Erdoğan’a ‘28 Şubat’ kargosu... 'Kapısını bir kez daha çaldım'

14 emekli generalin tutuklanmasının ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ‘kapımızı çalan olmadı’ ifadelerini kullanmıştı. 28 Şubat davasında yargılanıp beraat eden emekli Albay Alican Türk Erdoğan’a 4 sayfalık bir mektup yazdığını açıkladı. Türk, 'Yargıtay kararı sonrasında kapımızı çalan olmadı" diyen Sn.Cumhurbaşkanı'nın kapısını - bir kez daha - çalmış oldum' dedi.

Erdoğan’a ‘28 Şubat’ kargosu... 'Kapısını bir kez daha çaldım'

VERYANSIN TV

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28 Şubat davasına ilişkin temyiz incelemesini 9 Temmuz'da tamamlamasının ardından Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, cezası kesinleşen 14 kişi hakkındaki hükmün kesinleşme kararını geçen 18 Ağustos'ta infaz savcılığına gönderdi. Müebbet hapis cezasına çarptırılan, aralarında Çevik Bir ve Çetin Doğan'ın da bulunduğu 14 emekli general 19 Ağustos'ta tutuklamaya yönelik yakalama kararı verildi. Sonraki günlerde yakalanan sanıklar, hükmün infazı için cezaevine gönderildi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kararın ardından 1 Eylül’de yaptığı açıklamada "28 Şubat davasında bazı eski generallerin hapis cezaları infaz ediliyor. Söylentiler oldu sizin affedebileceğinize yönelik, bu hususta ne düşünüyorsunuz" sorusuna "Yargı kararını verdi. Bu karar sonrasında bizim kapımızı çalan olmadı" yanıtını verdi.

İlgili haber: Erdoğan'dan '28 Şubat cezaları' sorusuna yanıt

Açıklamadan 3 gün sonra 28 Şubat davasında yargılanarak beraat eden Emekli Albay Alican Türk Erdoğan’a mektup yazdığını açıkladı.

28 Şubat davasının kumpas davalarının son halkası olduğunu anlatan Türk, “Bütün bunları Sn. Cumhurbaşkanı'na 04 Eylül 2021 tarihinde yazıp gönderdiğim 4 sayfalık bir mektupla anlattım. Yani "Yargıtay kararı sonrasında kapımızı çalan olmadı" diyen Sn.Cumhurbaşkanı'nın kapısını - bir kez daha - çalmış oldum." dedi.

Türk “Amacım, Sn.Cumhurbaşkanı'nın da o hukuksuzlukları, sahtelikleri kendi gözleriyle görmesi ve bu duruma müdahale edip yasal yetkileri çerçevesinde ilgili mercileri harekete geçirmesi, gerekirse hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle ilgili yargıçlar hakkında inceleme başlat(ıl)masıdır.” ifadelerini kullandı.

Alican Türk’ün basın açıklamasının tamamı şöyle:

“Türk Medyasının Değerli Temsilcisi;

Bilindiği üzere 28 Şubat kumpas davası en son Yargıtay 16. Ceza Dairesi Başkanlığı'nın 30.06.2021 tarihli kararı ile - şu aşamada - sonuçlanmış ve "suçlu" bulunan 14 komutanımız 19 Ağustos 2021 tarihinde cezaevlerine konmuştur.

Aynı davada 2012'de gözaltına alınarak tutuklanan, 14 ay cezaevinde kalan, 2013'te başlayan yargılama süreci sonunda önce Yerel Mahkeme'nin (Ankara 5. ACM), ardından İstinaf Mahkemesi'nin (Ankara BAM 21. Ceza Dairesi) ve son olarak da Yargıtay'ın (16.Ceza Dairesi) kararlarıyla beraat eden emekli askerlerden biriyim. Yani kaderin bir cilvesi, o komutanlar cezaevine konurken ben "özgürlüğümü" kazanmış (!) oldum.

‘KUMPAS DAVALARINI SON HALKASI’

Ancak her ne kadar beraat etmiş olsam da, söz konusu davaya ilişkin soruşturma ve yargılamanın nasıl hukuksuzluklar, usulsüzlükler, sahte belgeler üzerinden yürütüldüğünü çok yakından biliyorum. Zira 106 celse süren davanın 105'ini - hem de en önde oturarak - takip ettim. Son derece net olarak söyleyebilirim ki, bu dava 2006'ların sonunda Şemdinli Davası'yla başlayıp Atabeyler, Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Askerî Casusluk, Kozmik Oda, Oda Tv, Malatya / Zirve, Erzincan / İlhan Cihaner, Fenerbahçe / Şike vb. yaklaşık 15 davanın son halkasıdır ve FETÖ tarafından organize edildiği sabit olan bütün o davalarda ne tür hukuksuzluk, usulsüzlük, sahtecilikler varsa aynısı 28 Şubat davasında da vardır, yaşanmıştır.

‘ERDOĞAN’IN KAPISINI BİR KEZ DAHA ÇALMIŞ OLDUM’

Bütün bunları Sn. Cumhurbaşkanı'na 04 Eylül 2021 tarihinde yazıp gönderdiğim 4 sayfalık bir mektupla anlattım. Yani "Yargıtay kararı sonrasında kapımızı çalan olmadı" diyen Sn.Cumhurbaşkanı'nın kapısını - bir kez daha - çalmış oldum.

‘SAVCI KILIKLI BİR HAİN…’

Ayrıca sanıklar olarak Yargıtay'a sunduğumuz ve halen "FETÖ üyeliği ve Kozmik Oda'dan devletin gizli belgelerini aşırmak" suçuyla 17 yıldan fazla hapis cezasına çarptırılan savcı kılıklı bir hainin hazırladığı iddianamede yapılan sahtekârlıkları, çarpıtmaları, tahrifatları içeren 1700 sayfayı aşkın Temyiz Dilekçesi'ni 4 cilt halinde kendilerine gönderdim. Amacım, Sn.Cumhurbaşkanı'nın da o hukuksuzlukları, sahtelikleri kendi gözleriyle görmesi ve bu duruma müdahale edip yasal yetkileri çerçevesinde ilgili mercileri harekete geçirmesi, gerekirse hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle ilgili yargıçlar hakkında inceleme başlat(ıl)masıdır.

İşte, 04.09.2021 tarihinde Sn.Cumhurbaşkanı'na gönderdiğim mektubun bir kopyasını ve ilgili kargo fotoğraflarını şimdi de sizlerin (ve sizler aracılığıyla kamuoyunun) bilgisine sunuyorum.

‘SAHTELİKLERİ KANITLANMIŞ BELGELER’

“Sayın Medya Temsilcimiz;

Medya grubu olarak 28 Şubat'ı bir "askerî darbe" olarak görüyor olabilirsiniz, o süreçte komutanların tutumlarını eleştirebilirsiniz, aldıkları cezaları hak ettiklerini savunabilirsiniz. (Veya tam tersi...) Elbette ideolojileriniz, siyasal tercihleriniz, dinsel inançlarınız ya da dava konusunda sahip olduğunuz bilgiler tutumunuzu belirlemektedir. Ancak özellikle hak ve adalet söz konusuysa herkesin siyasal tutumlarını bir kenara bırakıp hukuku, adaleti savunmak ana görevi olmalıdır. Ben de bu davada beraat etmiş bir "sanık" olarak, davanın hukuksuzluklar içerdiğini, sırf sanıkları suçlu çıkarmak için özel çaba harcandığını, sahtelikleri kanıtlanmış belgelerin gerçek gibi kabul edilerek karar verildiğini; kısacası 28 ŞUBAT DAVASINDA "NORMAL OLMAYAN" BİR TAKIM İŞLEYİŞİN VAR OLDUĞUNU VE BU ANORMALLİĞİ GÖRMEZDEN GELMENİN KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNU ısrarla vurguluyorum.

İşte Sn. Cumhurbaşkanımıza gönderdiğim mektubu ve eklerine ilişkin fotoğrafları - şu'cu bu'cu diye - siyasi duruşu ne olursa olsun ayırım yapmadan, ulaşabildiğim bütün medya organlarıyla, yani sizlerle paylaşıyorum. Gerçekleri bilmenizi önemsiyorum, hukuk ve adalet söz konusuysa gerçeklere gözünüzü kapayamayacağınıza, kapamamanız gerektiğine inanıyorum.

Sn. Cumhurbaşkanımıza gönderdiğim mektubun ekleri, Yargıtay'a sunulan Temyiz Dilekçesidir. Söz konusu dilekçenin tamamını içeren linki de aşağıda bilgilerinize sunuyorum. Dilerseniz sizler de yapılan hukuksuzlukları, usulsüzlükleri, sahtecilikleri kendi gözlerinizle somut biçimde görebilirsiniz.

Şahsen Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı olarak hak, hukuk ve adalet adına bu yazıyı yazma, paylaşma ihtiyacı hissettim. Yargının verdiği yanlış kararın bir dakika bile zaman yitirilmeden düzeltilmesi ve 14 komutanımızın serbest bırakılması gerektiğini savunuyorum. Hepsini yakından tanıdığım komutanların oldukça ilerlemiş yaşları ve sağlık durumları itibariyle durumun kritik olduğunu değerlendiriyorum.

Mevcut kararlar Türk Yargısının alnında bir leke, sırtında bir kamburdur. O lekenin temizlenmesi ve / veya kamburdan kurtulma konusunda gerekli çabanın gösterilmesini - Sn. Cumhurbaşkanı'nın ötesinde - sizlerin boynunda da bir borç olarak görüyorum.

Lütfen bu dava üzerinde ciddiyetle, özenle ve ısrarla durunuz!

Saygılarımla,

Alican TÜRK”