Hakan Paksoy

Türk dünyasını birleştiren köprü: Azerbaycan

Hakan Paksoy yazdı

featured

Dış Türkler, daha doğrusu Türkiye dışındaki Türkler ve Türk elleri çocukluk aşkımızdı. Hayâllerimizi süslerdi. Şarkılar söyler, türküler dinlerdik. Ruhumuzu hiç görmediğimiz Orhun’un kaynağından kandırırdık. Değdi saçlarıma bahar küleği (rüzgârı), nazende sevgilim yadıma düştün diye mırıldanırken aşkımıza seslenirdik. Geçtiğimiz hafta sonu yadımdan hiç çıkmayan nazendeme kavuştum çok şükür. Nihayet benim de saçlarıma Bakü küleği değdi.

Azerbaycan Yükseliş Partisi’nin (AY Parti) davetlisi olarak üç günlüğüne gittik. Bir deyirmi (yuvarlak) masa toplantısı için çağrıldık. Türkiye’den Dr. Sinan Demirtürk ve Prof. Dr. Hasan Oktay’la beraberdik. Her ikisi de bölgeyi çok iyi tanıyorlar. Özellikle Hasan Hoca Kafkas coğrafyasını karış karış gezmiş bir ilim insanı. İkisini de yeni tanıdım ama sanki yıllardır birlikteymiş gibi kaynaşıverdik. Elbette kalbi Türklük ve Türk dünyası için çarpanların daha görmeden dost oluşuydu bizimki. Bakü’deki dostlar da öyleydi.

Bakü’nün en güzel yerlerinden birisi olan İçərişəhər’de, Hazar manzaralı güzel bir otelde konuk edildik. Akşam da Azerbaycan mutfağının yemekleriyle tanıştık. Düşbere çorbası, Pip Dolması ve Vişne Salatası da vardı. Düşbere Çorbası, bir çeşit mantı. Duru ama çok lezzetli suyu var. Pip Dolması da Fıstık Ağacı yaprağından yapılmış. Ancak etli ve kalın sarılıyor. Vişne Salatası da bir harikaydı.

Yemek boyunca kültür ve Türk dünyası konuşuldu. Sevdası aynı olanlar bir araya gelince saatler çok çabuk geçti.

BAYRAKLARIN RENGİNİ SOLDURMAYANLAR

İkinci gün sabahı toplantıya katılmadan önce Şəhidlər Xiyabanı’yla (Şehitler Hıyabanı) Fəxri Xiyaban’ı ziyaret ettik.

Şəhidlər Xiyabanı’nda iki bölüm var. Birisi 20 Yanvar (Ocak) 1920’de, Rus tanklarının ve askerlerinin şehit ettiği Azerbaycanlı Türklerinin olduğu kısım. Çocuk veya genç ya da yaşlı, erkek yahut kadın ayırmadan ateş edilmiş, tanklar üzerlerine sürülmüş. Yetmemiş, Rus askerleri evlere girmiş. Ama Türk’ün bağımsızlık aşkına engel olamamışlar. Her 20 Ocak’ta şehitliği milyonlar ziyaret ediyormuş.

Xiyaban’daki ikinci bölümde, 1918’de Azerbaycan Türklerine yardıma giden Nuri Paşa’nın ordusundan şehit olan Türkiye Türkleri yatıyor. İsimleri tespit edilebilenlerin adları yazılı. Anıtın Kitabesinde de “Onlar, Azerbaycan’ın her yerinde birçok isimsiz mezarda ikinci vatanlarında yatmaktadır.” diyor. Hakikat da bu. Azerbaycan, Türkiye Türkü’nün Türkiye de Azerbaycan Türkü’nün ikinci vatanı. Böyle daha beş vatanımız daha var.

Bizim ziyaret ederken yağmur yağıyordu. Ama mezarlara bırakılmış karanfiller bir hayli fazlaydı ve taptazeydi.

Şehitlerden sonra devlet adamlarının ve millete hizmet etmiş sanat, edebiyat ve fikir insanlarının defnedildiği Fəxri Xiyaban’a gittik. Merhum Ebulfez Elçibey ve Haydar Aliyev’i ziyaret ettik. İlginç bir manzara vardı. Her yaştan çocuklar Xiyaban’daydı. Ve başlarındaki bir kişi onlara bilgi veriyordu.

Ertesi gün Karabağ Zaferi’nde şehit düşenlere gittik. Onlar da başka bir şehitlikte yatıyorlardı. Her üç xiyabanda da iki şeyin varlığı dikkat çekiciydi. Burada da her mezarda taze karanfiller vardı ve her yer bayraklarla bezeliydi. Bayraklar diyorum çünkü Azerbaycan ve Türkiye bayrakları yan yanaydı. Sadece şehitlikte değil Bakü’nün içinde de birçok ev ve işyerinde de Azerbaycan Bayrağı asılıydı. Bu bayrakların birçoğunun yanında da Türkiye Bayrağı vardı.

İkinci gün akşamı Azerbaycan’ın yetiştirdiği değerli ilim adamı, tarihçi, Prof. Dr. Nesip Nesipli’ye konuk olduk. Çay içip, şirinlik yedik. Şirinlik ifadesi bana ait. Azerbaycan’da çay ve yanındaki çeşit çeşit reçel vazgeçilmezmiş. En az üç çeşit reçel oluyor. Çok güzel reçellerdi. Elçibey döneminde Tahran büyükelçiliği yapan Nesip Muallim’le İran’daki gelişmeleri, Azerbaycan, Türkiye ve Türk dünyasını konuştuk. Çay ve Türk dünyasının meseleleri bir araya gelince vakit su gibi aktı.

GEÇMİŞTEN BUGÜNE

Caddeleri, parkları Türk büyüklerinin muhteşem heykelleriyle dolu Bakü’ye doyum olmuyordu tabi. Ancak biz Türk dünyasının ve Kafkas coğrafyasının önemli bir meselesini konuşmak için gelmiştik. Azerbaycan Türkçesiyle, danışmaqa gelmiştik. Çocukluk aşkımıza kavuşmuştuk ama aslında bugün için gitmiştik. Daha doğrusu bugünden yarına bakıp olabilecekleri konuşmak için.

İlk konuşmamızı uçaktan indikten hemen sonra yaptık. Reaksiya TV’de Zaur Qeriboğlu’nun (Gariboğlu) Siyasi Reaksiya programına çıktık. Prof. Dr. Hasan Oktay ve Dr. Sinan Demiryürek’le birlikte sorulara cevap verdik.

Fəxri Xiyaban’da Elçibey’i ziyaretimizden sonra toplantının yapılacağı otele vardık. Deyirmi masaya oturduk ve bugünü konuştuk. Toplantının başlığı da “21 Azər Hərəkatına Günümüzdən Baxış: Milli Muhtariyyət, Yoxsa İstiqlaliyyət?” idi. Gerçi çok açık ama yine de Türkiye Türkçesiyle de yazalım; “21 Azer Harekâtına Günümüzden Bakış: Millî Muhtariyet mi, Yoksa Bağımsızlık mı?”

21 Azer Harekâtı, 12 Aralık 1945’te Tebriz’de millî hükümet ilan edilmesi. Seyit Cafer Pişeveri liderliğinde Güney Azerbaycan’da bir araya gelen Türk aydınları, Türk halkının da desteğini alarak Türk Millî Hükümeti’ni ilan ediyorlar. Bir yıl sonra da bir Amerikan subayının teşkilatlandırdığı İran ordusu tarafından yıkılıyor. Bu millî hükümetin kuruluşunun yıldönümünü münasebetiyle bugüne bakıldı.

İRAN VE TÜRK DÜNYASI

Toplantıda iki milletvekili, profesörler, Güney Azerbaycan’dan konuklar, Bakü’nün fikir insanları vardı. Toplantıyı AY Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Aynur Qazanfərqızı (Gazanferkızı) yönetti. Adı üstünde deyirmi masa toplantısıydı. Her fikir konuşuldu. Çözüm üzerinde mutabakat oluştu mu? Elbette böyle bir konuda kısa zamanda mutabakat çok da kolay değil. Ama meselenin her yönü dile geldi.

Toplantıya hazırlanırken MDM’de arkadaşlarımla yaptığımız değerlendirmelerin merkezine, Türk dünyası, Türk kimliğinin güçlendirilmesi ile Güney Azerbaycan ve İran Türklerinin kararlarının desteklenmesi oturtuldu. Konuşmamı da bu konular çerçevesinde Güney Azerbaycan Türklerine destek üzerine yaptım.

Karar verilirken çok dikkatli olunması gerektiği üzerinde durdum. Çünkü ufak bir yanlışlığın uzun yıllara sâri büyük sonuçları doğuracağı bir süreçten geçiyoruz. Sabırla, farklı düşüncelerle çatışmaya yol açmadan ilerlenmesi gerekir. Türklerin zihin, duygu ve gönül bütünlüğünün de korunmasına özen gösterilmelidir. Türk halkının birliği çok ama çok önemlidir. Coğrafyanın hassasiyeti de yüksektir. Dolayısıyla istenen sonucun elde edilebilmesi için Türk halkının birliği her güçten daha değerlidir.

Başarıldığı takdirde, coğrafya Asya Türklüğüyle Batı Türklüğü (Türkiye ve Kıbrıs) arasında köprü olacaktır. Türk Devletler Topluluğu da bu köprü üzerinden kurulacak iletişimi, büyük bir birlikteliğe çevirebilecek imkân demektir. Bu fırsat en iyi şekilde değerlendirilmeli, her alanda stratejik iş birliğine gidilmelidir. Bunun sonunda da dünyadaki değişim sancısından bir Türk medeniyeti doğacaktır.

İçerişeher’de mükemmel heykel vardı. Şair Aliağa Vahid’in heykeli. Bize rehberlik eden Aynur Hanım da çok güzel anlattı doğrusu. İnternetten baktığımda çok güzel gazeller karşıma çıktı. Yalvarma’dan bir beyit bugüne de sesleniyordu:

“Sənin də bir gün olar novbaharın, ey bülbül, / Xəzan cəfasına səbr eylə, xarə yalvarma!”

(Senin de bir gün ilkbaharın olur ey bülbül, hazan cefasına sabret, dikene -rakibe- düşmana yalvarma)

Bir de bülbül yerine Türk’ü koyarak okusak mı, ne dersiniz?

***

Bizi Bakü’ye davet eden ve çok yüksek konukseverlik gösteren başta Ay Parti Genel Başkanı Anar Esedli olmak üzere, Genel Sekreter Aqil Dadaşzade, Genel Başkan yardımcıları Dr. Aynur Qəzənfərqızı,  Gülşən Hacıyeva ve Dr. Vasıf İsmayıl’e çok teşekkür ediyorum.

Türk dünyasını birleştiren köprü: Azerbaycan

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

2 Yorum

  1. 2 ay önce

    Bir süredir Veryansın’da yorum yazmamaya karar vermiştim. Lakin, dilsize konuşmayı hatırlatacak güzellikteki yazınız Türklük sevdalısı bu garip bülbülü dile getirdi. Harika bir yazıydı. “Senin de bir gün ilkbaharın olur ey Türk, hazan cefasına sabret, düşmana yalvarma”
    cümlesi nadir gördüğüm şiirsel ifadelerden biri. “Karar verilirken çok dikkatli olunması gerektiği üzerinde durdum. Çünkü ufak bir yanlışlığın uzun yıllara sâri büyük sonuçları doğuracağı bir süreçten geçiyoruz. ” cümleleri ise muhtaç olduğumuz stratejik aklın ifadesi.
    Azerbaycan ve Türk Dünyası canımızdır. Kaleminize sağlık.

    Cevapla
  2. 2 ay önce

    Geçtiğimiz hafta sonu yadımdan hiç çıkmayan nazendeme kavuştum çok şükür. Nihayet benim de saçlarıma Bakü küleği değdi. Hayallerimi sen gerçekleştirmişsin .. varol

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!