Meral Akşener, Kemal Kılıçdaroğlu’nu geçmek üzere

featured

Gürbüz Evren yazdı

Daha önce de birkaç kez İyi Parti’nin, muhalefetin birinci partisi olmayı hedeflediğini ve CHP’yi geçeceğini yazmıştım.

İyi Parti bu hedefe emin adımlarla yürüyor. Bunda Meral Akşener’in payı büyük.

Türkiye gerçeği şu; uzun yıllardır AKP’yi desteklemiş, ama bugün kararsız gözüken ve yüzde 20’lerle ifade edilen geniş kitleleri yanına çekmeden ne İyi Parti ne de CHP oy oranını söz sahibi olacak şekilde artıramaz.

Hedef kitlenin önemli bir bölümü belliyken, stratejinizi, söylemlerinizi buna göre planlayamıyorsanız, başarı şansınız da düşer.

Hatırlayalım, Kemal Kılıçdaroğlu, uzunca bir dönem ‘Gandi Kemal’, ‘Sakin güç’ olarak anıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik söylemlerinde ses tonunu yükseltmezdi. Nezaket sınırlarına dikkat ederek ve gülen bir yüzle ifadesiyle konuşurdu.

Bundan sonuç alınamayacağını düşünen CHP kurmayları, Kılıçdaroğlu’nun tavrının değişmesini önerdiler. Bunu da “CHP tabanı sertlik istiyor” sözleriyle savundular.

Kemal Kılıçdaroğlu da AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı görülmemiş sertlikteki bir yüz ifadesiyle, en ağır söylemleri kullanarak ve kimi zaman bağırarak konuşan, her an tekme tokat dalmaya hazırmış havasında bir siyasetçi görüntüsü vermeye başladı.

Kılıçdaroğlu böyle bir tavır takınınca CHP’nin sözcüleri, MYK üyeleri, milletvekilleri de aynı yola girdiler. ‘En katı Erdoğan muhalifi benim’ yarışı başladı. Odada, sokakta, tarlada videoyu çeken yayınlansın diye muhalif kanallara gönderdi. İş muhalefet yapmaktan çok en sert sözleri ben söylerim yarışına dönüştü. Vahşi bir ortam olan Twitter’dan aldıkları “helal sana, yürü be aslanım” içerikli mesajlara bakarak doğru yolda gittikleri düşüncesine kapıldılar.

Bu sert muhalif siyasetçi görüntüsünün, CHP tabanının bir bölümünün beğenisini aldığı kesin, ama anketlere göre yüzde 20 oranında olduğu söylenen AKP’den uzaklaşmış seçmen kitlesinde ise olumsuz bir etki yapıyor.

Çünkü söz konusu kesim giderek artan ekonomik krizin de etkisiyle her ne kadar AKP’den uzaklaşmış ve kararsız konumuna geçmiş gözükse de Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında hassasiyetini gizliden gizliye korumaktadır.

Kılıçdaroğlu ve CHP sözcülerinin, ‘Sertlikte sınır tanımaz muhalif benim’ görüntüsü içinde Erdoğan’ı hedef almaları, işte bu kitleyi içten içe tedirgin etmekte, Erdoğan’a sahip çıkma refleksi geliştirmelerine yol açmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu psikolojiyi çok iyi bildiği içindir ki, Kılıçdaroğlu ve CHP sözcülerinin kendisine daha da sert bir şekilde muhalefet etmesini istemektedir. Kısacası tuzak budur.

Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP sözcülerinin dozunu her geçen gün daha da artırdıkları ‘en sert muhalif’ tavrının, partinin oy oranını yukarı taşımadığı da bir başka gerçek olarak ortada durmaktadır. Burada kafa yorulması gerek soru, “Bunca sertliğe rağmen neden aynı yerde sayıyoruz ve kitle desteği neden büyümüyor?” olmalıdır.

Şimdi gelelim İyi Parti’nin, muhalefetin birinci partisi olma hedefi için uyguladığı stratejiye.

Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitap ederken hep ‘Sayın’ ifadesini kullanıyor. İyi Parti sözcüleri de Akşener’in üslubunu aynen kullanıyorlar.

Akşener konuşmalarında, vücut dilinde, söylemlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik tehdit sayılabilecek içerik olmamasına dikkat ediyor. Kaçacak, yargılanacak, bitecek vb. açıklamalardan uzak duruyor.

Kılıçdaroğlu’nun, ‘Dostlarımızla iktidara geleceğiz” söylemi, AKP’den uzaklaşan kesimde, kendi başına iktidar olamayacağını düşünenlerin özgüvensizliği, güçsüzlüğü şeklinde algılanıyor. “En büyük benim diyen, ama kendine güvenmeyen bir partiye neden oy vereyim” düşüncesine yol açıyor.

Meral Akşener ise “Sandık geldiğinde milletimiz İyi Parti diyecek” söylemini kullanarak ve “Ben Başbakan olacağım” iddiasını ortaya koyarak AKP’den uzaklaşmış, ama hala Erdoğan hassasiyeti taşıyan yüzde 20’lik kitlede sempati oluşturuyor. AKP’den kopacak oylar için yumuşak geçişli bir adres oldukları mesajını veriyor.

Kılıçdaroğlu konuşmalarını sayılara, verilere, önerilere, tehdit çağrışımlı ifadelere boğarken, daldan dala atlayıp ‘ne demek istedi’ sorusunu oluştururken, sinirlemiş de dövüşmeye gidiyor görüntüsü sergilerken Akşener, “İyi Parti iktidarında kimse sabretmek zorunda bırakılmayacak. Hesabını kitabını yaptık” diyerek sadeleştiriyor. Mesajlarını kısa ve net, herkesin anlayabileceği şekilde sakince veriyor.

İyi Parti’nin anketlerde sürekli artan oy oranlarına ulaşmasının ve çok yakın bir gelecekte CHP’nin önüne geçecek olmasının temelinde, yukarıda sıraladığımız nedenler ve fazlası vardır.

Daha da önemlisi İyi Parti, uzun süredir uygulamada olan bu strateji sayesinde sadece AKP’den uzaklaşanların değil CHP’ye oy vermişlerin de desteği artan oranda almaktadır. Bu gerçeği CHP çevreleri de bilmektedir.

Hem CHP hem de İyi Parti’de çok sayıda üst düzey yönetici, milletvekili, belediye başkanı arkadaşım var. Yazılarımı okur ve benimle düşüncelerini paylaşırlar. Bugüne kadar tamamına yakını, birkaç ayrıntı dışında görüşlerime katıldıklarını bildirdi. Siyaseti yazanlar için bu dönüşler çok önemlidir. Önümüzdeki yıl haziran ayında yapılacak seçimlere kadar kaleme alacağımız çok yazı olacak.

[email protected] 

Meral Akşener, Kemal Kılıçdaroğlu’nu geçmek üzere

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

4 Yorum

  1. iyi partinin sağlam bir tane ayağı yok.. geniş bir seçim ve ifşa çalışmasıyla zafer partisi, iyi parti ve cumhur ittifakının büyük çoğunluğunu alabilir..
    bu seçimde 2002 deki gibi tepki oyu yağacak

  2. 1 ay önce

    Oylar Ümit hocaya.

  3. 1 ay önce

    Gürbüz bey bu natocu amarikan aygıtı iyi parti her seçim öncesi şişirilir. Son milletvekili seçiminde iyi parti yüzde 20. MHP. yüzde 6 gösteriliyordu anketlerde

  4. 1 ay önce

    mansur yavas yuzde 60 oyla kazanir

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!