1. Haberler
  2. Analiz
  3. Mete Han için Çin ne ise, bugünkü Türkler için de ABD aynısıdır

Mete Han için Çin ne ise, bugünkü Türkler için de ABD aynısıdır

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Türklerin atası olarak kabul edilen Mete Han (Mao-Tun) Çin hanedanlarının bin bir türlü hilesini yenerek tüm Türk boylarını birleştirdi.

Türk tarihindeki tartışılmaz yeri, sadece cesur ve öncü olmasından kaynaklanmıyor; fakat aynı zamanda gerçek bir kurmay olarak devlet yaratıcılığı yeteneğinden geliyor. 

Büyük Hun İmparatorluğu ideali, esas olarak, Türk boylarının birleştirilmesi, sonrasında buna bazı Moğol ve Farsî boyların eklenmesi ile hayata geçirilmiştir. Böylece tarihteki ilk büyük Türk devleti kurulmuştur.

Hun devleti öyle güçlü ve Çin için tehditkârdır ki, dönemin hanedanı, canının güvenliği için, bugün uzaydan bile görülebilen Çin Seddi’ni inşa ettirmiştir.

ŞAHİN VE KARTAL METAFORU, BİR DEVLET KAVGASI

Mete Han’ın en sevdiğim özelliği, şahit olduğu bir Şahin-Kartal kavgasından, mücadele ve strateji metaforuna ulaşmasıdır.

Atası (Babası) Teoman’ın kendisine eş olarak gönderilen Çin prensesi Yenişi (Yen Sih) etkisi ile devletine ve oğluna sırt çevirmesine içerleyen Metehan, acısını bastırmak için gece karası atı Güntay’ı bozkırda durmamacasına sürerken, altında berrak bir derenin yayılarak serinlik verdiği, küçük ağaçlığa dikkât kesilir; ölümüne koşan Güntay’ın ağzından fışkıran okyanuslarınki kadar yoğun köpüğü dindirmek isteyen Metahan, durup, dinlenmeye karar verir.

Güntay suyun tadını çıkarırken, Metehan’ın gözü uzandığı çayırdan gökyüzüne ilişir. Mavi gök, vahşi çığlıklarla inlemektedir. Bir kartal ve şahinin kavgasıdır bu bağrıltıya sebeb…
Belki doğal sonuç kaya kartalının kazanmasıydı; ancak şahin uzlaşmaz bir mücadelenin takipçisi oluvermişti; daha büyük olan diğer yırtıcı kuşun göğsüne indirdiği ölümcül darbelere karşın düşmemeyi ant içmişti âdeta.

Büyük ve küçüğün, hâkim olan ile hâkim olmak isteyenin savaşı yaşanıyordu Gök Tengri’nin huzurunda.

Sorti ve manevralar arasında mağrur kartal, bir an için başka bir yönden sesi gelen bir av hayvanına çevirdi kafasını, işte tam o ânda bozkırın temel yasasına meydan okuyan şahin, çabuk bir saldırı ile kartalın önce boynuna, ardından gözüne arka arkaya ölümcül darbeler indirdi; kartal yer çekimine meydan okuyan güçlü kanatlarında da artık derman bulamıyordu; büyük bir kütle olarak yere çakılmıştı.

Zaferin haklı gururu ile havada daireler çizen Şahin, sanki Mete Han’a tutacağı yolu anlatıyordu: ‘Sakın umutsuzluğun pençesine düşme, nice küçükler vardır ki, büyük varsaydıklarını bir anda yerle yeksan eder.”

Şahin bir metaforik anlatım olarak Mete Han’ın zihninde değişmez bir yere oturmuştu.

TARİH İLK DÜZENLİ ORDU İLE TANIŞIYOR; ÇİN SEDDİ’NE KARŞI BİRLİKTEN DOĞAN TÜRK SEDDİ

Teoman’ın koynuna ajan olarak gönderilen Çin prensesi, Yenişi, kadın-erkek hep birlikte yay gerip, kılıç kuşanan, birlikte üreten, eşitce bölüşen Türklerin dayanışma, paylaşma, birliktelik özelliğini zayıflatıp, ortadan kaldırarak onları Çin’e tabî kılmanın planlarını yapıyordu. Teoman’dan olan Tigin’i (Hükümdar oğlu) başa geçirerek Hunların Çin tarafından asimile edilmesinin yolunu açmaya yelteniyordu.

Bu Çin prensesi, Teoman’ı öylesine etkisi altına almıştı ki, Hun devletinin kurucusu öz oğlu Metehan’ı düşman bellemiş, türlü numaralarla onu düşman Yüezhilere rehin vermişti. Ardından bu yağmacı kabileye saldırarak, âdeta oğlunun idam fermanını yazmıştı; fakat Mete cesareti ve mahareti ile Yüezhi cenderesinden kurtulmuş, sonrasında Teoman’ın kerhen verdiği 10 bin askeri, ondalık dilimlerle (10, 100, 1000 şeklinde devam ediyor) tasnif ederek tarihteki ilk düzenli orduyu kurmuştu.

Bu ordu sayesinde Türk birliği ve töresinin karşısına düşen atası Teoman ve şeytan prenses Yenişi’yi ebediyete göndermiş, Çin hanedanı Qin Shi Huang’ı amansız kâbuslara götüren Türk birliğini yeniden kurmuştu.

Türkler artık düzenli bir ordu ve Büyük Hun Devleti’nin çatısı altında Çin’in asimilasyon, bölme ve yönetme siyasetine set çekmişti. Türklerin seddi, Çin Seddi’den çok daha büyük anlamlar ifade ediyordu.

Tarihe yön veriyor, Çin hanedanlarının yutmak istediği Türk’ü özü ve sözü ile imparatorluklar çağına taşıyordu.

VATANSEVER DÜŞÜNCE KAYNAĞINI METE HAN’DA BULUYOR: ‘VATAN TOPRAĞI CANIM İLE EŞDEĞERDİR’

Mete’den önce atı Güntay’ı, sonra da kılıcını isteyen Çin imparatoru, bu cüretkârlığını çorak (verimsiz, ot bitmeyen yer) bir bölgedeki Hun toprağını talep etmeye kadar götürmüştü. Mete Han, ilk iki isteği, Türkün kanı dökülmesin diye kabul etti; ama mesele vatan toprağı olunca derhal Hun Kurultayı’nı topladı.

”Ey güngörmüş ihtiyarlar! Ordumuzun talim ve disiplini ile uğraştığım bu zamanda, Çin imparatoruna atımı ve kılıcımı verdim. Bunlar nefsime ait şeylerdi. Çok sevdiğim, ama vatan için vazgeçebileceğim şeyler… ne var ki şimdi alçak Çin Hükümdarı benden toprak istemektedir. Hun çerilerinin (askerleri) kanları ile suladıkları, görünüşte çorak ve değersiz bir toprak… Değil mi ki, o toprağın altında benim yiğitlerim yatar, o toprak bana en kıymetli topraktır. Atım benimdi verdim. Kılıcım benimdi; verdim. Ancak bu toprak benim değil, tüm Hun Türklerinindir. Beni bin parçaya bölselerdi onu kimseye veremem” dedi.

Türk tarih ve gerçeği ”İmparatorlular bakîyesiyiz” diyenler ya da tarihî Osmanlı’dan ibaret sayanlar ile anlaşılamaz.

Türklerin devlet ve vatan anlayışını, Mete Han ortaya koymuştur. Kendimden veririm; ama vatanın bir karış toprağını vermem, vatan toprağı canım ile eşdeğerdir.

Mete’den ‘Ya İstiklal ya Ölüm!’ diyerek yeni Türk devletinin bağımsızlık ateşini yakan Mustafa Kemal Atatürk’e kadar, onbinlerce yıl bu rafine vatan ve bağımsızlık düşüncesi, Türklerin devlet, imparatorluklar kurabilmesini sağlamıştır.

Mete’den doğan vatan toprağı anlayışı, kökünü Türklerin bağımsızlık ve özgürlük duygusundan alır ve evrenselleşir. 

ÇORAK HUN TOPRAĞI İLE RUHBAN OKULU (EKÜMENİK) EŞDEĞER İKİ TARİHİ TEHDİT

Çinliler, Şanyu (Ulu Hâkân, büyük imparator) olarak adlandırdıkları Mete’den (MÖ 198) Paten Kalesi kuşatması öncesi ne istemişse, 25 Eylül 2025’te Beyaz Saray kabulünde Trump, Türkiye’den aynısını istemiştir.

Trump, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını istiyor; Erdoğan, ”Üzerimize düşeni yapmaya hazırız” diyor.

Ruhban Okulu’nun sıradan bir azınlık okulu işlemi olmadığını herkes biliyor. Ekümenik (Tüm Hıristiyanları birleştiren merkez) hedefine yönelik bir adımdır. Roma’da Vatikan nasıl özel statü ile işleyen bir devlet sayılıyorsa, Heybeliada Ruhban Okulu üzerinden yürütülmeye çalışan plan da İstanbul’da bir din devletinin yolunu açıyor. Yani üniter devleti, vatan toprağını hedef alıyor. 

1910 yıl önce Çin hanedanları nasıl Türk boyları arasına nifak sokup, Türklerin devletleşmesini engelliyor, devlet kurmuşlarsa hile ile devlet içi ikilik çıkartıp, bölmeye ve kendine tabî kılmaya çalışıyorsa, binlerce yılın ardından aynısını ABD yapıyor.

Rusya ile enerji ticaretini sıfırlama dayatması, Türkiye’nin nadir toprak elementleri üzerinde yapılan talepler, Amerikan şirketlerine sıfır gümrük vergisi uygulaması, Suriye ve Filistin’de ABD çıkarları ile tam uyumlu olma direktifi, temeli Mete Han’a uzanan bağımsızlık ve özgürlük geleneğimizi ortadan kaldırmaya yöneliktir.

ABD, binlerce yıl önceki Çin hanedanları gibi, Türk’ü kendine tam bağımlı, asimile olmuş bir topluluk olarak görmek istiyor.

Filistin’e uluslararası destek çok önemli, bu nedenle İspanya ve İtalya’nın öncülük yaptığı Sumud Filosu’nu önemsiyorum, ama çocukların ve masumların katledilmesini önlemek, kalıcı barış için İsrail’e silâhlı yaptırım, ekonomik ve askerî baskı uygulamak, başta Kürecik olmak üzere, İsrail’e radar ve askerî destek sağlayan bütün üsleri kapatmak, Filistin hükûmeti ile denizleri kapsayan münhasır bölge anlaşması yapmak gerekiyor.

Filistin’deki İsrail katliamını radikal biçimde çözecek başka bir yol bulunmuyor. Radikal çözüm sizi otomatik olarak ABD ile karşı karşıya getirecek. İsrail saldırganlığının biricik dayanağı ABD desteği. ABD gücü olmazsa, İsrail olmaz.

Mete Han için Çin ne ise, bugünkü Türkler için de ABD odur. 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!