Hibrid soğuk savaş dönemi mi başlıyor?

Dr. Barış Adıbelli yazdı...

featured

31 Ağustos 2021 tarihi Afganistan tarihi ve geleceği için bir milat olduğu kadar Avrasya coğrafyası dünya için de milat olmuştur. 20 yıl sonra nihayet ABD ve NATO Afganistan’dan çekilmiştir. Bu tarih bazıları için ABD ve NATO’nun yenilgisi olarak değerlendirilerek Afganistan ve bölge için büyük bir zafer olarak görülürken, Rusya ve Çin, ABD’nin hesapsız ve plansız çekilmesinin Afganistan’da ve bölgede yeni bir kaosu tetikleyeceği gerekçesiyle eleştirmişti. Aslında Avrasya üzerindeki jeopolitik hesaplaşma daha sona ermeden ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi bu mücadelenin sadece birinci perdesini kapatmıştı. İkinci perde Ukrayna’da açılacaktı.

Ukrayna savaşı yeni bir dönemin başlangıcını oluşturdu. Tıpkı Soğuk Savaş’ın ilk ve son sıcak savaşı Kore Savaşı’nın Soğuk Savaş’ın zamana hâkim olmasını sağladığı gibi Ukrayna savaşı da bu yeni Soğuk Savaş’ın zamana hakim olmasını sağlayacak. Ancak bu sefer ki soğuk savaş hibrid bir soğuk savaş olacak, yani soğuk savaşın hem rekabetçi hem de kutuplaştırıcı tüm unsurlarını barındırırken aynı zamanda sıcak savaşları, çatışmaları ve hibrid tehditleri de içerecek. Biden’ın Amerikan iş adamlarına kurulmakta olan yeni bir dünya düzeninden bahsederken gerçekte hibrid soğuk savaş dönemine atıfta bulunuyordu. Yine, Biden, Polonya’da uzun soluklu bir savaş için hazırlıklı olun çağrısında bulunurken hibrid soğuk savaş dönemine işaret ediyordu.

NATO bile benzer çağrılarda bulunmaktan geri durmamıştı. İngiltere Başbakanı, savaş bitse bile Rusya’ya yaptırımlar devam edecek derken bile hibrid soğuk savaş döneminin gelişini vurguluyordu. Rusya’ya karşı Batı’nın tavrı bir savaşın ötesine geçerek Avrupa’dan dışlanmış, kovulmuş bir Rusya oluşturmaya yönelik bir adımdı. Bu haliyle Rusya’yı doğuya hapsetmenin bir başka yöntemiydi. Aslında ABD, kendi eliyle yeni bir doğu bloku oluşturuyordu. Bu yeni doğu blokunun Rusya’nın dışındaki olası ortakları da merak konusu: İlk sırada Çin geliyor, ardından Kuzey Kore, Orta Asya devletleri ve İran geliyor. Hindistan da Rusya yanında duruyor gibi görünse de Hindistan’ın geleneksel dış politikası bağlantısızlık, bir tarafa yaslanmama ve pragmatizmdir.

ABD, soğuk savaşın oluşmasını bu sefer “zamanın ruhu ” tarafından sağlanmasını beklemek yerine bizzat koşulların oluşmasında katkıda bulunmak istiyor. Ancak zamanın ruhu buna izin verir mi yoksa Avrupalı müttefikleri arasında büyük bir jeopolitik ve tarihsel kırılma mı yaşar önümüzdeki günlerde daha da netleşecek. Ancak ABD’nin Ukrayna savaşında çıkardığı en büyük ders ortak bir düşmana karşı Avrupa’nın ABD’nin yanında saf tuttuğu gerçeğidir. O halde Avrupa’nın ABD’nin yanında durabilmesi için sürekli bir düşmanın var olması gerekmektedir.

Ukrayna savaşı böyle bir hibrid soğuk savaşın tesisi için yeterli mi? Tabi ki yeterli değil. Ukrayna savaşı bu yeni düzenin ilk adımını oluşturdu ama ABD’nin planının işleyebilmesi için devamının gelmesi gerekmektedir. Bu süreçte, daha önce de olduğu gibi yine NATO’ya merkezi bir rol verilecek. Bu bağlamda, haziran ayındaki NATO Madrid zirvesi belirleyici olacak. Bu zirvede NATO’nun yeni gelişmelere göre ince ayar yapılacak. Finlandiya ve İsveç’in üyelikleri gündemde. Rusya, bu iki ülkenin üyeliğine karşı çıkıyor ve sonuçlarının ağır olacağını söylüyor. Öbür taraftan NATO Karadeniz ‘in stratejik önemine vurguda bulunarak, Karadeniz’den vazgeçmeyeceğini söylüyor ve Gürcistan’a sahip çıkıyor.

ASYA’DA RENKLİ DEVRİMLER BAŞARILI OLDU

Biden, Amerikalı iş adamlarına yeni bir dünya düzeninin kurulmakta olduğunu haber verirken, bu yeni dünya düzenine de ABD’nin liderlik etmesi gerektiğini söylüyordu. Dolaysıyla, ABD, liderlik için her türlü planı çoktan devreye sokmuştu. Rusya’yı sadece Ukrayna ve Karadeniz üzerinden değil Orta Asya üzerinden de kuşatmanın yollarını arıyordu. Bu bağlamda, 2022’nin Ocak ayında Kazakistan’da ve geçtiğimiz hafta Pakistan’da yaşananlar sanki ABD’yi işaret ediyordu.

Her şeye rağmen, kim ne derse desin Asya’daki Renkli Devrim girişimleri başarılı oldu. Kazakistan’da yaşanan olaylar üzerine zamlar geri alında, hükümet istifa etti ve Nur Sultan Nazarbayev’e yakın isimler devre dışı bırakıldı. Ayrıca Nazarbayev Ulusal Güvenlik Konseyi başkanlığını da bırakmak zorunda kaldı. Tüm bu gelişilmeler normalmiş gibi yansıtılsa da eğer Kazakistan’da olaylar olmasıydı bu gelişmelerin hiçbirinin olmayacağının da unutulmaması lazım. Demek ki birileri Kazakistan’da sınırlı olsa da belli bir sonuca ulaşmış durumda.

Öte yandan bezer bir durum da Pakistan’da gerçekleşti. ABD’nin hükümeti düşürmeye yönelik iddialarına karşı komplo teorisi denildi ve kısır siyasi çekişmelere dayandırıldı; ancak sonuçta ABD’nin Afganistan sonrası politikalarına ve Pakistan’dan üs taleplerine karşı çıkan İmran Khan hükümeti düşürüldü.

Gelişmeler sadece Kazakistan’da ve Pakistan’da olmuyor. ABD’nin yeni müttefiki Afganistan’daki Taliban yönetimi ile ABD arasında da ilişkiler iyice gerilmiş durumda. ABD’nin laik ve seküler beklentiler içine girdiği Taliban 2.0 şimdilerde özüne dönerek Taliban 3.0’a terfi etmesi, Avrupa’da sürmekte olan Ukrayna savaşının perde arkasındaki jeopolitik hesaplaşma ve meydan okumalar bağlamında önemli hale gelmiştir. Tüm bu adı geçen aktörlerin Asya’da Rusya’nın yakın çevresi içinde olması daha da dikkat çekicidir.

Özellikle son günlerde AB ve BM’nin Orta Asya’ya ve özellikle Tacikistan ve Afganistan’a karşı ilgilerinin artmış olması da önemlidir. Özellikle, Nisan ayının ilk günlerinde Taliban karşıtı Tacikistan’ı ziyaret eden AB ve BM yetkilileri burada Afganistan’ı gündeme getirmeleri tesadüf değildir. Özellikle Penşir’deki Ahmet Şah Mesut’un oğlu liderliğindeki Taliban karşıtı Tacik güçlerinin hareketlenmesi ve yine Afganistan’da tamamen Taciklerden oluşan Ensarullah örgütünün yeniden toplandığı haberlerinin gelmesi bir anda Tacikistan’ı da yeni dönem için odak noktası haline getirdi. Rusya medyası bu durumu “Tacikistan, Afganistan’da AB müttefiki oldu” şeklinde yorumladı. Rus uzmanlar, havaların ısınmasıyla birlikte karların eriyeceğini ve özellikle dağlardaki militanların tekrar Afganistan’da saldırılar düzenleyeceğini öngörüyor.

Kuşkusuz, AB’nin ve Tacikistan’ın Taliban karşı güçleri desteklemesi, Taliban’ın da ister istemez bir takım adımlar atmaya itecektir. En başta Tacikistan’a karşı duruşları belli olan Hakkani grubu ile IŞİD-Horasan, Taliban ile yeni bir ittifak oluşturabilir ki bu da Afganistan için yeni bir iç savaş anlamına gelecektir. Eğer ABD, Pakistan’ı yanına alabilirse iç savaş yerine bu grupları birleştirip yeni bir Orta Asya Emirliği/Halifeliği vaadiyle Rusya’ya, Çin’e ve Orta Asya’ya karşı vur kaç taktikleri üzerinden harekete geçirebilir.

Bu jeopolitik fay hattının üzerinde en zayıf halka olarak 1990’larda büyük bir iç savaş yaşamış olan Tacikistan bulunmaktadır. Buradaki İslami gruplar halen 1990’lardaki iç savaşın acılarını unutmuş değiller. Bu grupların, 1990’lardaki iç savaş sırasında Afganistan’daki Kuzey İttifakı ve Taliban ile ilişkileri olduğu ve silah yardımı aldıkları da biliniyor. IŞİD Horasan’ın özellikle ABD/NATO kontrolündeki Afganistan’dan Tacikistan’a saldırılarda bulunduğu biliniyor. O dönem, Rusya’nın Orta Asya’daki en büyük askeri gücünün bulunduğu Tacikistan’a Afganistan’dan yapılan saldırıları ABD ve Afgan hükümeti görmezden geliyordu.

Sonuç olarak, ABD’nin ilk adım olarak Avrupa’nın kapılarını Rusya’ya kapatmak, Rusya’nın da kapılarını Cin’e kapatmak olarak gözüküyor. ABD, Ukrayna savaşına farklı bir pencereden bakıyor. Bu pencere bize savaşın iki aşamalı bir küresel liderlik savaşına dönüştüğü gösteriyor. İlk aşama Rusya’nın devre dışı bırakılması, ikinci aşamada ise Çin’in icabına bakılması. Zelenskİy’nin Pazar günü CNN International’de yayınlanan röportajında savaşı sona erdirmek için Ukrayna’nın doğusundan toprak vermeyeceklerini söylemesi savaşın da seyrini değiştirecek gibi duruyor.

Ukrayna savaşı Kırım nedeniyle çıktı dersek yanılmış olmayız. ABD, Ukrayna’yı Kırım için NATO’ya almak istiyordu; ancak 2014’te Ukrayna Kırım’ı kaybedince ABD için de Ukrayna’nın NATO için bir anlamı kalmadı. Zira Kırım, Karadeniz’in anahtarıydı. Kırım’ı kontrol eden Karadeniz’i kontrol edecekti. ABD, Doğu Akdeniz’de Girit’e, Karadeniz’de Kırım’a üs kurarak Rusya’yı Karadeniz’den, Doğu Akdeniz’den, Basra körfezinden ve Hint okyanusundan izole edecekti. Ancak Rusya hızlı davranıp Kırım’ı ilhak edince işler değişti. Kırım(sız) bir Ukrayna artık ABD’nin NATO’da işine yaramayacaktı. Şimdi ABD, bir şekilde Kırım’ı kurtarmak için çaba sarf ediyor.

Aynı zamanda, NATO şimdilerde Gürcistan için hazırlanıyor. Amerikan Kongresi ve Dışişleri Bakanlığı aynı gün gönderdikleri mektuplarda Türkiye’ye F-16 savaş uçaklarının satılmasının ABD ve NATO çıkarları için gerekli olarak görülürken, diğer mektupta ise Ukrayna’ya Bayraktar İHA’ların verilmesi öneriliyordu. Bu gelişmelere NATO’nun Gürcistan’ı koruması altına aldığını söylemesi ve 18 Mayıs’ta Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Washington’a davet edilmesi, akıllara F-16’lar karşılığında Bayraktar İHA’ların acil bir şekilde Ukrayna’ya verilmesi hamlesi ve daha önemlisi Gürcistan’da ikinci bir cephenin açılmasını getiriyor. Ukrayna savaşında kullanılmayan Dedeağaç’taki yığınağın Türkiye üzerinden Gürcistan’da Rusya’ya karşı mı kullanılacak soruları zihinleri meşgul ediyor

Toparlamak gerekirse önceki Soğuk Savaş ideolojik rekabete dayanırken, gelmekte olan yeni Hibrid Soğuk Savaş ise jeopolitik rekabet üzerine kurulacak!

Hibrid soğuk savaş dönemi mi başlıyor?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

1 Yorum

  1. 2 ay önce

    Starlink’linklerin düşürülmesi Rusya’da gündemde iken (Starlink-Siha), emperyalist george soros’un da dediği gibi “Türkiye’nin en iyi ihraç ürünü ordusudur” sözünü hatırlamalı!!!

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!