Ofis tuttu, tabela astı... Bülent Arınç'ın yeni işi belli oldu

Ankara'da ofis açıp arabuluculuk yapamaya başlayan Bülent Arınç yeterince iş gelmemesinden şikayetçi. Arınç, Sedat Peker olayını da FETÖ'cülerin sık sık kara propagandasını yaptığı argümanla yorumladı: "Lohusa kadınların tutuklandığı Türkiye'de, "şanlı yargımız" bu ağır suçların sahipleri hakkında gerekeni yapacak herhalde."

Ofis tuttu, tabela astı... Bülent Arınç'ın yeni işi belli oldu

Eski TBMM Başkanı, Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yeni işi belli oldu. Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa ettikten sonra ortalarda görünmeyen Arınç, Ankara'da ofis kurup 'arabuluculuk' yapmaya başladı.

Önce KHK'lılarla ilgili sözleri ardından da HDP'li Selahattin Demirtaş'a övgüler yağdırıp serbest bırakılmasını istemesi büyük tepki çeken ve istifa etmek zorunda kalan Arınç, siyasette kendisinin uzlaşma noktasındaki başarısının bilindiğini öne sürdü.

'LOHUSA KADIN' GÖNDERMESİ

Arınç, Sedat Peker olayını da FETÖ'cülerin sık sık kara propagandasını yaptığı argümanla yorumladı: "Lohusa kadınların tutuklandığı Türkiye'de, "şanlı yargımız" bu ağır suçların sahipleri hakkında gerekeni yapacak herhalde.

Arınç şöyle devam etti:

"Bilmem, atarlarsa atacaklar. Ben dediğim gibi şu bütüncül bakışın içinde kalmaya çalışıyorum. Yargı gereğini yapmalıdır. Nasıl yapacak? Bütün bu iddiaları en ciddi biçimde inceleyecek ve sonucu kamuoyuna açıklayacak. Lohusa kadınların bile tutuklandığı, çocukları ile beraber cezaevinde kaldığı bir Türkiye'de, kanser hastalığı ile boğuşurken bile tahliye edilmeyen insanların bulunduğu bir Türkiye'de tutuklamalar yapılacaksa bu ağır suçların sahipleri hakkında herhalde yapılacak. Bu yargının görevidir. Tabii Adalet Bakanımızın yargının, HSK'nın ve bunlara talimat verme durumunda olan herkesin 'Bu olayların üzerine gideceksiniz arkadaş. Ben sizden adalet bekliyorum' demesi lazım. Şimdi işin yargı boyutu, emniyet bürokrasisi boyutu var. Emniyetin dışında başka eller de olabilir. Kendi içlerinde tekrar bir arınma gerekiyorsa, bunu yapacaklardır. Ve vatandaşa bilgi verilecektir. Tatmin edilecektir."

'NE YAZIK Kİ DOSYA GELMİYOR'

Independent Türkçe'den Can Bursalı'ya konuşan Arınç, şöyle devam etti:

"Miktarına hiç bakmadan bazen 1000 TL için, bazen 10.000 TL için uzlaştırmaya çalışıyorum. Fakat ne yazık ki dosya gelmiyor. Yani içinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntılar bir tarafa, bir de bu pandemi sürecinde yargı sürecinin çalışmıyor olması, bizim dosyalarımızın sayısını giderek azalttı."

"Cübbemi giymedim, giymeye niyetim yok" diyen Arınç şöyle devam etti: "Cübbe giymedim, giymeye niyetim yok. Çünkü bunun istismar edileceğini biliyorum. Ama ofisimin kapısında danışmanlık ofisi yazıyor. Özellikle ceza hukukunda bana dosyalar getiriyorlar. Kimisi Yargıtay safhasında, kimisi bir başka noktada. Ben dosyayı okuyorum. Kanaatimi bildiriyorum dosyayı getiren insanlara. Bu bir danışmanlıktır. Bunu da yapıyorum."

'HEM ARABULUCULUK HEM SİYASET KONUŞUYORUM'

2015'teki 7 Haziran seçimlerinden sonra aktif siyaseti bıraktığını öne süren Bülent Arınç, şöyle devam etti:

"O günden sonra da aktif siyasette bulunmadım. Ama şimdi sizin de gördüğünüz ofisimde hem arabuluculuk yapıyorum resmi olarak hem de siyaset konuşuyorum. Türkiye'nin her yerinden gelen insanlar, ülkem ile ilgili sorunlar soruyor, pek çok şey konuşuyorlar. Ben de onlara bildiğim kadarıyla bir şeyler söylemeye gayret ediyorum."

AKP'NİN YÜZDE 50 SORUNU

Arınç, AKP'nin bugünkü durumuna ilişkin de soruları yanıtladı...

AK Parti 20 yaşında... Sizin kurduğunuz AK Parti ile bugünkü AK Parti arasında bir fark görüyor musunuz?

"Aynı olması mümkün değil zaten. Yani bir derede iki defa yıkanılmaz. Veya bir suyla iki defa abdest alınmaz."

İlkeler açısından fark var mı?

"Sorunuz çok güzel. Şartlar mutlaka değişiyor. Kişiler değişiyor. Siyasetin kendi ilkeleri veya yaşantıları değişiyor. Bu noktalardan baktığım zaman ben AK Parti'yi kurarken yaşadığımız heyecanı, bugün de en azından Sayın Cumhurbaşkanının şahsında ve onun bazı arkadaşları ile birlikte devam ettiğini görüyorum. Ama şartlar partiyi o noktaya getirmiştir veyahut yönetim o noktaya getirmiştir ki, bazı konularda eleştiriler yapılabilir. Bu eleştiriler haklı da olabilir. Ama bu sürecin içerisinde yaşadığımız büyük travmalar var. O travmaları da gözettiğimiz zaman, bu süreçte AK Parti en azından 2012, 2013'e kadar yani bir 10 yıllık süreçte çok başarılı. Bu bir altın dönemdir. Ama 2013'ten günümüze kadar, zaman zaman yaşadığımız travmalar sebebi ile bazı eksiklikler, yanlışlıklar, hatalar da olmuş olabilir. Bunlar giderilebilecek işlerdir. Giderilmeyecek şeyler değildir. Yeter ki kuruluş ilkelerimize tekrar sımsıkı sarılalım."

Şimdi saptığını mı düşünüyorsunuz kuruluş ilkelerinden?

"Yaşadığımız olaylar sebebiyle, kısmen uzaklaşmalar olabilir. Kısmen yapılan hatalar olabilir. Bu hataların sebepleri de doğru olabilir, yanlış olabilir. Ama o parlak dönemde olduğu gibi yüzde 50'lik oy oranına, 2011 seçimlerinde ulaşmış bir partinin bugün ittifaklar ile bu nispeti yakalamaya çalışması artık seçmenin de siyasetçilerin de takdirinde olan bir konudur. Yani tek başımıza yüzde 50'yi almak başarısı, hatta bunu daha da arttırmak başarısı varken, bugün geldiğimiz nokta, yaşadığımız olaylar sebebiyledir."

Bir gerileme mi tarif ediyorsunuz?

"Yani ben o kelimeyi kullanmak istemiyorum. Ama yaşadığımız olaylar, bazı konuları eleştirilir hale getirmiş olabilir."