Selcan Taşçı: Maden yaptınız, vebalini de taşıyın!

Azerbaycan'ın ödül verdiği Türk gazeteci-yazarlar listesine bir tepki de Yeni Çağ yazarı Selcan Taşçı'dan geldi.

Selcan Taşçı: Maden yaptınız, vebalini de taşıyın!

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçisi Sayın Hazar İbrahim imzasıyla bazı gazeteci-yazarlara teşekkür belgesi verilmişti.

Teşekkür belgesinde şöyle yazıyordu:

Azerbaycan askerinin sahada verdiği savaşın yanı sıra ülkemizin vatan savaşı döneminde haklı davamızı tüm dünyaya duyurmak için medya alanında da bir savaş verdik. Bu savaşımızda yanımızda durarak, gerçekleri olduğu gibi dünya kamuoyuna ulaştırdığınız için size şükranlarımızı sunar, Türkiye Azerbaycan kardeşliğine desteklerinizden ötürü teşekkür ederiz.”

Teşekkür belgesi verilen isimler arasında bir dönem Ermeni diasporasının tezlerini savunan kişilerin de yer alması tepki çekti. Veryansın Tv yazarı Erdem Atay, tepkisini "Tebrikler Hilal Kaplan ve Hadi Özışık! Teşekkürler Azerbaycan!" başlıklı yazısıyla gündeme getirdi.

Dün de Yeni Çağ yazarı Selcan Taşçı, Azerbaycan'ın verdiği teşekkür belgesini yazı.

Yazının satır başları şöyle:

"(...)

Hilal Kaplan

Erivan'a gitti; Ermenistan parlamentosundaki bütün partilerin, "Türkiye'nin 1915'i soykırım olarak tanımasını ve Karabağ meselesinde Azerbaycan'la Ermenistan'ı kendi haline bırakmasını istediklerini" vurgulayıp, Türkiye'ye "İnkâr politikası dışında herhangi bir olumlu adım atması"nı tavsiye etti.

"İnkâr politikası" dediği, Türkiye'nin  (dönemin Osmanlı yönetimi adına aslında) "soykırım iftirasını" reddetmesi. Zira ona göre, "1915'te devletin suç işlediği gün gibi açıktı"!

Alenen, "Ermeni malları üzerine bina edilmiş bir devletimiz var. Bu kadar haramdan 'helali hoş' bir hayat devşirmek imkânsız" diyordu.

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Hocalı soykırımını da komuta eden katillerden biri olan dönemin Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile "maç keyfisi" yaparken, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan "Azerbaycan topraklarının işgali sona ermeden sınır kapısı açılmayacaktır" diyordu ya, Kaplan,  Erdoğan'ın, "Protokollerin tam tersi istikamette konuşarak açılım sürecini tepetaklak ettiğini" öne sürüyor ve bundan da hiç hoşlanmıyordu.

"Azerbaycan yönetimiyle işbirliğimizin sadece 'dost ve kardeş' ülke olmamızdan kaynaklandığı iddiası bana hiç de açıklayıcı ve inandırıcı gelmiyor" diyor ve "tek millet, iki devlet" politikasına itiraz ediyordu.

Karşılığında, "Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Türkiye Cumhuriyeti'ndeki Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçisi Hazar İbrahim"den, üzerinde, "Azerbaycan askerinin sahada verdiği savaşın yanı sıra ülkemizin vatan savaşı döneminde haklı davamızı tüm dünyaya duyurmak için medya alanında da bir savaş verdik. Bu savaşımızda yanımızda durarak, gerçekleri olduğu gibi dünya kamuoyuna ulaştırdığınız için size şükranlarımızı sunar, Türkiye Azerbaycan kardeşliğine desteklerinizden ötürü teşekkür ederiz" yazan bir teşekkür belgesi aldı.

PKK'yla yapılan müzakereleri topluma hazmettirmek üzere oluşturulan Akil İnsanlar Heyeti'nde görev yaptıktan, devlete "katil" hatta "seri katil" deyip, binlerce insanın katili Öcalan'ın "yaşatmayı seçtiğini" savunduktan, "TSK, gerçekten Peygamber Ocağı olsaydı arife günü kan döker miydi?" tivitleri attıktan, asker eşlerine hakaretamiz ifadelerde bulunduktan, o askerlerin canları pahasına dalgalandırmaya çalıştığı Türk bayrağının (HDP'li Demirtaş gibi) "adının değiştirilmesi"ni teklif ettikten sonra, Cumhurbaşkanı'na, sınırda görev yapan askerlerimize yaptığı "moral ziyareti"nde eşlik edenler arasında Kaplan'ın da yer alması "vicdanları" ne kadar yaraladıysa, Azerbaycan devleti, yöneticileri ve temsilcileri bilsin ki, bu "teşekkürname" de o kadar yaraladı!

***

Yanlış anlaşılmasın…

"Niye bize vermediniz de ona verdiniz" diye yapmıyorum bu hatırlatmaları. Amacımız, "teşekkür" almak olsaydı, yağlı ballı iki satıra bakardı; ki bu ülkede, bu en konforlusu, en kolayıydı.

Veryansın TV'den Erdem Atay'ın belirttiği gibi, bugün yenilen kimi hurmalar, yarın Ermeni işgalinden temizlenen Karabağ topraklarına atıfla "Ermeni malları üzerine bina edilmiş bir Azerbaycan var" diye tırmalamaya başlarsa, "Vay efendim bilmiyorduk" olmasın, kimse, bile göre yol açtıklarının vebalinden kaçamasın diye yazıyorum."