türk milli politikalarını karşısına alarak iktidar olamadı, olamaz!

Dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş skandal ve felaket ve yolsuzluklarına rağmen AKP'ye karşı bir puanlık olsun yükseliş gösteremeyişlerinin sebebi de Yeni CHP'nin bu hain plan tarafından dizayn edilmiş olmasıdır!

Oysa, CHP, ağzını açmadan seçime kadar dursa AKP'den sıtkı sıyrılan milyonların üç-beş puanlık kısmının geçici de olsa sığınacağı yer olurdu!

Yani milli politikaları arkasına alan bir CHP çoktan yüzde otuzları aşabilirdi.

Ama ihanet politikalarıyla yüzde 22'yi 20 senede bir puan aşamadı, aşamaz!

Bu yüzden tek çare HDP'yle ittifak'ı tek çıkış yolu görüyor ve kitlesine kabul ettirmek istiyor!

Yani CHP vatansever bir politika izleseydi HDP'ye muhtaç hale, tüm dünya tarihinin elli uzun yıldır muhalif olup da oyları yükselmeyen tek partisi haline gelmezdi!

DOKUZ

Sadece CHP'nin değil HDP üzerinde AKP'nin de çalışması var, şöyle bir anlaşmanın kapıları aralanıyor, HDP desteğiyle anayasa değişikliği tartışılıyor, AKP, HDP'ye Türk milleti, Türk, gibi kavramları Türkiye diye genelleştirip değiştirme yani zımni olarak etnik kapıyı açma şansı verecek, ve HDP de AKP'ye laiklikle ilgili diyelim cemaat ve tarikatların illegalitesini kaldıran maddeleri üstü kapalı ifadelerle değiştirilme imkanı verecek!

Şu an bu çalışma arka masalarda müzakere halindedir! Ve İyi Parti'yle bu çalışmada kontak halindedir!

ON

Liberallerin ve PKK pişpikçisi yeni CHP'lilerin çokça dile getirdiği 'peki ne olacak HDP'ye oy veren on milyon seçmen' sorusuna da sosyolojik bir açıklık getirelim.

Aidiyet duygusu.

Kırk uzun yılın iç savaşı yüzbinlerce yaralıya ölüye ve mahkumiyete sebep oldu.

On binlerce aile parçalandı ya da göçtü.

On binlerce aile derken oğlu PKK'da ölmüş ya da mahkum olmuş. Yani 'milyonlarca insan bir şekilde bu iç savaşın mağduru ya da kurbanı ya da nesnesi' olmuş.

PKK örgütüne bir şekilde şiddetine korkusuna kapılmayan anne baba aile kasaba köy aşiret yok gibidir.

Bu büyük nüfus PKK içinde ya da etrafında aldığı yaralarla ya da yaşadığı trajedilerle hayatları kararmış ya da PKK'yı sevsinler-sevmesinler hemen hepsinin çocukluk-gençlik-siyaset hatıralarının ortasında PKK ve HDP baş rollerde oynamıştır!

Ve ayrıca büyük bir uyuşturucu trafiği ve sağladığı gelir söz konusudur ve binlerce şubesinde insanların karnı HDP ve PKK'dan doymaktadır!

Girdikleri yanlış yolun istisnasız hepsi farkındadır!

Ancak bu dünyada hiç kimse aidiyetini inkar edemez, hiç kimse gençliğini hatıralarını inkar edemez, hiç kimse yaşadıklarını yok sayamaz...

Ve bir 'topluluk' olarak yan yana durarak kendi paranoyalarını güçlü tutmaktan başka çareleri de yok, ama nereye kadar?

Şehirlere ve dağlara ve yaylalara 'huzur' ve 'barış' geldikçe bu geniş nüfus zaman içinde eriyor, eriyecek, yeni 'takipçi' yeni 'kurban' bulmakta zorlanacak ve otuz yıllar gibi uzun zaman diliminde kitle üzerindeki maddi-manevi gücü etkisizleşecektir!

Elli yıl gibi uzun sürmüş trajedilerle dolu bir savaşın içinden geçiyoruz, milyonlarca insanın hatıraları ve gençliğiyle kurban ve mağdur ve trajedi ve felaketler içinde olması iç savaşın zorunlu sonuçlarıydı.

Yani HDP'nin milyonlarca oyu el bebek gül bebek ortam içinde büyümedi. İç savaş şartlarının trajedilerine bir şekilde bulaşarak ortak olarak büyüdü. Ki, PKK'nın da öteden beri istediği insanları sokak ve dağ savaşlarına sokup yaralayıp kurban etmek ve etnik çatışma içinde etnik 'aidiyet' duygusunu geliştirmek!

HDP'ye yapılacak en büyük iyilik, Türkiye kamuoyunun özellikle partilerinin 'etnik' tartışmayı HDP'nin elinden alması, hatta etnik tartışmanın siyaseten yasaklaması şarttır, Batı coğrafyasında olduğu gibi.

ON BİR

Arap, Çerkez, Türkmen, Laz, Boşnak, vs. herkesin hukuk karşısında eşit olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Anayasası Türk Milleti'nin bekası için tek çaredir!

Partilere düşen görev ise, herkesin hukuk karşısındaki eşitliğini, sosyal bölüşüm alanlarına taşımak, bireyleri, kooperatifleri, fırsat eşitliklerini, kamuculuğu, eğitim fırsatlarını herkesi daha eşit hale getirmek için çalışmak ve insanlarımızı şirketlerin holdinglerin cemaatlerin etnik yapıların baskısından kurtarmaktır!

Yoksullaşan halk karnını doyurmak bir iş bulmak ya da tayin için ya da okul ve yurt için ya PKK'ya ya da Fetö'ye koştu bir elli yıl, şimdi, yine yurtsuz işsiz insanlar aynı cemaat ve etnik yapılara koşuyor!

Liberaller neden kamuculuğa ya da devlete karşıydı, çünkü, insanlar çocuklarını okutacak para bulamasın, çünkü insanlar iş bulacak yer bulamasın, insanlar holding ve şirketlerin ve cemaatlerin insafına bırakılıp çaresiz kalıp, batı dayatmalarına açık kullanılır yönlendirilir hale gelsin!

Başardılar!

Niçin Kılıçdaroğlu'yla CHP'nin içini boşalttılar!

Çünkü 'vatan' ve 'devlet' ve 'sosyal bölüşüm-eşitlik' duygusu kalmamış insanlar gaddar bir iktidarın felaketleri karşısında HDP'li çözümler dışında sığınacak yer bulamasın!

Yani liberaller ve Kılıçdaroğlu, AKP'nin zulmüyle inleyen kitleleri sömürerek siyaset yapıyorlar, şöyle, diyelim Binali Yıldırım'ın 28 milyar dolarlık serveti ortaya çıkıyor ya da narko sevkiyatı ayyuka çıkıyor, CHP 'bakın bu felaketlerden kurtulmanın tek yolu HDP'yle ittifak' diyor.

AKP'nin kitleler üzerinde oluşturduğu bütün mağduriyet ve haksızlık ve hukuksuzluk ve yolsuzluklarının karşılığı olarak CHP kitlesine HDP'yi son çare gösteriyor!

Şu siyasi formülün garabetine bakın, vay anasını nasıl oluyor bu, AKP hukuksuzluk yaptıkça HDP kazanıyor!

Oysa AKP yolsuzluk yaptıkça kazanan hukuk olmalı yasa olmalı vatansever dürüst insanlar olmalı!

Dünya tarihinin en büyük yolsuzlukları karşısında bu ülkenin bir iradesi yok mu ayağa kalkanı yok mu avukatları mühendisleri acı çekenleri yuh diyenleri yok mu, ki, tek adres neden HDP gösteriliyor!

ON İKİ

Ve tabii HDP'nin CHP tarafından adres gösterilmesi kısır bir döngüye dönüşüyor ve yine AKP kazanıyor. Diyor ki AKP, işte CHP vatan hainleriyle aynı ittifak içinde.

Yani Kılıçdaroğlu Tayyip Erdoğan'a çalışıyor!

Erdoğan'ın eline büyük bir koz veriyor!

Ve her seçim arifesinde bu böyle oluyor!

Bir daha seçim geliyor yine böyle oluyor ve kazanan hep AKP oluyor!

Tabii Kılıçdaroğlu'yla AKP'ye akıl verenler aynı güçler olunca...

Birbirini besleyen bu kısır döngüler içinde Türk Milleti çaresiz kalıyor!

Birbirini besleyen bu kısır döngüleri devreye çünkü Kılıçdaroğluna akıl verenler sokuyor! O muhalif TV kanallarının finansörleri böyle buyuruyor!

Türk Milleti'nin hukuku siyaseti başını bir türlü boktan meselelerden kaldıramasın diye.

Türk Milleti etnik ve cemaat yapılanmalarıyla iç savaş eşikleri korkusu paniğiyle korksun dağılsın yalan yanlış galeyanvari tepkiler versin parçalansın diye.

Türk milleti kendi iradesini unutsun, HDP'ye muhtaç olsun diye!

Türk milleti kendine güvenmesin dışardan reçetelere akıllara muhtaç olsun diye!

Türk milleti egemenlik haklarına cumhuriyete bağımsızlığına hiç bakmasın etnik bölücülerin liberallerin oyuncağı kuklası deneme tahtası şamar oğlanı olsun diye, şu anda yeni CHP'yle iştahları açılmış, şehvetle iş başındalar!