Fatih Ergin
Fatih Ergin
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Günah çıkarırken bile ‘Nazlı’ Ilıcak

Günah çıkarırken bile ‘Nazlı’ Ilıcak

featured

Fatih Ergin yazdı…

Bir zamanlar ihanet şebekesi FETÖ’nün medyadaki algı operatörlerinden biriydi Nazlı Ilıcak. FETÖ’nün kumpaslarının kumpas olduğunu alçılamak için çırpınan Nagehan Alçı ile birlikte haysiyet cellatlığı yapıyorlardı. Bunu yaparken de gazetecilik pozları veriyorlardı…

Aradan yıllar geçti. FETÖ’nün ihanet yürüyüşüne eşlik etmesinin bedeli ödetilmediği için TV’lerde arz-ı endam etmeyi, parsellediği köşesinden ahkam kesmeyi sürdürebilmesi sayesinde Nagehan Alçı’nın aynı tas aynı hamam olduğunu biliyorduk. Sorsanız, sanki o günlerde antiFETÖ cephesindeymiş gibi ciddi ciddi konuşabiliyor…

Aynı imkânın tanınmadığı Nazlı Ilıcak ise kapalı kutuydu. 15 Temmuz’un ardından 3,5 yıl cezaevinde kaldı ve 2016’dan sonraki ilk kapsamlı röportajını Medyascope’dan Emir Berke Yaşar’a verdi. Böylelikle onun da eski partneri Nagehan Alçı’dan tıpkı eski günlerdeki gibi farksız olduğunu, çok da bir şeyin değişmediğini gördük. Röportajda gördük ki, FETÖ’nün ihanetlerine ortak olmasının günahını çıkarırken bile nazlanıyor Nazlı Ilıcak…

Ilıcak’ın röportajında aksiyon 27 Mayıs konusu ile başlıyor. Bu başlık altında inceden inceden DP ve Adnan Menderes aklaması yapıyor. Önce DP Hükümetinin yanlışlarının İsmet İnönü’nün muhalefetinden kaynaklandığını sinsice işliyor. Sonra, “CHP de askerden medet umuyordu. 27 Mayıs darbesine CHP’lilerin dolaylı/dolaysız katkıları oldu. İsmet Paşa’nın ‘Sizi ben bile kurtaramam’ cümlesi, CHP’nin darbe beklentisini gösteriyordu. Orhan Erkanlı bunu sohbette bize doğruladı.” diyor…

Sizin anlayacağınız, yıllardır duyduğumuz ezberleri, yıllardır duyduğumuz teraneleri ve yine yıllardır olduğu gibi aynı zihniyetten duymuş olduk.

Oysa 27 Mayıs bir Kabakçı ya da Patrona Halil isyanı değildi. DP Hükümetini indirip CHP’yi iktidara getirmek için yapılmadı. Arkasında ne İsmet Paşa ne ABD vardı ve ne de iddia edildiği gibi Menderes Sovyetlere yanaştığı için yapıldı! Zaten Batı’ya sırt dönüp rotanın Sovyetlere çevrilmesi gibi bir durum da yoktu.

İsmet Paşa’nın “Sizi ben bile kurtaramam” cümlesi ve bu cümlenin yer aldığı meşhur 18 Nisan 1960 konuşması ise; siyasi hayatı 1907’de İttihat ve Terakki üyesi olmasıyla başlayan, 1908 Devrimi ile 31 Mart Vakasına tanıklık eden, Anadolu İhtilali’nin içinden gelen eski bir ihtilalcinin Türk Devrimi’ne yönelik karşı devrim yolunda ilerleyen bir iktidara tecrübelerinden süzülüp gelen nasihatleriydi. Yani darbecilere sefer görev emri çıkarmıyor, deneyimlerinden hareketle öngörüsünü ortaya koyuyordu.

27 Mayısçılar İnönü’nün o cümlesinden cesaret almışsa, birazcık kurmay aklı kalmış bir iktidarın da irkilip o sözleri dikkate alması, ders çıkarması, kendisine çeki düzen vermesi gerekmez miydi?

Zaten tam da bu ve buna benzer diğer palavralara, efsanelere, temennilere, algı işgallerine karşılık “Bay Gölge-27 Mayıs İhtilali ve Gizli Lideri” kitabını yazdım. Nazlı Ilıcak bilgilenmek isterse, temin edip okuyabilir ve Orhan Erkanlı konusunun doğru şekli de dahil olmak üzere bilgilenebilir. Ama sindire sindire okumasını tavsiye ederim. Çünkü röportajında, “15 Temmuz 2016’da duvara çarptım” dediği gibi bu sefer de başka bir hakikatin duvarına çarpabilir. Ortaya koyduğum belgelere rağmen temelsiz iddialara inanmaya devam etmesi de şaşırtıcı olmaz tabii. Bazı kimselerin saplantıları tedavi kabul etmiyor çünkü…

Sözlerinin devamında anlıyoruz ki, 27 Mayıs ve 28 Şubat konusunu kendisini “FETÖ’ye yardım ve yataklığa sürükleyen” kötülüklerin ana sebepleri olarak göstermeye çalışıyor. Menderes’in hatalarından İsmet Paşa’yı sorumlu tutması gibi…

28 Şubat sürecine yönelik sözlerinde ise laikliğe ve laiklik hassasiyeti taşıyanlara yönelik alerjisini ortaya koyuyor. Dindarlar konusunda yanıldığını söyleyip yargı vesayeti ve askeri vesayetten şikayetçi olduğu için bunlarla mücadele ettiğini söylüyor.

İnanalım mı?

Yargının ve ordunun o dönemlerde çok belirgin olan cumhuriyetçi karakterinden olmasın o şikâyet? Öyle ya, yargı ve ordu FETÖ’nün vesayetine geçerken tek itirazını gören duyan oldu mu acaba Nazlı Ilıcak’ın?

Nazlı hanım, gözlerinizin önünde FETÖ devletleşmedi mi?

FETÖ tehlikesine dikkat çekenler, FETÖ’nün önünden bile geçmeyenler bunu görüp sayısız kez uyarırken FETÖ’nün ekran yüzü Nazlı Ilıcak’ın görememesini bırakın haberdar olmaması mümkün müydü? Kumpaslarla tasfiye edilenlerin yerine FETÖ’cülerin getirildiğinden sağır sultan bile haberdardı!

“Vesayet savaşçısı” Nazlı Ilıcak, bugün geldiğimiz tek adam vesayeti sizin de eseriniz, hiç mütevazı olmayın lütfen…

Bahsetmemişsiniz ama yaşadıklarınızı anlattığınız cezaevinde kumpas mağdurları, kumpas şehitleri ve aileleri aklınıza geldi mi acaba?

Yarbay Ali Tatar, Yarbay Murat Özenalp, Tuğamiral Cem Aziz Çakmak, perişan olan aileler, sönen ocaklar geldi mi hiç aklınıza?

Vicdanınızla baş başa kalabildiyseniz mutlaka gelmiştir ama bir insanın vicdanı ile baş başa kalabilmesi için cezaevine girmesine gerek yok ki.

Sahi neydi o kumpaslarda tutsak edilenlerin günahı?

27 Mayıs’ı Ali Tatar mı yapmıştı mesela? Çakmak amiral miydi 28 Şubat’ı gerçekleştiren? Kaşif Kozinoğlu muydu askeri vesayeti kuran?

Hadi askeri vesayete, yanlışlara karşı mücadele ediyordunuz, aynı tavrı göz göre göre kumpas mağdurlarına yapılan hukuksuzluklara karşı sergilemeniz için sizi tutan neydi?  

Yani Nazlı hanım, üzerinden yarım asırdan geçen 27 Mayıs’ın, üzerinden çeyrek asır geçen 28 Şubat’ın kabahati var da sizin hiç mi kabahatiniz yok bütün olan bitende?

Ilıcak’ın günahlarına 27 Mayıs ve 28 Şubat’ı, laiklik ilkesini, Kemalistleri sebep yapıp sonra 15 Temmuz öncesindeki gibi olmadığını göstermek için “Türkiye’nin en büyük şansı Atatürk” diyerek, Atatürk argümanını kullanması da pes dedirtecek cinsten.

Bu ifadesini de “Tarikatların kamuda yapılanmasını hiç tasvip etmiyorum” diyerek taçlandırıyor. Ahmet Yavuz Paşa’nın dediği gibi, “Yüz yıl önce bilincine varılmış bir olguyu bu kadar badireden sonra ve bu kadar geç anlamak!”

Bir kez daha görüyoruz ki, Atatürk, kendisine karşıt olanların bugün bile 100 yıl önünde!

Sahi, madem artık tarikatların kamuda yapılanmasını tasvip etmiyorsunuz, e o zaman günahlarınızı neden 28 Şubat ile temellendiriyorsunuz?

28 Şubatçılar da aynı şeyi tasvip etmiyordu ve 15 Temmuz’da haklı çıktılar! Onlar haklı çıkarken siz duvara tosladınız!

Her ne kadar günah çıkarırken nazlanıyor olsanız da bilmem farkına vardınız mı Nazlı hanım; demek ki neymiş, Türkiye’nin ulusalcı paranoyalarına güvenilmeliymiş!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!