Mehmetçiğin katilinin gizli dünyası: Kadro taktikleri tecavüz

Türk Ordusu’nu İdlib’de hedef alan saldırılarla gündeme gelen ‘Ebu Bekir Sıddık’ın Yardımcıları’ isimli örgütün, tecavüz ve kötü muameleyle küçük yaştaki çocukları zorla birlikte olmaya zorladığı ortaya çıktı. Kendi devşirdiği çocukları ergenlik çağına ulaşınca cinsel birliktelik yaşaması yönünde baskı altına alan örgüt, IŞİD’e bu yöntemle kadro yetiştiriyor. Veryansın Tv’ye konuşan SASAM Başkanı Mesut Emre Karaköse, 'Örgüt, halihazırda IŞİD gibi etkili olduğu bölgelerde önce nüfusun listesini istiyor, sonra da eşleştirdikleri çocukları birlikte olmaya mecbur ediyor' dedi.

Mehmetçiğin katilinin gizli dünyası: Kadro taktikleri tecavüz

ERAY ÇELEBİ/ VERYANSIN TV

Türkiye’nin terör listesinde bulunan HTŞ’nin alan hakimiyetini artırmasının ardından daha da karmaşık hale gelen İdlib sahası son dönemde Türk Ordusu’nu hedef alan saldırılarla yeniden gündeme geldi. 

HTŞ’yi ılımlaştırma planının ardından devreye sokulan yeni örgütün adı ise ‘Ebu Bekir Sıddık’ın Yardımcıları’. 

Söz konusu örgütün El Kaide’nin Suriye kolu Hurras ed-Din ve Cund el-Aksa'dan ayrılan teröristler tarafından kurulduğu ortaya çıkmıştı. Aynı zamanda örgütün IŞİD ile yakın temas kurduğu belirlenmişti.

MİLİTAN KAYNAĞI 

Veryansın Tv, örgütün kadrolarını nasıl devşirdiğine ilişkin ise yeni bilgilere ulaştı.

Veryansın Tv’ye konuşan SASAM (Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanı Mesut Emre Karaköse, ‘Ebu Bekir Sıddık’ın Yardımcıları’nın tecavüz ve kötü muameleyle küçük yaştaki çocukları zorla evlendirdiğini söyledi.

Örgütün kendi devşirdiği çocukları ergenlik yaşındaki kızlarla birlikte olmaya zorlayarak IŞİD’e kadro yetiştirildiğini belirten Karaköse, “Yöntem olarak da IŞİD'i takip ediyorlar. Etkili olduğu bölgelerde önce nüfusun listesini hazırlıyorlar. Yetişkin, ergenlik çağındaki kız çocukları ve dul kadınlar listeleniyor. Sonra da dul kadınlarla, 12, 13, 14 yaşına ulaşan ergenlik çağındaki çocukları zorla evlendiriyorlar. Doğan çocukları da IŞİD'e eleman olarak yetiştiriyorlar. Aynı şekilde küçük yaştaki kız çocuklarını da erkeklerle evlendiriyorlar, tecavüz ediyorlar. Bunu halihazırda yaptıklarına dair bilgiler edindik. Bu şekilde IŞİD’e kadro yetiştiriyorlar. Geleceğe yönelik bir kurgu bu.” dedi.

ÖRGÜT İDLİB’DE HANGİ BÖLGELERDE ETKİLİ?

Peki örgütün İdlib’de hakimiyet alanları hangi bölgelerde?

Karaköse “Bu hücreler, Türkmen Dağı dediğimiz Bayır-Bucak bölgesinde, nüfusun tahliyesinden sonra varlık göstermişler. Aynı zamanda stratejik bir bölge olan Maaret El Numan’da yoğunlaşmaları olduğu yönünde bilgiler geliyor. İdlib kırsalında, Serakip’te de etkililer.” ifadelerini kullandı.

İlgili yazı: Tehlikeli HTŞ planının perde arkası... Kimi 'Başbakan' yapacaklar?

‘HTŞ’Yİ SİYASİ MUHATAP YAPALIM’ KURGUSU

Türkiye’nin terör listesinde bulunan HTŞ’yi ılımlaştırma planı işlerken söz konusu örgütün öne çıkmasına değinen Karaköse “Zaten HTŞ baştan itibaren geçici hükümet ilan ederek siyasi muhalefetin merkezi olduğunu öne sürdü. Yani bu sonradan gelişen bir şey değil. Terörize etmek yerine, siyasi bir aktör olduğu imajını hep oturtmaya çalıştı. Büyük güçlerle de muhataplıklar geliştirdi. Derinde kurgulanmış bir şey olabilir. Yani 'kötü aktör rolünü bu tarz örgütlere yıkalım. HTŞ’yi siyasi muhatap haline getirelim” gibi derinlerde kurgulanmış bir yapı olabilir. Görünene göre ise HTŞ ile gerginlikler yaşayan bir grup.” diye konuştu.

Türkiye’yi ve Türk Ordusu’nu “mürted” olarak gören örgütün kara propagandasına ilişkin de konuşan Karaköse, atılacak adımları sıraladı:

'TÜRK ORDUSU’NA ‘MÜRTED’ DİYORLAR'

“TSK’ya yönelik 11 saldırısı var ama 20’ye yakın da faaliyetleri olmuş. Bazıları küçük çaplı. İntihar saldırısı da olmuş, suikast da olmuş, EYP terör saldırıları da olmuş. İrili ufaklı 20’ye yakın terör eylemleri gerçekleştirmiş. Büyük çaplı saldırıları hep Türk Silahlı Kuvvetleri’ne. Dolayısıyla bu yapı aslında Türk Ordusu’nun sahada yıllardır mücadele ettiği, fiilen savaştığı, yok etmeye çalıştığı, terör örgütü IŞİD gibi hem Türkiye’ye hem de Türk Ordusu’nu ‘mürted’ olarak tanımlıyor. Yani dinden çıkmış, dinden dönmüş gibi gösteriyor. Türkiye’yi İslam topraklarından çıkarılması gereken, katli vacip olan, hatta NATO üyesi olduğumuz için de haçlı işbirlikçisi bir işgal gücü diye tanımlıyorlar. Kendi yayınlarında, yazışmalarında, sosyal medya paylaşımlarında… Buna benzer tanımlamalara IŞİD’in propaganda malzemelerinde ve dergilerinde rastlamıştık. Yani neye dayanarak Türk insanının ‘mürted’ olduğunu söyleyebiliyorsunuz? Verdikleri cevap şu oluyor:

‘Hakimiyet Allah’ındır. Türkler “hakimiyet milletindir” ilkesi çerçevesinde hareket ediyor. Oy verdiği anda bile bir Müslüman dinden çıkar, Türk insanı zaten sonradan uydurulan şeylerle İslam inançları tahrip olmuş, türbelere gidip, ölülerden medet umuyorlar.’

Bu şekilde bizi İslam’ın dışında görüyorlar.

‘DİLİ EL KAİDE VE IŞİD’

Dili, aynı IŞİD ve El Kaide’ye benziyor. Cihatçı unsurlar olarak tanımlanıyorlar. Tabii bu orijinal cihat da değil. Cihat, insanın nefsiyle, kötülüklerle mücadelesidir. Tutup da masum insanlara yönelik terör faaliyetleri yapması asla değildir. “

‘İDEOLOJİK MÜCADELE ŞART’

Sahada Türk Silahlı Kuvvetlerinin yaptığı mücadele çok önemli. Çünkü silahlı yapılar, silahlı gruplar söz konusu. Bunlarla silahlı mücadele çok anlamlı, değerli, önemli ama yeterli değil. Bu işi, bu bataklığı kökünden kurutabilmemiz için fikri, ideolojik, finansal mücadelenin de yapılması şart. Finans kaynaklarının kesilmesi de gerekiyor.

Bizim yoğunlaştığımız alanda önemli olan fikri ve ideolojik saha. Biz SASAM olarak radikalleşme ile mücadele masası kurduk. O konuda da Türkiye'deki ilk akademik kitabı yayınladık.

‘CİDDİ TEDBİRLER ALMAK LAZIM’

Sayıca henüz az da olsalar ciddi tedbirler almak lazım. Nitekim son haftalarda Gaziantep, Konya ve Kayseri'de yapılan IŞİD operasyonları da bu tehlikenin önemini ortaya koyuyor. Devletin de bu konudaki farkındalığı işaret olarak okunabilir.

‘DİYANET ANTİTEZ GELİŞTİRMELİ’

Antitezler geliştirmemiz lazım, bu teze karşın. İslam’ın Kurani manada yorumu aslında rahmet ve selamet dini yaklaşımıdır. Bunların yaptığı kendilerinden olmayan herkesi ötekileştirip, katilini vacip gören insanlık ve medeniyet dışı bir örgüt. Bu tabloyu ortaya koyup zihinlere yerleştirebilmemiz, gençlerimizi tekrar Türk İslam’ı ya da Anadolu İslam’ı olarak yorumlayabileceğimiz hoşgörüyü, merhameti, saygıyı, sevgiyi, birlikte yaşama kültürünü benimseyen bir çizgiye getirebilmemiz gerekir.

Şimdi Suriye sahasında güvenlik birimlerinin ya da istihbarat birimlerinin yaptığı faaliyetler dışında da hem sivil toplum kuruluşlarının hem de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu tezlere antitez geliştirip bunları çürütebilmesi lazım. Yayınlarıyla, söylemiyle, sloganıyla...

‘TERÖR BATAKLIĞI’ TEHLİKESİ

Çünkü bu yapılan uzun süre bu faaliyetlerine devam ederse bölge bir terör bağı bataklığı haline gelecek. Oradan türeyen haşereler, sivrisineklerin bize olumsuz etkilerinin olacağını bilmemiz gerekiyor. Hem de aynı zamanda bölgeyi istikrarsızlaştırarak dış müdahaleye de açık hale getiriyor. Bunların varlığını gerekçe gösteren bölge dışı aktörler, büyük güçler sahada varlık gösteriyor. Bu da istikrarsızlığı pekiştiriyor. Bir sarmala, döngüye dönüştürüyor. O nedenle fikren, ideolojik anlamda, askeri anlamda her yönüyle çok boyutlu bir mücadele gerçekleştirmekte fayda var.“