Koloni'de muhalefet günleri

Koloni'de muhalefet günleri

Biraz dertleşelim, zorunlu askere alma nedir, gönüllü askere alma nedir, düz anlamlarını herhalde hepimiz biliyoruz, ancak, geçimini başka türlü kazanamayan bir çocuğun gönüllü askere yazılmasının asıl sebebini de biliyoruz. Ekonomik imkanlıksızlar onu askere 'gönüllü' yapmıştır. Askerlik tarihine bir de iş ve iş bulma kurumu olarak bakın. Dinleri kültürleri ırkları ne olursa olsun tarih öncesinden beri 'parayı verenin' ordusunda kılıç sallayan gençleri görürsünüz, tarihi yapan yazan bu herkesin ordusunda parasızlık dank edip asker olanlardır.

Giresun'da sel felaketi yaşanınca 90'lı yıllarda 15/20 yıl aralıksız Karadeniz Sahil Yolu çok sonra HES'lere karşı yazdığım onca yazı aklıma geldi. Püf noktası, holding medyasından tek kişi Sahil Yolu'na ve HES'lere karşı tek yazı yazmadı. Yüzlerce liberal o günlerde büyük medyada 'dünyalıklarını' yapıyordu. Ne zaman ki Sahil Yolu bitti, işte o zaman büyük medyada bu yola ve HES'lere karşı yazılar görmeye başladık. Ama olan bu bize oldu. Dışlandık, marjinalize edildik, suçlandık, yalnız kaldık. Öyle ağır bir yalnızlık ki anlatılmaz.

Hep şu soruyu sordum, bu topraklarda dünyanın en eşsiz en güzel coğrafyasına karşı bir daha milyonlarca yılda düzelmeyecek bu vahşi saldırıya karşı bir-iki yazar olsun niye yok. Çünkü ses getirecek basın dediğin holding medyasıydı. Sıkıysa karşı çık. Baştacı edilen liberal tayfa istisnasız patronlarına karşı gelemezdi, akıllı adamlardı, onların ihaleleri ve yolsuzlukları, banka soygunlarına karşı tek satır yazamazlardı, yazmadılar. Bu bir örnek hadise, bir çok siyasi konuda aynı derin sessizliği yaşarsınız. Diyelim FETÖ operasyonları döneminde. Bu iftira ve belgesiz ithamlara karşı çıkacak kimse yok. Neden? Holding medyası ele geçirilmiş. Kıyıdan köşeden ne yazarsanız yazın geniş kitlelere ulaşamıyor. Ne oldu, marjinalize edildik, dışlandık, suçlandık, bir kenara itildik. Yüzümüze yazımıza bakan tek kişi çıkmadı. Öyle derin bir sansür ve karartma ki sormayın. Bu büyük sessiz duvarı delmek mümkün değildi.

Böyle nice olay size hayata dair çok köklü değişmez ahlaki şeyler öğretiyor. Para babaları siyasi görüşleri inançları ne kadar farklı olursa olsun çıkarları 'ortaktır'. Gayet iyi biliyorsunuz ki hayat ve siyasetlerinde ilk öncelikleri para, mal, yığmak, servet yapmak vs. olmuş nice yazar ve siyaset adamlarının yolu kesişir, aynı dereye akarlar, aynı denize birlikte ulaşırlar. Ve bilirsiniz ki bu dünyada mesleğin ve ahlakınla yapacağın servet bellidir. Yani bir yazar yani bir siyasetçi normal yollarla yüz milyon ikiyüz milyon servet yapamaz. Yapıyorsa da ne yapalım artık çok yorulduk bir şey diyecek mecalimiz de kalmadı.

Tayyip bey ve çevresinin damadının yakınlarının parasına servetine diyecek ne lafımız olabilir artık milletçe kanıksadık, kabullendik, iktidar etrafındaki İslamcı zenginlerin servetleri hepimizi yordu, önce gına getirdi sonra hepimizi bitkin ve umutsuz bıraktı. Artık ne söylesen nafile çözümsüzlük iklimine milletçe çoktan girdik. Tabii biz yazarız çoğu zaman olup biteni kaynak belge şudur şurasıdır diyerek veremezsek de gören gözlerimiz var. İnsan böyle zamanlarda çok derin bir muhasebe yapıyor! İşte muhalefet? Dünlerini bugünlerini tanıyor biliyoruz, her şey gözlerimizin önünde oluverdi. Davutoğlu'nun gazete çıkartacak gücü nereden geliyor, Allah daha çok versin. Babacan? Bu genç yaşta bu zenginlik, ona da Allah daha çok versin! Gözümün önüne şöyle, muhalif kanalları, spikerleri, en önde yayınevlerini ve yazarlarını getiriyorum. Her birini tek tek tanıyor takip ediyorsunuz. CHP'nin tepesinden on-onbeş kişi sayayım, İmamoğlu, Allah daha çok versin, Tuncay Özkan (nicesi) Allah bereketlerini arttırsın, Sözcü'den beş-altı yazar sayayım, muhalif ekranlardan üç-beş kişi sayayım, servetleri yüz milyonları çoktan aşmış. Nasıl da genişlemişler. Aydınlık ve ışığa boğulmuşlar(?). Ayrıca efsane olmuşlar(?). Muhalif kahramanlarımız(?). Ayrıca patronları nerede ne iş yapar bilen de yok(?). Halk TV'nin patronu İngiltere'de, Fox TV dünyaca ünlü. Muhalefetin büyük ustaları medari iftiharları. Muhaliflikleriyle öne çıkmış bu TV'ler bu kanallar bu spikerler bu yazarların servetleri-sahipleri acı çeken muhalif kitlelere umut oluyor, gelecek oluyor, helal olsun, adam gibi adam, işte muhalefet bu servet sahiplerinden oluyor.

Yoksa manyak deli olan bir ben miyim, niçin muhalefet yapıyoruz, bağımsızlığımız ve onurumuz için, milyonlarca işsiz için, yoksulluk için milli servetlerin yağma ve talana ve çarçur ve müsrifliğine karşı durmak insanlık görevimiz olduğu için. Sonuç? Bir yabancı patron ya da yadellerinde patron ve her biri yüz milyon servet yapmış muhalif spiker yazar ve patronlarla işte bu hakkı hukuku yenen kitleleri savunacağız(?). Kendime sorum şu? Nasıl oldu da nasıl oluyor da servet sahibi yayınevleri, spiker ve yazar ve patronlar muhalefetin öncüsü bayraktarı sancağı oluverdi? Neden muhalefetin önder kadrolarının başına hep 'dünyalığını' yapmış insanlar geçiyor, yoksa seçiliyor mu?

Tabii ayrıntılı konuşmak, bazı dürüst arkadaşlarımızın da hakkını vermek lazım! Bu öncü muhalif kahramanların yanında hayatları ekonomik imkanları bizim gibi tanıdık arkadaşlar da zibil gibi çokça var. Ve ama onlar dürüst ve daha sahici yazarlar oldukları halde bu önder(!) muhalif kahramanların yanında 'çömez', çerez kabilinden, handiyse 'süs' olsun diye varlar. Mevzunun da farkındalar, ama konumları bu kahramanların hemen yanıbaşı, Don Kişot ve Sanço Panço. Burada duralım. Servet sahiplerine meşruiyet ve gerçeklik kazandıran işte bu dürüst temiz bizim gibi yoksulluk mücadelesi veren arkadaşlar.

Don Kişot eleştirmenleri Don Kişot'u yaratan sahici kahramanın Sanço Panço olduğunu ileri sürerler.

Çünkü Sanço Panço olmasaydı Don Kişot hayaller halüsinasyonlar içinde bir kahraman olarak kalacaktı. Ancak Sanço Panço'nun hayatı romanda çok gerçekçidir. Yoksulluğu sahiciliği hatta tutarlılığı hatta aklı selimliği romanı 'gerçekçi' kılar.

Yani muhalif kadroların önünü çeken yalnız zengin kanal sahipleri zengin spikerler zengin yazarlar olsaydı çok da şeyimizde olmazdı, notunu verir hesabımızı ona göre yapıverirdik.

Ama bizim gibi gıli gılina geçinen bu yoksul arkadaşlar muhalefet sahnesini hepimiz için içinden çıkılmaz trajediye dönüştürüyor.

Çocukken dayanamaz ufuklara doğru kulaç vura vura denize açılırdık. Tek başınıza ufuklarda yüzmek öyle yüksek duygular yaşatır ki, denizin rengi, küçük dalgalar, sessizlik, bulutlar her şey sahici bir rüyanın içine sokar sizi. Tam da bu renkli coşkun hayaller içinde burnunuzun dibinde bir 'bok' parçasının yüzdüğünü görürsünüz?

O an hayalden çıkar cin çarpmış gibi gerçeğe döner ve boktan hızla kaçmaya başlarsınız, ki, işte o zamana kadar saatlerce yüzdüğünüz halde hiç hissetmediğiniz yorgunluk üstünüze çöker. Rahatlığınız keyfiniz kaybolur kramp girer bir tuhaf zehirli deniz anası size dokunur diye aklınız çıkar, korkmaya başlarsınız artık sizi 'panik' yönetir, bugünkü 'muhalefet'i yönettiği gibi.

Sorun şudur, bu yoksul Sanço Pançoların servet sahibi yazarlara spikerlere kanal sahiplerine hizmetleri, boyun büküşleri, biatları, sessizlikleri, katlanışları, vs. olmasa, tek başlarına kendi yoksul hayatlarının amansız kudretiyle çok sert ve amansız muhalefet yapabilecekleri aşikardır. Tarih de sosyoloji de sahici muhalefetin kemiği-omurgası olarak bu aç yoksul ekonomik sınırda yaşayan acı çekmiş insanların muhalefeti varettiğini yazar.

Sorumuz şudur, bu yoksul sınırda yaşayan arkadaşlar bu dizayn edilmiş muhalif orduya zorunlu mu asker olmuşlar yoksa gönüllü mü? Şüphesiz ekonomik zorluklar onları bu sahte kahramanların bu sahte servet sahiplerinin yanına asker diye yazdırtmıştır.

Oysa muhalefet için bize servet sahibi değil soylu insanlar lazım.

Acı çekmiş, kitlelerin halkın yoksulluğunu kendi bedenlerinde ve ailelerinde yaşamış, darda kalmış, batmış, itilmiş, dışlanmış, marjinalize edilmiş ve kovulmuş ve onurları itibarları kişilikleri hiç hesaba alınmamış ve ülkeleri için meselesi olan insanlar. Evet, muhalefet budur, böyledir, ama bakın onlar da kimlerin ordusuna yayınevine gazetesine 'asker' yazılmışlar!

Muhalefetin ayarlarını yapan kim? Mesela 'özerklik' sözü karşısında kimler ne diyor? Ya da cumhurbaşkanı adaylığı karşısında ayarları hangi yazarlar kanallar spikerler yapıp onaylattırılıyor?

İpleri ellerinde tutanlar hepsi onbeş-yirmi isim, onbeşinin yirmisinin de şiir gibi servetleri olmuş. Bir gizli el neden hep onların isimlerini öne çıkarmış. Kanalları onları tekrar tekrar büyütmüş, yayınevleri onların kitaplarını basmış, her gün onların bir twitleri bir demeçleri flaş flaş flaş diye kurtarıcı meydan okuyan muhalif çıkışlar olarak döne döne veriliyor?

Muhalefetin en önüne servet sahiplerini çıkartan bu güç kimdir?

Servet sahiplerinin kullanışlığı mı?

Bu muhalif orduyu kim yönetiyor?

Milyonlarca işsiz gencin feryadını işte bu servet sahipleri savunuyor!

Yoksul halkın acılarını trajedilerini bu onbeş-yirmi servet sahibi insanlar 'dillendiriyor'.

Sizce de burada bir tuhaflık bir sosyolojik bozukluk yok mu?

Yani yoksul halkımızın muhalefet ihtiyaçlarını hayatlarında Anadolu'nun yoksulluğunu hiç yaşamamış yabancı patronlu bu kanallar mı bu yazarlar mı giderecek!

Hiç mi işkillenmiyorsunuz hiç mi isyankar bir soru sormuyorsunuz!

Yoksul halkımızın acılarını çaresizliğini hayatlarında hiç aç kalmamış yokluk çekmemiş bu servet sahibi spikerler yazarlar kanallar hatta sahipleri yabancı Halk TV, Fox TV dillendirecek, bir gariplik yok mu? Amerikan düşünce kuruluşları Amerika'nın koloni bakanlığı değil mi? İngiltere'nin sivil kurumları koloni bakanlığı olarak çalışmıyor mu raporlar yazmıyor mu bizde ki muhalifleri ağırlamıyor mu? Biden demeden önce muhalif kanallara para verilmiyor muydu? İngiliz ve Amerika'nın koloni bakanlığının yüz yıldır aynı maksatla çalıştığını nasıl unutursunuz?

Bir 'tuhaflık' hissetmiyor musunuz?

Muhalif sürünün başına bu adamları kanalları spikerleri yazarları kimler niye getirdi, hiç mi merak etmiyorsunuz?

Kimden kimlerden medet umuyorsunuz! Bazen dolu yağarken gökten başımıza patlıcan yağması gibi bu servet sahipleri doğal tabiat olaylarıyla başımıza muhalif önderler oluverdiler?

Yani başkalarının şeyi ve türküsüyle mi bu acımasız yobaz iktidarı yıkacağınıza inanıyorsunuz, ve sonra iktidarı alıp size buyrun sizin hakkınız diye size hediye ediverecekler?

Kendi gücünü kendi imkanlarını kendi insanlarını kendi varlığını bilmeyen insanların kendi projeleri olamaz. Birileri sizi hep aynı kısır döngünün habire felaketlerine sürükler.

Soralım şimdi, vatanseverliğinden kuşkumuz olmayan, çocuklarının okul masrafları, geçimleri, düşük maaşları uğruna sessiz kalan Sanco Panço'lar bu dayatılan projeye 'zorunlu' mu 'gönüllü' mü yazıldılar? Neden tek biri CHP'nin özerklik sözüne karşı tek satır yazmadı, yazamıyor! Atatürkçü kitaplarla bu ülkede tarihinin en zengin yayınevi oluyorsun ama özerkliğe karşı tek laf etmiyorsun

Bir elleri yağda bir elleri balda ve dayatılan projeleri muhalefet diye size kakalayan bu dizayn yapılar kimler tarafından tek ve zorunlu başka çıkışı olmayan tek tür 'muhalefet' oluverdi?

Bu 'muhalefet' değil 'koloni' bakanlığıdır, hepinizi daha beterine razı eden, hepinizi taviz verilen siyasetlerde suskunluğa zorlayan, hepinize kendi gücünüzü unutturan, hepinize daha katmerli acılar çektiren, ve filmin sonunda, servet sahibi el bebek gül bebek yaşayan yazar spiker ve kanallara Allahım bizi kurtar diye dua ettiren, çok daha derin gönüllü bir kölelik.

Bizi koruyun, beni koruyun, ülkemi koruyun diye, eteklerine yapışıp yalvardığınız bu adamlar kimin hangi projelerin adamıdır?

Biz kimiz?

Anadolu kimdir?

Bağımsızlık savaşımız nedir?

Cumhuriyet neyin adıdır?

Kendi karnını kendi doyuran kimseye mihnet etmeyen kimseye eyvallahı olmayan gerçek sahici soylu insanlar neden sahnenin dışındadır.

Türküler ve kültürümüzdeki 'yedi kat yalnızlık' dediğimiz, işte budur.

Kardeşlerim, koloni bakanlığı sizin kültür ve bilincine uygun masallar yazar, 'uçan halı' gibi.

Kardeşlerim, I. Dünya Savaşı patlak verince, halife, hilafet sancağını açarak cihadı ekber ilan edince, İngilizler paniğe kapıldı, çünkü Hintli müslümanlar Mısırlı müslümanlar Asyalı müslümanlar 'isyan' ederse imparatorlukları parçalanacak.

İngilizler kalktı, her ülkenin kültürüne diline uygun bildiriler yazdı, Hintli müslümanlara ayrı, Mısırlılara ayrı, Anadolu'daki müslümanlara ayrı. Mesela ilk dönem bildirilerinde henüz Lawrence isyanları başlamadan Türklüğü övüyorlardı, Türk Milleti asildir cesurdur diyorlardı, çünkü o zaman Türklerin gururlarını öne çıkartmak işlerine geliyordu, Arap isyanlarını kışkırtmak için Türklerin barbar olduğunu sonra yazıp çizmeye başladılar. İnanın, hiç şüphem yok, bugün muhalefetin Atatürk ismine ihtiyacı çok fazla, bir iktidarı alsınlar, tıpkı liberalli FETÖ yıllarında olduğu gibi milli yerli değerleri ve kahramanları küçümseyip aşağılamaya yine başlayacaklardır, hatta bugün Atatürk ismine rağmen..

Bugünden hiç korkmadan Ekmeleddinler, Abdullah Güller, özerklik sözleriyle PKK, ayrı bildiriler yazıyor, koloni bakanlığı hepinizi kendi kültürünüzün uçan halısına bindiriyor!

Ve sizin başınızı öyle döndürüyor öyle sarhoş ediyorlar ki aynı koloni bakanlığının muhalefet içre nasıl 'sansür' uygulayıp yerli milli aydınları nasıl tasfiye ettiklerini tek satır yazıp çizmiyor sizlere hiç hissettirmiyorlar.

Ve ama biz sormayı sürdürelim, koloni bakanlığı projeleri için servet sahipleriyle neden daha kolay ilişkiye girebiliyor?

Ya da bir daha soralım zenginlik insanın kasasında mı ruhunda ve içinde mi?

Değerler çok karıştı, karıştırıldı, bağımsız insan mı daha zengin yoksa koloni komiserleriyle yatıp kalkıp matematik seçim hesapları yapanlar mı?

İşte Beyaz Rusya'da bir tarafta diktatör diğer yanda Soros'un Batılı sivil kurumların desteklediği muhalifler, ki, bu muhalifler içinde bizim gibi iki tarafı boklu değnek içinde sıkışmış kalanların sayısı daha fazla.

Her ülkede hayatın her yerinde sizi iki boklu değnekten birine razı eden 'koloni' bakanlıkları ve onlara teşne onlarla işbirliği içinde gazeteler aydınlar neden servetleri ve şöhret ediliş süreçleriyle aynısı hikayeler!

Ve hala sizin acılarınız sizin yoksulluğunuz sizin çaresizliğinizle KENDİLERİNE SERVET, kendilerine PROJE yapıyorlar.

Doğu'da çocuğu öldürülen kanı dökülen acı çeken yoksul çaresiz kalan sizsiniz, ama, siyaset, her ülkede ONLARIN, şöhret ettirilmiş servet sahibi yaptırılmışların ELLERİNDE!

Kanı dökülen sensin, muhalefeti yapan yine o servet sahibi yayınevleri yazar spiker kanal sahipleri siyasetçiler!