Ağla sevgili yurdum

Ahmet Müfit yazdı...

Ağla sevgili yurdum

Alan Paton’un, 1948 yılında yazmış olduğu, Güney Afrika'da geçen ve ırkçı sömürü düzenini, büyük bir nesnellikle aktardığı kitabın adı: “Ağla sevgili yurdum”.

Kitabı hatırlamama neden olan şey ise, bazı “medya organları” ve “sivil toplum kuruluşlarının” yabancı ülkelerin resmi kurumlarından ve yabancı ülkede kurulmuş vakıflardan para aldığının ortaya çıkması, daha da doğrusu bilinen bir şey olmasına karşın yeni bir şeymiş gibi gündeme gelmiş olması üzerine yaşananlar.

Konunun kamuoyunda ilgi çekmesinin esas nedeni, yabancı fonlardan en çok kaynak kullandığı açıklanan ve ABD merkezli “düşünce kuruluşu” Center for American Progress'in (Amerikan İlerleme Merkezi) 2020 yılında yayınlandığı ve o zaman da “büyük ilgi gören” “Türkiye'nin Değişen Medya Manzarası” başlıklı raporda, "Batıdan fon alan medya kuruluşları" olarak nitelenen, bir zamanlar AKP yandaşı olup, şimdilerde hızlı muhalif rolü üstlenmiş olan çok sayıdaki kişiyi yazar, yorumcu olarak bünyesinde barındıran kuruluşlarından ikisinin -Nadire Meter ve Ertuğrul Kürkçü’nün yöneticisi olduğu IPS İletişim Vakfı’nın Bianet’i ve Ruşen Çakır’ın Medyascope’u- logolarının üzerinde de “bağımsız/özgür” olduklarının yazıyor, özellikle vurgulanıyor olması. Hal böyle olunca, yabancı kuruluşlardan aldığı parayla faaliyet gösteren bu medya kuruluşlarının gerçekten bağımsız olup olamayacakları üzerine yoğun bir tartışma başladı doğal olarak.

Medyadaki tepkilerle başlayalım. Yandaş medya, bize yandaş diyordunuz kendiniz de fondaş çıktınız diyerek ve bu yolla kendi yandaşlığını mazur gösterebileceğini sanarak ve sanki bunları ilk defa duyuyormuş gibi davranarak, “yandaşlığı”, emperyalizmin uşağı olduğunu söyledikleri fondaşların karşısındaki cephe, yerli ve milli olan olarak göstermeye çalıştılar. Bugüne kadar olan suskunluklarını, gerekçelendirmeye gerek duymadılar. İktidarı zora sokma potansiyeli taşıyan her konuda olduğu gibi, bu konuda da, “dün dündür, bugün bugün” tavrını, iktidarı aklayacak, iktidarın konjonktürel olarak işine yarayacak şekilde sürdürmeye devam ettiler.

Yakın geçmişte AKP yoldaşı olup, şimdilerde en hızlı AKP muhalifi olan bir kesimin tepkisi de farklı değildi. Bekleneceği gibi, söz konusu vakfın ABD istihbarat teşkilatı ile doğrudan bağlantılı olan vakıf kurucuları tarafından fonlandığını görmezden geldiler. Kendisinin de dışarıdan “fonlandığı”, yukarıda sözünü ettiğimiz Amerikan İlerleme Merkezinin 2020 raporunda yer alan Duvar isimli internet sitesinde yazan bir yazarın kaleminden, yabancıdan aldığı parayla gazetecilik yapıyor olmayı, sıradan insanlar nezdinde meşrulaştırmak, sanki bir çaresizliğin sonucuymuş gibi gösterebilmek amacıyla “Baskıcı rejimin kurumsallaştığı bir ülkede, pragmatik bir bakış açısıyla fonlar üzerinden kimsenin kimseyi vurmaya hakkı olmasa gerek. Aksi takdirde dünyanın verisini, sayemizde yöneten YouTube mu temiz Allah aşkına, kim bağımsız sorularına beyhude yanıtlar aramamız gerekir ki bu işin sonu yok” diyecek, günümüz dünyasında kimsenin hiçbir basın organının bağımsız olmadığını/olamayacağını söyleyecek kadar ileri gittiler. Herkesi kendileri gibi zannetti ya da öyle göstermeye, yabancıdan fonlanmaya karşı çıkanlara da kendi ellerinin karasını bulaştırarak, bu rezilliği aklamaya çalıştı. Benzer bir tepki şimdilerde AKP muhalifi olmuş, 2002 AKP’si sever, Ergenekon, Balyoz gibi FETÖ kumpaslarını ülkenin demokratikleşmesi için atılan doğru adımlar olarak değerlendiren kesimlerden bir diğeri Evrensel Gazetesinden geldi.

DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, patron gazetesinde, özelleştirmelerden mal kapma yarışındaki patronunun parasıyla bağımsız gazetecilik, hatta okur temsilciliği yapan Faruk Bildirici, ABD’li vakıflardan, başka devletlerden para alarak gazetecilik yapmakta herhangi bir sakınca olmadığını, yabancılardan para alınmasının “bağımsızlığa” leke sürmeyeceğini söylediler.

Kendi sitesinde açıklama yapan ve çok yönlü bir linçle karşı karşıya olduğunu söyleyen Ruşen Çakır, Zor bir iş yaptığımızın farkındayız ama bu linçleri hak etmediğimizin ama bir diğer yanıyla da hak ettiğimizin farkındayız. Çünkü işimizi iyi yapıyoruz, açık yapıyoruz, şeffaf yapıyoruz. Ve Türkiye'de her şeye rağmen her koşulda bağımsız ve özgür gazetecilik yapmanın mümkün olduğunu gösterdiğimiz için farklı kesimlerin çok ciddi şekilde bizden rahatsız olmasına neden oluyoruz" diyerek ve yabancı bir kuruluşun parasıyla ne denli kahramanca işler yaptığını, nasıl “bağımsız kaldığını” bir kez daha tekrar etti.

Batılı medya kuruluşları ve basın örgütleri de konuya eski yoldaş, yeni muhalif dışarıdan fonlu yerli medyamız gibi yaklaştılar. Dışarıdan aldığı parayla “bağımsız gazetecilik yaptığı iddiasında bulunan yayın organları ve sahiplerine karşı oluşan tepkiyi, “basın özgürlüğüne” müdahale olarak yorumladılar. Bazı “basın organları” ve “sivil toplum örgütlerinin”, küresel şirketler ve ABD, İngiltere, Almanya, Fransa gibi devletlerin desteklediği vakıfların sağladığı finansmanla, 1980’li, 1990’lı yıllarda Doğu Avrupa’nın ve 1990 sonrası özellikle 2000’li yıllarda Ortadoğu’nun dönüşümünde/dönüştürülmesinde, neoliberal dünya düzeninin, demokratik görünümlü operasyonel gücü olarak işlev gördükleri gerçeğini yok saymaya/gizlemeye çalıştılar.

Gelelim en önemlisine yani siyasetin tepkisinin ne olduğu konusuna.

İktidar Partisi AKP, tam olarak kendinden beklendiği gibi ve hiç de inandırıcı olmayan şekilde ve bir zamanlar bu kişilerle aynı gemide yan yana ulus devleti hedef aldıklarını, kumpaslara birlikte destek olduklarını, birçoğunun o dönemde de benzer şekilde harçlıkla ya da fonla çalıştığını bilmiyormuş gibi davrandı. Daha da önemlisi kendi vatandaşının her tür özel -stratejik- verisini, özelleştirme maskesi altında yabancı sermayeli bankalarla, telekomünikasyon şirketleriyle, sağlık kurumlarıyla, sigorta şirketleriyle, hatta kargocularla paylaşan kendileri değilmiş gibi yaparak, dışarıdan fonlanan medyayı emperyalizmin hizmetinde olmakla suçladı.

CHP cephesinden gelen iki açıklama, fonlananları aklar şekilde oldu. Kılıçdaroğlu’nun törenle CHP’ye aldığı Cihangir İslam, "Yayın politikasını beğenmeyebilirsiniz ama fon aldığı için suçlamak anlamsız Ruşen Çakır aldığı tüm fonları şeffaf tuttu. Yayın politikasını değerlendirin" diyerek, yabancı vakıflardan/fonlardan para alarak bağımsız gazetecilik yapmakta bir mahsur olmadığını savundu. Tartışmayı, tek sorun bu işin gizli ya da aleni yapılmasıymış noktasına indirgedi. Tartışmaya katılan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ise Ruşen Çakır’ı adeta Ruşen çakır’ın sözleriyle savundu. “Gazeteci Ruşen Çakır’ın kurucusu olduğu Medyascopetv başarılı işler yapan, bağımsız gazeteciliğin yaşaması için uğraşan, gazeteci yetiştiren bir medya kuruluşu. İftira sataşma ya da şeffaf süreçlerin kriminalize edilmeye çalışılması da doğru işler yapıldığının göstergesi aslında” diyerek, İslam’la aynı çizgide yer aldı.

İyi Parti gibi mevcut, HDP, Davutoğlu ve Babacan gibi mutasavver Millet İttifakı ortakları da, esas olarak Kılıçdaroğlu gibi doğrudan topa girmemeyi, son dönemde ittifakın en şevkli savunucusu olan ve sıklıkla boy gösterdikleri Medyascope’a ve Ruşen Çakır’a karşı tavır almamayı, suskun kalmayı tercih ettiler.

Sonuç olarak, Ruşen Çakır’ın eskiden destekleyip, birlikte yürüdüğü AKP, olayı milli güvenlik sorunu olarak görüp eleştirirken, her dem desteklediği HDP ve şimdilerde desteklediği, HDP, Babacan ve Davutoğlu ile genişletilmiş Millet İttifakı sessiz kalarak ya da Kaftancıoğlu ve İslam’ın ağzından olumlu açıklamalar yaparak Çakır’ı ve yabancı devlet ve kuruluşlardan para alan medyayı desteklemeyi tercih etti.

Ekonomisini yabancıların verdiği borçla kalkındıracağını zanneden, borçla ayakta tutmaya çalışırken siyaseten bağımlı hale geldiğinin görmezden gelindiği bir ülkede, bu konuda da, herkes her kesim kendinden beklendiği gibi davrandı, kimse farklı tavır gösterip, kimseyi şaşırtmadı. Yaşananlar, bu ülkenin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını, Atatürk’ün kurduğu bağımsız cumhuriyeti savunanların yani bu ülkenin gerçek çoğunluğunun, siyaseten ne denli sahipsiz olduklarını bir kez daha ortaya çıkardı.

Kaynaklar.

  1. https://www.amerikaninsesi.com/a/amerikan-dusunce-kurulusundan-turk-medyasi-raporu/5468390.html
  2. https://bianet.org/
  3. https://medyascope.tv/
  4. https://www.perspektif.online/devlet-medyayi-suni-teneffusle-yasatiyor/
  5. https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/07/25/ips-iletisim-vakfi-bianet-butun-guc-merkezlerinden-bagimsiz-kalacaktir
  6. https://www.gazeteduvar.com.tr/fon-alinca-hain-almayinca-bagimsiz-mi-oluyorsunuz-makale-1529415
  7. https://www.veryansintv.com/foncu-amerikalinin-dikkat-ceken-iliskileri-sorulara-ne-dedi
  8. https://www.amerikaninsesi.com/a/medyaya-besinci-kol-faaliyeti-duzenlemesi-mi-geliyor/5975330.html
  9. https://www.veryansintv.com/akp-mkyk-uyesi-kurt-yeni-bir-cozum-sureci-mumkun
  10. https://twitter.com/cihangirislam/status/1418910286485020673
  11. https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiyede-bazi-medya-kuruluslarinin-fon-almasi-tartismalara-neden-oldu-1854591