NATO kafa NATO mermer(*)

featured
service

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Türkiye giderek yine NATO ve Amerika’ya yanaşıyor.

Açıkça görüyoruz.

Ankara, 15 Temmuz sonrası yakınlaştığı Rusya’ya mesafeyi açarak, 15 Temmuz sonrası uzaklaştığı Amerika’ya yaklaşmaya çalışıyor.

Ukrayna krizinde öyle.

Karadeniz’de öyle.

Doğu Akdeniz’de öyle.

Suriye’de öyle.

15 Temmuz Fetö darbe girişiminde kritik rol oynayan NATO’ya yaklaşılırken, FETÖ ekipleri de zil takıp adeta oynamaya başladılar.

Kafalarını saklandıkları karanlık yarıklardan çıkarıp dillenmeye başladılar.

Çünkü Türkiye’yi Batı hegemonyasına çıpalayan NATO, onlar için de yaşam kaynağı.

Peki NATO’ya yaklaşmamız gerçekten bizim için iyi bir şey mi?

Elbette ki değil.

Ama belli ki vaziyet sıkışık ve mecburiyet hasıl oldu!

Bir örnek ile devam edelim.

Savunma Bakanı Hulusi Akar, 5 gün önce, Genelkurmay komuta heyetiyle birlikte NATO Hızlı İntikal Edebilir Kolordu-Türkiye (NRDC-T) görevini 2021’de başarıyla yerine getiren 3. Kolordu Komutanlığına bir kutlama ziyaretinde bulundu.

Ve dedi ki: “NATO’nun değerlerini ve sorumluluklarını paylaşan Türkiye, 1952 yılından bu yana kendisine tevdi edilen tüm görev ve misyonları başarıyla yerine getirmektedir. NATO’nun her zamankinden daha aktif ve canlı olduğuna inanıyoruz.”

NATO esasen 1945 sonrası soğuk savaşın bir kurumuydu.

Türkiye de (Atatürk’ün vasiyetine uymayan ve onun ölümünden sadece 6 ay sonra Fransa ve İngiltere ile ittifak anlaşması yapan) İnönü ve devamında Atatürk devrimlerinden ürken toprak ağalarının kurduğu Demokrat Parti sayesinde Batı kampına girdi.

Giriş o giriş.

Burnu dertten kurtulmadı.

Kulüp dizisini seyreden çoktur.

Orada anlatılan 6-7 Eylül olayları mesela NATO’nun ilk operasyonudur.

Komünizm ile mücadele adı altında memleketin aydınlarını harcayan da yine NATO’dur.

Fetullah Gülen’i 1964 yılında, Erzurum’daki başarılı Komünizmle Mücadele dernekleri performansı sonrası MİT’e ve diyanete alan Fuat Doğu ve Yaşar Tunagür gibi isimler de kendilerine tevdi edilen görevleri yerine getiriyordu eminim.

Fetullah Gülen, 1962-1963 yıllarında, Erzurum Komünizmle Mücadele Derneğinin kurucuları arasında yer aldı ve dernekte aktif olarak görev yaptı.

Bu dernek, o yıllarda SSCB ile soğuk savaş yürüten CIA desteğiyle NATO bünyesinde kurulmuştu.

NATO demek aynı zamanda derin devlet demekti.

NATO’nun tüm üyelerine tevdi ettiği görev, sol ve milli hareketleri asla iktidara getirmemekti.

Bunun için İtalya’da Başbakan Aldo Moro’yu kaçırıp öldürdüler.

Soğuk Savaş döneminde haberimiz bile olmadan bizi SSCB’ye yem yapıyorlardı. (1962 Küba Füze krizi)

Türkiye’de 12 ile başlayan 2 faşist darbe yaptılar.

Siyaseti sürekli “dizayn” ettiler.

Sağ partileri iktidarda tuttular.

Sol partileri ise yasadışı ilan ettiler.

CHP ile özel olarak ilgilendiler.

Yıllar içinde…

Solcu molcu, Kemalist memalist aman diyeyim kimseyi bırakmadılar.

Milliyetçiliği, NATO Milliyetçiliği yaptılar.

Amerikan çıkarları için bir Turancılık, Esir Türkçülük vs. uydurdular.

Oysa dibimizde ABD Irak Telafer’de Türkmenleri uranyumlu bombalarla katlederken başka yönlere baktılar.

Topraklarımıza göz diken Kukla Kürt Devleti için hem de Türkiye’de oluşturulan Çekiç Güç’e ses çıkarmadılar.

Veya Kıbrıs davasına sahip çıkmadılar.

Sayın Akar’ın da dediği gibi Genelkurmayımız başta olmak üzere, Dışişleri Bakanlığı ve MİT’imiz hep NATO uyumlu oldu.

Oldu da iyi mi oldu?

Küçük Amerika diye başladığımız yolda geldiğimiz nokta Göçük Amerika oldu.

Yıllardır yazar çizerim.

Hatta bağırarak yaparım bu işi.

Amerika çöküyor, Asya yükseliyor!

Amerika’nın çöküşüne inanmayanların cennet ülkemizi getirdiği nokta işte burasıdır: Göçük ve küçük bir Amarika!

Amarika dedim çünkü genel olarak öyle biliniyor ülkemizde.

Bugün dünya ciddi bir kriz içinde.

Türkiye ise bu kriz ortamında kendi (ya da NATO’sal) dinamikleri içinde ekstra krizlerle boğuşuyor.

Amarika’nın sahibi olduğu NATO’nun derdi ise hep savaş, daha çok savaş.

Alın size işte ABD ve NATO’nun olağanüstü gayretleri sayesinde Rusya Ukrayna’ya dalmaya hazırlanıyor.  

Batılılar yangına körükle gidiyor.

Çünkü savaş çıkarsa, Rusya, hem Batı, hem Orta Asya’da güçsüzleşecek, birden çok cephede enerjisini tüketecek.

Çin de eğer bundan çıkar sağlamak isterse, ki isteyebilir.

O meşhur Çin-Rus stratejik ittifakı giderek çökebilir.

Ayrıca Rusya’nın geleneksel Hindistan ortaklığı da ortadan kalkabilir.

Suriye üzerinden bölgemize gelen Rusya, buradan da kovulabilir.

Afrika’da bayrak gösteren Moskova hakeza oralardan da çıkar gider.

Bu Batı’nın çıkarına bir şey.

Bizim çıkarımız ise sınırlarımız ve denizlerimizde barış ve istikrar olmasına dayalıdır.

Biz ne yapıyoruz?

Terör devleti Yunanistan ve terör örgütü PKK’ya açık seçik destek veren ABD’ye yakınlaşmak için, bize tevdi edilen tüm NATO görev ve misyonlarını başarıyla yerine getiriyoruz!

Mesela 80-90 yaşlarındaki emekli general ve amiralleri, FETÖ kumpasıyla hapiste tutuyoruz.

Ya da Montrö’ye sahip çıkalım, sarıklı tarikatçı asker olmaz görev komutandan alınır diyen emekli amirallere hapis tehdidini, Demokles’in kılıcını havada tutuyoruz.

Ki NATO karşıtı bir şeyler söylemesinler.

Niye?

Çünkü “NATO’nun her zamankinden daha aktif ve canlı olduğuna inanıyoruz.”

Peki öyle mi gerçekten?

ATA Platform geçenlerde “Büyük Güç Rekabeti ve Türkiye” başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı düzenledi.

Burada en çarpıcı nokta, ABD’nin artık tek hegemon güç olmaktan çıktığıydı.

Mavi Vatan kavramının babası E. Amiral Cem Gürdeniz, bunu tek tek anlattı.

Dünyaya 1945’te 6000 gemilik donanmayla hakim olan Amerika’nın bugün 160 gemiye kaldığını ve daha pek çok örnek vererek ABD’nin artık küresel lider filan olamayacağını vurguladı.

Dolar ve donanma hakimiyetini yitiren bir süper güç artık süper güç değildir.

Esasen kendi iç ekonomik ve sosyal sorunlarıyla boğuşan bir ada devletidir.

Dünya artık tek kutuplu değil, Türkiye NATO’dan ayrılarak bağımsız rotasını çizmeli, yükselen bir jeopolitik rekabet alanı olarak Türk dünyasının Batı etkisine girmesine müsaade edilmemeli.

Jeopolitik ideolojiden üstündür.

Nihai karar verici jeopolitiktir ve artık jeopolitik şartlar bize NATO tarafından tevdi edilen her görev ve misyonu başarıyla yerine getirmemizi gerektirmekten çok uzaktır.

Atatürk dönemi siyaseti için şartlar oluşmuştur.

Ama iç dinamikler o kadar karman çorman ki, bu şartların oluştuğundan bile pek haberleri yok.

ABD’nin sömürgeleştirme konusunda en başarılı hikayesi olan yurdumda “algı” epey zayıf.

Mesela bu toplantının twitterde paylaşılan ‘ABD hegemonyası bitmiştir’ başlıklı haberiyle ilgili belli ki trol olan isimsiz tiplerin yorumlarında kendilerince dalga geçerek ‘İyi de bundan ABD’nin haberi var mı?’ demeleri hödüklüğün geldiği noktayı gösteriyor.

E be hıyar fettoş evladım, ATA Platform da uydurmuyor bunları, bizatihi ABD kaynaklarına dayanarak anlatıyorlar.

Yani kısaca evet yavrum ABD’nin bundan çok net olarak haberi var!

Ama bizdeki NATO’severlerin haberi hala yok ve hala oradan medet umuyorlar.

Stokholm sendromu veya celladına aşık olma durumu.

Fakat artık boşuna!

Yeni bir çağa giriyoruz ve bu çağın adı Asya Yüzyılı.

 

(*) Nato kafa nato mermer: Eski İstanbul argosuna Rumcadan girmiş bir deyiştir. Ha bu kafa ha bu taş/mermer anlamında kullanılır. Yani kalın kafalılara söylenir.  

NATO kafa NATO mermer(*)

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

4 Yorum

  1. 4 ay önce

    Hüseyin Bey çok güzel acıklamışın teşekkürler

    Cevapla
  2. 4 ay önce

    Değerli yazınız için teşekkür ederim. Doğu Beyin hükümet üzerindeki etkisi azalıyor herhalde :) . Çözüm Atatürk Milliyetçiliği ve Kemalizm dir. Yapabileceğim tek şey çocuklarımı bu şekilde yetiştirmek.

    Cevapla
  3. 4 ay önce

    Sandığa atacağımız doğru yönü gösterebilecek bir pusula kalmadı elimizde. Zaman zaman Avrasya’ya yönelir gibi yapsa da kuruluş mekanizmasını hiç bir zaman terk etmeyen iktidar hızla fabrika ayarlarına dönüyor. Bunu gösteren iş, tavır ve söylemlerden başka yazılıp çizilenlere bakılırsa Dışişlerine de ‘kalın’ bir Atlantikçinin atanması eli kulağındaymış. Türkiye gemisi, Biden tayfası derken aaa! gemi altımızdan gitmiş. Meğer bindiğimiz şey gemi falan değil jet skiymiş!

    Cevapla
  4. 4 ay önce

    Evet, üstelik ülkesini bir pula satanlar hiç 57 yaşında ölmezler, bildiğim kadarıyla, ve oyun bozanları, oyun bozup başka oyun kuran zekası ve azmi (ve niye saklayalım, yakışıklılığı) yüzünden deli gibi kıskanılanları 57 yaşında oyun dışına havale etmek için nice minik ve görünmez biyosilahçıklar, nice laboratuvarlardan temin edilebilmektedir, ki artık biliyoruz.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!